Kimliksiz – Bölüm 1

“Bak adı Galip, yazacak sana bu akşam işte konuştum diyorum!”

“Ya inanmıyorum! Çok heyecanlanırım ben! Ne diyeceğim!”

“Ne diyeceksin be! Konuşacaksınız işte yazar o sana, çok beğeniyorum ben o kızı dedi!”

“Vallahi mi?”

“Tabi vallahi kızım! Sana yalan borcum mu var! Akşam konuşursunuz ikiniz, bak bu iyiliğimi sakın unutma ha!”

“Yok unutmam!”

“Kız bana bak, kamera açalım derse aç tamam mı?”

“Kamera mı? Niye ki?”

“Salak birbirinizi görmek istemeyecek misiniz? Ona göre giyinirsin?” diye kocaman bir kahkaha atıp uzaklaştı Yonca.

Yonca ile aynı mahallede büyümüş, aynı okullara gitmişlerdi. İkisi de ortaokuldan terkti. Dilan okumayınca babası evde annesine yardım edip, kardeşlerine bakmasını istemiş, sokağa çıkıp, oraya buraya gitmesine izin vermemişti. Yonca’nın anne ve babası ayrılmışlardı. Annesi işe gidince, Yonca’da yeni edindiği arkadaş grupları ile takılıyordu. Bir de sevgilisi vardı. Daha da doğrusu bu üçüncü sevgilisiydi. Arkadaşları ve sevgilileri ile dışarıda neler yaptıklarını gelip Dilan’a anlattıkça, Dilan’ın da içi gidiyordu olanlara. Yonca’nın üzeri başındakiler de giderek değişmiş, güzelleşmişti, artık makyaj da yapıyordu. Nasıl aldığını sorunca erkek arkadaşının hediye aldığını söylüyordu. Çok güzel bir kız olduğu için erkekler kulu kölesiydi onun.

Sonunda bir gün onu hayran hayran dinleyen Dilan’a dönüp “İstersen sana da bir erkek arkadaş yapalım ha?” deyiverdi. Dilan babasından o kadar korkuyordu ki, yasaklar konduğundan beri dışarı çıkmayı denememişti bile.

“Nasıl olacak o iş peki?” dedi hüzünle.

“Kızım telefonun yok mu oradan konuşur, tanışırsınız önce, sonra bir yolunu buluruz sizi bir araya getirmenin!”

“Sahi mi olur mı öyle?”

“Olur tabi, dur ben Galip’e göstereyim senin fotoğrafını.”

“Galip kim?”

“Ay görsen o kadar yakışıklı bir çocuk ki!”

Dilan kıpkırmızı oldu heyecandan.

Bir kaç gün sonra Yonca yeniden geldi ve Galip ile konuştuğunu söyledi. İşte o akşam Galip onu görüntülü arayacak ikisi konuşacaklardı. Akşam olunca erkenden odasına girdi. Kapıyı kilitledi. Üzerine giyecek Yonca’nın tarif ettiği gibi askılı bir şeyler aradı ama hiç öyle kıyafeti yoktu ki. Yazın bluzlarının içine giydiği dantelli siyah atletini giydi, loş ışıkta ne belli olacaktı atlet olduğu, saçlarını da Yonca’ın söylediği gibi açtı ve biraz dağıttı. Kalbi yerinden çıkacak gibi atıyordu. Bir yandan telefonu sürekli elinde tutuyordu ki Galip aradığında ekranda numarayı görebilsin Evdekiler duymasın diye sessize almıştı. Gerçi babası akşamları o kadar yüksek sesle televizyon seyrediyordu ki, Dilan odada değil telefon konuşmayı, parti verse içeriden duyulmazdı. Sonunda beklenen numara ekranda belirince hemen açtı ve telefonu komodinin üzerine koyarak kendisi de görünecek şekilde yerleşti. Galip’in üst kısmında bir şey yoktu, kot pantolonun düğmelerini açmış yatağa uzanmıştı. Dilan birden bire beklemediği bu görüntü karşısında biraz utandı ama Yonca sakın utangaç davranma dediği için toparlandı hemen.

“Vay sen fotoğraftan bile güzelmişsin!” dedi Galip gülümseyerek.

“Teşekkür ederim!”

“Şu saçlarını at bakayım şöyle geriye, o beyaz gerdanın gözüksün biraz.”

Dilan iki eliyle attı saçlarını hemen arkaya doğru.

“Kızım sana bir şey diyeyim mi fotoğrafını görür görmez aşık olmuştum ben sana ama şu an orada yanında olmak için her şeyi veririm!”

Ne diyeceğini bilemedi Dilan, daha önce hiç sevgilisi olmamıştı.

“Haydi biraz kendinden bahsetsene bana!” dedi Galip

Dilan evden, kardeşlerinden falan bahsetti biraz.

“Öyle değil, yani neleri seversin? Aşık olduğum kadını tanımam gerek değil mi?”

Dilan bu sefer sevdiği yemekleri, kitapları, televizyon dizilerini anlatmaya başladı.

“Demek dizi seyrediyorsun. Heyecanlanıyor musun onları seyrederken!”

“Ah evet bazen çok heyecanlanıyorum, en güzel yerinde bitiriveriyorlar hemen!”

“En çok ne olunca heyecanlanıyorsun!”

“Ne bileyim işte, biri kaçırılınca, kızla oğlan kavuşunca, tehlikeye düştüklerinde falan işte!”

“Beni görünce de heyecanlandın mı?”

“Evet biraz!”

“Daha önce hiç erkek arkadaşın oldu mu senin?”

“Hayır hiç olmadı!”

“Baksana ben seni çok sevdim, galiba seninle evleneceğim!”

“Nasıl yani?” dedi Dilan heyecanla.

“Seni ilk gördüğümde anladım sen benim hayatımın kadınısın! İşte o dizilerde seyrettiğin gibi büyük bir aşkımız var bizim seninle!”

“Yani hemen ilk görüşte mi?”

“Tabi büyük aşklar böyledir!”

Galip gecenin ilerleyen saatlerinde Dilan’a övgüler yağdırıp, vaatlerde bulunup durdu. Dilan ancak babasının televizyonu kapattığını fark edince konuşmaya son verebildi. O kadar heyecanlanmış ve utanmıştı ki, telefonu kapattığında neredeyse dizleri titriyor, kalbi yerinden çıkacakmış gibi atıyordu.

Ertesi gün Yonca gelince sevinçten kekeleyerek anlattı olanları.

“Deme ya, demek hemen evlenelim dedi! Böyle erkek zor bulunur kızım. Çoğu seninle eğlenmek gezmek ister, bak bu evlenmek istiyor. Kaçırma sen bunu!” dedi Yonca.

“İyi ama babam böyle bir şeye izin vermez ki!”

“Niye vermiyormuş, evleneceksin işte her genç kız gibi!”

“Yani Galip’i tanımıyor o daha tabi, tanışsalar olur belki.”

“Kızım sen bu çocuğu seviyor musun?”

“Hem de çok, sabaha kadar heyecandan uyuyamadım. Arayacak bu gece yine!”

Galip ve Dilan on beş gün boyunca her gece konuştular telefonda, Galip Dilan için delirdiğini anlatıyordu sürekli. Ona sarılmak, öpmek istiyordu. Onu dünyanın en mutlu kadını yapmak istiyordu. Kazancı iyiydi. Güzel yaşatırım seni diyordu hep. Harika kıyafetler giyersin, harika yerlere gideriz. Dilan’ın ayakları yerden kesiliyordu bu anlatılanlara, iki haftadır gündüzlerin nasıl geçtiğini bile hatırlamıyordu. Hemen gece olsun Galip’in yataktaki o görüntüsü ekranda belirsin istiyordu. Seni bu yatakta kollarıma alacağım demişti. Dilan daha önce hiç hissetmediği tuhaf şeyler hissediyordu o böyle konuşunca.

“Bunun adı aşk” demişti Galip, “Sen de bana deli gibi aşıksın!”

Bir gün Yonca elinde bir kutu ile gelmişti. Galip’tendi. İçinde kırmızı askılı çok güzel bir bluz vardı. Birde tek gül.

“Ay ne romantik çocuk gördün mü ya!” diyordu Yonca durmadan, “Bu akşam mutlaka bu bluzu giy ki görsün ne kadar değer verdiğini, gülü de görünecek bir yere koy ya da eline al!”

Gece aynen Yonca’nın dediği gibi yaptı Dilan, kırmızı bluzu giydi, gülü de eline aldı.

“Ah benim aşk ateşim ne kadar güzelsin yine bu gece peri kızları gibi!” diyerek başladı Galip, “Ben artık sensiz dayanamıyorum, mutlaka görüşmemiz lazım bizim” diyerek devam etti.

Dilan’ın babası asla böyle bir şeye izin vermezdi. Herhangi bir bahane ile bile dışarı yollamıyordu onu.

“Kaç yaşındasın sen?” dedi Galip birden bire.

“On yedi buçuk!”

“Kocaman kızsın sen artık! Sana karışmaması lazım!”

Dilan cevap veremedi.

“Bak ben daha fazla dayanamıyorum, seni kaçıracağım, buraya getireceğim, bu odaya! İster misin? Yanı başıma gelmeyi?”

“Ah çok isterim!” dedi Dilan heyecanla, “Ama nasıl olacak?”

“Dedim ya kaçacağız! Kaçıp evleneceğiz!”

“Yani ailemi bırakacak mıyım=”

“Bir süreliğine, sonra gelip ellerini öperiz kendimizi affettiririz!”

Dilan durdu biraz, Galip onun tereddüt ettiğini görünce, yatağın yanına eğilip bir gelinlik tuttu ekrana doğru, “Bu kim için biliyor musun?”

“Ay inanamıyorum, benim mi?”

“Tabi senin, bunu giyip peri kızlarına benzeyeceksin. İstersen hemen yarın kaçırayım seni!”

“Tamam kaçır istiyorum!” diye çıkıverdi ağzından.

“Yonca sana yarın detayları anlatır o zaman, sabahı zor edeceğim aşkım, yarın gece burada kollarımda uyuyacaksın!”

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s