Can Borcu – Bölüm 12

“Bu defa çaylar benden!” dedi Korhan onun gelmesine mutlu olduğunu belli edercesine.

“Afiyet olsun!” dedi Pelin şaşkın şaşkın, “Gidip bardak getireyim” diyerek içeri girdi. Aslında boş bulunup söylemişti bu lafı, onu görür görmez kapının önüne çıkması da tuhaf olacaktı şimdi. Ne desindi ama onun bahçesiydi burası. Kafası karışık olsa da bardağı aldı, çantasını içeri bıraktı, çıktı. Bir bardak çay içip girecekti hemen.

“Sen yokken gelip oturdum biraz” dedi Korhan kızın bardağına çağ dolduruken.

“İyi yapmısşınız!”

“Yoktun herhalde babam öyle söyledi!”

“Evet bir ahbabımıza gittim!”

“Okul nasıl gidiyor?”

“İyi!”

Korhan kızın kısa cevaplarından konuşmaya çalışmanın anlamsız olduğu sonucuna vardı. Zaten buraya konuşmaya gelmiyordu ki, “Neyi zorluyorum?” dedi kendi kendine. Döndü önüne düşüncelerine dalmaya çalıştı yeniden. Pelin’de hiç ondan yana bakmadan yudumladı çayını. Hava iyice soğuduğu için omuzlarını çekmişti başına doğru, kollarını bedenine yapıştırmış oturuyordu.

“Soğuk oldu artık!” dedi Korhan bu defa sessizlik kararı kendi almamış gibi.

“Evet!” dedi Pelin gökyüzüne bakarak. Artık yıldızlar görünmüyordu yaz geceleri olduğu gibi. Ay ışığında grinin tonlarını almış, kıvrımlı bulutlar vardı gökyüzünde. Yakında hepsi gri olacaktı birleşip ve gökyüzünü unutacaklardı yeniden bahar gelene kadar. Tekin çok severdi bulutlara bakmasını, onları şekillerinden bir şeylere benzetirdi çocukluğundan beri, yıldızları da severdi. Onunla balkona çıkıp gökyüzünü seyrederlerdi akşamları, bir de çekirdek çitlerlerdi. Kudret hanım içeriyi batırıyorlar diye kızdığından, çekirdeklerini alıp balkona bir kilim sererler başlarını gökyüzüne çevirip çıt çıt sesler çıkarırlardı konuşmadan. Çok konuşkan değildi Tekin, Pelin kadar.

“Erkek tabi o!” derdi annesi, “Erkekler öyle konuşkan olmaz fazla, var olanı tabi de çoğunlukla olmaz!”

Derin bir iç çekip indirdi gözlerini çayına, Korhan elinde olmadan onu izliyordu. İçinde bir sürü şey yaşıyordu belli ki. Kendisine benzetmişti bu yüzden. Hayatı içinde olanları dışarı göstermeden yaşamaya çalışmak kadar yorucu bir şey olamazdı. Çok yorulmuştu o da. Zümrüt’e aşık olmuştu ilk başlarda. Onun enerjisi, heyecanı, renkli kişiliği farklı gelmişti. Tıpkı rengarenk bir oyuncak gibiydi. Ne zaman, ne yapacağı belli olmayan hayatı dolu dolu yaşamayı seven bir kızdı. Bu hareketliliğin ardında yatan bencil vurdumduymazlığı anlaması zaman almıştı. Kendinden başka kimseyi düşünmüyordu Zümrüt, bir şeyleri arıyor gibi sürekli oradan oraya koşuyordu. Hayatında dolduramadığı boşlukları var gibiydi. Kıyafetler, ortamlar, arkadaşlar için yaşıyordu sürekli. Hiç durmuyordu ama hiç. Eksik kalacak bir yerlerden diye strese giriyordu resmen. Ait olduğunu sandığı ortamların saçmalıktan başka bir şey olduğunu görmüyordu. Kimse gerçek değildi ki o ortamlarda, herkes olmadığı biriydi. Belli oluyordu zaten ama o bunu samimiyet sanıyordu nedense. Başta bu eğlence ve ışıltı Korhan’ı cezbetmişti kabul ediyordu. İlgi, övgü etkilenmişti. Sonra yorulmaya başlamıştı ama iki insanın arasında değil de bir kalabalıkla yaşıyorlardı sürekli. İçten olmayan kahkahalar, sabun köpüğü gibi dağılan kelimeler, boş bakan gözler, mutlu rolü yapan, ışıltılı bir sürü insan. Mutlu insanlar gibi sakin değillerdi, kendileri ile barışık insanlar gibi bir huzurları yoktu. Korhan’ın da yoktu ama arıyordu. Babasında gördüğü, annesinde gördüğü o sade huzuru arıyordu. Dışarıdan bir gün içeri döneceklerini sanıyordu ama o gün hiç gelmedi.

Konuşmaya karar vermişti o gün Zümrüt ile hatılıyordu. Bütün akşam bağrışa, çağrışa konuşmuşlardı. Kabul etmişti Zümrüt söylediklerini, o da aslında yorulmuştu. Korhan’ın onu bu bataklıktan kurtaracağına inanıyordu. İçlerindeki güzelliği birlikte bulup ortaya çıkarakçalarına. Uzun zamandır buna inandığını söylemişti. Aklında bunları değiştirmek için bir şeyler olduğuna ama harekete geçecek cesareti olmadığını anlattı.

“Yarın!” dedi sonra, “Yarından sonra sana söz veriyorum başka bir hayatımız olacak! Seni bir yere götüreceğim!”

Gene bir yere gitmekten bahsedince hayal kırıklığına uğramıştı Korhan ama nedense ona inanmakta istiyordu. Ailesinin Zümrüt’ü istemediklerini biliyordu. Çok direnmişti onunla olmak için. Bu yüzden nişanlandık demişti zaten. Bu yüzden nişanlanmıştı zaten. Kendi aralarında taktıkları bir yüzüktü hepi topu nişan dedikleri ama anne ve babasına bir şeyleri ispat etmek zorunda gibi hissediyordu nedense. Zümrüt’e o ilk aşık olduğu zamanlar, ondaki ışığı göremediklerini düşünüyor ve bir çocuğun ışıltılı bir oyuncağa sarılması gibi bir türlü bırakmak istemiyordu kızı. Onunla olmayı bu kadar savunduktan sonra başarısız olursa, “Gördün mü? Sana demiştik?” demelerinden korkuyordu. Niye korkuyordu onu da bilmiyordu. İnsan iki cümleden niye korkardı ki. Söyleyen annesi ve babası olacaktı, en fazla bir kaç sefer daha tekrarlayacaklardı. Yaşamak istemiyordu yine de bunu, aslında başarısızlığını kabul etmek istemiyordu şimdi anlıyordu. Konu anne ve babasının “Biz demiştik!” demesi değil onun ailesine karşı bu kadar savunduğu seçiminin yanlış olduğunu kendine itiraf etmesiydi zor olan. İkilem içinde onun sözlerine inanmayı seçti yeniden. Ona bir şans daha verecekti, ona değil de kendine belki.

“Ben artık gireyim, iyi geceler!” dedi Pelin mırıldanır gibi ve kalkıp kapıyı açtı, girdi içeri.

Korhan bir rüyadan uyanır gibi baktı ona ama ancak kız içeri girdikten sona zihni ana gelip tekrarladı sesleri ona.

“İyigeceler!” dedi kendi kendine. Kalktı yerinden yine rüyada gibi ve eve yürüdü.

Pelin onun ayak seslerinden anladı gittiğini. Kapısının önünde bir adam otururken uykuya dalmaya çalışmak tuhaf oluyordu. Uzun bir gün olmuştu onun için, yarın yine erkenden okula gitmesi gerekiyordu ama en azından böyle geç saate kadar değildi dersleri. Aklı annesinin iyileşip Munise teyze ve kız kardeşinin birlikte dükkanı açacakları günlerin hayaline gitti ve gülümseyerek daldı uykuya.

Zümrüt’ün gelmesine bir gün kalmıştı, zaten durmadan mesaj atıyordu. Korhan o son gece de gidip ruhunu dinlemeye karar verdi soğuğa rağmen. Havanın kararmasını bekledikten sonra hemen termosu aldı ve çıktı dışarıya. Ruşen hanımlar henüz kızın geldiğini farketmemişlerdi.

Korhan masanın yanına gittiğinde evde ışıkların yandığını gördü. Demek içerideydi bu defa. Onu korkutmamak için sessizce masaya yerleşti yine. Aslında o da çıkıp otursun istiyordu garip bir şekilde. Orada olduğunu belli etmek istiyordu zihninin bir tarafı. Hafifçe öksürdü bu yüzden oturduktan sonra. Kendine çıtırtı duyarsa korkmasın diye yaptığını açıkladı. Yani orada onun olduğunu bilip, tedirgin olmayacaktı içeride.

Pelin daldığı kitaptan kaldırdı başını öksürüğü duyunca. Televizyon izlemeyi de sevmediği için ev çok sessiz oluyordu akşamları. Abajuru yakıyordu sadece zaten. Loş ışığın altına geçip derslerini çalışıyor, kitaplarını okuyordu.

“Beni mi çağırıyor?” dedi onun içindeki seste birden, “Saçmalama!” diye azarladı hemen kendini. Orada oturmayı seviyor gelip oturuyordu işte. Başını kitaba eğdi yeniden.

İçeride hareket olmayınca Korhan’ın içindeki kıpırtı rahat durmadı bu sefer, bir kez daha öksürdü az öncekinden daha şiddetli bir şekilde ama bu sahte öksürük tükürüğünün boğazına gitmesine neden olunca iyice öksürmeye başladı nefes alamadığı için.

(devam edecek)

Can Borcu – Bölüm 12’ için 2 yanıt

  1. İşlediğiniz konuyu, naif insanları anlattığınız sıcak hikayelerinizi severek okuyorum her gün. Emeğinize sağlık.
    Küçük bir not:
    Daha önce bir okurunuzun da yazdığı gibi, -de -da’larla ilgili hatalar dikkatin dağılmasına neden oluyor gerçekten de. Çoğu zaman çok doğru kullanıyorsunuz, fakat bir bakıyorum en olmayacak yerde birleşik ve hatalı yazılmış. Belki gözden geçirmek için zamanınız yoktur. Keşke desteğim olsa size, hikayeyi yayınlamadan önce bir görüversem, düzeltsem sizin için, ne güzel olurdu 🙂
    Sevgiler

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s