Emanet bir yaşam – Bölüm 13

Hayal, Zarife’nin bu tür davetlerde ne giydiğini bilemediği için dolaptan kendince en uygun olan elbiseyi ayırdı. Daha sonra ona uygun bir ayakkabı ve çanta ayarladı. Seçtiği elbise ne çok gösterişli, ne de sadeydi. Yine de bir hataya düşmemek için seçtiği elbiseyi bir kaç gece önceden Semih’e gösterdi.

“Gayet uygun” dedi Semih şaşkınlıkla, daha önce karısının ona herhangi bir konuda akıl danıştığına şahit olmamıştı. O kızının yanına gidince, dayanamayıp misafir odasına girdi ve dolap ve çekmeceleri kontrol etmeye başladı. Mutlaka bir yerlerde bir şişe veya iğne, hap bulacağına inanıyordu. Tam Zarife’nin çantasını karıştırıyordu ki, Zarife kızının bebeğine bağlamak için bir şal almaya girdi odaya. Semih’i elinde onun çantası ile görünce durdu. Onun karısına güvenmediğini biliyordu. Semih yakalandığını anlamıştı ama hiç bir şey söylemedi. Bir süre öylece baktılar birbirlerine.

“Bana inanmadığını biliyorum ama temizim” dedi Zarife, “İstersen gidip kan testleri de yaptırabiliriz.” diyerek kollarını gösterdi ve nefesini üfledi ona doğru.

Semih çantayı aldığı yere geri bıraktı ve bir şey söylemeden kapıya doğru yürüdü. “Sadece anahtarımı bulmadığım için bakıyordum çantana karışmış olabilir diye” dedi sonra yüzünü dönmeden ve çıktı odadan.

Karısı bu kadar çaba sarfederken, yakalandığına üzülmüştü biraz ama yine de bu çabanın gerçek olduğuna, bu yeni Zarife’nin gerçek olduğuna inanamıyordu bir türlü. Ona bir kez daha kanıp hata yapabilirdi Bir kez kandırmıştı onu ve sonunda evlenip çocuk sahibi oluvermişlerdi bir anda. Şimdi benzer bir tuzağa doğru çekiliyor olabilirdi yeniden. Tam da ondan ayrılmaya karar verip bir delile ihtiyacı olduğu sırada ona yenilmek istemiyordu yeniden.

Ertesi akşam geldiğinde evdeki sessizliği farketti önce, “Buraya kadarmış demek!” dedi kendi kendine. Zarife dışarı çıkmış olmalıydı. Ortada hizmetçilerinde hiç biri olmayınca merak edip odaları gezdi. Hizmetçi odaları en alt kattaydı. Oraya inmek gibi bir adetleri hiç bir zaman olmamıştı. Masa hazırlanmıştı, mutfaktaki yemekler sıcaktı. Ceylin odasında değildi. Zarife’nin kaldığı odanın kapısı aralık olduğu için oraya dai göz atmak istedi. Evde olmadığını düşündüğünden bir sakınca görmemişti doğrudan ışığa gitti eli.

Zarife kızına sarılmış uyuyoru yatakta. Ceylinin bir kolu da annesinin üzerindeydi. Işık yanınca gözlerini açtı karısı ve başını kaldırıp ona baktı. Semih ne diyeceğini bilemez bir şekilde eliyle yatmasını işaret edip ışığı söndürdü ve çıktı odadan.

Evde ayak sesleri olduğunu duyan hizmetçilier yukarı çıkmışlardı.

“Semih bey kusura bakmayın onlar uyuyunca ses yapmayalım diye aşağı indik bizde” dedi Ceylinin bakıcısı. Teslime hanım da hemen önlüğünü takıp geçti mutfağa.

“Ceylin annesiyle uyumayı kabul mü etti?” dedi Semih şaşkınlıkla.

“Sormayın Zarife hanım onunla o kadar ilgileniyor ki maşallah. Ceylin artık ondan ayrılmak istemiyor.”

“Sence o iyi değil mi?” dedi Semih biraz fısıldayarak bakıcıya eğildi.

“Ceylin mi elbette iyi Semih bey lütfen gözünüz arkada kalmasın. Ona çok iyi bakıyorum ben!” dedi bakıcı panikle bir hata yaptığını düşünüp.

“Hayır onu sormuyorum!” dedi Semih, “Zarife yani?”

Zarife’nin önceki halini bilen bakıcı adamın ne demek istediğini anlamıştı. O da en az onun kadar şaşkındı ama Zarife hanım gitmiş yerine başka biri gelmişti sanki. Hayatında görmediği kadar iyi yürekli, nazik, çalışkan bir insana dönüşmüştü.

“Sanki ölmüşte, bir melek olarak geri gelmiş gibi!” dedi o da fısıldayarak.

Semih kendi gördükleri ve hissettiklerinin bakıcı tarafından da onaylandığını duyunca, Zarife’ye haksızlık ettiğini düşünmeye başladı yeniden. Belki de ona yardımcı olmalıydı böyle uzak durmak yerine. Onlar uyanana kadar yemeğe oturmayacağını söyleyerek kanepeye geçti ve düşünmeye başladı ondaki tüm değişiklikleri.

Ortalama kırk dakika sonra Zarife kucağında kızıyla geldi salona.

“Baba!” diyerek annesinin kucağından inip babasına koştu Ceylin. Zarife’de masanın bozulmamış olduğunu görünce mutfağa yöneldi.

“Bizi mi bekledin? Keşke yeseydin sen!”

Masaya yerleşirlerken Ceylin bakıcısının yanına oturduğunu görünce, “Sen git! Anne yedirsin!” dedi hemen. Bakıcı nazik bir gülümsemeyle Zarife’ye baktı, o da başıyla onaylayınca kalktı ve ayrıldı salondan.

“Benim güzel kızım annesiyle mi yiyecekmiş yemeğini!” dedi Zarife sevgiyle onun yanına yerleşirken.

Ceylin’i daha ilk gördüğü günden içi ısınmıştı ona. O uyurken yanına gittiği ilk gece özür dilemişti ondan annesinin yerine geçeceği için. Bir de söz vermişti elinden geldiğince çok  iyi bakacaktı. Çok sevecekti. Koruyacaktı. Kendi bulamadığı tüm annelik duygularını yaşayacak, yaşatacaktı onunla. Annelik hiç zor gelmemişti zaten. Onca yaşlı hastaya baktıktan sonra küçücük masum bir kıza bakmak çok daha kolay ve çok daha keyifliydi. Ona bir şeyler öğretiyor, oyunlar oynuyordu. Onunlayken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyordu bile. Ceylin’de bu kadar ilgi ve sevgiye karşılıksız kalmamıştı elbette. Çocuklar sevginin gerçekliğini ölçme gücüne sahiptiler doğuştan.

Semih kaşığı elinde hayran hayran izliyordu onları. Her şeyin yirmi günde nasıl bu kadar başka bir şekle büründüğüne inanamıyordu. Yarın akşam birlikte davete katılacaklardı ama şu gördüğü sahne ona öyle iyi gelmişti ki, Zarife gitmeyelim dese katılmaktan bile vazgeçebilirdi.

Yemekten sonra Ceylin oyuncaklarını getirip hem annesi hem babasıyla oynamak istediğini belli etti. Akşam üzeri annesiyle uzun uyudukları için hiç yorgun değildi. O gece geç saate kadar Zarife ve Semih o ne isterse onu yaptılar beraber. Kahkahalar attılar. Semih gözlerini alamıyordu bu yeni Zarife’den. Kızının onu nasıl sevgiyle kucakladığına bakıyordu büyük bir şaşkınlıkla, onun gözlerindeki o sevgiyi görüyordu sonra. Hayallerinin içinden bir anı yaşıyor gibiydi şimdi.

“Umarım bu bir rüya veya geçici bir durum değildir !” diyordu sürekli içinden. Karısının yüzü sevgiyle aydınlandığında herşeyden ve herkesten daha güzel oluyordu gerçekten.

Sonunda Ceylin yorulunca Zarife onu alıp odasına götürdü. Bakıcıyı odasına gönderdikleri için bu gece kızını o yatıracaktı. Bakıcının yaptığı gibi masal kitabını eline aldı ve ona masal okumaya başladı yanına uzanıp. Semih bu büyülü ikiliden ayrılmak istemediği için peşlerinden gitti ve onlara göstermeden Ceylin’in odasının kapısının önüne koridora oturarak anne kızın seslerini ve masalı dinlemeye başladı.

Çocukken annesi de ona masallar okurdu böyle. O da kendi çocuğuna masal okuyan bir eş hayal ederdi bu yüzden. Şimdi içerideki o kadın hayallerindeki eşten bile daha iyiydi. Üstelik onunla neredeyse üç yıldır evli oldukları ve daha öncesinde de tanıştıkları halde, onun böyle biri olduğunu nasıl olupta sakladığını bir türlü aklı olmıyordu. Karakterini değiştiren bir hastalığa mı yakalanmıştı. Yoksa aldığı alkol ve uyuşturucu onun hafızasını silip başka birine mi dönüştürmüştü. Mümkün müydü böyle bir şey?

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s