Emanet bir yaşam – Bölüm 11

Zarife gün içinde bakıcısı ile vakit geçiren Ceylin’in yanına gitmişti Doğan bey ile birlikte Çocuk ne Doğan beye ne de Zarife’ye yanaşmamış, hatta Zarife’yi görünce daha da çok ağlamaya başlamıştı. Bakıcı da bu durumdan huzursuz olduğu için çocuğu ona doğru yaklaştırmaya çalışıyor ama onun hırçınlığı arttığı için mecburen geri çekiyordu. Zarife ona da rahat olmasını bunun zamanla oluşacağını bir kaç kez tekrarladı.

Doğan bey Zarife’nin yanından ayrılmıyor onun davranışlarını dikkatle takip ediyordu. Ne de olsa her şey onun oyunculuğuna ve güvenilirliğine bağlıydı.

Semih kapıdan girdiğinde hizmetçi hemen karısının ve kayınpederinin geldilerini müjdeledi. Semih’in içine bir burukluk yerleşti hemen. Zarife’den uzaktayken hiç değilse bazı şeyleri hatırlamadan yaşayabiliyor, her an başımıza yine neler gelecek acaba diye tedirgin olmuyordu. Şimdi o eski stresler yeniden başlayacaktı. Zarife’nin hırçın ve tepeden bakan tavırları da cabasıydı elbette.

Salona girip nazikçe “Hoşgeldiniz” dedi baba kıza ve kotuğa oturdu. Zarife onun bir eşden çok bir yabancı gibi davrandığını görünce derin bir “Oh!” çekti içinden. Çünkü daha önce hiç evli olmamıştı, tanımadığı bir adama doğrudan eşi gibi davranmanın nasıl olacağının stresini yaşıyordu günlerdir. Semih’in bir yabancı gibi davranması aslında işin gerçeğine daha çok uyduğundan o da kendini daha raha rahat hissedebilirdi artık. Doğan bey ve Semih yemek boyunca genel konulardan bahsettiler. Semih göz ucuyla hiç sesini çıkarmadan onları dinleyen karısını gözetliyordu. Gerçekten de bir durgunluk vardı Zarife’nin üzerinde. Ancak son derece sağlıklı ve aydınlık görünüyordu diğer taraftan. Hastalağını atlattığını belli oluyordu ama diğer huyları hakkında ne kadar değiştiğini zaman gösterecekti elbette. Muhtemelen bu sessizlik Doğan beyin önceden söylediği gibi ilaçların etkisiydi. Burada doktor kontrolünde olmadığı için ilaçları bırakırsa her şey yeniden sarpa sarabilirdi.

“Babacığım Zarife’nin ilaçlarını tembihediğiniz değil mi çalışanlara. Burada Ceylin ve sosyal hayat onu yorup içmeyi atlamasın diye söylüyorum!” dedi Doğan beye bakarak.

Doğan bey damadının endişelerini anlıyordu, onun devam ilaçları olacağını düşünmesi de gayet normaldi, “Merak etme oğlum Zarife tamamen iyileşti, bir süredir hiç ilaç kullanmıyor artık!” dedi gülümseyerek.

Semih yeniden dönüp şaşkınlıkla karısına baktı. Zarife’de ne diyeceğini bilemediği için, “Evet iyiyim ben artık merak etme!” dedi zor duyulan bir sesle.

“Zarife geçmişte yaptığı şeyler ve sizi üzdüğü için kendini biraz kötü hissediyor oğlum. Bunları zaten ikiniz konuşursunuz ama ben baştan bilmeni istedim. Bundan sonra sen de izin verirsen artık her şey daha iyi olabilir aranızdaki. Öyle değil mi kızım?”

“Evet, babacığım!” dedi Zarife gülümseyerek.

“Haydi ama bu işi başarmak zorundasın!” diyordu bir yandan içinden kendine. Bu kadar içine dönük olmamalıydı, o bu adamla bir süredir evliydi, burası onun eviydi. Biraz daha doğal ve rahat olması gerekirdi ama yapamıyordu bir türlü. Zarife’nin konuşma ve tavırlarını getirmeye çalıştı aklına. Sonra saçını onun sürekli yaptığı gibi düzeltti eliyle.

“Semih zamanla anlayacak babacığım her  şeyin düzeldiğini, ona da zaman vermemiz gerek yeniden güvenmesi için” dedi daha özgüvenli bir tonlamayla.

Doğan beyin bakışlarından bu defa olduğunu anladı sonra, Semih’in bakışlarındaki şüpheyi gördü sonra. Karısının değişeceğine asla inanmadığı bakışlarından anlaşılıyordu. Onu inandırıp güvenini kazanana kadar devam edecekti, başka da çaresi yoktu zaten. Doğan bey bir kaç gün sonra yeniden adaya dönecek o zaman bu evde tamamen tek başına kalacaktı.

Bakıcı Ceylin’i getirip artık uyuyacağını söyletince, o da kalkıp onlarla birlikte çocuğun odasına gitti. Ceylin onu görünce ağlamayı bırakmıştı en azından. Bakıcı ona bir masal okurken odanın bir kenarında sessizce oturup onları izledi.

Ceylin’in odası tıpkı bir masal prensesinin odası gibi süslenmişti. Çok güzel oyuncakları ve eşyaları vardı. Bir çocuğun sahip olmak isteyeceği maddi her şeye sahipti. Bir annesi yoktu sadece yanında. Bir çocuk için en önemli şeye sahip değildi, her şeye sahip olduğu halde. Hayal’de böyle bir yerde büyüse nasıl hissederdi diye düşündü kendi kendine. Bir bakımevinde değil de böyle zengin bir evde büyüseydi. İnsanın içinde eksikler varsa dışardaki zenginliklerin bir anlamı olmadığı sonucuna vardı sonra. Asıl zenginlik yürekteydi. Bakıcı ayağa kalkıp ona bakınca anladı çocuğun uyuduğunu. Başıyla ona çıkabileceğini işaret etti. Biraz daha burada annesi olmaya çalışacağı bu çocuğun yanında kalmak istiyordu şimdi.

Gerçekten Zarife’ye yani öz annesine benziyordu Ceylin ve tabi bu yüzden Hayal’e de. Demek ki bir kızım olsa aynı böyle olacaktı benim de diye düşündü ona bakarken. Kendi çocukluğunu da görüyordu onda. Ceylin gözleri neredeyse çizgi olacak kadar kapalı, başını geriye doğru atmış derin nefeslar alarak uyuyordu huzurla.  Annesinin melek olup gittiğinden, yanında artık annesi olacak bir yabancı ile bu odanın içinde olduğundan hiç haberi yoktu. Olmayacaktı da. Aslında en büyük haksızlığı ona yapacaklardı belki de böylece. Ya da iyiliği. Emin olamıyordu. Eğer o Ceylin olsaydı. Annesiz kalmamak için böyle bir oyunu ve bilmemeyi mi tercih ederdi. Yoksa bilmeyi mi? Bir süre düşündü ama bir cevap vermedi kendine. Yıllar sonra bir şekilde onun gerçek annesi olmadığını öğrense ne hissederdi peki? Derin bir aldatılmışlık hissi yayıldı Hayal’in yüreğine, “Evet tek hissedeceği aldatılmışlık olurdu” dedi içinden. Büyük bir hayal kırıklığı. Doğan bey ve ondan başka bilen yoktu olanları aslında. Dolayısıyla ikisinden biri söylemediği sürece ne Ceylin ne de başkası bilemezdi yaptıklarını. Sonra kendi annesiz ve babasız büyüdüğünü hatırlayınca, Ceylin’e mutlu bir aile sunmanın bir sakıncası olmayacağına karar verdi. Sonunçta ona bir zarar vermeyecekti ki, onu evlat edinmiş olsa nasıl sevecektiyse aynı öyle sevecekti. Bu şekilde anne-evlat olan da bir sürü insan vardı. Annesinin başına gelenleri, sonra sahte bir anne ile büyüyeceğini bilmesi asıl büyük bir ceza olurdu zavallı çocuğa. Her çocuk sevgi ile mutlu büyümeliydi. Bakımevindekileri düşündü gözleri doldu. Orada bir çok annesi ve babası olmuştu Hayal’in. Çok mutlu olmuştu bunca sevginin içinde. O halde sırf doğruluk uğruna Ceylin’i alabileceği sevgiden mahrum etmenin bir anlamı yoktu. Hayal onu sevebilirdi, kendi çocuğu gibi, kardeşi gibi sevebilirdi. Kendi sahip olamadığı anne olabilirdi ona.

Semih bir süredir seyrediyordu kapıdan karısını. Onun gözlerinden akan yaşları farkedince içi ezildi. Kızını özlemiş olmalıydı ne kadar kötü bir anne olsa da. “Keşke başından beri hep onun yanında olsa ve böyle sevgi ile baksaydı ona” diye düşündü. Geldiğinden beri gerçekten bambaşka bir Zarife bulmuştu karşısında ama bunun onu inandırmak için planlanmış bir oyun olabileceğini de düşünüyordu bir taraftan. Baba kız her şeyi yoluna koyabilmek için belki de böyle bir plan yapmışlardı.

(devam edecek)

Herkese sağlık, mutluluk, huzur, iyilik, barış, bolluk ve bereket dolu bir 2020 yılı diliyorum. 

Umuyorum ki bu yıl her şey gönlümüzce olur ve  tüm dileklerimiz bütünün hayrına olacak şekilde kabul olur. 

Yeni yılınız kutlu olsun!

Gülseren Kılınç

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s