Kuru bir yaprak gibi – Bölüm 12

Sonunda Mansur bey de direnmeyi bıraktı. O da karısı gibi düşünüyordu elbette ama yine de hayatında ilk kez karşı karşıya kaldığı bu durum için biraz çekimser kalıyordu sadece. Perihan hanım kadar cesur değildi. Karısını tanıyor ve anlıyordu aslında ama Mehmet’i çözememişti henüz. Kızlarının en yakın arkadaşı olduğunu biliyordu elbette de, bu sabah aniden kapılarına dayanıp Handan’ı kurtarmaya karar verişini anlayamıyordu.

“Neyse!” dedi kendi kendine, önce yaşayıp sonra anlayacağız bu sefer.

Yol boyunca hepsi kendi dünyalarına çekildi. Yanındaki yolcu Mehmet’in sürekli sallayıp durduğu bacağından rahatsız olup yer değiştirmişti. Perihan hanım dışarıya bakıyor, Mansur bey de elinin parmaklarını ilk kez görmüş gibi dikkatli dikkatli onları seyrediyordu kavuşturduğu kucağında. Arada bir de saatine bakıyordu yolculuğun bitmesine ne kadar kaldı diye.

Bu üç insan için hayatlarında yaptıkları en uzun ve tuhaf yolculuktu aslında. Tek bir amaçları vardı hepsinin ve bir an önce onu gerçekleştirmek istiyorlardı.

Handan annesi, babası ve Mehmet kapıyı çaldığında çamaşırları asmış, onlar kururken halıları siliyordu. Işıl hanım kendi evindeki halıları da getirmişti silinmesi için. Üç gündür evin işlerini yapıyor sonra vakit buldukça birer birer silip seriyordu kurumaları için. Saçı başı birbirine girmiş, Islak halının üzerinde diz üzeri durmaktan dizleri kıpkırmızı olmuştu. Her yanı ıslaktı. Ocakta pişen yemeğin kokusu, yün halının ıslak kokusuna karışmıştı evin içinde. Bülent hiç bir işte çalışmadığı halde yoktu evde her zaman ki gibi. Nerede olduğunu da hiç umursamıyordu Handan zaten.

Kapı çalınca onun ya da kayınvalidesinin geldiğini düşündü. Kalkıp açtı haline aldırmadan. Karşısında hiç beklemediği misafirleri görünce ne yapacağını bilemedi birden. Gülse mi, ağlasa mı? Ne yapsa?

“Anne? Baba?”

“Handan kızım ne bu halin?” dedi Perihan hanım neredeyse ağlamaklı bir sesle.

“Ben sadece, temizlik yapıyordum ondan!”

“Kızım bir kadın almayı akıl edemiyor mu kocan? Üzerin başın sırımsıklam olmuş!”

“O çok ısrar ediyor da ben istemiyorum babacığım!”

Sanki olağan bir karşılaşma gibi kapı ağzında konuştuklarını farkedip sustular hepsi birden. Handan o anda farketmişti Mehmet’in varlığını. Yüzüne bir aydınlık yayıldı hemen onu görünce.

“Bizi içeri almayacak mısın?” dedi Perihan hanım şaşkınlığını atamamıştı üzerinden.

“Olur mu? Kusura bakmayın birden öyle şaşırdım ve sevindim ki! Hoşgeldiniz!”

Handan sımsıkı sarıldı anne va babasına, sonra da Mehmet ile tokalaştı sevgiyle. Onun neden geldiğini anlayamamıştı aslında ama belki annemler çağırmıştır diye düşündü.

Hepsi salona geçince kızın evdeki halini daha da iyi anladılar. Kapıların üzerine asılı yolluklar henüz kurumamıştı. Yerde büyük bir taban halısı, yarısı silinmiş bekliyordu.

“Bunların hepsini sen mi yaptın?” dedi Perihan hanım hayreti öfkeye dönmeye başlamıştı, “Kızım delirdin mi sen? Zorun ne çağırın bir firma yıkasın!”

“Tamam anne, haydi oturun! Ben hemen çay koyayım! Bülent’de gelir şimdi!” diyerek mutfağa kaçtı Handan. Bu durumu nasıl atlatacağını bilememişti ama onları gördüğüne o kadar sevinmişti ki, neredeyse boyunlarına atılıp kurtarın beni buradan diye ağlayacaktı.

“Bülent çalışmıyor muymuş? Gündüz vakti evde ne işi olacak?” dedi Mansur bey karısına dönüp.

Mehmet’in Handan’ın zayıflamış, yorgun halini görünce içi parçalanmıştı. Farketmeden yumruklarını sıkmış, tırnaklarını avucuna batırıyordu.

“Geberteceğim o Bülent denilen herifi!” dedi birden yüksek sesle.

Perihan hanım ile Mansur bey dönüp baktılar ona, “Haklı çocuk!” dedi Mansur bey ardından.

“Biz bu kızı hizmetçi diye mi verdik bunlara!”

Tam o sırada Işıl hanım kendi anahtarı ile kapıyı açıp içeri girdi. Evde birilerini olduğunu henüz farketmemişti. Antreden yerdeki ıslak halının başında Handan’ı göremeyince seslendi içeri “Kız! Tembel iki dakika boş bıraktık, kaytarmaya mı başladın. Haydi halılar lazım iki güne bana!”

Handan mutfakta kendi telaşından onu duymamıştı bile. Işıl hanım içeri daldı hışımla.

“Kız! Neredesin? Kime diyorum ben? Oğlum nereden buldu senin gibi salağı bilmem ki?”

Tam mutfağa yönleniyordu ki kafasını çevirince farketti gelenleri. Hepsi duyduklarının şokuyla gözlerinden şimşekler çakarak Işıl hanıma bakıyorlardı.

“Ay ben sizi görmedim!” dedi kadın yarı mahcup bir edayla.

“Siz benim kızıma mı sesleniyordunuz az önce?!” dedi Mansur bey kontrol edemediği sesiyle.

Handan koşup geldi içeriden babasının gürleşen sesini duyunca. Perihan hanım hışımla kızının yanına geçip kolunu yakaladı.

“Çabuk içeri git! Eşyalarını topla Handan! Hemen gidiyoruz bu evden!”

“Nasıl gidiyorsunuz ayol! Kocası var onun?” dedi Işıl hanım diklenerek, “Zorla kakaladınız kızı bize! İşlerini bitirmeden gidemez!”

Mehmet sıktığı yumrukları ile kadına doğru bir kaç adım attı. Öyle sinirliydiki kendi zor kontrol ediyordu.

“Hah! Bir de bunu mu getirdiniz?” dedi Işıl hanım aşağılayarak baktı Mehmet’e, “Şimdi de seni mi kandırdılar bu kız için?” dedi.

Mansur bey hâlâ şaşkın şaşkın bakan Handan’a bağırdı bu kez “Kızım çabuk ol! Yoksa elimden bir kaza çıkacak!”

Perihan hanım kızını sürükledi odaya doğru. Mehmet ve Mansur bey kapıya doğru yürüdüler öfkeyle. Işıl hanım iki adamın kendine doğru geldiğini görünce paniğa kapıldı ve kapıya koştu hızla.

“Yetişin a dostlar! Adam öldürüyorlar! İmdaaat!” diyerek sokağa fırlayıp kayboldu ortadan.

“Perihan bırak almasın bir şey gidelim buradan!” diye bağırdı Mansur bey içeriye. Sinirden tansiyonu yükselmiş, elleri titriyordu.

“Şu Bülent denilen herifi bekleyip biraz hırpalasak mı?” dedi dişlerinin arasından Mehmet.

“Oğlum bir de sen çıkma Allahaşkına! Kızımızı alıp gidelim buradan  yeter! Bela aramıyoruz!”

“Göstericem ben ona!” dedi Mehmet içinden. Işıl hanımın sözlerini de duyduktan sonra Handan’ın bu evde yaşadıklarını düşündükçe çıldıracak gibi oluyordu. Kim bilir o meymenetsiz nasıl davranıyordu karısına. Annesi kendi anahtarı ile girip kızı horlayacak kadar cesaret bulduğuna göre, daha neler yaşanmıştı acaba?

Mansur beyi iyice öfkelendirmemek için bir şey söylemedi. Perihan hanım ve Handan ağlayarak çıktılar kapıdan. Mehmet anne ve babasının orada olduğuna aldırmadan gidip sarıldı Handan’a; “Merak etme hepsi geçti artık! Bir daha seni hiç bırakmayacağım!”

Perihan hanımla Mansur bey baktılar birbirlerine.

Hemen bri taksi çevirip otogara gittiler. Bir an önce buradan uzaklaşıp, ondan sonra konuşmak istiyorlardı. Hepsinin yaşadığı şoku atlatmaya ihtiyacı vardı. Sakinleşmeye de elbette.

Eve vardıklarında Mansur bey “Kızım sen sahipsiz misin?” dedi kendini tutamayarak “Neden aramadın bizi? Neden anlatmadın?”

Handan ağlamaya başlayınca Perihan hanım sarıldı kızına, “Tamam Mansur! Dur bir çocuk evine geldiğini anlasın!” diyerek alıp doğruca odasına götürdü Handan’ı.

Handan’ın dönüşünün ardından fiziksel olarak toparlanması bile üç ayı buldu. Bülent’den hızlıca boşandı. Işıl hanım zaten kızdan kurtulmak istediği için bir zorluk çıkarmadılar. Handan  annesi çok ıstar etmesine rağmen hiç bir şey talep etmedi.

(devam edecek) 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s