Yıldızlar şahit – Bölüm 6

Harika bir akşam olmuştu, açılışa katılanlar hem yeni yerlerini hem de lezzetlerini çok beğeniyorlardı. Başak’ı tek tedirgin eden Çağlar’la aynı ortamın içinde denk gelmemeye çalışmaktı. Ancak gece boyunca bunu yapması elbette mümkün olmadı. Çağlar yeniden onu tek başına yakaladı kalabalığın içinde.

“Özür dilerim. Ne olur affet beni. Seni Seviyorum!” dedi fısıldayarak.

“Kız arkadaşın neden seninle değil bu akşam?” dedi Başak.

“Bak o sadece boşluktan sarıldığım bir saçmalıktı. Ciddi bir şey değildi. Olmamalıydı çok haklısın ama orada çok yanlızdım. Çok pişmanım ne olur affet beni artık!”

“Üzgünüm Çağlar, gözümün önüne sürekli o kızla öpüşmen gelirken eskisi gibi olabilmek çok zor artık. Ben çok büyük bir mutluluk ve umutla gelmiştim senin yanına. Kandırıldığımı görmek benim için çok ağır oldu. Belki sen bana söylemiş olsaydın hayatımda biri var diye bu kadar ağır olmazdı bilmiyorum. Bir yandan beni telefonlarla idare ederken bir yandan onunla olman! Neyse artık bunları tartışmanın bir anlamı yok. Ben kendime bir yol çizdim görüyorsun. Sen de çiz!” diyerek uzaklaştı Başak onun yanından.

O konuşmanın ardından da Çağlar’ı gece boyunca bir daha görmedi. Tüm misafirler gittiğinde sadece Ferit, o ve aileleri kalmışlardı.

“Çok yoruldunuz çocuklar ama her şey mükemmeldi!” dedi Bahar hanım gururla.

“Bence de ikinizle de gurur duydum bu gece çocuklar!” dedi Günal bey de.

“Biz Başak ile ortalığı toparlayalım, sonra ben onu eve bırakırım Günal amca. Sizlerin daha fazla yorulmanıza gerek yok. Zaten bizim için yeterince şey yaptınız benim ailemle birlikte” dedi Ferit gülümseyerek.

“Tamam benim zaten uğramam gereken bir yer var. Sonra evde görüşürüz. Size kolay gelsin!” dedi Günal bey ve Ferit’in ailesi ile birlikte çıktılar restorandan.

Başak ve Ferit gecenin kritiğini yaparak işleri toparladılar ve sonra Ferit söz verdiği gibi Başak’ı eve bırakıp evine döndü.

Başak eve girdiğinde babasının daha dönmemiş olduğunu hayretle gördü genellikle bu saate kalmazdı. Sonra gece boyu sessizde bıraktığı telefonunu  çıkardı çantasından. Günal bey tam beş kez aramıştı onu. Hemen telaşla aradı babasını.

“Baba? Ne oldu, telefonum sessizde kalmış duymamışım? Neredesin?”

“Başak ben de sana ulaşmaya çalışıyorum kızım. Demin de Ferit ile konuştum seni eve bıraktığını söyledi.”

“Ne oldu baba? Söylesene?” dedi Başak babasının sesindeki tedirginlikten hiç hoşlanmamıştı.

“Çağlar! Bir kaza geçirmiş. Aşırı alkollüymüş!”

“Yaşıyor mu?” dedi Başak panikle. Kalbi duracak gibi olmuştu bir an. Yıkılmamak için arkasındaki duvara yaslandı.

“Yaşıyor! Koma da, hemen gel, hastaneyi konum atıyorum şimdi.”

Başak telefonu kapatıp kapatmadığından bile emin olamadan hemen dışarı çıktı yeniden. Sokağın başındaki taksi durağına kadar koştu nefes nefese. Elleri titriyordu panikten.

“Allahım ne olur ona bir şey olmasın! Allahım lütfen!” diye dua ediyordu bir yandan içinden.

Babasının gönderdiği konumu taksiciye gösterdi. On beş dakika sonra hastanenin acilinde Çağlar’ın annesi ve büyükbabası ile bekleyen Günal beyin yanındaydı.

Tahsin bey Başak’ı görünce kollarını açtı hemen, Başak çok sevdiği büyükbabaya doğru koşup kendini bıraktı hemen. Onun göğsünde uzun uzun ağladı.

“Büyükbaba, ne oldu? İyi olacak değil mi o?”

“İnşallah kızım, inşallah olacak!”

“Babası şehir dışındaydı ona da haber verdik geliyor” dedi Ayten hanım göz yaşları içinde, Başak büyükbabadan ayrılıp ona sarıldı bu kez. Bu insanların evinde büyümüştü. Ona annesizliğini hiç hissettirmemişler, Çağlar’dan hiç ayırtetmemişlerdi. Eğitimine, hayatına her şeyine sonsuz katkıları vardı. Şimdi Çağlar belki de onun yüzünden bu haldeydi ve eğer ona bir şey olursa kendisini hayatı boyu affetmeyecekti. Bu aileye bunu yapmış olamazdı. O kadar üzgündü ki, ne söyleyeceğini bilmiyordu.

Günal bey “Başak sakin ol kızım! Doktorlardan haber bekliyoruz. Yoğun bakıma aldılar. Komada dediler ama ayılabilir de belli olmaz. Güçlü olmalıyız!”

“Baba nasıl olmuş?” dedi Başak babasının yanına sokulup.

“Sanırım açılıştan çıktıktan sonra bir yerlere gidip iyice sarhoş olana kadar içmiş, sonra da motorsikletine binip hız yapmaya kalkışmış!”

“Aman Tanrım, kaskı var mıymış?”

“Bilmiyorum.”

Aradan bir hafta geçtiğinde Çağlar henüz uyanmamıştı. Başak bir kez olsun onun başndan ayrılmak istemiyordu. İlk üç dört gün yoğun bakım ünitesine olduğundan yanına girmek mümkün olmadı. Sonra cihazlarla dolu başka bir odaya aldılar onu. Kısa süreli de olsa içeri girilmesine izin verdi doktorları.

“Çağlar, ne olur uyan! Kendine, bize bunu yapamazsın! Zaten yaptın bir çok şey, lütfen seni bu halde görmeye dayanamıyorum. Ben de seni seviyorum! Sevmesem bu kadar canım yanar mı? Ferit ile aramda hiç bir şey yok. Sadece ben de seni üzmek istedim hepsi bu ama bu değildi amacım. Ne olur bırakıp gitme beni şimdi!”

Başak her odaya girdiğinde gözyaşlarına boğulup Çağlar’ın ellerine, boynuna sarılıyor ve gözlerini açması için yalvarıyordu. Günal bey Başak’ın da hasta olmasından korkmaya başlamıştı. Ferit her gün yanlarına uğruyor ve bir şeylere ihtiyaçları var mı diye kontrol ediyordu.

“Ben restoranı hallediyorum. Senin olman gereken yer burası. O sana dönecek, ben inanıyorum!” diyerek Başak’a destek olmaya çalışıyordu. Ferit’in annesi Bahar hanım da bir çok kez yanlarına gelmişti.

Komanın yirminci gününde Başak yine göz yaşlarına boğulmuş Çağlar’a yalvarırken, onun tuttuğu elini sıkmaya çalıştığını farkedince çığlık çığlığa koridora fırladı.

“Doktor lütfen bir doktor, uyanıyor sanırım!”

Sonra hemen odaya dönüp yeniden elini tuttu sımsıkı, göz yaşları Çağlar’ın yüzüne damlıyordu.

Çağlar kırpıştırarak açtı gözlerini ve ona baktı. Sonra zor duyulacak bir sesle bir şeyler söyledi. Başak o kadar heyecanlanmıştı ki neredeyse kendi kalp atışlarından hiç bir şey duymuyordu. İyice üzerine eğilip “Lütfen tekrak söyle aşkım!” dedi.

Çağlar yine zor anlaşılır bir ifadeyle “Sulu göz, bütün yüzümü ıslatıyorsun, yeter artık ağlama!” dedi.

Başak gülse mi ağlasa mı bilemiyordu. Kendini onun göğsüne bırakarak “Allahım şükürler olsun onu bize bağışladın” diye ağlamaya başladığı sırada doktor ve ailesi içeri girdiler.

Doktor Çağlar’ın gözleri açık ve onlar takip edebilecek kadar kendinde görünce gülümsedi.

“Aramıza hoşgeldiniz Çağlar bey. Başak hanım nefes almanıza izin verirse sizi muayene edeyim” dedi onlara yaklaşırken.

Ayten hanım ve eşi, Tahsin bey, Günal bey hepsi mutuluk gözyaşları döküyorlardı şimdi. Her şey yeniden eskisi gibi oldu bir süre sonra. Çağlar, Ferit ile de çok iyi dost oldu. Bahar hanım ve Ayten hanım Başak’a annelik yapmaya hatta bir süre sonra Çağlar’ın çocuğuna hem anneannelik, hem babannelik yapmaya da devam ettiler.

Onlar ediler muratlarına, biz çıkalım kerevitine.

SON

Bu güzel anneler gününde hikayelerimizin çoğunda olduğu gibi hep mutlu sonlar, mutluluklar, sağlık ve huzur bizimle olsun. Yüreğinde anne sevgisi taşıyan, tüm insanların yüreklerinden öpüyorum. Allah tüm annelere ve anne sevgisi taşıyanlara evlatlarının güzel günlerini göstersin  sağlıkla.

Hepinizin anneler günü kutlu olsun ❤

Gülseren Kılınç

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s