Üvey insan – Bölüm 2

Gülser hanımın kocası hastanede tanıştığı bir hemşire ile uzun bir beraberlik yaşamış, sonunda ikisi birlikte kaçmaya  karar vermişlerdi. Böylece Melek’in hareketli başlayan hayatına bir de başka kadınla kaçan baba bölümü de eklenerek devam etti.

Yılların birikmişliği üzerine gelen bu son darbe Gülser hanımın akıl sağlığı üzerinde ne yazık ki olumlu izler bırakmadı. Kocasının onları terketmesinin ardından sürekli sinir krizleri geçirmeye başlayan kadın ile başbaşa kalan Melek henüz dokuz on yaşlarında olduğundan ne yapacağını bilemiyordu. Annesinin giderek artan sinirsel atakları sonunda başını duvarlara vurma aşamasına kadar gelince, attığı çığlıklara komşular yetişiyordu.

Gülser hanım ve Melek’in hiç yakını yoktu, komşularda ne kadar üzülselerde yapacak bir şey bulamıyorlardı. Gülser hanımı bir yere yatırmak için girişimlerde bulunsalar kız ortada kalacaktı. Yıllar Gülser hanımı biraz sakinleştirse bile hastalığı pek gerileme göstermedi ve sonunda mahallede adı deliye, Melek’in adı da delinin kızına çıktı. Herkes onlara acıyarak bakıyordu. Gülser hanımın emekli maaşı dışında bir gelirleri yoktu, Melek yaşından çabuk büyümek zorunda kalmış ve yıllarca annesine ve eve bakmıştı.

O koşullar altında kimse inanamasa da üniversiteyi de kazanmıştı. Üniversite de tanıştığı Kemal ile aralarında duygusal bir yakınlaşma başlamıştı. Kemal Melek’in bütün hikayesini öğrendikten sonra ona daha da sahip çıkmaya başlamış elinden geldiğince de destek olmuştu.

Onca acı yılın ardından nihayet dayanacak bir omuz bulmuş olmak Melek’in için inanılmaz bir durumdu. Kemal’i o kadar seviyordu ki, bundan sonra yaşayacağı her şeye onunla göğüs gerebileceğine inanıyordu. Nasıl olmuşsa Gülser hanım da Kemal’i sevmişti. O evlerine girip çıktıkça ona çok iyi davranıyor hatta Melek’ten bile çok seviyordu. Zaten aklı yerinde olmayan kadının arada sırada anlattığı tuhaf şeylere de alışmıştı Kemal. Melek ile birlikte onu defalarca doktora götürmeye çalışsalar da kabul ettirememişlerdi. Kemal’in ailesinin durumu iyiydi. Evlendikten sonra Gülser hanımı bir bakım evine yatırarak baktırmayı konuşuyorlardı kendi aralarında. Çünkü Melek evlendikten sonra onu tek başına bırakmaya gönlü razı olmuyordu. O bir bakım evine kendi gönlü ile yatmaya ikna olana kadar beklemeye karar vermişlerdi. Zaten daha ikisinin de okulu bitirmesine bir kaç yıl vardı.

Melek bir gün okuldan döndüğünde kapılarının önündeki kalabalıktan ters bir şeyler olduğunu anlamıştı. Üst komşuları Cemile hanım arada sırada inip annesini yoklardı. Bazen de bir tencere yemek getirip Melek’in işlerini hafifletmeye çalışırdı. Gülser hanımın evden bir yere çıkmadığını herkes bilirdi. O sabahta kadıncağızı yoklamak için beş dakika uğramaya gelmişti Cemile hanım. Kapıyı uzun uzun çalmış ama duyuramamıştı. Sonra Gülser hanımın banyo ya da tuvalatte olabileceğini düşünüp bir saat sonra yeniden gelmiş, yine kapı açılmamıştı.

Apartman görevlisi Bekir efendiyi çağırmış. Bekir bey yan komşuları Erkan beylerin balkonlarından Gülser hanımların balkonlarına geçerek camı kırıp içeri giridiğinde Gülser hanımı salında yerde yatarken bulmuştu.

Melek okula gittikten sonra çayı ıstmak isteyen Gülser hanım muhtemelen taşan suyla ateşin söndüğünü farkedememiş eve yayılan gazın etkisiyle de düşüp bayılmıştı. Hemen çağrılan ambulansla birlikte hastaneye götürülmüş ama ne yazık ki Melek okuldan dönüp her şeyi öğrenene kadar hayata gözlerini yummuştu.

Melek o gün çıkarken cep telefonunu evde unuttuğundan tüm bu olaylar yaşanırken kimse ona ulaşamamıştı. Hayat bir kez daha Melek’e vurmuştu darbesini. Cenaze işlemleri ve sonrasında yapılması gereken her şeyde Kemal onu hiç yalnız bırakmamıştı. En son Gülser hanımın emekli maaşını da Melek’e bağlatmışlar, hayat bir nebze olsun normale dönmeye başlamıştı.

Gülser hanımın vefatının üzerinden üç dört ay geçene kadar bekleyen Kemal, Melek’e hemen evlenmeyi teklif etmişti. Artık beklemeleri için de çok bir neden kalmamıştı. Evlenip okulu birlikte de bitirebilirlerdi. Melek’in de bu teklifi reddetmek için bir nedeni yoktu. Birlikte başbaşa yedikleri bir akşam yemeğinden Kemal cebinde getirdiği yüzü onun parmağına taktı.

Kemal’in ailesi başka bir şehirde olduğu için sınavlar başlamadan onların yanına gidip, evlilik kararlarını onlara yüz yüze söylemek istiyordu. Ailesi hayatında Melek’in olduğunu biliyorlardı ama Kemal onlara kızın ailesi veya evlilk kararları ile ilgili fazla detay anlatmamıştı henüz. Zaten okul bittikten sonra evlenmeyi planladıkları için onların soruları ile bunalmak istememişti. Ancak şimdi olaylar beklediklerinden farklı ilerleyince bir an önce gidip onlarla konuması ve durumu açıklaması gerekiyordu.

Bir hafta kadar kaldıktan sonra gelecekti zaten. Kemal’in gittiği hafta Melek artık evde sürekli yanında olması gereken bir annesi olmadığı için yarım zamanlı bir iş buldu kendisine. Okuldan çıktıktan sonra haftada iki gün geleceği bir büro işiydi bu. Bir avukatın yanında dosyaların istiflenmesi ve takibine yardım edecekti. Sürekli bir iş gibi durmuyordu şimdilik ama cebine fazladan üç beş kuruş koyması için yeterliydi. Kemal’de bir an önce evlenelim deyince, bazı şeyler için paraya ihtiyaç duyabileceğini düşündü.

Avukat Rasim bey oturdukları binadan bir komşularının tanıdığıydı. Zaten komşuları gelip çalışmak ister misin diye sormuştu Melek’e. O da hiç düşünmeden kabul etmişti. Melek’in durumu da Rasim beye anlatılmıştı, o yüzden kızı bunaltmadan  cebine harçlık olacak kadar parayla ufak tefek işleri yaptıracaklardı ona. İşi güzel öğrenmeye başlarsa da ileride bakacaklardı duruma.

Kemal gider gitmez gelişen bu işe hemen ertesi günü başladı Melek. İki gün düzenli olarak gitti. Ona da değişiklik olmuş ve iyi gelmişti farklı bir şeylerle uğraşmak.Üçüncü günü büroda görev  yapan Suzan hanımın kayınvalidesinin vefat edip erken çıkması nedeniyle büroyu kapatma görevini de o üstlendi. Tam yılbaşı üzeri olduğu için Rasim bey erken çıkmıştı. Suzan hanım da erken çıkınca büroyu kapatmak gerekecekti ama gelecek dosyalar olduğundan bu mümkün değildi. Suzan hanım anahtarı Melek’e bırakarak erkenden ayrıldı. Büronun kapanma saatine kadar rutin işlerini tamamlayan Melek, zor günler geçiren Suzan hanıma yardımcı olabilmek için onun masasındaki dosyaları da düzenlemeye başladı. Zaten onu evde bekleyen kimse yoktu. Yılbaşında Kemal ailesi ile olacağından herhangi bir hazırlık da yapmayacaklardı. Zaten yıllardır Gülser hanım ile evde geçirdikleri yeni yılı bu sene tek başına geçirecekti.

İşleri toparladıktan sonra oldukça geç bir saatte çıktı bürodan. Yumuşak güzel bir kar yağmaya başlamıştı. Öyle hoşuna gitti ki çok uzak olmayan evlerine otobüsle dönmek yerine yürümeye karar verdi.

Bu karar Melek’in hayatında yeni bir darbenin başlangıcı olacaktı. Issız caddede yürürken, kolundan çekip karanlık bir boşluğa çekildiğini gören olmadı. Sadece çığlıklarını kendisi gibi karda yürüme hevesine kapılan Buğra duymuş ve yardımına gelmişti.

(devam edecek)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s