Görürsün sen ! – Bölüm 4

“Ah  anlıyorum! O zaman size vermek istediğim bir zarf vardı zahmet olmaz uğrarsanız.. Torunumun aklı biraz havada malum genç, bana söylemeyi unuttu herhalde” diyerek kapattı telefonu ve Arıkan’ı aradı hemen.

Arıkan Hatice hanımın evinden çıktıktan sonra yine arkadaşları ile buluştuğu için konuyu unutmuş, Rıfat beye de hiç bahsetmemişti. Dedesi arayıp hatırlatınca bu kadar önemli bir mevzuyu telefonda konuşmak istemediğini söyleyip “Geliyorum hemen!” diyerek kapattı.

“Arıkan bu yaptığın artık çizmeyi aşmak oğlum! Sen ne yaptığının farkında mısın?” diye kükredi Rıfat bey Arıkan’dan olanları duyunca.

Arıkan dedesine zaten gerdanlığı sorduğunu ve onunda kasada olmadığını duyunca şaşırdığını hatırlatınca iyice sinirlendi. Tam kapıdan misafiri girerken sorulan soruyu zaten anlamadan cevap vermişti. Ardından tam anlamadan torununun gidip Hatice hanıma imalarda bulunması çok çok ayıptı.

“Hatice hanımın eşinin avukat  olduğunu biliyor musun? Sana dava açarlarsa ne yapacaksın şimdi?” dedi onu korkutmak için. Hatice hanımı tanıdığı kadarıyla zaten öyle insanlar olmadığını anlamıştı ama Arıkan çocukluğundan beri pimpirikli de olduğu için bu tür tehditlerden çk tedirgin olur korkardı. Gerçi iş işten geçtikten sonra onu korkutabiliyordu Rıfat bey şimdi ama hiç değilse anlamsız bir adım daha atmasına engel olurdu belki.

“Ya dede nerede gerdanlık o zaman bana kızıp duruyorsun da? Ben anneannemi seni korumak için …”

“Şirketteki kasada evladım!Sadece gerdanlık değil bir kaç parça daha mücevher orada. Güvenli olması açısından ikiye bölmüştüm onları. Bir  kısmı evde, bir kısmı şirkette duruyor. Anlaşılan bir banka kasasına koysam daha iyi olacakmış.”

“Yani ben gördünüz mü dedim kadıncağıza sadece, siz mi aldınız demedim ki hem!”

“Daha ne diyeceksin oğlum. Hatice hanımı çağırdım buraya. Hiç bir yere ayrılma, özür dileyeceksin benim gözümün önünde kadından.”

“Yapma dede ya!”

“Arıkan ne diyrosam o!” diye kükredi yaşlı adam. Çevresinde huysuz olarak bilinsede torunlarına karşı her zaman anlayışlı ve yumuşak olan Rıfat beyin onlara bağırdığı o kadar nadir olurdu ki. Bu tonlamadan tedirgin olan Arıkan hemen arkasındaki koltuğa oturdu küçük bir çocuk gibi.

“Gülizar! Gel şu tansiyonumu ölç!” diye bağırdı Rıfat bey de koltuğuna oturup. Gerçekten çok kötü hissetmişti kendini bu olanlar yüzünden.

Hatice hanım geldiğinde başını yerden kaldıramayan Arıkanın yanında durumu özetleyen Rıfat beyi gülümseyerek dinledi.

“Hiç üzülmeyin Rıfat beyciğim, Arıkan bey henüz çok genç. Kötü bir  niyeti olmadığını zaten biliyorum kendisinin. Benimde bir kızım var, bunlar hayat tecrübesi öğrenecekler elbette” dedi sakin sakin.

Arıkan Hatice hanımın bu olgun tavrı karşısında hepten mahcup hissetti kendisini.

“Kızınız ne okuyordu Hatice hanım?” dedi Rıfat bey hâlâ yan gözle Arıkan’a ters ters bakarken.

“İşletme okuyor, nasipse mezun olacak o da bu yıl.”

“O zaman ayıbımızı örtelim, madem mezun oluyor evladınız. Bizim şirkette işi hazır olsun Hatice hanım. Lütfen bunu özürümüz olarak kabul edin. Arıkan ona yardımcı olsun.

“Ben sizden çok özür dilemek istiyorum yeniden” diya araya giren Arıkan büyük babasının önerdiği teklifi duyunca şaşkınlığını saklayamadan “Nasıl yani?” deyiverdi bir anda.

Rıfat bey ters ters bakınca yeniden başını önüne eğip, “Elbette bende elimden geleni yaparım” demek zorunda kaldı.

Hatice hanım “İçimi rahatlattınız çok teşekkür ederim, evladım biz hırsız değiliz sen de haklısın kendi tarafından. Unutalım bu olanları, seni de affediyorum. Kızıma söyleyeceğim teklifinizi çok teşekkür ederiz” diyerek ayrılıp eve gitti.

Gerçeğin ortaya çıkmış olmasına rağmen öfkesini yenemeyen Neşe, “Nasılsa bu yıl devam mecburiyeti çok yok, stajıma sayılıyor mu diye okula sorayım sonra da gidip başlayayım” diye cevap verdi annesine ama içinden bu yeni iş ve Arıkan bey ile ilgili planlar kurmaya başladı hemen.

Hatice hanım Rıfat beyi ve ailesini de beğenmiş ve sevmişti. O eve gidip geldiği süre boyunca da iyi insanlar olduklarına kanaat getirmişti zaten. Bu yüzden onlar gittiklerinde Rıfat beyin kızına kendi torunlarına çıktığı gibi sahip çıkacağından hiç endişesi yoktu. Hele ki onlara karşı böyle bir ayıp işledikten sonra Neşe için daha da özenli davranacaktı muhtemelen.

Olay çözüldüğü içinde kızına konudan babasına bahsetmeyeceğine dair söz aldı. Şimdi adamcağızın kafasını bu konu ile bulandırmaya gerek yoktu. Fatih bey de Neşe kadar tepki gösterecekti muhtemelen. Hatice hanım bir de kocasını yatıştırmak ile vakit harcamak istemiyordu. En iyisi ona hiç duyurmamak sadece Neşe’nin o şirkette işe başlayacağını söylemek yeterliydi. Bunun bir ayıba karşılık kazanıldığının altını çizmeye gerek yoktu. Muhtemelen bu şekilde olmasına da karşı çıkardı adamcağız çünkü.

Neşe okuldaki hocalarıyla konuştuktan sonra dönem içinde yapılanların staja sayılmayacağını öğrense de annesine öyle söylemedi. Aksi takdirde annesi derslere ağırlık vermesini ve hazirandan sonra gidip şirkette başlamasını önerecekti. Kızının stajı için uygun olduğunu öğrenince Rıfat beyi arayarak Neşe’nin onların uygun gördüğü zamanda işe başlayabileceğini bildirdi.

Yarın gelsin bir tanışalım, görüşelim önce” dedi Rıfat bey.

“Eve sizin yanınıza mı gelsin?”

“Hayır, ben yarın sabahtan şirkete uğrayacağım bir kaç imza için. Oraya gelirse müdür ve torunlarla birlikte uygun bir görev seçer başlatırız siz merak etmeyin. Torunumun yaptıkları adına yeniden özür diliyorum sizden ve olgun karşıladığınız için de teşekkür ediyorum.”

“Ne demek Rıfat bey, genç çocuk bunlar daha hayatı hata yaparak öğrenecekler”

“Bu arada başka insanların haysiyeti ile oynamadan hata yapmayı öğrenseler iyi olacak ama tekrar kusura bakmayın”

Böylece Rıfat bey ertesi gün torunlarına haber vermeden şirkete gitti. Gerçekten de yönetim kurulunun bir kaç kararına imza atması gerekiyordu. İmza işleri bittikten sonra torunlarını şirketteki odasına çağırdı.

Arıkan günlerdir kaytarıp durduğu için o gün de geç kalmıştı. Tarık Arıkan’dan biraz daha fazla sorumluluk sahibi bir çocuk olduğundan dedesine  söz verdiği gibi şirket mesailerine dakikası dakikasına uyuyor, iş çıkışı yine ne istiyorsa yapmaya devam ediyordu.

Haber gelir gelmez dedesinin yönetim kurulu katındaki odasına geldi hemen, dede torun kahvelerini içerek Arıkan’ın gelmesini beklemeye başladılar. Tarık dedesinin şirkette olduğunu duyar duymaz kardeşini arayıp uyardığı için, o da yolda gelmek üzereydi.

“Dede Arıkan çok pişman olmuş yaptığına” dedi Tarık kahvesini yudumlarken.

“Tamam da evladım insanların hasiyeti, namusu böyle şüpheleri kaldırmaz. Çok ayıp bir şey bu.”

“Namusla ne ilgisi var dede sanki tecavüz mü etmiş, şüphelenmiş gerdanlığı göremeyince işte bir hata yapmış kabul ediyor zaten.”

“Tarık oğlum namus illa tecavüz etmenin vesairenin konusu değildir. İnsanların ahlakından şüphe duymak, onur kırıcı ithamlar da bulunmakta bir çeşit tecavüz gibidir.”

O sırada kapıdan giren Arıkan, dedesinin söylediklerini duyunca “Oldu olacak evleneyim bari kızlarıyla” dedi yanlarına gelip otururken.

“Sus hayta!” dedi Rıfat bey onu görünce, “Daha fazla sinirledirme beni. Kızcağız bugün gelecek şirkete.”

(devam edecek)

 

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s