Görürsün sen ! – Bölüm 3

“Evet vardı ama kasayı Rıfat bey açtı ki ben geldiğimde açıktı, sanırım o biliyordur nerede olduğunu, ” dedi hiç istifini bozmadan. Müşterilerinin mal varlıklarının sürekliliğini takip etmek onun işi değildi.

Arıkan Nevin hanım dedesinin yanından çıkana kadar zor bekledi ama Rıfat beyin bekleyen bir misafiri olduğunu farketmemişti. Gülizar hanım onu hemen içeri alınca konuşacak fırsatı bulamadı.

Tam “Dede o büyük gerdanlık kasa da değil mi?” diye sorup, Rıfat bey “Değil miymiş?” dediği sırada misafir içeri girdi.

Demek dedesinin de gerdanlığın orada olmadığından haberi yoktu. Üstelik Nejdet bey kasanın açık olduğunu söylemişti.  Dedesinin cenaze için şehir dışına gittiği gün Hatice hanım, çalışma odasının hemen yanındaki oturma odasında tek başına oturuyordu. Pekala Gülizar hanım aşağı mutfağa geçtiğinde hızlıca buraya gelip kasadan gerdanlığı almış olabilirdi. Rıfat bey gerdanlığın çalındığını farkedince kim bilir ne kadar üzülecekt şimdi.

“Gülizar hanım şu geçen gelen Hatice hanımın telefonu var mı sizde?” diye sordu hemen.

“Var Arıkan bey? Ne oldu?”

“Alabilir miyim? Kadıncağızın parasını ödeyelim artık değil mi?” diyerek Gülizar hanımdan Hatice hanımın telefonunu aldı Arıkan.

“Hatice hanım merhaba ben Arıkan Gündüz. Rıfat Gündüz’ün torunuyum” dedi Hatice hanım telefonu açar açmaz.

“Merhaba Arıkan bey buyrun, Rıfat bey iyi mi?”

“Evet çok iyi sağolun, rica etsem bu gün görüşebilir miyiz acaba?”

“Biraz yoğunum aslında ama yine de gelirim elbette ayarlayıp acilse.”

“Hayır siz gelmeyin, adresinizi verirseniz ben gelirim.”

“Anlamadım siz neden buraya geleceksiniz?”

“Dedem ödemenizi yapmamı ve sizi yormadan getirip teslim etmemi istedi. Bu konuda çok hassastır kendisi.”

Bu tuhaf isteğe bir anlam veremeyen Hatice hanım adresi yazdırdı Arıkan beye.

“Evdeyim ben ne zaman isterseniz buyurun” dedi nazikçe

Daha bir saat geçmeden Arıkan Hatice hanımların evine varmıştı. Ev hiç de düşündüğü gibi ücra bir semtte, dökülen bir ev değildi. Gayet güzel bir semtte, düzgün bir apartmanın ikinci katındaydı. Doğal olarak hırsızlık sayesinde kalkınmış olmalıydılar.

Neşe okulda olduğu için kapıyı Hatice hanım açtı. Uzun zamandır ev toplamak ile uğraştığı için antrede koliler üst üste yığılmıştı.

“Hayırdır?” dedi Arıkan daha merhaba demeden kolilere bakıp.

“Taşınıyoruz da” dedi Hatice hanım ona yol vermek için geri çekildi.

Arıkan şüpheyle girdi içeriye, “Demek taşınıyorsunuz, ani bir taşınma herhalde hiç bahsetmemiştiniz.”

“Yok aslında epeydir gündemdeydi ama dedenizin işi çıkınca beklettik biraz.”

“Dedemden sonra taşınıp gidecektiniz yani.”

“Evet öyle.”

“Nereye taşınacaksınız acaba çok özel değilse.”

“Başka bir şehire”

Hatice hanım Arıkan’ın sorularından sıkılmaya başlamıştı ve artık detaylarla uğraşmak istemiyordu.

“Size bir kahve yapayım mı?” diye konuyu değştirdi

“Hayır teşekkür ederim. O gün bizim eve kahvenizi içerken başka odalara da uğramış olabilir misiniz onu merak ettim ben!”

“Anlamadım?” dedi Hatice hanım gözlerini kocaman açarak. Bu oğlan gerçekten tuhaftı.

“Yan tarafta dedemin çalışma odası olduğunu biliyor muydunuz?”

“Siz bir şey mi ima etmeye çalıyorsunuz Arıkan bey?” dedi Hatice hanım sakin sakin.

“Dedemin aileden kalma gerdanlığı bu sabah kasada değildi Hatice hanım da merak ettim ben de siz acaba gelip gittikçe görmüş olabilir misiniz?”

Hatice hanım bu toy çocuğun böyle dedektifçilik oynar gibi dolanmasına gülmeye başladı artık.

“Evinizde kamera sistemi yok mu?” dedi gülerek.

“Hayır yok.”

“Bence kurmalısınız, gerdanlığınızı görmedim.”

Arıkan bundan sonra ne söyleyeceğini bilmiyordu gerçekten. Kadın görmedim demiş konuyu kapatmıştı. Geldiğinde onu gezerken görmemişti. Oturma odasında oturuyordu, elinde delil yoktu.

“Peki ben sizin ödemenizi yapayım o zaman” dedi birden bire ve kadının borcunu verip çıkıp gitti evden.

Hatice hanımda gülüp geçti bu duruma ve işlerine devam etti.  Neşe okuldan gelince annesini kendi kendine gülerken bulunca “Hayırdır Hatice hanım yorgunluk başınıza vurdu herhalde, kendi kendinize gülmeye başlamışsınız!” dedi ona sarılarak.

“Ay yok kızım bu gün tuhaf bir şey oldu ona gülüyorum.”

“Hayırdır anne, anlatsana ne oldu?” diye hemen kolundan çekip oturttu annesini, onunla karşılıklı sohbet etmeyi her zaman çok severdi. Onlar gittikten sonra en çok bu sohbetleri özleyecekti herhalde.

Hatice hanım Arıkan beyin başından beri olan tuhaf davranışlarından başlayarak olan biten her şeyi kızına gülerek anlattı.

Hatice hanımın hikayesi bittiğinde Neşe hiç gülmüyordu.

“Anne sen deli misin? Adam sana düpedüz hırsız demiş!”

“Yahu hayattan haberi olmayan gencecik çocuk adam dediğin, öyle bir şey olsa kapıya o mu gelir polisi yollarlar doğrudan.”

“Ne olursa olsun! Hadsize bak sen! Babama söyledin mi?”

“Kızım ne gerek var şimdi babanı filan karıştırmaya Allah Allah! Gülelim diye anlattım!”

“Hiç gülemedim ben nedense? Resmen sana hırsız demiş yahu bu!”

“Kızım derse desin, onun demesiyle mi? Sakin ol bak kaç saat geçti gelen giden yok. Oğlan pimpiriklinin biri işte, çok film izlemiş herhalde. Gül geç. Komik oğlan aslında görsen sen de seversin.”

“Göreceğim zaten!” dedi dişlerinin arasından Neşe, “Siz gidin bir sağ salim yeni evinize, göreceğim ben o sevimliyi!”

Hatice hanım kalkıp işini yapmaya devam etti, kızının ne kadar hırslanmış olduğunu farketmedi bile.

Neşe çocukluğundan beri çok cevval bir kızdı. Okulda öğretmenleri de ona ne iş verseler canla başla yapacağını bilirlerdi. Kendi ayakları üzerinde durabilirdi, çenesi kuvvetliydi. Annesi ile tartıştıkları zaman “Babana çekmiş bu çenen!” derdi hep annesi, “Ne de olsa avukat kızıyım” derdi o da gülerek.

Haksızlığa hiç tahammül edemezdi. Bu yüzden bir kaç kez okulda da tartışmalara girdiği olmuştu. Annesi ona her şeye karışmayıp, sakin olmasını tembihlemesine rağmen bir yerde adaletsizlik varsa hop oturup, hop kalkar mutlaka çenesini tutamayıp bir kaç söz söylerdi.

Bu Arıkan denen zengin züppeye de sinir olmuştu. Demek annesini hırsız bellemiş bir de utanmadan evlerine kadar gelip annesini sorguya çekmişti. Hatice hanım gerçekten çok şefkatli sakin bir kadındı. Her yaştan hastası da o yüzden çok severdi onu. Sabırlıydı, güler yüzlüydü. Neşe olsa kesin bir kaç kişiyi döverdi ama o her zaman sakin kalır. Anlayış gösterir, güler geçerdi. Bazen  gerçekten annesi gibi olmayı çok istiyordu ama Hatice hanımın söylediği gibi o galiba babasına çekmişti.

Hatice hanımın ödemesinin yapıldığından haberi olmayan Rıfat bey ertesi gün arayarak, onu yeniden eve davet etti.

Parasını da alan Hatice hanım bu defa gerçekten bir sorun olduğunu düşünüp “Bir sorun mu oldu Rıfat bey?” diye sordu merakla.

“Hayır hiç olur mu? İnanın o kadar memnun kaldım ki sizden, Nevin hanım olmasa sizin devam etmenizi isteyecektim. Zahmet edip gelirseniz ödemenizi yaparım hem, hem de bir teşekkür ederim diye düşünmüştüm.”

“Ah çok sağolun ama torununuz gelip ödememi yaptı benim. Çok teşekkürler.”

“Kim Arıkan mı geldi?”

“Evet dün uğradı.”

“Evinize mi geldi?”

“Evet evet, siz yorulmasın demişsiniz.”

(devam edecek)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s