Yürek yemini – Bölüm 1

Gaye sonunda eğitimini tamamlamış ve her zaman görev yapmak istediği kurumda işe başlamıştı. Geleceğe dönük o kadar umutlu hayalleri vardı ki, eğitimini aldığı meslekte en iyisi olmak için elinden geleni yapmaya kararlıydı. Hayatı boyunca kendi ayakları üzerinde durabilmeyi istemişti. İşte şimdi onca yıllık eğitim hayatından sonra sıra bu hayatı kurabilmeye gelmişti.

Her sabah mesaiden yarım saat önce şirkete geliyor, herkesten geç çıkıyordu. Elinden geldiğince her şeyi, hızla öğrenmek ve elbette en iyi şekilde yapmak istiyordu.

Bu güler yüzlü, çalışkan ve sade kızı sevmeye başlamıştı herkes. İlk zamanlar onun bu kadar iyi olabileceğini pek düşünmemişlerdi. Sessiz bir kızdı Gaye, hırslı biri de sayılmazdı. Gösterişli giyinmekten veya göz  önünde çok bulunmaktan hoşlanmazdı. Tüm bunlara rağmen ona verilen her işi büyük bir çabayla ve en iyi şekilde yerine getiriyor olması üstleri tarafından daha şimdiden farkedilmiş ve takdir topluyordu.

Elbette bu sessiz çalışkanlığı zaman zaman üzerine vazife olmayan pek çok işin ona verilmesine neden oluyordu ama hiç şikayet etmeden hepsinin üstesinden gelmeye gayret ediyordu. Ofisten geç çıkabildiği için yeni taşındığı dairesine varması da geç saatleri buluyordu. Dönmeden köşedeki markete uğrayıp bir şeyler alıyor, kendine basit bir şeyler hazırlıyor, çoğu zaman tamamını yemeye bile hali kalmadığı için bırakıp uyuyordu.

Bu işe girebilmesi için şehirde değiştirmesi gerektiğinden çok fazla arkadaşı yoktu henüz. Zaten ofis dışındaki insanlarla tanışacak kadar fırsatı da olmamıştı. Bu nedenle oturduğu bina da veya sokakta da kimseyi tanımıyordu. Şimdilik sadece işine odakalanabilmesi için böyle olması daha iyi diye düşünüyordu zaten.

Müdiresi Sibel hanım, gelecek cumartesi akşamı, şirketin kuruluş günü yemeği olduğunu söylemişti. Her yıl bu yemeğe bütün çalışanlar dilerlerse aileleri ile birlikte katılıyorlardı. Daha önce böyle ortamlarda bulunmaya pek alışkın olmayan Gaye, Sibel hanımın söyleyiş şeklinden bu toplantıda kısa da olsa yer alması gerektiğini anlamıştı.

“Afedersiniz acemiliğimi bağışlayın ama nasıl giyinmemiz gerektiği konusunda da bilgi verebilir misiniz?” diye sormuştu utanarak  ona.

Sibel hanım onu  baştan aşağı süzdükten sonra, “Biraz daha şık lütfen” dedi gülümseyerek, “Artık kendine topuklu bir ayakkabı almanın vakti gelmedi mi sence de?”

Gaye’nin gözü ayakkabılarına takıldı ister istemez. Gerçekten de hiç topuklu ayakkabısı yoktu. İşe başladığından beri sade bluzlar veya pantolonlar giymeyi tercih ediyordu. Koşturma sırasında düz ayakkabı ile rahat ettiğinden bir topuklu ayakkabıya da hiç ihtiyacı olmamıştı. Oysa Sibel hanım başta olmak üzere ofisteki tüm diğer kadınlar görünüşlerine çok dikkat ediyorlardı. Hepsinin saçları daima bakımlı ve yapılı, kıyafetleri şık ve altlarında topuklu ayakkabıları vardı.

“İş dünyası biraz da imaj dünyasıdır tatlım, zamanla öğreneceksin” diyerek uzaklaştı Sibel hanım yanından.

Bu söz ve imaların altında bir kötü niyet olduğunu düşünmüyordu Gaye. Sibel hanım zaten öyle biri değildi. Bu kuruluş gününü bahane ederek biraz olsun uyarmak istemişti belki de onu. Yaptığı işlerle ilgili memnuniyetini her zaman belli ederdi ki, altında çalışanlara övgüler dizen bir müdire de değildi aslında.

Sibel hanım uzaklaşırken, onun dar eteği ve topuklu ayakkabılarını izledi bir süre Gaye. Kuruluş gününe şirketin diğer şehirlerde olan şubelerinin üst düzey çalışanları dahil, hemen herkes katılacaktı. Dolayısıyla Gaye’ninde kendi birimini temsil eden olarak kıyafetine özen göstermesi en doğru olurdu.

Hemen o haftasonu işten çıktıktan sonra öncelikle bir topuklu ayakkabı alabilmek için mağazaları dolaştı. Henüz ne giyeceğine bile karar vermediği için ayakkabı seçmekte oldukça zordu aslında. Bu yüzden ayakkabıcılara bakmayı bırakıp önce kendine bir elbise aramaya başladı.

Vitrinlerde abiye olarak satılan elbiselerin büyük bir çoğunluğu sahne kostümüne benziyordu. Ya çok renkli ya da çok parlaktılar. Aslında alması gereken elbisenin tam olarak nasıl olması gerektiğinden de emin değildi. Bu nedenle mağaza çalışanlarından yardım istemeye karar verdi. Onlar nasılsa bu tür giysiler arayan müşterilere yardımcı olmayı öğrenmişlerdi.

Yardım istediği güler yüzlü mağaza çalışanı, bir anda elbiselerin arasında kaybolduktan sonra, elinde beş farklı model ile geri geldi. Bu modellerin iki tanesi zaten fazla parlak renkli olduklarından Gaye tarafından baştan elendiği için, kabine elindeki diğer üç elbise ile girdi.

Bir iş yemeği için siyahın daha uygun olduğunu düşünse de, koyu yeşil olanı o kadar beğenmişti ki, kabinden çıktıkran sonra görevli kıza bunun hakkındaki fikrini sordu.

“Bence size iyi hisettiren hangisi ise onu almalısınız” dedi gülümseyerek.

Yeşil parlak bir renk değildi. Zümrüt yeşiline yakın koyu bir renktendi kumaş, parlak ve süslü bir elbise  de değildi. Aslında tek özelliği rengiydi belkide. Bir kez daha siyah elbiseye baktıktan sonra yeşilde karar kıldı.

Şimdi sıra bu elbisenin altına giyecek bir ayakkabı bulmaya gelmişti. Bir kaç mağaza gezdikten sonra ayakkabıyı da seçti. Aslında mağaza da bile yürüyememişti bunlarla ama satıcı kız  evde bir kaç gün giyerse ayakkabının da açılacağını ve onun da daha rahat yürüyeceğini anlattı nazikçe.

“Tamam” diyerek gülümsedi kıza o da.

Büyük geceden önce önerildiği gibi eve gelir gelmez giydi ayakkabıları ayağına ve yatana kadar onlarla dolaşmayı denedi. Bir kaç gün içindeki hali, ilk giyişinden daha  iyi durumdaydı artık.

Sibel hanım kuruluş gününün hemen ertesi sabahında, diğer şehirlerden gelen üst düzey yöneticilerinin bir toplantı yapacağını ve toplantı için hazırlanmasını istediği raporlar olduğunu söyledi. Elbette kuruluş gününe katılması gerekiyordu Gaye’nin ama belki sonrasında ofise uğrayıp bu evrakları hazırlayabilirdi Müdiresi için çünkü zaman kalmamıştı. Toplantıya son anda karar verildiği için öncesinde bir hazırlık yapmamışlardı.

“Tamam” dedi Gaye yine gülümseyerek. Zaten kendini rahat hissetmeyeceği bir ortamda uzun süre kalmak istemiyordu. Böylece kimseye ayıp olmadan erken kalkması için bir bahanesi olacaktı. Gece ofise gidişi de ilk olmayacaktı. Bir kaç ay önce ekipten dört kişi ile birlikte ihale hazırlıkları için iki gün boyunca ofiste yaşamışlardı neredeyse. Zaten evde onu bekleyen kimse de yoktu. Geçen defa yaptığı gibi ofisteki kanepede bile uyurdu eve dönmeden. Ona göre hazırlığını yapıp giysilerini ofise bırakması yeterliydi kuruluş günü sabahı.

Kuruluş gününe tüm çalışanların katılması istendiği için o gün mesai yarım gün yapıldı. Gaye o gece döndüğünde ihtiyacı olanlarla, ertesi günü ofiste giyeceklerini getirmiş ve dolabına yerleştirmişti.

İki gün önceden aldığı kuaför randevusuna yetişmek için hızla ayrıldı ofisten. Gece nasılsa döneceği için istenilen evraklarla birlikte, tamamlamak istediği diğer işleri de yapabileceği bolca vakti olacaktı.

Akşam yaklaştıkça, kendini ofise geldiği ilk günkü gibi gergin hissetmeye başlamıştı. Şirkette de çok arkadaşı olmadığından akşam oraya gittiğinde ne yapacağı hakkında en ufak bir fikri yoktu. Sibel hanım ona ne zaman işaret ederse o zaman ayrılacağını biliyordu sadece. Üstelik bu yabancı ve tedirgin edici ortam için günlerdir hazırlık yapıyor ve görünüşünü toparlamaya çalışıyordu. Zamanla iş hayatının bu garip beklentilerini karşlamaya da alışırdı herhalde.

(devam edecek)

Bölüm 1

https://gulserenkilincyazar.com/2018/10/01/yuregin-yemini-bolum-1/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s