Mustafa’nın eve dönüşü hem büyük bir mutluluk hem de hüzün dolu oldu. O kadar zayıflamış, o kadar kurumuştu ki içeride, on yıl birden geçmişti sanki. Emine hanım oğlunun halini görünce, üzüntüden mi ağlasın, sevinçten mi bilemedi. Mustafa belli ki sevinememişti çıktığına bile, yaptıklarından utanç ve pişmanlık duyuyordu
“Hiç birinizin yüzüne bakacak yüzüm yok, af bile dileyemiyorum!” demişti ilk söz olarak. Hepsi birden onu kucaklamış, “Hep beraber yeniden ayağa kalkacağız merak etme!” demişlerdi ama hepsi de biliyordu artık hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağını. Semiha ağabeyinin bu halde yeniden dükkana dönmesine izin vermedi başlarda, Mustafa da zaten olanlardan sonra insan içine çıkmak istemiyordu. Ancak onun geri döndüğünü duyanlar birer birer ziyaret etmeye başlayınca, kaçacak yer kalmadığını anladı. Evde gelenden gidenden, Emine hanımın sürekli elinde bir tabak onu beslemeye çalışmasından bunalmıştı iyice. Eve döndükten bir ay sona döndü dükkana.
Semiha ağabeyi döner dönmez avukatla konuşup açtı boşanma ve tazminat davasını. Ahmet bey sessizlikle tepki verdi duyunca. Lokman, dönüşü olmayacağını anladı. Ne yaparsa yapsın, ne ablasını, ne de ağızdan çıkan ağır sözleri geri alamazdı. Ertuğrul’un davası uzun sürecek gibi duruyordu. Aileden hiç kimse ne ziyaret etti ne de bir avukat ayarladı ona. Kendi ailesi de ifadesini duyunca şoka girmiş, sırtlarını dönmüşlerdi. Kaypaklık, bir aldatma hatası bile kabul edilebilirdi ama çocuğunu taşıyan bir kadının canını almak çok başka bir şeydi, üstelik masum bir garibanın hayatını kaydırma pahasına da sessiz kalmış, mutlu olacak bir yuvayı daha başından yok etmişti. Günahı yatacak yeri yok denilecek kadar çoktu.
Nurgül herkesin yeniden bir arada olmasından mutluydu ama annesinden hâlâ haber alamıyordu. Avukatın önerdiği araştırma şirketi ile bağlantıya geçilmiş. Adres ve telefon bilgileri verilmişti ama annesine iki yolla da ulaşılamadı. Adresteki ev boşaltılmış hat ise kapatılmıştı.
“Annem bir yolunu bulur bana haber verirdi. Böyle aniden sırra kadem basmazdı” diyordu Nurgül. Mutlaka başına sardığı o adamlardan biri bir fenalık yapmıştı.
“Dur hemen en kötüsünü düşünme” demişti Emine hanım ama hepsinin aklına gelen aynı şeydi. Sahipsiz bir kadını yok edip bir kenara atmak öyle kolaydı ki bu ülkede. Hatta her kadını.
Araştırma şirketi aramaya devam ederken, Semiha ağabeyi ile konuşup, başından beri kurdukları hayalleri artık gerçekleştirmek istediğini söyledi. Nurgül’ün annesi ortaya çıkmazsa o evi satıp bir iş kurabilirlerdi. Annesi olmazsa Nurgül de o evde oturmazdı zaten ki kızcağız Semiha ablasına mutlu bir yuva olsun diye kurulmuş evde yaşamaya pek gönüllü değildi sanki. Tazminat davasından gelecek parayla ona bir ev alabilir ya da ikisini birleştirip bir iş kurabilirlerdi. İşler yoluna girince, zaten hepsine bir ev almak mümkün olurdu elbet.
“Sen yolundan dönme kardeşim ama artık beni de dahil etme, baba yadigarı bu dükkan benim için yeterli. Sen yolunda yürü ben de her zaman arkanda olurum! Tabi artık istersen!”
“O nasıl söz ağabey!” dedi Semiha, “Bir hata yaptın diye seni harcayıp atacak değilim!”
“Bedeli bu kadar yüksek olsa bile mi?” dedi Mustafa utanarak, “Yuvanı yıktım”
“Sen yıkmadın, zaten yuva kurulmaz bir adamla bir yola giriyormuşum. Onun yuva kurulmaz bir adam olduğunu gösterecek talihsiz bir olaya neden oldun sadece. Ben bir ev istemiyordum ki evleneyim, bizim sahip olduğumuz gibi bir yuva istiyordum. Sadece dört duvarın içinde beraber yaşayan insanlarla yuva kurulmaz, ne olursa olsun birbirleri için yaşayan insanlarla kurulur. Bizim gibi.”
“Keşke ben de senin gibi iyi yanını görebilseydim” diye iç çekti Mustafa
“Daha hazır değilsin ondan, zaman geçtikte ne söylediğimi anlayacaksın. Ertuğrul sen olsan da olmasan da da, karısından kurtulmanın bir yolunu bulacaktı, bu yüzden de kendini suçlama. Alkolün arkasına saklanıp zamansız ortaya çıkan bu duygu eninde sonunda gün yüzü görecekti.”
Mustafa olanları hatırlamıyordu ama ifadelerde yer alan Ertuğrul’un sözlerini hatırladı kız kardeşi konuşurken. O da alkolün arkasına saklanıp, yıllardır bastırdığı bir şeyleri mi açığa çıkarmıştı eline silah verilince. Tamam ilk tetiği o çekmemişti ama söylenenlere bakılırsa, ikinciyi bile isteye sıkmıştı havaya. İlk değil de onun sıktığı kurşunda gelebilirdi Gülistan’a ya da başkasına. Bu konu hakkında kimseyle özellikle de ailesi ile konuşmak istemediği için acı acı gülümsedi sadece.
“Babamız öldükten sonra sen bizim ailemizin direği oldun” diye devam etti Semiha, “Kendine çoktan yeni bir hayat, yeni bir yuva kurabilecekken, babamın rolünü üstlenmeyi seçtin. İçinde hiç bir şeyin kalmamış olması mümkün değil, o yüzden kendini suçlama! Biz de işin kolayına kaçıp senin bu rolü oynamana alana açtık. Daha fazla yanında olabilir, tüm sorumluluğu sana yıkmayabilirdik.”
Kız kardeşinin söylenmemiş sözleri anlamış olmasının şaşkınlığı yerleşti Mustafa’nın yüzüne, “Sen okuyordun. Hayallerin vardı. Evin tek erkeği olarak ben üzerime düşeni yaptım.”
“Babam sağken senin hayallerin yok muydu? Sen mecbur olduğunu düşündüğün şeyi yaptın. Bir erkeğe toplumda biçilen rolü oynadın. Biz de senin bu seçiminle gurur duyup. Bu da bir insan, hayalleri, umutları vardır demedik.”
“Fazla dramatize ediyorsun bence. Hayalim falan yoktu benim, halimden de çok memnundum. Ta ki şu acıya imza atana kadar”
“Ne yapalım yani, bir hata yaptın diye biz senden, sen kendinden vaz mı geçeceksin? Lokman’a neden geri dönmem biliyor musun? İşte tam da bu yüzden, kolayca vazgeçtiği için.”
“Tamam konuyu dağıtmayalım. Sen işini kurmak için gerekli tüm plan ve hazırlıkları yap. Ben daima seni desteklerim, artık sözümün hükmü kalmamış olsa da bir ağabey tavsiyesi vermeme izin ver!”
Semiha kırgın bir yüzle baktı Mustafa’nın yüzüne, “Hâlâ hükmüm yok diyor bak!”
“Neyse işte! Gönlüne kilit vurma. Bana söylediğini kendin yapma. Acele et demiyorum tabi ama bırak hayat aldığını başka yerden geri versin!”
“Bunu kendine de söylüyorsundur umarım”
“Umarım!” diye mırıldandı Mustafa
“Bana sorarsan Nurgül ikimizden de önce gidecek ama” diye kıkırdadı Semiha konuyu değiştirmek için “Talipleri her geçen gün artıyor. Emine hanıma geliyor haberler!”
“Bir düğüne daha hazır mıyız sence?” diyerek uzun süredir ilk kez gülümsedi Mustafa
“Güzel günlere her zaman hazırız sevgili ağabeyciğim! Bu hepimiz için geçerli.”
Ahmet ağa avukatına her iki davayı da kabullenmelerini ve Semiha’nın istediği sonuçlarını almasını sağlamasını söyledi. Lokman da sesini çıkarmadı bu karara. Semiha’yı hâlâ çok seviyor olsa bile, olanlardan sonra iki aileyi bir araya getirmenin iyi bir fikir olmadığına ikna etmişti Merdan onu. Yıllar geçse bile belki bir öfke anında bu konu yeniden çıkardı gün yüzüne, unutulacak bir an, unutulacak bir acı değildi.
Ahmet ağanın yönlendirmesi ile davalar kısa sürede sonuçlandı. Semiha ve Lokman bir celsede boşandılar. Semiha hiç kullanmadığı aile soyadlarını onlara iade edip, babasının soyadı ile devam etti. Beklediğinden daha yüksek bir meblağ yatırıldı banka hesabına.
Davayı kendi açmış olsa da, istemediği bir parayı vermelerinden biraz rahatsız oldu önce ama sonra bunu umursamamaya karar verdi, yaşananlar için bir bedel belirlenemezdi bile. Kaybedilenlerin değerini ölçecek bir şey yoktu. Nurgül’ün annesinin izi henüz bulunamadığı için evi biraz daha bekletmeye karar verip. İş kurma girişimleri için araştırmalara başladı hemen. Piyasa tecrübesi yoktu, henüz mezun olmuştu. Olaylar farklı gelişince Ahmet ağanın ayarladığı işlere de başlayamamışlardı. Bir süre düşündükten sonra, iş kurma işini erteleyeceğini ve önce piyasada tecrübe kazanmak istediğini söyleyerek bir işe girdi.
Sahiden de Nurgül’ün talipleri her geçen gün artıyordu. Emine hanım yaşının küçük olmasını bahane ederek hepsini geri çeviriyordu. Nurgül de ağabeyi çıktıktan sonra yeniden okula dönmek için gerekli başvuruları yapmıştı. Becerebilirse Semiha ablası gibi üniversiteyi bitirene kadar ilerlemek istiyordu. Onun ısrarına dayanamayan Mustafa da arkasından başvuruları yaptı. Dükkanda zihninin ürettiği kaygılarla odaklanacağına en azından kafasını dağıtacağını düşünüyordu.
(devam edecek)
Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.