Manolya – Bölüm 4

Sonunda bir gün Aykut, Sedef’e sürpriz doğum günü partisi yapmaya karar verince, Manolya, Sedef’in yeni arkadaşları ile tanışmaktan kaçamadı. Aykut, Sedef’in telefonundan adını çokça duyduğu Manolya’nın telefonunu kaydetmiş, gelmesi için onu da aramıştı. Hafta sonu gündüz bir kafede buluşacaklardı. Asıl sürpriz akşamdı ama akşam sadece ikisi için bir buluşma ayarlamıştı. Manolya da adını bildiği ama hiç karşılaşmadığı Aykut’tan telefon alınca şaşırdı, o şaşkınlık ve nazik bir davete hayır demeyi doğru bulmadığından kabul etmek zorunda kalmış, Sedef’e söylemeyeceğine de söz vermişti. Aykut, Sedef için alacağı hediye için de Manolya’dan yardım istemiş ama Manolya, ikisinin arasında özel bir ilişki olduğunu ve Sedef’in zaten ondan gelecek her şeyi beğeneceğini düşündüğünü söyleyerek, bu kısma dahil olmadı.

Sedef için sevgilisinin bir şey planlıyor olması sürpriz değildi ama çağırdığı insanlar sürpriz olacaktı. Aykut’un onu aradığını bilmeden, eğer böyle bir organizasyon olursa, mutlaka onun da gelmesini istediğini söyledi. Manolya zaten Aykut’a evet dediği için, arkadaşına da gülümseyerek katılacağını söyledi. Artık mezun oluyorlardı, Aykut çok iyi bir delikanlıydı, çok da iyi anlaşıyorlardı, belki bu doğum gününde evlenme bile teklif ederdi.

“Ablanın neler yaşadığını unutma!” dedi Manolya koruyucu bir iç güdüyle ama Sedef her zaman ki gibi duymaza geldi bu nasihati, “Aman sen de annem gibi konuşma!” dedi gülerek, “Aşk kızım bu, aşk!”

Sedef, Manolya’ya itiraf etmese de, Aykut’un okul arkadaşlarından, Manolya’ya da uygun biri çıkabileceğini düşünmeye devam ediyordu. En iyi arkadaşı da aynı gruptan biriyle olursa, her yere beraber gidebilirlerdi.

Yeniden dikişe başlayan Sultan hanımın ağrıları sonunda öyle bir noktaya geldi ki, Osman bey bir akşam karısını apar topar hastaneye götürmek zorunda kaldı. Doktorun tavrı kesindi, “Sırtı ve kolu zorlayacak bir şey kesinlikle yapılmayacak!” Ayrıca Sultan hanımın genel halini de iyi bulmadığı için bir kaç da tahlil istemişti.

Sultan hanım son hafta abarttığı için böyle olduğu, normalde zorlanmadığı konusunda diretse de, Osman bey ve Manolya’nın yüzlerindeki üzgün ifadeyi göründe ikna olmak zorunda kaldı.

Sedef doğum gününde ne giyeceğinin derdine düştüğünden, annesinin mutfaktan artırdığı üç kuruşun peşine düşmüştü.

“Doğum günü hediyesi olarak istiyorum anne! Hakkım yok mu?” diye diye kadıncağızı ikna etti ve parayı kaptığı gibi, vitrinde ne zamandır görüp beğendiği o elbiseyi almaya gitti. Ablası elindeki imkanları kaybetmiş olmanın hazımsızlığını hâlâ aşamadığı için annesine Sedef’e çok yüz verdiği konusunda kızıp duruyordu.

“Sanki sana laf geçirebildik!” diyordu annesi her seferinde ve oradan kavga patlıyordu.

Sürpriz partinin yapılacağı gün Aykut, Sedef’e güzel bir kafe keşfettiğini ve gidip orayı denemek istediğini söyledi. Sedef güzel ve kalabalık bir kutlama hayal ettiği için biraz bozulsa da, sevgilisi ile baş başa olma fikrinden de çok hoşlandığı için kabul etti. Yeni elbisesini giymiş, saçlarını ve makyajını ablasına yaptırmıştı. Ablası, Aykut’tan haberdardı ama zamanında Sedef onun sırlarını sakladığı için ailesine bir şey söylemiyordu. Çocuğun varlıklı olması onun da işine gelmişti, hiç değilse kardeşi bu çocukla evlenirse, hepsi ucundan fayda sağlardı.

Aykut, herkesin kendilerinden önce kafeye gelmeleri için Sedef’i getireceği saatten yarım saat önce kafede olmalarını istemişti. Manolya, adresi zar zor bulup içeri girdiğinde, kalabalığın parti için mi, yoksa kafenin müşterileri mi olduğunu ayırt edemediği için, gidip iki kişilik boş bir masaya oturdu. Garson kız o daha oturur, oturmaz yanına gelip, “Parti için mi geldiniz?” diye sordu. Aykut o gün kafeyi kapattırdığından, dışarıdan müşteri alınmayacaktı.

“Evet!” dedi Manolya.

Kız da bir bir açıklama yapmadan dönüp gitti. Kafe küçük olduğundan içerideki yaklaşık otuz kişi bütün masaları doldurmuştu. Sadece Manolya’nın oturduğu masa diğerlerinden biraz uzak ve hemen kapının yanındaydı. Garson kızın yanına gidip sormasından sonra oturmaya devam etmesinden davetli olduğunu anlayan Aykut’un arkadaşı, Şahin, kapıdan girdiğinden beri gözünü ayıramadığı Manolya’nın yanına gitti.

“Merhaba ben Şahin!” dedi elini uzatarak, “Aykut’un arkadaşıyım, sizi tanımadığıma göre, siz de Sedef’in arkadaşı olmalısınız!”

“Evet, Manolya!” diye cevap verdi Manolya elini uzatarak. Ortamdaki en sade kız oydu. Herkes güzel elbiseler giyinmiş, güzel makyajlar yapmıştı. Kapıdan giren kızın onlardan farklı oluşu dikkatini çekmişti Şahin’in. Tanışma faslından sonra, teklif beklemeden Manolya’nın masasındaki boş sandalyeye oturdu.

“Okuldan mı arkadaşsınız?” dedi merakla.

“Hayır, mahalleden, çocukluk arkadaşıyız biz!”

“A, ne kadar güzel! Daha önce karşılaşmamız olmamıza şaşırdım!”

“Ben katılamadım, sanırım ondandır!” dedi Manolya, tanımadığı biriyle kolayca samimiyet kuramadığından, sorulara cevap veriyor ama Şahin’in yüzüne bakmak yerine, sağa sola bakınmayı tercih ediyordu.

“Bir şey içer misin?” dedi Şahin garson kıza el işareti yaparken.

“Bir soda alayım!” dedi Manolya, yanında sadece soda içebileceği ve eve dönebileceği kadar parası vardı. Aslında sodasını parti başlayana kadar içmeyi düşünmüyordu ama Şahin öyle aniden sorunda mecburen söyledi.

“Limonlu mu?” dedi Şahin bu kez

“Sade lütfen!”

Şahin, yanlarına gelen garson kıza, “İki tane soda, limonlu!” dedikten sonra yeniden Manolya’ya döndü.

“Okuyor musun?”

“Sınıf öğretmenliği!”

“Ah harika bir sınıf öğretmeni olacağından eminim. Sende insanın içini ısıtan bir hava var! Çocuklar sana bayılacaklar!”

Gülümsedi Manolya ama cevap vermedi.

“Konuşmayı çok sevmiyorsun sanırım!”

“Yani, yabancı ortamlarda pek rahat edemiyorum!”

“Ben de zaten kendini yabancı hissetme diye geldim yanına!” dedi ve dönüp kendi masasında kalan arkadaşlarına el salladı. Masadakiler, Şahin’in birden bir kalkıp, yanına oturduğu kızı merak etmişlerdi, “İstersen oraya da gidebiliriz!”

“Hayır, böyle iyi teşekkür ederim. Ben sizi arkadaşlarınızdan ayırmayım!”

“Hayır ayırmıyorsun, onlarla her gün beraberiz zaten. İzin verirsen ben burada oturmaya devam etmek istiyorum!” diye yanıtladı Şahin ve Aykut ile okul arkadaşı olduklarını, okuldan sonra ikisinin de babasının avukatlık bürosunda çalışacaklarını söyledi. Zaten Aykut, o ve ismi Emrah olan bir başka arkadaşları da, Şahin’in babasının avukatlık bürosunda staj yapıyorlardı.

“Ailede herkes avukat bizde, çocukluğumdan beri sürekli davalar dinlediğimden herhalde ben de bu mesleği tercih ettim.” dedi sonunda.

“İnsanın sevdiği işi yapması güzel!” dedi Manolya, “Ben de çocukluğumdan beri hep öğretmen olmak istemiştim!”

“Bak tekrar söylüyorum, öyle masum ve güzel bir ifaden var ki, çocuklar senden bir şeyler öğrenmek için yarışacaklar!”

“İnşallah!” dedi Manolya bu kez samimiyetle gülümsedi.

Şahin yarım saat daha bir şeyler anlattıktan sonra, Sedef ve Aykut kapıdan girdiler. Onların girişi ile herkes ayağa kalkınca, Sedef şaşkın bir mutlulukla yüzünü kapadı elleriyle. Sonra tam kapının yanında oturan arkadaşını görünce, bir de çığlık attı.

“Manolya’yı da çağırmışsın!” diye heyecanla konuşurken, dönüp sevgilisinin yanağına bir öpücük kondurdu.

Sonra kalabalığın olduğu tarafa gidip herkesle tek tek selamlaşıp konuşmaya başladılar. Manolya arkadaşını çok güzel bulmuştu o gün ve onun adına mutlu olmuştu, böyle sevildiği için.

“Aykut çok iyi çocuktur!” dedi Şahin yine konuşmaya başlayarak.

“Onu da ilk kez görüyorum!” dedi Manolya.

“Sedef seni herkesten gizlemiş anlaşılan!” derken, Sedef ve Aykut onların yanına geldi.

“Senden gizleyemediğim ortada, ne ara böyle muhabbet kurduğunuz siz!” dedi Sedef arkadaşının, nihayet gruptan biri ile tanışmış olmasına memnun, “Manolya çok çekingen ve evcimendir. Bunca zaman tüm yalvarmalarıma rağmen hiç getirememiştim ama aşkım benden etkili olmuş anlaşılan!”

“Nazik bir daveti geri çeviremezdim!” dedi Manolya, Aykut da ilk karşılaştıkları için elini uzattı, tokalaştılar. Sonra ikram olan içecek ve yiyecek servisi ile müzik aynı anda başladı. Sedef ve Aykut kalabalık masanın olduğu tarafa giderken, onları da çağırınca, Manolya’da mecburen kalkıp, Şahin’e eşlik etti. Şahin yeni oturacakları masada onun sandalyesini çekerek oturmasına yardım etti. Sedef’te çocukluk arkadaşını masadaki diğerleri ile tanıştırdı. Herkes çok güler yüzlü ve neşeliydi. Saatler ilerledikçe, Manolya gerçekten buraya gelmenin ona iyi hissettirdiğini fark ediyordu. İyi ki gelmişti.

(devam edecek)

Yorum bırakın