Çıkmaz yollar – Bölüm 28

MAKBULE HANIM VE RASİM BEYİN NİKAHLARININ ERTESİ GÜNÜ

“Allah’ın cezası!” diye bağırdı Remziye hanım, artık Rasim’in nikahını yaptıkları için bu kızın koparacağı bir şey olmadığını düşünüyordu, “Bir de hamileyim yalanı mı çıkardın şimdi? Ne belli o çocuğun kardeşimden olduğu ha?”

Nimet her türlü saldırıya hazırlıklı gelmişti, “Ne mi belli? Siz beni ne sanıyorsunuz? Daha ne söyleyeceğimi bile dinlemeden nedir bu saldırmak hamile bir kadına. Ben karnımda sizin yeğeninizi taşıyorum!”

“Yeğenmiş, pöh! Ne istiyorsun anlat bakalım!” dedi Remziye hanım büyük bir özgüvenle kanepeye oturup, korkmadığını anlasın diye iyice yayıldı.

“Bu çocuğu doğurma heveslisi değilim ben zaten! Bu çocuk benim olduğu kadar kardeşinizin de!”

“Tabi!”

“Babalık testi mi istiyorsunuz? Yaptıralım!”

“Evet tabi istiyoruz seni geri zekalı! Kimden peydahladığın belli olmayan bir çocukla bizden gene bir şeyler koparma peşindesin orası kesin! Ama bu defa öyle yağma yok!”

“Gerçekten düşündüğümden de aptalmışsınız!” dedi Nimet’te aynı özgüvenle oturduğu koltukta yayılarak, “Ben bu çocuğun Rasim’den olduğunu ispatlayıp, bana yapılanları herkese anlatırsam başınıza geleceklerden hiç korkmuyor musunuz? Yaptırdığınız o anlaşma mı koruyacak sizi ben her şeyi göze aldıktan sonra!”

“Ne demeye çalışıyorsun?” dedi Remziye hanım hırsla.

“O anlaşma yapıldığında ki koşullar şimdi aynı değil! Ortada bir can söz konusu! Ya birlikte bu işi çözeceğiz bu çocuktan kurtulacağız ya da sonra olanlardan siz sorumlusunuz! Gecenin bir yarısı bekar kardeşinizi evime yolladınız!”

“Sen çağırdın geri zeka! Çocuk sana alıp getireyim dedi!”

“Bunlar ortaya serildiğinde anlatırsınız bunu ailenize, eşinize, dostunuza!”

“Madem istemiyorsun bu çocuğu aldır gitsin o zaman! Bir şey istemiyor olsan burada ne işin var?”

“Bir şey istiyorum elbette! Birincisi bu çocuğu aldırmak için gerekli tüm sağlıklı ve maddi koşulları siz sağlayacaksınız! Bu günaha beni tek başıma sürükleyemezsiniz! İkincisi yaşadığım biyolojik ve ruhsal travma için de bana maddi destek sağlayacaksınız!”

“Yani arsızın böylesini de hiç görmedim! Kızım bizim değil çocuk zaten, sana da ne olduğu zerre kadar umurumuzda değil anladın mı?”

“Vallahi mahkemeye, polise her yere gider, gelininiz olurum, boşanmam da o zaman görürsünüz olacakları!”

“Git nereye gidersen git! Önce bu çocuk kardeşimden mi onu ispatla!”

“Tamam buyurun beraber gidelim babalık testi yaptırmaya varsa cesaretiniz! İspat isteyen siz olduğunuza göre bunu sağlamak sizin göreviniz!”

“O çocuğun Rasim’den olmadığı anlaşıldığı gün ben göstereceğim sana gününü!” dedi Remziye hanım hırsla, “Kardeşimi baştan çıkardığın gece kız olduğun bile belli değil daha senin!”

Nimet yüzünde alaycı bir gülümseme ile ayağa kalktı, “Burada söylediğiniz her şeyi kaydettim. Babalık testi için sizden haber bekliyor olacağım!” diyerek Remziye hanımın tepkisini beklemeden çekip gitti.

Remziye hanım bu salak kızın kaydettiklerinin başına ne getirebileceğini düşündü hızlıca, o söylediyse, o da söylemişti. Tabi her şey ortaya döküldükten sonra bir ses kaydının yaratacağından daha fazlası olurdu. Daha evliliğinin ilk günü falan demeden hırsla kardeşini aradı.

Rasim bey erkenden kalkmış, karısına harika bir kahvaltı hazırlamaya çalışıyordu. Makbule’yi çok mutlu edecekti, onlar birbirlerini seviyorlardı. Birlikte olmak bu sevginin ana koşulu değildi. İnsan sevdiği ile aynı evde, her anını birlikte geçirebilirdi. Makbule’nin nefesi ile dolacak bu ev Rasim beyin hayalini kurduğu gerçek yuvaydı. Yıllardır ablası ve eniştesinin yanında sığıntı gibi yaşadıktan sonra bu sabah sahip oldukları onun için zaten bir mucizeydi. Sevdiği kadın içerideki odada melek gibi uyuyordu. Artık onun resmen hayat arkadaşıydı. Mutluluk içinde hazırlık yaparken çalan telefonu Makbule uyanmasın diye neredeyse havada kaptı.

Sabah sabah biraz olsun uzak durmayı umduğu ablasının gergin sesini duyunca yüzü düştü ama sesine yansıtmadı.

“Nimet geldi!” diye başladı Remziye hanım hâl hatır sormadan ve olanı biten her şeyi bir çırpıda anlattı.

Rasim bey Makbule’in kapısını kontrol ediyordu bir yandan, ona söylemiş olsa da, evliliklerinin daha ilk sabahında bu konuyu yeniden konuşmak istemiyordu.

“Tamam yaptıralım!” dedi ablasına kısa ve net olarak, “Sen ayarla bana haber ver!”

Ablası daha söylenmeye devam edecekken kardeşinin kısa ve net cevabına bir şey diyemedi. Rasim uzaklara gitmeden, bir an önce sonuç almaları lazımdı. Esas o zaman görecekti o Nimet denilen şeytan. Telefonu kapatıp, kimseye duyurmadan halledebilecekleri bir yer bakmaya başladı internetten. Kızlar daha küçük oldukları için annesini her anlamda takip edemiyorlardı. Bulduğu bir kaç yeri arayıp, bu işin nasıl yapılacağını iyice öğrendi tabi maliyetini de. Sonra en uzakta bir tanesine karar verip, babalık testi için randevu aldı.

“Babalık testi yaptıracak kişinin gelmesine gerek var mı?” diye sordu hemen. Hem anneden hem de baba olduğu tahmin edilen kişiden kan örnekleri alınması yeterliydi. Bunun için her ikisinin birlikte gelmesine gerek yoktu. Sonucu bir hafta içinde alınan testin doğruluk oranı yüzde yüze yakındı. Nimet ve Rasim için ayrı saatlerde randevuları aldı, böylelikle ikisiyle de gitmesine gerek kalmayacaktı.

Hemen Rasim’e ve Nimet’e gidecekleri yeri günü ve saati yazdı. İş uzamasın diye randevuları hemen ertesi güne almıştı. Rasim mesajı hızlıca okuyup, telefonu tezgaha bıraktı. Artık Makbule’ye gerçeği söylediğine göre, onun iznini alıp, kan verip hemen geri gelebilirdi. Böylelikle bir hafta sonra karısıyla hiç bir sorun olmadan evliliklerine başlayabilirlerdi.

Makbule aslında çoktan uyanmıştı ama kendini hiç yeni evlenmiş biri gibi hissetmiyordu. Yatağın içinde oturmuş, bu işin içinden nasıl çıkacaklarını düşünüyordu hâlâ, eğer Rasim’in gerçekten bu kadından bir çocuğu olursa, ailesine nasıl söyleyecekti?

Rasim hazırlıklarını tamamladıktan sonra gidip hafifçe kapısını tıklattı odanın, “Haydi gel kahvaltı hazır!” diyerek içeriden ses gelmesini bekledi.

“Tamam!” diye seslendi çatallı çıkan sesiyle, iç çekerek yataktan kalktı, ayaklarını sürüyerek banyoya girdi, ılık bir duş aldıktan sonra üzerine bir şeyler giyip, Rasim’in yanına geldi.

“İyi uyudun mu?” dedi Rasim hemen.

“Pek sayılmaz!” dedi Makbule, sevdiği adamın hazırladığı kahvaltıya baktı, hiç böyle bir sabah hayal etmemişti daha iki gün öncesine kadar. Hatta kendisi kalkıp güzel bir kahvaltı hazırlamayı düşünmüştü daha çok.

“Merak etme, yarın gidip kan vereceğim. Ablam her şeyi ayarlamış, bir hafta sonrada sonucu çıkacakmış. O zaman için rahat edecek!”

“İnşallah!” dedi Makbule hanım ve oturdu hazırlanmış güzel masaya.

“Haydi şimdi günümüzü mahvetmeyelim, seninle geçirdiğim bir an bile ziyan olsun istemiyorum!” diyerek çayları doldurdu Rasim bey, karısının biraz yüzü gülsün diye elinden geleni yapsa da, Makbule mutlu rolü yapmak bile istemiyordu.

O günü yüzlerine bir mutluluk maskesi asarak aile ziyaretleri ile geçirdiler. Rasim bey karısı bunalmasın diye iki ailede de ziyareti kısa tutmayı tercih etmiş, onlarda yeni evlileri fazla alıkoymak istemedikleri için ses çıkarmamışlardı. Rasim beyin planı Makbule hanım o haftayı evde bunalarak geçirmesin diye her güne bir plan yapıp karısını gezdirmekti. Aile ziyaretlerinden sonra eve dönmek yerine onu yemeğe götürdü. Sonra da bir sinemaya gitmeyi önerdi ama Makbule hanım kendini çok yorgun hissettiği için eve döndüler. Rasim bey ertesi gün sabah kahvaltısından sonra karısından fazla ayrı kalmamak için gidip kan verdikten sonra hemen eve döndü. O hafta ikisi içinde tuhaf ve gergin geçti. Rasim beyin tüm çabasına rağmen, Makbule’nin içinden hiç bir şey yapmak gelmiyor, yine de kocasını kırmamak için konuyu hiç açmıyordu.

Remziye hanım da kendini beklediği sonucu alacaklarına ve sonra Nimet’e yapacaklarına odaklamaya çalışsa da, içi çok huzursuzdu.

(devam edecek)

Yorum bırakın