Çıkmaz yollar – Bölüm 27

“Herkese sağlıklı mutlu nice bayramlar diliyoruz”

Makbule hanım eve allak bullak dönünce, annesi bir şeyler olduğundan şüphelendi ama Makbule hanım nikah yüzünden gergin ve heyecanlı olduğunu söyleyip geçiştirdi. Anne ve babasının yüzünü görünce, onlara böyle bir şeyi asla söyleyemeyeceğine iyice ikna olmuştu ama çok huzursuzdu. Rasim beyle evlenmekle doğru kararı mı vermişti? Bu nikahtan önceki son gece düşünülecek bir şey değildi ki?

Rasim bey eve gidince, Makbule hanıma gerçeği anlattığına dair hiç bir şey söylemedi. Remziye hanım zaten gelecek eş, dost, akraba derdinde olduğu için Rasim beyin ne hissettiği ile ilgilenmiyordu. Akşama yapılacak yemekli eğlencede takılacak takıları takip etmeleri için kızlarını görevlendirmişti, tabi akşama gelmeyip, nikaha gelecekler için de. Kızlar annelerinin tembihi ile yarın kartal gibi olacaklardı. Remziye hanım misafirleri ile ilgileneceğinden bu işlere bakamazdı. Sabah erkenden kalkılacak gelin berberine gidilecekti, Rasim bey onları bıraktıktan sonra arabayı süslemeye götürecek, işi bitince de gelip alacaktı. Sonra fotoğraf çekimine oradan da nikahın yapılacağı salona geçeceklerdi. Rasim bey ve Makbule hanım dışında herkes ertesi gün yapılacak nikahın ve eğlencenin heyecanını yaşıyordu. Rasim bey, Makbule hanımı ikna etmiş gibi görünse de, onu ne kadar mutsuz ettiğinin farkındaydı ama evlendikten sonra görecekti, ona öyle bir eş olacaktı ki, son anda ortaya çıkan bu tatsızlıkları hiç hatırlamayacaklardı bile. Bu arada Nimet konusunun nasıl çözüleceği hâlâ bir muammaydı elbette. Rasim bey müstakbel karısına yeminler etse de, çocuğun kendisinden olma ihtimalinden korkuyordu. Ablası bebeğin DNA testinin bir hafta sonra yapılabileceğini öğrenmiş, daha Makbule hanım ile Rasim bey evli olduklarını bile anlayamadan bu dertten kurtulabileceklerini söylemişti. Yeter ki bir rezillik çıkmadan şu nikah olsun bitsindi. Rasim bey yeni evlendiği için patronu ile konuşulmuş, bir ay şehir dışına gitmemek üzere plan yapılmıştı. Şehrin içindeki ufak tefek nakliye işlerini ilk bir haftadan sonra geçici olarak yapacak, sonra eski düzenine devam edecekti. Kardeşinin evliliği için annesinin evine kalmaya gelen Mine hanım da çok heyecanlıydı, çocukları daha çok küçük olduğu için evin içinde bir curcunadır gidiyordu. Makbule hanım yaşadığı huzursuzluğu nikah öncesi stresmiş gibi gösterse de gece sabaha kadar gözüne uyku girmedi. Çocuk Rasim beyin çıkarsa ne yapacaklardı. Ailesine yine aynı şeyi açıklamak zorunda kalmayacak mıydı? Allah yardımcıları olsun da, çocuk ondan olmasın diye sabaha kadar dua etti ama öte yandan Rasim beye gerçekten çok kırılmıştı, hem kalbi, hem güveni avuçlarından kayıp gidiyordu. Kendini onun söylediklerine inandırmaya çalışsa da, başından dürüst davranmamış olması ve gece olanları hatırlamıyor olması yüreğini sıkıyordu. Remziye hanım tutumu ayrı bir konuydu, kendi konusunun içinden çıkamadığı için onu tam olarak değerlendiremiyordu bile. Önünde olan uzun yıllarda Remziye hanımla yaşayacaklarının, şimdi yaşadıklarından daha büyük olacağının farkında bile değildi. Rasim’i o kızın evine yollamalarının sadece ailesiz kalmış bir genç kızı koruma amaçlı olduğunu düşünüyordu, Rasim’de aynen böyle anlatmıştı. Remziye hanımın, kardeşini aklı sıra Makbule’den caydırmak için düzenlediği bir oyun olduğunu o zamanlar bilse zaten nikahı düşünmeden iptal ederdi. Mine hanımın kardeşine en çok kızdığı konu o gece olanları ona anlatmamış olmasıydı. Eğer bilse, Makbule’nin aşkını falan dinlemez her şeyi olduğu gibi babasına anlatır, misafirmiş, düğünmüş, rezillikmiş hiç birini umursamazdı. Millete rezil olmamak için kardeşinin bir ömür rezillik çekmesine neden olmuşlardı. Hepsi Makbule hanımın ona deliler gibi aşık, iyi mi iyi bir adamla evleneceği için mutluydular.

Nikahtan sonra Makbule hanım ve Rasim bey hemen bir yerlere gitmeyecekler, balayı seyahatleri için havaların biraz daha düzelmesini bekleyeceklerdi. Mine hanım da nikahtan sonra fazla kalmayacak, kocası ve çocukları ile birlikte Manisa’ya dönecekti. Babaları küçük kızları da evlendikten sonra evdeki boşluğu atlatabilmek için karısı ile memleketlerine bir ziyaret yapmayı planlamıştı. Zaten yeni evlilerin evine her dakika gitmeyecekleri için nikahın ertesi günü çocuklar gelip el öptükten sonra onlarda bir ay kalmak için yola çıkacaklardı.

Nimet nikahtan da haberi olmadığı için evde sinirden ölmek üzereydi. Remziye hanım ile Rasim’in telefonları bir türlü cevap vermiyordu. Anlaşılan Remziye hanım daha Nimet’in kim olduğunu öğrenememişti. Akrabasını arayıp, kimsenin ona dönüş yapmadığını ve ortada bıraktıklarını söyledi ağlayarak, böyle olacaksa ertesi gün kapılarına dayanıp, onları ele güne rezil edecekti. Akrabası kocası ve ailesi bu işe karıştığını duyarsa başına geleceklerden korktuğu için Remziye’yi aradı ama Remziye’nin başı kalabalık olduğu için bu defa akrabasının telefonuna da cevap vermedi. Nimet’i iyice üzerine sıçratır bir rezillik çıkarır diye de Rasim’in evlendiğinden falan da bahsetmek istemiyordu.

Kadın, Remziye hanım da telefona çıkmayınca iyice paniğe kapıldığından hemen açıp Nimet’e bir şey diyemedi ama o Nimet’i Remziye hanımdan daha çok çözmüştü. Böyle giderse bu kız sadece onların kapısına dayanmakla kalmaz, eve gelir herkese de her şeyi anlatırdı. Sinirinden edemeyip Remziye hanımın evine gitti ama herkes nikahta olduğundan kimseyi bulamadı. Apartmanda hastası olup nikaha gidemeyen bir komşusu Remziye hanımın arkadaşı olduğunu bildiği kadını görünce Rasim’in nikahına gittiklerini söyleyince, zavallı kadın az kalsın olduğu yere yığılıverecekti. Nimet’in nikah istemediğini biliyordu, imam nikahı yapılıp sonra bozulduğunu da biliyordu ama şimdi ortada bir çocuk olduğunu bile bile bu Remziye ne yapmaya çalışıyordu. İyice gerildiği için hemen Remziye’yi aradı yine ama telefon yine açılmayınca daha evine dönmeden ona Rasim’in evlendiğini öğrendiğini, bundan sonra olacaklardan sorumlu olmadığını, eğer bu işe onu karıştırırlarsa çok fena olacağını ifade eden bir mesaj yolladı ama adı bu işe karışınca asıl fenanın kendine olacağını biliyordu. Yollarda düşüp bayılmamak için zorlana zorlana evine gitti. Tansiyonu fırladığı için de o akşam kocası onu acile götürmek zorunda kaldı. Bütün gün akrabasından da ses çıkmayınca Nimet’in sinirleri iyice gerilmişti, gidip çocuğu hemen aldırsa da olurdu aslında ama planlarından da vazgeçmek istemiyordu. O da son bir kez şansını denemek için ertesi günü Remziye hanımın kapısına dayanmaya karar verdi. Bu çocuk Rasim’dendi ve öyle kolayca Nimet’ten kimse kurtulamazdı.

Nikah ve akşam ki eğlenceden sonra herkes evlerine çekilince, karısının gözünün içine bakan Rasim bey, bu iş çözülmeden karı koca olamayacakları konusundaki ciddiyetini anladı. Yine de artık Makbule’si ile evlenmişti ve çok mutluydu. O ne zaman derse, gerekirse sonsuza kadar onu beklerdi. Makbule hanım, onlar için hazırlanmış yataktaki yastığı ve dolaba konulmuş yedek yorganı çıkarıp, Rasim beye verdi ve o gün evlenmiş olmalarına rağmen doğru dürüst konuşmadan odaya girip kapısını da kilitledi. Rasim bey en azından konuşsunlar diye dil dökse de, kendi başına zar zor gelinliğini çıkarıp, sabaha kadar yatağın içinde ağladı. En güzel olmasını istediği ilk geceleri ve evlilikleri derin bir pişmanlık duygusu ile başlamıştı. Yine onlar hariç herkes bir mutluluğa şahit oldukları, Remziye hanımsa kazasız belasız atlattıkları için mutluluk içinde uyudu.

Nimet ertesi günü erkenden Remziye hanımın kapısını çaldığında, kocası akşam ki eğlenceye rağmen erkenden kalkıp işe gitmişti. Komşulardan biri geldi sanıp, yorgun argın kapıyı açtığında karşısında Nimet’i görünce bütün rahatlığı da uçup gitti. Nimet daha kapı açılır açılmaz avazı çıktığı kadar bağırmaya başladığı için kızı bir hışımla içeri çekip kapıyı da hemen kapattı.

(devam edecek)


Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın