Son Oyun – Bölüm 42

Silah sesinden sonra korkudan otelin içine doğru koşan Kaya, içerideki insanların merak ve panikle dışarı çıkması ile yönünü değiştirip, sanki onlarla çıkmış gibi az önce olduğu yere doğru yürümeye başladı. Onlar yerde yatan Ogeday’ın yanına doğru yürürken, Taha diğer taraftaki karanlıktan çıkmış, zihninde yerde yatan Ogeday ile silah sesi arasındaki bağlantıyı kurmaya çalışıyordu. Otel çalışanları ve dışarıda duran vale herkesten önce Ogeday’ın yanına varmışlardı. Kaya ve Taha göz göze geldiklerinde ikisi de bu karşılaşmaya bir anlam yüklemeye çalışıyordu.

Vale ve diğer personelden bir tanesi, Ogeday’da nabız olmadığını fark edince “Ambulans!” diye bağırdılar arkalarında duranlara doğru. Herkes bir an için birbirine baktıktan sonra Taha toparlanıp telefonu çıkardı ve ambulansı aradı. Kaya bu arada Ogeday’ın başına çökmüştü bile. Taha telefonu kapatıp, hemen onun yanına çöktü.

“Ne işin vardı senin burada?” dedi Kaya herkesin içinde ona yüksek sesle

“Ne demek istiyorsun?”

“Ne demek istediğim açık değil mi? Tam da başrol oyuncum vurulduğunda senin burada ne işin vardı? Turnelerinin bizimki ile birebir örtüşmesi bundan mıydı ha?”

“Saçmalamayı kes, buraya Ogeday ile konuşmaya gelmiştim!”

Polisin ikisini de kolundan tutup Ogeday’ın başından kaldırması ile yarım kalan tartışmalarını etraftaki herkes duymuş, Taha o zaman düştüğü pozisyonun farkına varmıştı. Otel çalışanlarından biri diğerleri fark etmeden silah sesine koşturmaya başladıkları ilk andan itibaren telefonu ile canlı yayın yaptığından, ambulans gelip Ogeday’ı almaya gelene kadar sosyal medya çalkalanmaya başlamış, haber kanalları bu görüntüyü geçmeye başlamıştı. Silah sesinin duyulmasından sonra o sırada Kaya’nın ekibi kebapçıda olduğundan otelde kimse yoktu.

Polis o Ogeday’ı bulanların ve o sırada otelde olanların ifadeleri alınmadan gitmelerine izin verilmeyeceğini söyleyerek, otel güvenlik kameralarını incelemek istedi. Herkes otelin o sırada hizmet vermeyen restoranlarından birine dolduruldu. Taha’nın üzüntüden ve düştüğü durumdan dolayı başı ağrımaya başlamıştı. Sağlık görevlileri Ogeday’ı büyük bir hızla götürmüş, onu hayatta tutmak ya da hayata döndürmek daha önemli olduğundan hiç bir açıklama yapmakla oyalanmadan apar topar götürmüşlerdi. Polis güvenlik kameralarını incelerken, ifade vermek için tutulanlar restoranda sessiz bir bekleyişe geçtiler.

Enes uykuya daldıktan sonra bir türlü uyuyamayan Nina, eline telefonunu almış öylesine dolanırken, Ogeday ile ilgili habere rastladığında olayın üzerinden iki saat geçmişti.

“Uyan!” dedi Enes’e gergin bir sesle, “Şuna bak çabuk!”

Enes uykulu gözlerle telefonda izlediği şeyi anlamlandırmaya çalışırken videoda Taha hocayı görünce anında ayıldı.

“Orda mıymış?” dedi Nina’ya bakarak.

“Görünüşe göre evet!”

“Hemen oraya gitmemiz lazım! Sen de diğerlerini kaldır!” dedi Nina’ya ve bir çırpıda üzerini giyindi. Beş dakika içinde grup onların kapısındaydı. Asistan ve ekibin kalanı da giyinmiş aşağı inmişlerdi.

Onlar Kaya’nın ekibinin kaldığı otele vardıklarında, Kaya’nın kebapçıda haberi alan ekibi de içeri alınıp ifade için restorana getirilmişlerdi. Olayın olduğu sırada Kaya ve Ogeday dışında ekipten kimse olmaması da şüpheli bulunmuştu ama hepsi bir arada ve kebapçıya girdiklerini ispatlayacak durumda olduklarından sabaha doğru otelden ayrılmamak üzere bırakıldılar. Otel kameraları Taha’nın bahçeye girişini, Kaya ve Ogeday’ın otelin dışında çıkıp kameriyenin olduğu alana gidişlerini çekmişti. Ancak ateş edildiği sırada hiç biri tam olarak açık bir yerde bulunmadıklarından hareketleri gözlemlenemiyordu. Kaya’da, Taha’da o an ağaçların arasından ona ateş etmiş olabilirlerdi. Bir üçüncü kişinin varlığı da olabilirdi tabi. Emin olmak için bulundukları yeri gören yan bina veya sokak kameraları olup olmadığına bakılmasına karar verildi. Taha ve Kaya baş şüpheli durumunda olduklarından sabaha doğru polislerle birlikte götürüldükleri sırada da, Ogeday’ın öldüğü haberi adli tıp tarafından onaylandı ve duyuruldu.

Taha’nın ekibi de ifade vermek için ertesi gün karakola çağrılmıştı. Kaya’nın ekibinden kebapçıya gidenler silah sesinin duyulduğu saatte bir arada olduklarını ispatlamışlardı. Garsonlar, kameralar ve bir çok tanık onları doğruluyordu.

Ertesi gün gazete başlıkları ve haber bültenler Ogeday Tunç’un Adana turneleri sırasında otel bahçesinde vurularak öldürülmesini yazıyor ve anlatıyorlardı. Sosyal medya geceden beri bu haberle dolduğundan her kafadan bir ses çıkmaya başlamıştı. Kimi ünlülerin kumar, uyuşturucu gibi zevkleri olduğunu Ogeday’ın bir borç batağında olabileceği ve belki de bu yüzden vurulduğunu söyleyenlerden, bunun bir aşk cinayeti olabileceğini söyleyenlere kadar herkes kendi adına prim yapma peşindeydi. Tabi bütün bu asılsız haberler ortaya saçılmışken, Kaya ve Taha’nın arasındaki rekabet, Ogeday’ın hocasını bırakıp, rakibi ile iş birliği yapması da sosyal medyanın bir başka konusuydu.

Benan ifadesinde, Ogeday’ın hocasına defalarca mesaj atıp görüşmek istediğini söylediği ama Taha’nın ona olan büyük öfkesinden dolayı, sürekli geri çevirdiğinden bahsetmişti. Kaya’da benzer yönde sözler sarf ediyordu. Ogeday’ı rakip bir projede olmasından dolayı vicdan azabına sürükleyerek psikolojik baskı yapmış olma ihtimalinin yüksek olduğunu sonrasında Ogeday ona kendini savununca da vurmuş olabileceğini söyledi. Elbette ifadelerde yorum olarak sunulan kısımlar delil olarak kullanılamazdı ama Taha’nın şüpheliliğini güçlendiriyorlardı. İfade başlar başlamaz hepsinin telefonlarına el konulduğundan Alev defalarca aramasına rağmen Taha’ya ulaşamıyordu. Ekipten kimse ilişkilerini bilmediği için onları da aramanın doğru olmadığına karar vermişti. Ne yapacağına karar veremediği için ortaya çıkmakla, çıkmamak arasında kıvranıyordu. Ortaya çıkmak şüpheli bulunmuşken Taha’ya daha çok zarar verebilirdi çünkü herkes onun ile Kaya’nın geçmişte yaşadıklarını biliyordu. Katil zanlısının belirlenemediği durumda soruşturma genişletilecek ve ipin ucu eninde sonunda ilişkilerine gelecekti. Hemen bir kaç bağlantısını arayıp, tam bir durum tespiti yapmaya karar verdi önce.

“Allah kahretsin!” deyip duruyordu bir yandan, “Ne işin vardı be adam senin orada? Kaç kere şu duygusal bağları kurma diye uyardım seni?”

Kamuoyunun da takip ettiği Ogeday Tunç cinayetini çözme görevi Emniyet Asayiş Şubesi Cinayet Büro Amiri Nejat Genç ve kırk beş kişilik tecrübeli ekibine verilmişti.

“Bu bir şaka olmalı herhalde ya!” diyordu Havin gerilmiş bir şekilde, “Taha hoca nasıl böyle bir olaya karışabilir!”

“Onun bir suçu olduğunu sanmıyorum, talihsiz bir zamanlama olmalı!” diyordu Altan.

“Adam kalktı bizim yanımıza geldi, aralarında bir husumet olmasa görmez miyiz?” dedi Volkan gözü sürekli sosyal medyada dolaşıp duran haberlerdeydi.

Onlar ertesi gün ifadeye çağrıldıklarından, hepsi birlikte otele dönüp, Volkan ve Su’yun odasına doluşmuşlardı. Asistan ve ekipten bir kaç kişi Taha hocayı bırakmamak için karakola gitmiş, oyunculara ortada gözükmemeleri tembihlenmişti. Eğer bu Kaya’nın planladığı bir işse, karşısına çıkan herkesi yıkmak için bir sürü şey üretebilirdi.

“Yok canım gıcık adam da yani kendi oyuncusunu niye öldürsün?” diyordu Nina

“Taha hocayı giderken gördüm!” dedi Enes eninde sonunda ortaya çıkacaktı nasılsa, Nina konuyu bildiği için diğerleri merakla onun yüzüne baktılar.

“Ne zaman?”

Nina ile odada konuşmalarından başlayarak olan biteni arkadaşlarına anlattı Enes, “Keşke yetişmek yerine seslenip onu durdursaydım!”

“Sence o mu yaptı?” dedi Su gözlerini açarak

“Hayır! O adam kimseyi öldürecek biri değil, ne yaparsa yapsın, birini öldürecek olsa şimdiye kadar Kaya denilen o zevzeği öldürürdü!”

“Doğru!” diye başlarını salladılar hepsi.

“Kaya mı yaptı sizce?” dedi Volkan yine.

“Tamam adamı ben de sevmiyorum ama Kaya kendi oyuncusunu niye öldürsün ya çok saçma!” diye araya girdi Havin.

“Gelip hocasıyla konuştuğunu öğrenip, kontrolü kaybetti belki olamaz mı? Sonuçta o ekibi ile değilmiş?” diyerek Nina cevapladı onu.

“Sahi neden ekibiyle değilmiş ki?” diye devam eden sorularla sabaha kadar tartışıp durdular ama hepsi de Taha’nın böyle bir şeyi yapma ihtimalinin olmadığını ve hocalarının sonunda aklanıp, gerçek katilin ortaya çıkarılacağından emin oldular. Bu arada Volkan, asistanla mesajlaşarak olan biten hakkında bilgi almaya çalışıyordu ama onlar da beklemekten başka bir şey yapamıyorlardı belli ki.

(devam edecek)

Yorum bırakın