Bengi Kağan’ın yok edilişi için Küresel Komite’nin, Başkan’a bildirdiği tarih beş gün sonrasıydı. Başkan herhangi bir risk almamak için halka tarihi aynı günün sabahında duyuracaklarını söyledi. Asilerle iş birliği yapan birinin yok edilişinden önce istenmeyen olaylar çıkmasını kimse istemiyordu. Halkın gözü önünde gerçekleşecek bir asi hareketi, Küresel Komite ve ülkenin sürekli pompaladığı “Güvendesiniz!” mesajını yerle bir ederdi.
Ertim Kağan’ın da onu sakladıkları laboratuvarda tam da beklediği buydu aslında. Halkın güvenini kaybetmesinin ardından proje asilerin eline geçer ve insanlar temizlenirse onları ikna etmek daha kolay olurdu. Kanlarında manipüle edildikleri (kontrollü olarak kullanıldıkları ve yönlendirildikleri) her şeyi temizlense bile kendi iradeleri ile asilere destek olmaları gerekiyordu. Albuz’a göre parçacıkları temizlemek yerine onları kendi faydalarına kullanıp, halkı kurtardıktan sonra temizlenme işlemi yapılmalıydı ama Agora Adal, insanların onlara olan güvenini sağlamak için diğerlerinden bir farkları olduğunu göstermeleri gerektiğini düşünüyordu. Halk sonrasında da onları kurtaranlar tarafından güdülmeye devam edecekleri endişesi taşımamalıydı.
Bengi Kağan ise tutulduğu yerde, asilerin ve kocasının onun için yaptığı planlardan habersiz kızının başına ne geldiğini öğrenmeye çalışıyordu.
Albız Yeki günün tüm stresi ve koşturması sona erdikten sonra Tansu’nun iletişim kanalına bağlanarak ona biraz daha korku pompalamak istedi. Böylece gün bitmeden keyif alacağı bir kaç dakika yaşayabilirdi. Kız çağrılara cevap vermeyince saat geç olduğu için uyuduğuna karar verdi. Aptal robotu da efendisi uyanmasın diye her şeyi sessize almış olmalıydı.
“Annesinin yok ediliş gününü duymuş olmalı, keyfi yarın sabaha bırakalım o halde!” diyerek her zaman yaptığı gibi olanı biteni kafasının içinde yeniden gözden geçirmeye başladı. Bengi Kağan tutuklandıktan sonra robotlarda dahil, evdeki tüm cihazlar taranmış ancak proje dosyalarına dair hiç bir şey bulunamamıştı. Albız, Ertim beyin tüm sistemi elinde tutan çok akıllı bir adam olduğunu biliyordu. Ancak bu dosyalar eninde sonunda bir yerde depolanmak zorundaydı. Evde ve laboratuvarında değilse nerede olabilirdi. Tansu’nun okuldaki cihazları dahil her şeye baktırdı. Bengi Kağan’ın bedeninde herhangi bir robot parçacık için tüm taramalar yapıldı ama hiç birinden bir şey çıkmadı. Komitenin onu klonu ile değiştirmek için planlara başladığından emindi, onlar mevcut Albız’ı yok etmeden önce, o dosyalara ulaşmanın bir yolunu bulmalıydı. Yerine getirecekleri Albız Yeki’nin de elinde onun ulaştığından fazlası olmayacaktı. Komite bunu bildiği için ona biraz daha zaman tanıyordu.
Tüm haber kanalları aracılığı ile ekranlara verilen her şeyi takip eden Arkın ve adamları, Bengi Kağan için bir habere rastlayamadıkları için sabırsızlanıyorlardı ama hükümetin temkinli davranıp, son anda duyurabileceği konusunda Agora Adal onları uyardığı için her an harekete geçecek şekilde temkinliydiler. Dikkat çekmemek için kaçırma anına kadar kaykaylarını kullanmayacaklardı. Asilerin şehirde olduğunu anlarlarsa yok ediş tarih ve yerini değiştirebilirlerdi. Onlar da herkes gibi bileklerine yüklenen çiplerin tanımladığı kimliklere göre yaşıyor, ünitelerden günlük ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. Halkın nüfusu her yıl sistematik şekilde azaltıldığından yakın tarihte ölenlerin kayıtları yeniden düzenlenip, asiler Re-gaya’dan çıkana kadar kullanılıyor, sonra eksi haline getiriliyordu. Tanımlanan süre aşılıp da içeri giren çıkmayı başaramazsa kolundaki çip kendi siliyor ve tamamen kendi başına kalıyordu. Bu sadece bir kez gerçekleşmiş, son anda Ertim beyin müdahalesi ile çipi aktif hale getirilerek dışarı çıkması sağlanmıştı.
Asilerden hiç biri daha önceden tanışmamışlarsa Ertim beyle karşı karşıya hiç gelmemişlerdi. Üst düzey olanlar dışındakiler zaten içerideki kişinin o olduğunu bilmedikleri için girdikten sonra onlara gerekli bilgileri aktaran kişiye “Hayalet” diyorlardı. Hayalet’in bir ya da birden çok kişi olması mümkündü.
Bir yıl önce Hayalet kaçak bir uydu ile komite ve zenginlerin kendileri için yarattıkları cennetin varlığını tespit etmiş ancak koordinatları belirleyemeden sinyalleri kesilmişti. Bu alan Re-gaya’dan bile güçlü manyetik duvarla korunuyordu ve dışarıdan yanına kadar bile yaklaşılsa asla görünmüyordu. Bu teknoloji maalesef Türkiye tarafından üretilmemişti. Komite kendi güvenliklerini sağlayan işleri seçtikleri özel bilim insanı gruplarına yaptırıyordu. Bunlar farklı ülkelerden daha önce bir arada hiç çalışmamış kişilerdi. Bir çeşit esir olarak tutulduklarından aileleri onların öldüklerini sanıyordu ve Re-gaya’nın içinde veya dışında herhangi bir yaşamları yoktu. Kendileri bilmese de komitenin cennet yaşamını sürdürdüğü alanda özel bir yerde, sistemlerin sürekliliğini sağlamakla görevliydiler.
Özetle gücü elinde bulunduran ve kendilerine Küresel Komite diyen bir kaç büyük aile tüm dünyanın iplerini elinde bulunduruyor. Kendileri istedikleri hayatları yaşarken kalan herkesi bu amaca hizmet etmek üzere değerlendiriyorlardı. Kendi içlerinde bir tarikat gibi birbirlerine bağlı olan bu insanların üst soyları iki binli yıllar ve çok daha öncesinden beri insanlığı bu günlere hazırlayarak kullanmıştı.
O zamanlar savaşlar, farklı türlerde hastalıklar, soykırımlar ve ayrıştırma politikalar sayesinde dünyayı ve insanlığı yok oluşun eşiğine getiren olaylar çıkmasına neden olmuşlar, kalanlar Re-gaya’da yaşanan yeni dünya düzenine razı olmak zorunda kalmışlardı. Elitler dışında kalanlar tamamen yok olmadan komitenin planı tamamlanmış olmayacaktı. O zaman Re-gaya’da yaşamaya devam eden elitler sayesinde onlar dünyanın kalanında daha iyi bir hayata nesiller boyu devam edeceklerdi.
Daha şimdiden bazı elit ailelerinin istemeden olan çocukları komite üyelerinin zevk alemleri için yetiştiriliyor ve köle olarak kullanılıyorlardı. Halktan insanlara dokunmak yerine temiz soylardan gelen köleler istedikleri için kendilerine böyle bir yöntem bulmuşlardı. Şiddet duygularını bastırmak yerine bu tür eğlencelerle tatmin etmeyi daha keyifli buluyorlardı.
Albız Yeki projeyi ele geçirirse, Tansu’yu komiteye sunmayı planlamıştı. Elitlerin istenmeyen çocuklarını kayıtlara geçirmeden komiteye teslim etmek vakfın görünmeyen işlerinden biriydi. Yüksek vergiler nedeniyle kontrolsüz oluşan ikinci bebekleri kimse istemiyordu.
Tansu, Ava’nın babasının kaydından kendi kayıtlarına birebir kopyaladığı sözleri sürekli tekrar etmesinden sonra zaman gelince evdeki giysileri giyip dışarı çıktı. Robotun dediği gibi insanlar sıraya girmek için aynı yere gidiyorlardı. Çip koluna takıldığından beri ayağı gerçekten aksamaya başlamıştı. Alışık olmadığından dengesini kaybetmesin diye Ava evde biraz yürütmüştü. Şapkasını taktığı başını önüne eğip, diğerleriyle birlikte ağır ağır ünitenin önündeki kuyruğa girdi. Çipi aktif olduğu halde üniteden payını almaya gelmeyenler için güvenlik güçleri hemen kontrole geliyorlardı. Herhangi bir nedenden ötürü ölenlerin çipleri kendiliğinden kapanıyordu.
Tansu sıradayken gözünün ucuyla diğerlerini inceliyordu. Üstleri başları dökülen bu insanlar inanılmaz bir şekilde mutlu gözüküyorlar ve kahkahalar atarak sohbetler ediyorlardı. Babasının bıraktığı bilgiler olmasa onların neden bu kadar mutlu olduklarını anlaması mümkün değildi. Sokaklar karanlık ve pisti. Bu dünyada yeni neredeyse hiç bir şey yoktu. İnsanların ciltleri bile pembeliğini kaybetmiş ve grimsi bir renge bürünmüştü. Tansu’nun biraz ilerisinde bir kaç kişi annesinin yaptığı hainlikten konuşmaya başlayınca kulak kesildi. Tıpkı onun babasını öldürenlerin asiler olduğunu düşündüğünde yaptığı gibi nefretle bahsediyorlardı. Asiler sistemi ele geçirseler kim bilir ne kadar berbat bir hayatları olurdu. Sahip oldukları imkanlar ve hükümetin tüm ihtiyaçlarını karşılaması sayesinde edindikleri bu rahatlığı, bir kaç kendini bilmezin eskiye dönme hevesi yüzünden kaybetmek istemiyorlardı.
Algılarıyla öyle bir oynanmıştı ki aslında sahip oldukları hiç bir şeyleri olmadığının farkında bile olmadıkları gibi, eski günleri bilenler de her şeyi çoktan unutmuşlardı. Özgürlük, halkın gücü gibi kavramları bilmiyorlardı bile. Asilerin dış güçler tarafından ülkelerini kıskanan diğer ülkeler tarafından beslenen hainler olduğunu düşünüyorlardı. Hatta Bengi Kağan’ında Türk olmadığı ve bir casus olarak ülkenin en değerli bilim adamının karısı yapıldığına dair söylentiler vardı.
(devam edecek)