Gönül Bağı – Bölüm 29

“Sizden ayrı yaşayamam demiştim değil mi? İşte size iki tane ev, biri size biri bana!”

“Yo!” dedi Zarife ciddileşip, “Orada dur bakalım, biz bunu kabul edemeyiz!”

“Nedenmiş?”

“Çünkü edemeyiz de ondan!”

“Efsun?” dedi Atlas yardım ister gibi.

“Bence de bu çok fazla!”

“Aldım ama ben bu evleri! Beni yalnız mı bırakacaksınız? Söz veriyorum siz istemediğiniz sürece hiç gelmem!”

Efsun gülmeye başladı tutamayıp, “Şaka mısın sen ya!”

Zarife kızının yüzündeki yumuşamayı görünce, direnmenin iyi olmadığını hissetti nedense, “Neden olmasın?” dedi o da gülerek.

“Anne?”

“Efendim?”

“Kabul mü edeceksin?”

“Edeceğim galiba, ben de bu çocuğa çok alıştım. Özlemektense gözümün önünde dursun!”

“Aslan Zarife teyzem!” diyerek sarıldı Atlas ona ve kaldırıp kendi etrafında çevirmeye başladı.

“Dur oğlum! Dur! Başım döndü zaten! Düşüreceksin şimdi beni!”

“Seni hiç düşür müyüm Zarife teyzem, haftalardır bana o kadar annelik yaptın ki! Annemin acısı yüreğimde dursa da, sayende kendimi iyi hissettim!”

Efsun sevgiyle bakıyordu annesine ve Atlas’a, hayat onları nereden nereye getirmişti son aylarda. İbrahim ve ailesi Atlas’ı öğrendikten sonra boşanma olmasın diye çok direnmişlerdi. Kerime hanım Zarife ile görüşüp konuşmak istemiş, hatta kendisi gelmek istemiş ama Zarife kabul etmemişti. Şimdi yaşayacakları bu evi görseler kim bilir neler düşünürlerdi. Babasına benziyordu biraz Atlas, annesi o yüzden bu kadar sevmişti belki de onu. Babası gibi naif, düşünceli ve kocaman yürekliydi. Sevgi ile büyümüştü belli ki Efsun gibi, sevmeyi öğrenmişti. Kötülük yetişip almıştı elinden güzel ailesini, oysa şimdi evlerinde mutlulukla yaşamaya devam ediyor olabilirlerdi. Derin bir iç geçirdi annesi ve Atlas kıkırdayıp dururken. İnsan her şeyden sonra gülebiliyordu işte, bir dakika sonra ağlayabilirdi yine ama tutunacak bir şeyler buluyordu yürek yaşamak için. Annesinin sevgi dolu yüreğini seve seve paylaşırdı Atlas’la. Zarife gönül bağı kuruyordu sevdikleriyle, kan bağına zaten hiç inanmazdı. Efsun veya Atlas kanından olmuş olmamış aramazdı koca yüreği, canından olmuşlardı ikisi de. Efsunu bebekken, Atlas’ı da en zor günlerinde bulup sarmıştı.

Zarife kızının yüzüne yerleşen hüznü görünce durdu hemen, “Efsun ne oldu kızım?”

“Hiç!” dedi Efsun omuz silkerek, “Ne şanslı olduğumu düşünüyorum!”

“Canım kızım!” diyerek sarıldı Zarife Efsun’a, Atlas’ta gelip ikisine birden sarıldı.

Evlerin badanası, boyası, eşyaları, yerleşmesi bir buçuk ayı buldu. Atlas’ın şirketin işlerini yeniden ele alması gerektiği, Efsun’un da yeni işinden hemen izin alamaması yüzünden akşamları ve hafta sonları uğraşabildiler ancak ama Kamil beyin bulduğu ustalar ve firmalar sayesinde başları ağrımadan çözülüverdi hepsi. Zarife iki villanın arasına bir ara kapı istemişti.

“Karda kışta dışarılara çıkarıp dolaştırtmayın beni!” diyordu. Atlas kendi evlerinde çalışan üç kişiyi getirdiği için ona iş yapmak yasaklanmıştı. Sadece yemekleri halledebilirdi. Yalçın bey konuşulanlardan kimsenin haberi olmaması için eve gelir gelmez yollamıştı hepsini böylelikle hayatları kurtulmuştu. Atlas’ın yaşadığını öğrenince sevinçle dönmüşlerdi yanına.

Atlas’ın sürprizleri evlerle sınırlı değildi. Yeni evlerindeki ilk akşam yemeklerinde, Efsun’un sınava girmesini istediğini söyledi. Hayata yeniden başladıklarına göre istediği mesleği yapabilmesi için okula gitmesi gerekiyordu. Aslında Atlas’ın niyeti onu sıkı bir şekilde sınava hazırlayıp tıp kazanmasını sağlamaktı ama Efsun çok iyi fikir olduğunu düşünmesine rağmen altı yıl daha okumanın ona çok yıl kaybettireceğini söyledi. Doktor olması şart değildi, iki yıllık bir hemşire okulunu da bitirebilirdi. Ayrıca tıp okuması için işi de bırakması gerekiyordu ama o aktif olarak tecrübe kazanmaktan çok memnundu. Atlas yüreğinde açılan derin yaralarla birlikte evde dikilen yarasının izini de ömür boyu taşıyacaktı. Hasta bakıcıların ve hemşirelerin gerçekte dikiş atmaları kesinlikle yasaktı ama eğitimi her ihtimal göz önünde bulundurularak geniş kapsamlı tuttukları için uygulama yaptırmadan sadece anlattıkları konuların içinde yer alıyordu.

Zarife, Hasan ile anıları olan o evden ayrılırken çok hüzünlense de, kızının karşısına Atlas gibi biri çıktığı için mutluydu. Efsun daha bir şeyin farkında değildi ama zaman ikisini boşuna bir araya getirmediğini ispatlayacaktı ona göre. Her türlü onun kızı ve oğlu olacaklardı zaten.

Birlikte Hasan’ın ve Atlas’ın ailesinin mezarlarına ilk gittiklerinde oldukça duygusal anlar yaşadılar. Atlas ortaya çıktıktan hemen sonra ilk iş olarak mezarlığa gelmiş ve uzun uzun ağlayarak onları kurtaramadığı için özür dilemişti anne ve babasından. Zarife ve Efsun ile gittiğinde de hayatını kurtaran melekler olarak söz etti onlardan. Göz yaşlarını tutmaya çalışsa da, Zarife ve Efsun da ağlamaya başlayınca dayanamadı.

Babasının ortakları aldıkları cezalar sayesinde ömürlerinin neredeyse kalanını cezaevinde geçireceklerdi. Aile fertlerinin konu ile bir ilgisi ispatlanamadığı için serbest bırakıldılar ama hiç biri olanlardan ötürü Atlas ile bağlantıya geçmedi. Basının oldukça ilgisini çeken bu saldırıdan sonra yaşanan gelişmeler televizyonlarda konu edildikçe İbrahim ve ailesi, Efsun’un ihanetini konuşup durdular. Daha zengin birini bulunca, İbrahim’i kolayca bırakmış, arkasına bile bakmamıştı.

Çok sürmedi Nurullah beyin bir metresinin olduğunu ortaya çıkması. Üstelik de gelinlerden biri yakaladı kayınpederini bir alışveriş merkezinde, o çok sevdikleri marka mağazalardan birinde. Sinsice saklanıp, fotoğraflar çektikten sonra Kerime hanıma yetiştirdi. Oğulları hiç umursamadı babalarının bir metresi olmasını, kendileri daha dikkatli olmaları gerektiğini anladılar sadece. Kerime hanım da bir süre surat astıktan sonra affetti kocasını. Onca yılın hatırı vardı söylediğine göre, elinin kiriydi diğer kadın. Kendi başlarına gelen her çirkinliği normalleştirerek yaşamaya devam ettiler ailece.

Efsun son sınıftaydı Atlas ona evlenme teklif ettiğinde. Birlikte geçirdikleri onca zamandan sonra ikisi de artık ayrı kalamayacaklarını hissetmişlerdi içlerinde. Kardeş olamayacak kadar yoğundu duyguları. Zaman onarabildiği kadar onarmıştı yüreklerini, yüzleri hep gülse de, zaman zaman hüzünle anıyorlardı olanları. Efsun bu defa doğru adama “Evet” dediğini biliyordu, Zarife ikisinden çok mutlu olmuştu bu habere.

“Artık gözüm arkada kalmayacak!” dedi ikisine de sevgiyle sarılarak. Efsun mezun olduktan sonra özel bir hastanede hemşire olarak çalışmaya başladı. İki villa arasına açılan o kapıdan geçerek Atlas’la yaşamaya başladı nikahtan sonra. Kocasının gece kabuslarında ona sarılıp yanında olduğunu mırıldadı. İki güzel çocukları oldu ilerleyen senelerde ve olması gerektiği gibi mutlukla yaşadılar.

Kötüler her zaman olduğu gibi sevgisiz ve saygısız dünyalarında kendi cehennem alevleri ile baş başa kaldılar. Başlarına gelenlerin, yaptıklarının sonucu olduğunu hiç bir zaman anlamadılar. Bu da cezalarının bir parçasıydı belki de.

SON

Gönül Bağı – Bölüm 29” için bir yanıt

Anonim için bir cevap yazın Cevabı iptal et