Gönül Bağı – Bölüm 7

“Babası ölmüş!” dedi İbrahim, Efsun’la daha çok iş konuştuklarından başka bilgisi yoktu ama annesinin umduğu gibi varlıklı bir aileden gelmediğinin farkındaydı.

“Vah! Vah!” dedi Kerime hanım, “Ya annesi?”

“Henüz bir bilgim yok. Ona açılmayı düşünüyorum ama önce sana söylemek istedim. Şimdilik kimseye söyleme!” dedi İbrahim annesine.

Kerime hanım da oğlunun ret edilebileceğini hiç düşünmediği için açıldıktan sonra getirip onunla tanıştırmasını istedi. Annesinin onayını aldığını var sayan İbrahim, ertesi gün dışarıdan ikisine birden yemem söyleyerek öğlen evden getirdiği yemeğini yemek için hazırlık yapan Efsun’un yanına gitti.

“Bu gün ben ısmarlıyorum!” dedi elindekileri masaya bırakıp, gülümseyerek.

Masadaki yemek paketlerine bakan Efsun, patronunun bu girişimi anlayamadığı için baktı yüzüne, “Ben getirmiştim evden teşekkür ederim!” dedi her zaman ki nazikliği ile.

“Getirdiğini biliyorum ama bu gün seninle yemek istedim aslında. Sen istersen yine evden getirdiğini ye ama izin verirsen ben de sana katılayım!”

“Tabi nasıl isterseniz!” diye gülümsedi Efsun.

Beraber yemeklerini yerlerken ona kendi eğlenceli okul anılarını anlatmaya başladı İbrahim. Efsun bir yandan kibar kibar yemeğini yiyor, bir yandan gülümseyerek onu dinliyordu. Patronuna da ayıp olmasın diye biraz kendi getirdiğinden, biraz onun getirdiğinden yemeye özen gösteriyordu. O gülümsedikçe İbrahim’in heyecanı da artıyor, anlattıkça anlatıyordu. Dışarı yemeğe gidenler dönmeye başlayınca, dikkat çekmemek için eşlik etmesine izin verdiği için Efsun’a teşekkür edip döndü kendi odasına. Sonraki gün elinde paketlerle yine gelip, “Sayende çok güzel vakit geçirdim, bu günde sana eşlik etsem izin verir misin?” diyerek oturdu Efsun’un yanına. Bunun bir rutin olduğunu Efsun’a hissettirene kadar devam etti yapmaya ve ilk bir kaç günden sonra “Artık evden getirme ben ısmarlayacağım!” dedi.

“Allah Allah niye öyle yapıyor ki?” dedi Zarife hanım Efsun ilk anlattığı günlerde ama sonra adamın kızına ilgi duyduğunu yavaş yavaş çözmeye başladı. O da gözünü açmış Hasan’ı görmüştü, çok anlamazdı gönül işlerinden böyle ama adamın tavırları ve sözleri Efsun’a boş olmadığını hissettiriyordu.

“Yok anne ya! Koskoca patron niye ilgilensin benimle!”

“Kızım bunun patronu, işçisi yok. Gönül! Sen yine de dikkatli ol tabi, niyeti ciddi mi tartmadan sakın ha gönlüne uyma!”

Annesi onu uyandırdıktan sonra Efsun’da yavaş yavaş İbrahim’in hayran hayran bakışlarını, övgü dolu imalarını, ekstra gösterdiğini nezaketini fark etmeye başlamıştı. İbrahim onun güvenini kazanmaya başladığını düşündüğü için sonunda dışarıda görüşmeyi teklif etti ama Efsun bunun uygun olmayacağını söyleyerek nazikçe ret etti.

Neredeyse iki ay geçmesine rağmen oğlundan ses çıkmayan Kerime hanım, onun vazgeçtiğini düşünerek sordu bir akşam. Oğlunun hâlâ kızı tavlamaya uğraştığını duyunca da çok şaşırdı.

“Kim bu kız ayol böyle?” dedi hayretle.

“Anne görsen peri padişahının kızı gibi. Çok güzel, çok akıllı, çok nazik, çok uysal!”

“Oğlum neyi bekliyorsun o zaman açılsana kıza?”

“Anne öyle bildiğin kızlara benzemiyor, dışarı çıkma teklifimi kabul etmedi. Korkutup kaçırmak istemiyorum!”

“Bana bak, kızın başka sevdiği falan bir şeyi mi var araştırdın mı iyice sen bunu?”

“Yok anne ya öğlen dışarı bile çıkmıyor. Ofisten kimseyle dışarıda görüşmüyor!”

“E tamam işte ya başkası varsa hayatında saf oğlum!” dedi Kerime hanım.

İbrahim kendinden başka seçenek olabileceğini hiç düşünmemişti o zamana kadar, ertesi gün vakit kaybetmeden bu konuyu çözmeye karar verdi.

“Efsun!” dedi meraksız görünmeye çalışarak, birbirlerine bey hanım demeyi bırakmışlardı artık. İbrahim öyle olmasını istediğini söylemişti, “Kalbinde biri var mı senin? Hep ofiste vakit geçiriyorsun. İş çıkışı mı görüşüyorsun sevdiğinle!”

“Ah! Hayır!” dedi Efsun saf saf, “Sevdiğim falan yok, hemen eve gidiyorum işten çıkınca. Anneme yardım etmem gerek ev işlerinde!”

“Annen hasta mı?”

“Hayır!” diye devam etti Efsun ve hikayesini özetle anlattı İbrahim’e.

İbrahim onun hikayesini duyunca, iyice sevgi ve şefkat duydu yüreğinde ama annesini temizlikçi bir kadının kızına aşık olduğuna nasıl ikna edeceği sorusu takıldı kafasına. Aşık olmuştu sonuçta, kimin kızı olduğu önemini kaybediyordu İbrahim için, onun karısı olsun istiyordu. Ömrünün sonuna kadar onun şefkatli sesini duyup, dokunuşlarını hissetmek, bütün yorgunluğunu onun yanında unutmak istiyordu.

Yine de ailesi ile sorun yaşamamak için o akşam annesine Efsun’un hikayesini açıkça anlattı, ondan vazgeçmek istemediğinin de altını çizdi tabi bu arda. Hiç ummadığı kadar aşıktı bu kıza, izin alıp bir gün gelmese neye uğradığını şaşırıyor, bütün gün gelsin diye dualar ediyordu.

“Oğlum ben aşka saygısı olmayan bir kadın değilim!” dedi Kerime hanım, “Ama davul bile dengi dengine! Senin sevgin bu kızın ailemize gelin geldiğinde duyma ihtimali olan şeyleri atlatmasına yetecek mi?”

“Anne benim için onun ne iş yaptığı, ailesinin ne olduğunun önemi yok. Başkalarının ne düşündüğü de beni ilgilendirmiyor!”

“Peki ya o kendini kötü hissederse ne olacak, yengelerini tanıyacak, hepsi ayrı ayrı parlak kadınlar. Sen sekreterlikten senin alıp yükselttiğin, annesi temizlikçi bir varoş kızı mı diyeceksin karın için!”

“Anne!” dedi İbrahim daralarak, “Efsun üniversite mezunu, ayrıca başarılı bir çalışan! Şartları el vermemiş zavallının buraya kadar gelebilmiş işte! Zaten ben onun çalıştırmak bile istemiyorum. Evlenince sadece benimle ilgilensin istiyorum!”

“Allahım sen bana sabır ver!” dedi Kerime hanım, “Kocaman adamsın, bunları düşün, taşın! Nasıl mutlu olacaksan biz ailen olarak arkandayız. Kız ile konuş sen önce! Anlamadığım böyle bir kız bunca zaman nasıl oluyor da seni geri çeviriyor?”

“Anne çok başka bir kız o! Görünce anlayacaksın!”

“Konuş bir an önce, babana söylemeden ben bir tanışayım o zaman. Bir de ver bana adını, adresini araştırsınlar, sandığın gibi miymiş?”

“Ben araştırırım!” dedi İbrahim, bir şey çıkacaksa önce kendi bilmek istiyordu.

“İyi araştır bak gönlün istiyor belli ama mutlu bir evlilik için aşk tek başına yetmez!”

İbrahim annesinden bir kez daha onay alınca, artık doğrudan evlenme teklif etmeye karar verdi Efsun’a ve ertesi gün gidip koca taşlı bir yüzük satın alıp, iş çıkışı “Yarın bir iş için birlikte dışarı çıkacağız! Yemekli bir toplantı olacak!” dedi. Yemeğe çıkaracağım seni dese yine ret edileceğini bildiğinden, aklına böyle bir çözüm gelmişti.

Nihayet gerçek müşterilerle yüz yüze geleceğini zanneden Efsun çok heyecanlanmıştı bu sözlere, eve gidince hemen annesine anlattı. Kızına ilgisi olmasına rağmen bir türlü açılmayan bu adamdan yavaş yavaş şüphe etmeye başlamıştı Zarife de, acaba adamın tavırlarını yanlış mı değerlendiriyorlardı. Şimdiki gençlerin ilişkileri onların devrinde gibi değil, üstelik şehirde her şey köydekinden çok farklı ilerliyordu.

Efsun ertesi gün bir iş toplantısına gidecekleri için daha özenli giyinip, saçlarını da güzelce topuz yaptı. Bir göz kalemi ile açık renk bir rujdan başka makyaj malzemesi olmadığından onları da sürüp işe öyle gitti. İbrahim’e göre onun hiç bir kozmetik malzemesine ihtiyacı zaten yoktu. Güldüğü zaman dünyanın en güzel kadını oluyordu.

Öğlen onu da alıp, yer ayırttığı pahalı restorana götürdü. Etrafın kalabalık olmadığı bir masayı seçmişti özellikle. Efsun hayatında ilk defa geldiği bu güzel restoranda bir iş toplantısı yapacaklarının heyecanını yaşayarak, merakla etrafını inceliyordu.

Sipariş almak için masaya gelen garsona, Efsun’a fırsat vermeden aklındaki yemekleri sıraladı. Bu günün tüm detaylarını hesaplamıştı kafasında. Patronun bir bildiği olduğunu düşündüğünden, yemek yenecek müşteriler gelmeden sipariş vermelerine sesini çıkarmadı Efsun.

(devam edecek)


Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın