Muhittin beyin görev saati dolup, gündüz görevlisi çoktan geldiği halde, dernek açılana kadar Sümbül’ü bırakıp gitmeye gönlü razı olmadı. İkisi birlikte güvenlik kulübesinin önüne çıkardıkları taburelerde oturmaya devam ettiler. Muhittin bey, Sümbül’e hikayesini soramadı ama biraz rahatlar belki diye kendi kızlarından anlattı durdu epeyce. Sonunda dernek sekreteri gelince hafifçe dürttü Sümbül’ü, “Bu kadına anlat derdini!” dedi fısıldayarak, “Olur da bu gün umduğunu bulamazsan, ben akşam sekizde yeniden geleceğim tamam mı?” dedi sonra babacan bir tavırla.
Sümbül geceden beri onu korumayı görev edinen bu babacan adama gülümsedi bu kez, “Allah razı olsun!” dedi içtenlikle, “İnşallah siz de kızlarınızdan gülersiniz!”
“İnşallah!” dedi Muhittin bey derin bir iç çekerek, ikisini de çok sevdiği anlaşılıyordu onlardan bahsederken ki halinden. Duygulanmıştı Sümbül, kızlarını seven babaların olduğunu bilmek de güzeldi. Çantalarını yüklenip bir kez daha Muhittin bey ile vedalaşıp, teşekkür etti. Yeni gelen görevli Sümbül’ün kim olduğunu bilmediği için Muhittin beyin memleketlisi falan sanmıştı.
Derya hanım kapıyı açıp içeri girdikten sonra kendi odasına doğru yürüyordu ki, arkasından bir daha kapının açılma sesini duyunca kimin geldiğine dönüp baktı hemen. Derneğin üst düzey görevlileri bu kadar erken gelmezlerdi. Temizlik şirketinin elemanları işe mutfak işlerine bakan Semiha hanım geliyordu sabahları sadece. Onlar da Derya hanımdan önce gelip, kapıyı kilitliyorlardı içeriden.
“Günaydın!” dedi Sümbül çekinerek, Derya hanım elinde çantaları, süklüm, püklüm olmuş kızı görünce anladı hemen derdini.
“Buyurun!” diyerek odasının kapısını açarak içeri davet etti onu, sonra geçip oturdu masasına.
Sümbül çantalarını yere koyup, oturdu masanın karşısındaki koltuğa. Sade ve düzenli bir odaydı burası.
“Ben şeyden gördüm sayfanızı!” dedi Sümbül, “Yardım ediyormuşsunuz!”
“Desteğe mi ihtiyacınız var?”
“Evet var! İğne oyası yapıyorum ben!” dedi Sümbül aceleyle ve eğilip, işlerinin olduğu çantaya uzandı hemen göstermek için. İçinden bir kaç tanesini çıkartıp uzattı, Derya hanıma.
“Elinize sağlık!” dedi Derya hanım gülümseyerek.
“İstanbul’da mı yaşıyorsunuz?”
“Hayır ben yeni geldim!”
“Kalacak yeriniz var mı peki?”
“Yok maalesef! Onun için şey yapmıştım!”
“Anlıyorum! Size bir form vereceğim şimdi, eksiksiz doldurun olur mu?” diyerek çekmeceden bir form çıkartıp uzattı ona.
Formda Sümbül’ün, kimlik, aile bilgileri ile kısa hikayesi isteniyordu.
“Siz doldururken ben de bilgi vereyim!” diyerek anlatmaya başladı Derya hanım. Derneğin kadınları barındığı bir yurdu ya da misafirhanesi yoktu ancak kadın sığınma evleri ile koordineli çalışıyorlardı. Sümbül kalacak yer istiyorsa onlarla iletişime geçecek ve doluluk durumunu soracaktı.
“İstiyorum evet ihtiyacım var!” dedi Sümbül hemen.
Derya hanım, ona çay getiren Semiha hanımdan bir tane de Sümbül’e getirmesini istedi. Semiha hanım az sonra bir bardak çayla, bir tabağa koydu iki parça simitle geri geldi. Genellikle ihtiyacı olan kadınlar geldiği için onları en rahat ettirecek şekilde davranmaya çalışıyorlardı. Sümbül Muhittin bey sayesinde karnını doyurduğu için teşekkür ederek sadece çayı aldı. O sırada Derya hanım bir telefon görüşmesi yapmaya başlamıştı bile. Telefonu kapatınca şanslı olduğunu ve ona bir yer bulduğunu söyledi. Ancak sığınma evi derneğe çok yakın değildi ve ulaşımı kendi sağlaması gerekiyordu.
“Hiç sorun değil!” dedi hemen Sümbül, önemli olan başını sokacak güvenli bir yer olmasıydı. Bir gece önde sokakta kalma düşüncesi onu yeterince ürkütmüştü.
Derya hanım formu alıp inceledi ve ona nasıl yardım edecekler konusunda dernek yönetimi ile görüşüldükten sonra haber vereceklerini söyledi. Sığınma evinin adresini bir kapıda yazıp verdi, eğer yol ücretini karşılayacak durumu yoksa bu konuda destek olabileceklerini söyledi ama Sümbül parası olduğunu söyleyerek geri çevirdi bu teklifi. Tek istediği kalacak güvenli bir yer ve ayakları üzerinde durabilmesi için destek sağlanmasıydı. Hiç bir aksilik yaşamadan derneği bulup kalacak yer ayarlandığı için Allah’a şükrediyordu içinden. İyi ki cesaret edip, bilgisayarı açmış ve derneğin bilgilerini not almıştı. Tam teşekkür edip kalkacağı sırada aklına hamilelik geldi.
“Af edersiniz bir şey sormak istiyorum ama utanıyorum biraz!” dedi gözlerini kaçırarak.
“Sorabilirsiniz!” dedi Derya hanım ilgiyle.
“Benim hamile olma ihtimalim var da! Acaba doktor için de sizden destek alabilir miyim?”
Derya hanım gülümsedi sevecenlikle, formundan onun evli olmadığını zaten görmüştü ve yaşı da çok gençti.
“Sığınma evinin doktoru var, size orada yardımcı olurlar! Merak etmeyin!” dedi aynı sevecenlikle. Tam hikayesini sormadığı için başına gelenleri bilmiyordu ama içi ısınmıştı Sümbül’e.
Sümbül bir kez daha teşekkür ederek hemen çıktı dışarıya, sabah gelen güvenlik görevlisine adresi gösterip, nereden binebileceğini sordu ve anlatılanları dikkatle dinledikten sonra yola çıktı. Sığınma evinde onu bekledikleri için hemen karşıladılar. Derya hanım o çıktıktan sonra arayıp hamilelik ile de bilgi vermişti. Zaten kadınlar geldikten sonra kendileri de isterlerse genel sağlık muayenesinden geçiriliyorlardı. Çoğu kadın ailelerinden veya eşlerinden kaçıp sığındıkları için dışarı çıkmaya korkuyor olduğundan, ekipmana ihtiyaç duyulmayan durumlarda doktorlar sığınma evine geliyorlardı. Hasta kontrol ve muayenesi için özel iki oda ayrılmıştı. Sığınma evinin müdiresi Uraz hanım Derya hanımın gönderdiği formdan ayrı olarak giriş kaydını yaptı Sümbül’ün ve sonra ona kalacağı odayı göstererek koşulları anlattı. Mesleki eğitim desteği talep ederse farklı bir alanda veya el işi alanında destek sağlanabilecekti. O elindeki iğne oyalarını satmak istiyordu sadece ama Uraz hanımın tavsiyesi ile elinde meslek olarak belgesi olabilecek bir başka eğitimi daha almayı kabul etti. Bunun ne olacağına karar vermesi için ona bir kitapçık verildi. Toplan yirmi kişinin kaldığı sığınma evinde bilgi vermeden dışarı çıkılmaması gerekiyordu.
Genellikle durumları sıkıntılı kadınlarla çalıştıkları için günlük terapi seansları vardı ama Sümbül bunlara isterse dahil olacaktı. Onun dışında ortak alanlar, kütüphane ve isterse mutfakta istediği faaliyete katılabilirdi. Doktorlar haftada bir gün gelip genel kontrol yaptıkları için hamilelik ile ilgili sorusuna iki gün sonra yanıt bulabilirdi. Muhtemelen bir kan testi yapılarak ertesi gün ona sonucu bildirilirdi.
Sümbül’ü en çok sevindiren bir diğer haber ise, ortak kullanım alanlarda internete bağlı bilgisayarın olduğuydu. Uraz hanımın bilgilendirmesi sonlanınca, ilk iş olarak oraya gidip mesajlarını kontrol etti ama ne yazık ki hiç mesaj yoktu.
Turgay’ın sosyal medya hesapları olmadığını bildiği için Hale’ye bir kez daha onda dönmesi için mesaj gönderdi. Artık aynı şehirdelerdi ve isterlerse kolayca görüşebilirlerdi ama Hale’nin onu ele vereceğinden çekindiği için bu konuda bir şey söylemedi. Eğer Turgay ile haberleşebilirse İstanbul’da olduğunu sadece ona söyleyecekti.
Umduğunu bulamayınca, bilgisayarı kapatıp, ona verilen kitapçıkla odasına gitti ve incelemeye başladı. Yemek saati gelene kadar biraz kendini toparlamaya ihtiyacı vardı. Bir kaç saat sonra mutfağa gitmek için odasından çıktığında, duramayıp yeniden bilgisayarın başına geçti. Hale’nin adını mesaj kutusunda gördüğünde neredeyse heyecandan kalbi yerinden fırlayacaktı.
“İyi olmana sevindik, attığın mesajdan Turgay’a bahsettik ama o artık seninle bir ilgisi kalmadığını söyledi maalesef. Baban yüzünden biliyorsun. Üzülmeyesin diye söylemeyecektik ama ikinci kez sorunca boşa umutlanma diye yazıyoruz.” yazan satırları şaşkınlık içinde bir kaç kez okudu baştan. Turgay onunla bir ilgisi kalmadığını mı söylemişti yani? Babası ağabeyini tehlikeye attığı içindi muhtemelen.
(devam edecek)
Çok sürükleyici ve anlaşılan yazı tarzı.
BeğenLiked by 1 kişi