Çantadaki kısmet – Bölüm 29

Hasret, Ayhan hanımın verdiği kartta avukat yazdığı için bunun iyi bir şey olmayacağını düşünmüştü. Muhtemelen ona güvenmediği için Taylan’dan habersiz bir evlilik sözleşmesi ya da ona benzer bir şey hazırlatmış olabilirdi Ayhan hanım.

“Bu beni hiç şaşırtmazdı!” diye mırıldandı eve dönüp yatağa uzandığında ama madem Galip beyi aramasını istiyordu, arayacaktı. Onun gözünün parada pulda olmadığını Taylan zaten biliyordu, o da kendinden emindi. O halde çekineceği hiç bir şey yoktu. Ayrıca Ayhan hanım mirası hala olduğu için sadece Taylan’a değil diğer tüm yeğenlerine de kalacaktı muhtemelen aileleri aracılığıyla. Yani neden kendi parası için korkuyordu ki Hasret’ten. Takmayacağım dese de canı sıkıldı biraz. Kezban hanımlar kaçıp gittiğinde onun için düşündüklerini unutmamıştı henüz. Sahiden de insanlar ne yaparlarsa yapsınlar bıraktıkları izler kalıyordu geriye. Ayhan hanım da Hasret’te bu izi bırakmıştı ne yazık ki. İnanılmaz bir şekilde de onun yeğeni ile evlenecekti şimdi.

“Annem gibi şanslıyım bu konuda!” diyerek güzel şeyler düşünmek istedi ama babası, ablası ve annesini düşünüp ağladı bir süre. Ayhan hanım Taylan’a söyleme dediği için ona bahsetmeden kendi başına gidecekti şu avukata. Neyse neydi, bir an önce olsun bitsindi.

Ertesi gün Taylan’a ve hastaneye özel bir işi olduğunu söyleyip izin aldı bir iki saat. Taylan onunla gelmek istedi ama çabucak döneceğini söyleyip onu ikna etti. Taylan’da kadınca bir konu olabileceğini düşünerek üzerine gitmedi.

İzin almadan önce Galip beyi aradığı için ofise vardığında avukat onu bekliyordu. Kapıdan girince o da Ayhan hanım gibi, Galip beyin aynı Hulusi Kentmen’e benzediğini düşündü. boynundaki küçücük papyonu ile Türk filmlerinin babacan fabrikatörü gibiydi. Galip bey, Hasret hakkında Ayhan hanımdan dinledikleri olduğu için gülümsedi onu görünce. Ayhan hanımın kimseyi kolay kolay sevmeyeceğini bilirdi.

“Hoş geldiniz küçük hanım! Demek Ayhan hanımın öngörüleri doğru çıktı! Zaten bu güne kadar insanlar konusunda yanıldığını çok az gördüm!” diyerek oturmasını işaret etti.

“Az kalsın beni hırsız belliyordu!” diyecekti Hasret tuttu kendini, şimdi egosuna yenik düşüp böyle gereksiz bir lafa hiç gerek yoktu. Belki de adam da bunu kastetmişti ayrıca, onun para düşkünü veya hırsızlık potansiyeli olduğunu düşünmeseler burada ne işi olacaktı.

Suratını asıp oturdu koltuğa Hasret ve duyacaklarına hazır olduğunu gösteren bir ifadeyle baktı Galip beyin yüzüne. Galip bey masasının üzerinde duran kapalı dosyayı açarak gözlüklerini taktı.

“Şimdi sana bir şey okuyacağım, dikkatle dinle!” dedi ona bakarak.

“Ayhan hanım ne istiyorsa imzalamaya hazırım!” dedi Hasret, okunacakları pek duymak istediğinden emin değildi.

“Öyle mi?” dedi Galip bey gözlüklerini çıkarıp, “Kağıtta ne yazdığını biliyor musun?”

“Hayır ama tahmin ediyorum!”

“Tahmin etmekle olmaz bu işler, okumadığın ve anlamadığın hiç bir şeyi imzalamamalısınız küçük hanım!”

“Peki okuyun o halde!” dedi Hasret sabırsızca ve Galip bey yeniden gözlüklerini takıp okumaya başladı.

O okudukça Hasret’in yüz ifadesindeki şaşkınlık da giderek artıyordu. Galip bey başını kaldırıp onu yüzüne baktı, “Tahminleriniz tuttu mu?” dedi gülümseyerek.

“Ha-hayır!” dedi Hasret kekeleyerek, “Bunu hiç beklemiyordum doğrusu!”

“İşte Ayhan hanımın en sevdiğim özelliği!” dedi Galip bey arkasına keyifle yaslanıp, “Daima beklenmeyeni yapar!”

“Ben sanıyordum ki?”

“Siz sanıyordunuz ki! Kendini ve parasını emniyete almak isteyecek!”

“Evet, nereden bildiniz?”

“O söyledi böyle sanacağınızı!”

“İnanamıyorum! Bunu neden yapmış olabilir?”

“Ayhan hanım bu! Onu kendisine sorarsınız! Şimdi bu evrakları imzalarsanız, Ayhan hanımın servetinin üçte birlik kısmı tamamen size kalacak. Kalan paranın bir kısmı ailesine, kalanı da derneklere bağışlanacak! Tabi siz parayı kabul etmek istemezseniz o zaman o para da aile ve dernekler arasında bölüştürülecek!”

“Taylan’a sormalıyım sanırım!” dedi Hasret, “Buna kendi başıma karar vermemem!”

“Anlamadım?” dedi Galip bey, “Yetişkin bir kadınsınız, aklınız başınızda ve daha evlenmediğiniz bir adama hayatınızla ilgili önemli kararları mı teslim edeceksiniz. Danışabilir, bilgi verebilirsiniz ama küçük hanım kararlarınızı lütfen hayatınız boyu kendiniz alınız!”

Adamın neden Ayhan hanım ve kocasının avukatı olduğunu anlamıştı Hasret bir anda. Haklı olduğunu da anlamıştı tabi.

“Ayhan hanım bu parayı doğrudan Taylan’a verebilirdi değil mi? Yapmadı. Çünkü bu para ona ait değil, sizin garantiniz olsun istiyor.”

“İnanamıyorum, Ayhan hanım gerçekten beni düşünüyor öyle mi?”

“Ayhan hanımı anlamak zordur ama hiç bir hareketi nedensiz değildir! Şimdi size tavsiyem bu evrakları imzalayın! Müstakbel eşinize de ister bahsedin, ister etmeyin. Çünkü ben veya Ayhan hanım bu onu hakkında bir girişimde bulunmayacağız!”

“Ona teşekkür etmeliyim!”

“Bu da sizin tasarrufunuz onun bir beklentisi olmadığını ben biliyorum!” dedi Galip bey ve dosyayı imzalaması için onun önüne doğru sürdü masadan.

Hasret bu parayı kabul etmesi için de, etmemesi için de kendine bir neden üretemiyordu ama Ayhan hanımın hayatını garanti altına alması gerektiği konusundaki sözüne katılıyordu. Zaten para şimdilik kimsenin hakkı değildi, Raziye hanım olsa hemen kabul etmesini söylerdi. Daha önce de çanta için öyle söylemişti ama para eninde sonunda ona geri gelmiş, gelirken de hayatının aşkını getirmişti. Yüzünde belirsiz bir gülümseme oluştu Taylan’ı düşününce ve kaleme uzanıp, Galip beyin parmağı ile gösterdiği yerleri imzaladı.

“En doğrusunu yaptınız!” dedi Galip bey dosyayı kendine çekerken.

Hastaneye geri döndüğünde, Taylan’ın onu merak ettiğini düşündüğü için önce ona uğradı, geldiğini söyleyip, görevine döndü. Attığı imza ile ilgili kararsızlık yaşayacağını düşünüyordu ama öyle olmamıştı. Yol boyunca paradan Taylan’a bahsetmesi gerektiğini düşündü. Sonuçta para onun halasına aitti ve ondan hiç bir şeyi saklamak istemiyordu gerçekten. Akşam hastaneden birlikte çıktıklarında olanları ona anlattı. Taylan da halasının tavrına çok şaşırmış ama bir o kadar da sevinmişti.

“Ah Ayhan hanım sen var ya sen!” diyerek gülümsedi Hasret’in yanağını okşayarak, “Sanırım bu ailede herkesi tavladın sen!”

Hasret’te güldü bu söze, nikahlarına iki ayları vardı ve bu iki ay boyunca da yapacak bir sürü işleri olacaktı. Bir yere gidip, yapılacaklar ve gelecekleri hakkında tatlı bir sohbete başladılar. Hamide hanım da Hasret’in doktor çocukla nişanlandığını bildiği için yolunu gözlemeyi bırakmıştı.

Ertesi gün ortak kararları ile Hasret tek başına Ayhan hanımı ziyarete gitti.

Ayhan hanım onu görünce gülümsedi ve “Galip aradı!” dedi.

“Bunu neden yaptınız bilmiyorum ama gerçekten çok ama çok teşekkür ediyorum!”

“Kabul etmişsin bu bana yeter! Teşekkür istemiyorum!” dedi Ayhan hanım, “Neden yaptığıma gelince! Bunca zamandır dernekler ve vakıflar aracılığı ile pek çok gence dokundum. Yeğenlerime de öyle! Biliyorsun. Senin onlardan bir eksiğin yok! Başarılı olacağına inandığım herkese yatırım yaparım ben!”

Güldü Hasret bu sözlere elinde olmadan, Ayhan hanımın onları birer yatırım projesi gibi görmediğini biliyordu artık. Galip bey ona aslında Ayhan hanımın Hasret’i manevi evlat olarak almak istediğini söylemişti laf arasında. Ayhan hanım o konuya hiç girmeyince, Hasret’te girmedi.

Ayhan hanım hayattan ayrılana dek Hasret’le aralarındaki ilişki hep mesafeli ama sıcak devam etti. Taylan halasının, karısını sevdiğini bildiği için bazı akşamlar getirip onu bırakıyordu. Kitaplardan, günlük olaylardan bahsediyorlar, sonra Taylan onu almaya gelince biraz da o dahil oluyordu sohbete. Bu yaşadıklarının akrabalıkla ya da başka bir şeyle ilgisi yoktu. Şengül’ün hiç bir zaman dahil olmadığı bir sözsüz bağ oluşmuştu üçünün arasında. Hasret ve Taylan’ın bir kızı olduğunda Ayhan hanım hayatta değildi.

“İyi ki de değil!” demişti Taylan, “Yoksa akılsız olduğumuzu söylerdi!”

İkisi de hayatları boyu daima gülümseyerek hatırladılar onu, Taylan, halasının karısına bıraktığı para ile ilgili hiç bir zaman, hiç bir şey sormadı.

SON

Yazarın notu : Sizce Hasret ne yapmıştır o parayla ya da siz ne yapsın isterdiniz?

Çantadaki kısmet – Bölüm 29’ için 2 yanıt

Anonim için bir cevap yazın Cevabı iptal et