Ayhan hanım iki gün daha kaldı hastanede, sonra artık eve gidebileceğini söyledikleri için taburcu işlemlerini başlattı Taylan. Hastanedeyken bir kez rahmetli kocasının avukatını çağırmıştı yanına. Bakıcı kadın, Şengül’ün de avukatı olduğunu bildiğinden hemen yetiştirmişti ona. Ayhan hanım kimsenin bilmesini istemediği işlerini hallederdi Galip beyle.
“Yine bir işler çeviriyor!” diye düşündü Şengül. Neredeyse ölümden dönmüştü ama değişen hiç bir şey yoktu anlaşılan.
Galip bey Ayhan hanımın hasta olduğunu bilmediği için hem ona hem de istediği şeye şaşırmıştı baya.
“Emin misiniz?” dedi uzun ve yukarı kıvrık kaşlarını kaldırarak. Yaşlandıkça Hulusi Kentmen’e benzetiyordu Ayhan hanım onu. Rahmetli kocasının en güvendiği insandı Galip bey.
“Neden emin olmayayım, aklım başımda henüz!”
“Yaşınız itibari ile akıl sağlığı raporu almanız gerekecek bunun için!”
“Alıverin o halde, hastanedeyim işte!”
Taylan, Galip beyin gelip halasına akıl sağlığı yerindedir raporu almaları gerektiğini söyleyince yine bir yerleri satacak herhalde diye düşündü. Her satıştan önce bunu yapmak zorunda kaldıkları için gerekli ayarlamaları yaptı hemen. Rapor işi halledildikten sonra Galip bey, Ayhan hanımın tam olarak yapmak istediği şey için bu kadarının yetmeyeceğini söyledi. O yüzden sadece belirli bir kısmını gerçekleştirebilirlerdi. Ayhan hanım da kabul etti mecburen. Galip beye gerekli bilgi ve imzayı verip gönderdi.
Taburcu olacağı sabah, bakıcı kadını taburcu işlemlerini takip etmesi için Taylan’ın yanına gönderdikten sonra Hasret’ten yanına gelmesini rica etti.
Hasret başka yerde görevli olduğundan çok uzun kalamayacağını söyledi ama yine de geldi.
“Çabucak söyleyeceğim, lafı uzatmayı sevmem biliyorsun!” dedi Ayhan hanım. Hasret başını sallayarak bekledi söylenecekleri.
“Eğer Taylan ile evlenecek olursan, Galip beyi arayacaksın bu da numarası!” diyerek ona bir kartvizit uzattı.
Hasret kartvizitin üzerindeki avukat yazısını okuyunca bir anlam veremediği için Ayhan hanımın yüzüne baktı. “Taylan ile evlenmek” cümlesi zaten aklını başından almaya yetmişti.
“Ne dediğimi duydun, Taylan senin peşini bırakmayacak belli! Eğer yeğenimi seviyorsan ve ona karşılık vereceksen Galip beyin sana söyleyecekleri olacak! “
“Taylan ? Sizce o beni?”
“Saflığınla yorma beni Hasret!” dedi Ayhan hanım ciddiyetini bozmadan ve eliyle çıkmasını işaret etti.
Hasret kartviziti cebine sokup çıktı odadan hemen, görevine dönene kadar Ayhan hanımdan duyduğu şeyin sevincini gizleyemedi yüzünden. Ayhan hanım söylediğine göre gerçekti! Neredeyse zıplayarak yaptı işlerini. Odadan çıkmadan “Taylan’a şimdi bir şey söyleme!” diye tembihlemişti Ayhan hanım. O gün ikisi de çok yoğun olduklarından görüşemediler Taylan’la. Ayhan hanım eve çıkınca, Taylan akşam eve dönmeden halasına uğradı.
“Elini çabuk tutmazsan o kızı kaparlar!” dedi Ayhan hanım bilmiş bilmiş. Taylan onun neden bahsettiğini bildiği için gülümsedi. Hastanede Hasret’i beğenen çok kişi olduğunu biliyordu. Halası ile bu konuyu konuşmaya pek gönüllü olmadığı için lafı uzatmadan kalkıp evine gitti.
Ayhan hanımın sağlığı normale dönünce, herkes yine kendi hayatına daldı ama Hasret içine sinmediği için bir kaç kez aradı Ayhan hanımı. O da bakıcısından şikayet etti uzun uzun. Her akşam Hamide hanımı dinleyip durduğu için sabırla onu da dinledi Hasret. Bu sözlerin içinde bir ima varsa ona bakıcılık etmeye geri dönmeye hiç niyeti olmadığını düşündü içinden. Onunla çalışmanın ne kadar zor olduğunu çok iyi biliyordu.
Taylan halasının haklı olduğunu bildiği ve artık Hasret ile aralarında gerçekten güçlü bir bağ olduğunu düşündüğü için bir hafta sonu birlikte vakit geçirmeyi önerdi oyalanmadan. Hamide hanımdan çekindiğini bildiği için akşam çıkalım dememişti. Hasret’in de hafta sonu yapacak bir işi olmadığı ve evde kalıp, Hamide hanıma yarenlik etmektense Taylan ile çıkmayı tercih ettiği için kabul etti.
Taylan bu defa farklı bir plan yapmıştı ikisi için, biraz şehrin dışında kalan güzel bir ormanlık alana girdi araba. Hasret yeşilliği özlediği için manzaraya takılıp kaldı bir süre ve Taylan’ın planladığı yere gelene kadar konuşmadılar. Fazla kalabalık olmayan tahta masaların ağaçların altına kurulduğu bir nehrin kenarına geldiler. Taylan arabanın arkasından kocaman bir piknik sepeti çıkardı.
“Ah inanmıyorum!” dedi Hasret görünce.
İhtiyaçları olacak her şeyi düşünmüş ve sabah erkenden kalkıp hepsini arabaya yerleştirmişti.
Kendilerine neşeyle güzel bir masa hazırlayıp, oturdular. Raziye hanım çok severdi böyle yerleri. Hasret ondan bahsedip hüzünlendi biraz ama sonra Taylan onun dikkatini dağıttı ve güzel şeylerden bahsetmeye başladılar.
Yemekleri bitince, Taylan içinde kağıda konmuş minik keklerin olduğu bir kutu çıkardı sepetten.
“Haydi bakalım biraz tatlı şeyler konuşalım!” diyerek kekin birini alıp Hasret’e uzattı. Üzerine şekerle pembe bir kalp çizilmiş olan keki mahcup bir gülümseme ile aldı Hasret. Kağıdından ayırıp Taylan’ın yaptığı gibi ağzına atacağı sırada, kek ayrıldıktan sonra kağıtta kalan yüzüğü fark etti. Bir süre yüzüğe şaşkın şaşkın baktıktan sonra ancak ne olduğunu anlayıp, Taylan’a baktı heyecanla.
Taylan nazikçe uzanıp, içinde yüzük olan kek kağıdını aldı elinden ve elini yine avucunun içine alıp, parmağına taktı yüzüğü. Hasret gözlerini kocaman açmış, kalbi yerinden çıkmış gibi atarak bakıyordu ona.
“Sormadım gördüğün gibi!” dedi Taylan, rüzgarın uçurup yüzüne yapıştırdığı saçını uzanıp çekti yüzünden.
Hasret konuşamıyordu bile.
“İtirazın yok değil mi?” diye devam etti Taylan ama Hasret yine cevap veremedi.
Taylan “Bu sessizliği onay kabul ediyorum!” diyerek sokuldu ona ve alnına küçük bir öpücük kondurdu. Geri çekildiğinde Hasret’in yanaklarından akan iki damla yaşı fark edince o da şaşırdı.
“Neden ağlıyorsun?” dedi hemen yaşları silerek.
“Sanırım mutluluktan!” dedi Hasret ve Taylan onu kendine çekip sarıldı sıkıca, “Bundan sonra sadece gülmeni istiyorum!” diye mırıldandı.
Hafta başı Taylan ve Hasret’in sözlendikleri haberi çabucak yayıldı hastaneye. Her gören bütün gün ikisini de tebrik etti. Hasret o kadar mutluydu ki ne söyleyeceğini bilmiyordu hâlâ. Taylan beklemeleri için bir neden olmadığını söylemişti. Eğer isterse gidip onu dayılarından isteyecekti ki Hasret doğru olanın bu olduğunu düşünüyordu. Tabi Taylan önce onu kendi ailesi ile tanıştırdı ve sonraki hafta sonu için dayılara haber verildi ve hep birlikte gittiler isteme merasimi için. Yeğenlerinin zengin bir doktor ile evlenecek olmasına çok sevindi dayıları ve bir gece onları misafir edip, evliliklerini onayladıktan sonra işe başlayacakları için hemen geri döndüler.
Sıra Ayhan hanıma söylemeye gelmişti ama Şengül yine onlardan önce davranıp haber vermişti bile. Bir akşam iş çıkışı beraber gittiler Ayhan hanımın evine. Ayhan hanım eskisine nazaran daha bitkin görünse de gülümsedi onları görünce. Artık Hasret bile alışmıştı onu gülümserken görmeye.
“Nihayet!” dedi kollarını iki yana açarak, “En son bana geldiğinizi biliyorum ama gelmenize sevindim!” dedi imalı imalı. Taylan hızlıca aileleri ile yapmaları gerekenleri sıralamaya başladı. Ayhan hanım ailenin onu bu tür işlere karıştırmadığını zaten bildiği için “Tamam biliyorum!” diyerek susturdu onu. Sonra kucağında tuttuğu küçük kutuyu uzattı Taylan’a ve içindeki çıkarıp, Hasret’e takmasını söyledi. Bu gerçekten çok güzel zarif bir inci kolyeydi.
Hasret onu görünce Ayhan hanımın kendi kolyesi olduğunu hemen tanıdı, her mücevheri gibi bu da çok değerli ve sevdiği bir kolyesiydi. Ağzını açıp itiraz edecekken, “Sana hastanede söylediğimi unutmadın değil mi?” dedi Ayhan hanım hemen.
Hasret Galip beyin kartını o zaman hatırladı, o ana kadar heyecandan aklına bile gelmemişti.
(devam edecek)
Slm gercekten hikayelerınız mükemmel cok severek okuyorum daha önceden hiç hikaye okumazdım face’de sızı gordum denk geldi abone oldum hıkayeleriniz Super gercekten sevgiler saygılar 🤩🤩💙♥️
BeğenLiked by 1 kişi
Çok teşekkür ederim 🩵
BeğenBeğen