Çantadaki kısmet – Bölüm 26

Ayhan hanım, parayı Şengül’e teslim ettikten sonra Taylan ve Hasret hakkında bir haber alamamıştı. Şengül kendi işlerine daldığından o da kuzeni ile fazla görüşemiyordu. Hasret, Taylan’ın düşündüğü gibi çekimser davrandı ve onun binasındaki dairesine geçmeyi hemen kabul etmek istedi. Hem çekindiğinden hem de bu kadar iyiliği kabul etmek istemediğinden böyle davranmıştı. Raziye hanım da sağ olsa ona böyle yapmasını söylermiş gibi gelmişti nedense. Hastanedeki iş gerçekten Taylan’ın söylediği gibi oteldeki işten daha az yorucuydu. Hem çalışma saatleri açısından, hem de işin temposu açısından çok daha rahat ve keyifli geçiyordu. Öğle yemeklerinde yemekhanede Taylan ile buluşuyorlardı. Önceleri öğle yemeğini ya es geçen, ya da dışarıdan söyleyen Taylan’ın, Hasret’i görmek için yemekhaneye koşması, meslektaşlarının eline verdiği ikinci koz oldu. Hasret hem eğitim alıyor, hem de hastanenin farkı bölümlerinde çalışarak işi öğrenmeye çalışıyordu. Her türden hastaya refakat etmesi gerekecekti, o yüzden de her bölümde biraz çalışacaktı. Bu bölümlerin içinde Taylan’ın bölümü de olacaktı elbette.

Şengül ve Taylan kendi işlerine ve hayatlarına daldıklarından halaları ile bir süredir görüşmüyorlardı. Zaten Ayhan hanım işi düşüp ikisinden birini aramazsa günlük ziyaret yapmak gibi bir huy edinmemişlerdi. Onun da böyle bir beklenti geliştirmediğini zaten biliyorlardı. Hatta sadece görmek için gitmeye kalksalar garipseyip, neden geldiklerini kesin sorgulardı. İki kuzen halaları ile ilgili meseleler dışında da pek görüşmediklerinden, bir süreliğine birbirlerini de unuttular.

Ayhan hanım da günlerini üye olduğu derneklerin toplantıları, etkinlikleri ve kendi işleri ile geçiriyordu. Telefonlar ediyor, bağlantılar sağlıyor, evde geçirdiği vaktin kalanında okumaktan zevk aldığı kitapları yeniden elden geçiriyordu. Şengül’ün ayarladığı firmadan gelen kadınlar onu gerdiği için mümkün olduğunda dikkatini başka şeylere veriyordu. Artık mevcut durumu koşulları istediği gibi yönetme imkanı vermiyordu ona. Bir bakım evine yatmayı düşünse de, dayanabildiği kadar evde kalmayı daha çok istiyordu aslında. Nasılsa eninde sonunda dayanamayacağı bir yer gelecekti. Hayatı boyu hep muhtaç olmadan ayakta ölmeyi dilemişti ama böyle giderse en azından oturarak ölebilecekti galiba.

O sabah kalktığından beri göğsünün ortasında giderek artan ağrı sonunda yanında çalışan kadına doktor yeğenini aramasını isteyecek noktaya gelene kadar direndi. Taylan halasının kendisini iyi hissetmediğini öğrenir öğrenmez eve bir ambulans gönderdi. Bakıcı kadının anlattıklarına bakılırsa bir spazm geçiriyor ya da benzeri bir durum olabilirdi. Ayhan hanım daha önce de bir çok kereler hastaneye geldiği için herkes onu tanıyordu. Hastaneye de bağışları olmuştu. Bakıcı kadın ile birlikte hastaneye gelir gelmez hemen tetkikler başladı. Taylan rahat etmesi için ona kendi birimlerinde bir oda ayarlamıştı. Ayhan hanımın hastaneye getirildiğini Hasret ancak öğlen tatilinde öğrenebildi, Taylan halası ile ilgilendiği için yemeğe gelememişti. Onun rahatsızlandığını öğrenince ne yapması gerektiği konusunda kısa bir tereddüt yaşadı. Her ne olursa olsun konu sağlık olunca, başka şeyleri unutması gerektiğini anneannesi hep söylerdi. Üstelik ona bunca iyiliği dokunan Taylan’ın da halasıydı, o yüzden yemeği bitince tetkikleri devam eden Ayhan hanımı görmeye gitti.

Ayhan hanımın o üstten bakan halinden eser kalmamıştı. Sıkıntısı olduğu yüzünden net bir şekilde okunuyordu. Göz ucuyla uzaktan Hasret’i görünce yüzünde bir aydınlanma oldu. Onun hastanede çalıştığını bilmediğinden önce Taylan ona yardımcı olsun diye çağırdı sandı ama hastanede yaptığı asıl işin bu olduğunu öğrenince iyice şaşırdı. Taylan da zaten tam düşündüğü gibi onunla Hasret’in ilgilenmesini istemişti ama Hasret’ten çekindiği için arayıp teklif edememişti. Halasının ona bakışını ve Hasret’in de onun halini görüp, yüzünün nasıl hemen yumuşadığını görünce tam söylemeye hazırlanırken, Hasret ondan önce davrandı.

“Tabi Ayhan hanım beni tercih ederse!” dedi yine de göz ucuyla ona bakıp.

“Eder tabi!” dedi Taylan hemen ve o andan itibaren tüm tetkikler yapılana kadar Hasret ilk tam zamanlı işine yine Ayhan hanıma refakat ederek başladı. Onun neyi sevip, neyi sevmediğini, nasıl rahatlayacağını iyi bildiği için ona göre davranıyor, yine kalbine yenik düşüp elini tutuyor, yumuşak sesle rahat olmasını fısıldıyordu. Henüz gerçekten göreve başlamadığı halde o gece kendi isteğiyle Ayhan hanıma refakat etmeyi de kendi teklif etti. Zaten gitse Hamide hanım onu çay diye yakalayıp uyutmayacaktı. Hiç değilse Ayhan hanım sohbete meraklı değildi.

Taylan bunu yapmak zorunda değilsin dese de, “Kalacağım!” dedi. Taylan da halasını bırakıp gitmek istemediği için gece yarısına kadar onlarla odada oturdu ve sonra Ayhan hanım kovaladığı için gitmek zorunda kaldı. Taylan hep yanlarında olduğundan Ayhan hanım ile Hasret’in konuşmalarına pek fırsat olmamıştı. Onlar hala yeğen bir şeylerden söz ederken, Hasret sessizce dinlemekle yetinmişti. Ayhan hanım ne kadar sıkıntıları da olsa yeğeninin Hasret’e bakışı ve konuşmalarından Şengül’ün az bile anlattığını ya da sonradan bir şeyleri kaçırdığını anladı. Hasret’te aynı şekilde ona karşılık veriyordu ama belli ki henüz kendi bile farkında değildi bunun.

Taylan gidince uykusu geldiğini bahane edip, gözlerini kapadı. O oturduğu sürece Hasret’in de oturacağını biliyordu. Bütün gün onunla oradan oraya koşturup durmuştu, biraz dinlenmesi için Ayhan hanımın uyku pozisyonuna geçmesi gerekiyordu. Yeğeni gider gitmez Ayhan hanımın hemen uyumak istemesi Hasret’i de rahatlatmıştı. Böylelikle birbirlerine bakıp sessiz sessiz oturmanın stresini yaşamalarına gerek kalmayacaktı. Gerçi onu böyle hastane ortamında çaresiz görünce bütün öfkesini unutmuştu. O yalnız ve yaşlı bir kadındı. Gerçekten desteğe ihtiyacı vardı yaşamak için. Aslında hayatının şimdi geldiği noktada da iyi veya kötü en büyük rolü oynayanlardan da biriydi. Ona teşekkür mü etmeli, yoksa kızmalı mı emin olamıyordu düşününce. Ayhan hanım bir saate yakın sessiz ve gözleri kapalı yatınca, uyuduğuna kanaat getirip, iyice içine döndü ve fark etmeden sızıp kaldı oturduğu kanepede. Kanepe açılıp yatak olduğu halde derin uyumamak için açmadan oturmayı tercih etmişti.

Ayhan hanımın inleme sesiyle fırladı yerinden. Ayhan hanım eliyle göğsünü tutuyor ve nefes almakta zorluk çekiyor gibi görünüyordu. Onun korkuyla kocaman olmuş gözlerini görünce koridora fırlayıp yardım istedi ve koşarak geri gelip, elini tuttu.

“Ben yanınızdayım, şimdi müdahale edecekler, lütfen korkmayın!” dedi sakin olmaya çalışarak. Onun feryadı ile nöbetçi doktor ve hemşireler hemen doluştular odaya ve sonunda onu çıkarıp, yoğun bakıma aldılar. Hasret’i oraya almadıkları için kapıdaki koltuğa yığılıp kalmıştı Taylan geldiğinde. Taylan gece haber gelir gelmez fırlayıp gelmişti hastaneye, aslında halasından çok Hasret’i merak etmişti. Hasret onun geldiğini görünce gülümsedi. Uyuyakaldığı için kendine çok kızmıştı. Taylan uyumadan bekleyecek bir durumu olmadığını söyleyerek onu rahatlatmaya çalıştı. Halasının durumu kötü değildi, yoğun bakımda daha güvende olacaktı. İstersen seni göndereyim dedi ama gecenin bir yarısı Hamide hanımı kaldırmak istemediklerinden vazgeçtiler. Hasret’in sinirleri bozulduğu için gözlerinden bir kaç damla yaş iniverince, Taylan elini tutarak ona biraz daha teselli verdi. On beş dakika sonra Hasret yorgunluktan bitap düştüğünden başı Taylan’ın omuzuna düşmüş uyumuştu bile. Taylan halasını görüp çıkmıştı ve yapabileceği başka bir şey olmadığından sessizce oturdu bir süre Hasret uyanmasın diye. Onun sakin nefesini dinleyip, avucunda duran elini seyretti.

(devam edecek)

Yorum bırakın