Hamide hanım sevmişti Hasret’i, evinde kalan gençlerden başka konuşacak kimsesi olmadığından sohbete meraklıydı. Öğrenci çocuklar o yaşta bir kadınla sohbet etmeyi sevmediklerinden mümkün olduğu kadar ona görünmeden odalarına kapanıyorlardı. Hasret’in hem durumu hem de yaşı farklı olunca Hamide hanımın da hoşuna gitmişti. Hayatı hakkında pek çok soru sorup, başına gelenleri yüzeysel olarak öğrenince çok üzüldü. Onun da kolay olmamıştı hayatı, teselli vermek için kendiyle ilgili bir kaç şey de o anlattı. Hasret kendinden büyüklerle vakit geçirmeye alışık olduğundan sıkılmadan dinledi sonuna kadar.
Ertesi akşam Taylan gelmeden önce gündüzden bir kaç mesaj atarak nasıl geçtiğini sordu. Aslında akşam için heyecanlandığından bir an önce gelmek istiyordu. Onun eksilmeyen ilgisi Hasret’i de mutlu ediyordu. Ondan gelen bir mesaj görünce yüzüne bir gülümseme yayılıyor ve yazacağı tek bir mesaj olsa da hemen telefonu alıp, odaya dönüyordu. Akşam için yine Taylan’ın onu bıraktığı sokağın başında buluşmaya karar verdiler. Gerçi Hasret bu buluşmayı neden yaptıklarını tam anlamamıştı ama Taylan ile vakit geçirmeyi sevdiği için pek de umursamıyordu. Belki yeni işiyle ilgili daha anlatacakları vardı ya da belki başka şeyler kim bilir?
Taylan ikisinin rahatça sohbet edebilecekleri sakin ama şık bir yer seçmişti. Aslında o da Hasret’in bu buluşmayı sorgulamasından çekiniyordu. Buluşmadan çok bir randevuydu tabi aslında ama şimdilik bu randevunun arkasına koyacağı bir gerekçe yoktu ikisi içinde, yani olan
ı söyleyecek durumu yoktu. Konuşacak konu sıkıntısı çekmeden bir akşam geçirdiler birlikte yine.
“İşe başlamadan biraz şehre uyum sağlamak istersin diye düşündüm!” dedi Taylan sadece.
Para dolu bir çanta sayesinde başlayan hikayeleri, sanki kırk yıldır tanışıklarmış gibi bir bahaneye ihtiyaç olmadan akıyordu öylece.
Hasret insan kaynakları müdürü ile konuşmaya gitmeden önce istenilen tüm evrakları tamamlamıştı. Daha önce kurumsal bir sağlık merkezinde hiç çalışmadığı için insan kaynakları müdürünün söylediklerini dikkatlice dinledi. Tıbbi sekreterlik konusunda kendini geliştirmek isterse, kurumun anlaştığı yerler vardı. Şimdilik sadece refakatçı pozisyonunda kalacak, hasta bakıcılara yardım edecekti. Yanlarında refakati kalamayan çocuk ve yaşlı hastaların bu tür desteğe ihtiyaçları oluyordu. Hemen işe başlamadan önce yine de bir kursa tabi olacaktı. Hastane ortamı her anlamda evde hasta bakımından çok farklıydı ki zaten Hasret’in tecrübesi profesyonel bakıcılık değildi. Otel için yabancı dil öğrenme aşamasına gelmişken şimdi hayat onu bambaşka bir yere getirmişti. Taylan yabancı dili her zaman lazım olabileceğini söylediği için, mesleğine dönemese bile en azından İngilizce öğrenmek için çaba göstermeye karar vermişti zaten. Bu işte başarılı olabilir ve kendini geliştirirse turizm sektörüne belki de hiç dönmezdi. Yani Taylan öyle söylemişti, orada da belirgin bir tecrübe fırsatı olmamıştı henüz ve çalışma saatleri açısından da zordu turizm sektörü. Sağlık sektörünün de alanına göre vardı tabi zorlukları ama yine de daha oturmuş şartlarda çalışıyorlardı. Yani ileride bir yuva kurmayı düşünüyorsa, sağlık sektörü Hasret için daha avantajlı olabilir, daha az yorulurdu. Tabi yan hizmetlerde görev alabilirdi ancak, mesela tıbbi sekreterlik çalışma saatleri belli, sektörün dezavantajlarını çok yaşamayan bir seçimdi.
Hasret, Taylan’ın anlattıklarını büyük bir dikkatle dinlemiş ve mantıklı bulmuştu. Tabi Taylan gelecekte ortak bir hayatları olma ihtimalleri üzerine konuşuyordu daha çok ama açıkça ifade edemiyordu. Hasret’te henüz o kadarını anlamamıştı. Hayatı onca zorlukla geçmiş olmasına rağmen, insanları ve hayatı tanıyacak tecrübesi henüz yoktu. Taylan’ın anlattığına göre iş hayatının pek çok zorlukları vardı, arkadaş edinme de buna dahildi. İş yerinde kurulan dostluklar ileride pişmanlık hissettirecek sır paylaşımlarına kadar varmamalıydı mesela. Bu kısmı dinlerken Hasret Kezban hanım ile anneannesini hatırlamıştı hemen. Taylan’ın koruyucu tavrı hoşuna gidiyordu çünkü Raziye hanımdan sonra ona dışarıdan bakıp, rehber olacak birine gerçekten ihtiyacı vardı. Bu desteğin Taylan’dan gelmesine de çabucak alışmıştı sanki. Nihayet işe başlama tarihinin belli olmasının sevinci ile ayrıldı insan kaynakları müdürünün yanından. Taylan işi biter bitmez onun yanına gelmesini tembihlemişti. O odaya girince diğer çalışma arkadaşları Taylan’ın değişen beden dili ve ses tonundan bundan sonra neyin peşinde dolaşacaklarını hemen anladılar tabi. Taylan’ın Hasret’e ilgisi daha o işe başlamadan odadakilerin diline düşmüştü. Taylan’ın da buna bir itirazı yoktu çünkü Hasret gibi güzel bir kız işe başlar başlamaz hemen lafı yayılır, insanların ilgisini çekerdi. Hastane içinde flört yaygındı.
Hasret’in parası, Taylan’ın banka hesabına geçmişti ama ikisi de yaşanan onca olaydan sonra paranın başına bir iş gelmemesi için bankada kalmasının daha iyi olduğuna karar vermişlerdi. Hasret işe başlamadan önceki hafta sonu yeniden buluşup birlikte ev bakmaya çıktılar. Tabi Taylan’ın yaptığı plana göre önce birlikte bir kahvaltı yaptılar sonra hastaneye yakın ve uygun fiyatlı yerleri dolaştılar. Hasret henüz kararsız olduğundan hem kiralık hem de satılık yerlere bakıyorlardı. Fiyatlar gerçekten Hasret’in elindeki paraya göre çok yüksekti. Evi satın almaya ucu ucuna yetirse bile ki yetmiyordu, eşya alacak parası hiç kalmıyordu.
“Belki kredi çekebilirim!” dedi günün sonunda üzüntüyle. Heyecan ve coşkuyla başlayan gün hayal kırıklığına yakın bir ruh haline dönmüştü. Hem yorulmuş hem de canı sıkılmıştı. Taylan sonunda dayanamayıp ona kendi binasındaki dairesinden bahsetti. Hamide hanımın bir odasının içinde kapalı kalmak ya da her davranışını sakınmak zorunda olmadan rahatça yaşayabilirdi. Ondan kira falan da istemiyordu. Hem işe birlikte gidip gelirler, böylece yok masrafından da kurtulur para biriktirirdi. Daha önce söyleyecekti ama onun yanlış anlamasından çekindiği için söylememişti. Günün sonunda bu noktaya geldilerse ev aramaya devam etmeye neden gerek olsundu.
“Bana o kadar çok iyilik yapıyorsun ki, para vermeden nasıl oturayım senin evinde?” dedi Hasret mahcup bir sesle. Hamide hanımın evinden şikayeti yoktu ama uzun vadede orada kalmayı o da istemiyordu. Artık kendine ait bir yaşam kurmak istiyordu. Başkalarının evlerinde bir odada yaşayarak yaşamak istemiyordu. Tabi Taylan’ın evi de başkasına aitti ama en azından kimseyle bir ortak yaşam kurmak ya da yaşam alanını paylaşmak zorunda kalmazdı.
“Sen ne yapacaksın peki?”
“Malzemelerim orada kalabilir senin için bir sakıncası yoksa, hatta ilgilini çekerse belki birlikte bile yaparız! Şey, yani tabi orada olması gerekmez!”
“Bir ev bulabilmeyi umuyordum açıkçası!” dedi Hasret umutsuzca.
“Bakmaya devam edebiliriz!” dedi Taylan’da hemen geri çekilip, onu ürkütmek istediği en son şeydi. Hasret bir karara varamadan ayrıldılar o akşam, Taylan yemek yiyelim dese de, Hasret’in adım atacak hali kalmamıştı ama dönünde Hamide hanımın çay saatine yakalandığı için aç karnına onunla bir kaç bardak çay içip sohbet etmek zorunda kaldı.
Neyin doğru, neyin yanlış olduğuna tek başına karar vermekte zorlanıyordu. Böyle zamanlarda anneannesinin dizine yatar, o da sırtını ve saçlarını sıvazlayarak ona akıllar verir, geçmişten olaylar anlatırdı. Bir süre sonra uykusu geldiği için lafın sonunu duyamadan da onun dizlerinde uyur kalırdı. Tabi Ayhan hanımın evinde çok yorulduğu için anneannesinin tatlı tatlı anlattıklarını dinlerken içi geçiveriyordu. Yastığa başını koyunca sanki onun dizlerindeymiş gibi hayal etmeye çalıştı ve düşüncesiyle bile sızıp kaldı çabucak.
(devam edecek)
Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.