Sessiz ol! – Bölüm 13

Ertesi sabah Neval uyandığında, Saygın çoktan kalkmış, duşunu almış, dışarıdan bir kaç çörek alıp geri gelmişti. Neval fark etmese de gece bir kaç kez çığlık attığı için kapısının önüne kadar gelmiş ama ses kesilince odasına girmeye cesaret edememişti. En azından buradayken onu tek başına bırakmaması gerektiğine karar vermişti sonunda ve kendi toplantısını arayıp iptal ettirmişti.

“Erkencisin?” dedi Neval saate bakarak, “Saat henüz yedi ve sen çoktan güne başlamışsın!”

“Evet, uykuyla pek aram olduğu söylenemez! Sen iyi uyudun mu?”

“Pek değil ama yine de dinlendim!”

“Kabus gördün sanırım!” dedi Saygın çekinerek.

“Sesimi duydun mu?”

“Evet, bir kaç kez!”

“Bu benim kalıcı hasarım! Yani o ilk olaydan beri böyle gergin uyuduğumda oluyor! Seni uyutmadım anlaşılan!”

“Hayır! Dedim ya ben çok uyumam! Bu da benim kalıcı hasarım!”

“Bir şey söyledim mi? Yani ne dediğimi duydun mu?”

Saygın ona baktı yumuşak bir yüz ifadesiyle, “Hastanede ‘Sessiz olmalıyım!’ demiştin bir kaç kez, dün gece sadece çığlık attığını duydum!”

O iki kelimeyi duyunca Neval’in yüzüne bir gölge düştü ve Saygın’dan saklamak için masaya odaklanıp, “Harika kokuyor bu çörekler, nereden buldun?” dedi neşeli olmaya çalışarak.

“Bunu yapmak zorunda değilsin!” dedi Saygın, “Korkularından korkan tek kişi sen değilsin!”

Neval’in çenesi titredi önce ve sonra göz yaşları yanaklarından sicim gibi inmeye başladı. Bunun bir ağlama krizinin başlangıcı olduğunu hissetti Saygın ve ona doğru bir kaç adım atıp durdu.

“Bırak akıp gitsin, tutma!” diye fısıldadı. Neval düşünmeden ona doğru bir kaç adım attı ve o gün olduğu gibi başını onun göğsüne bırakıp ağlamaya başladı.

Saygın artık onun olaylarının bir parçası olmuştu, korkusuna duyduğu ilk şok geçtiği için bu kez kollarını doladı sırtına ve bir bebekmiş gibi hafif hafif vurmaya başladı.

“Ben bununla yaşamaktan çok yorgunum aslında!” diye inledi Neval.

“Yalnız değilsin!” dedi Saygın, “Senin gibiyim!”

“Sahi mi? Senin de mi çocukluk travmaların var!”

“Çocukluktan beri var diyelim, hâlâ onunla yaşamaya alışamadım!”

“Ben de!” diyerek ağlamaya devam etti Neval.

Bir süre sessizce bekledi Saygın ve sonra “Bu gün seninle geleceğim! Dönene kadar yanında olacağım, rahat ol!” diye mırıldandı.

Neval başını kaldırdı, ayrıldı kollarından, “Teşekkür ederim! Her şey için! Gerçekten!” dedi minnetle.

“Haydi gel çöreklerimiz soğudu!” diyerek onu yeniden masaya yöneltti Saygın, ikisi de sıkıntıları yemek yiyerek geçmişte bırakma konusunda ustalaşmışlardı. Çöreklerini yerken, Neval ona gidecekleri toplantının konusundan bahsetti. Akşam uçağı için biletlerini alıp, evden ayrıldılar sonra.

Saygın onu evinin kapısına kadar bıraktı döndüklerinde. Ona hâlâ tehlikenin devam ettiğini söyleyememişti.

“Evde sana eşlik edecek biri var mı?” diye sordu gülerek.

“Hayır ama burada güvendeyim!” dedi Neval, korkuyor olsa da, bundan sonrasını yine kendi başına alt etmek zorundaydı.

“Artık adresimi biliyorsun!” dedi Saygın ve ayrıldılar. Bunun kısa bir ayrılık olacağını Neval bilmiyordu ama Saygın onu tehlikeden korumayı çoktan kafasına yerleştirmişti. Ertesi gün işe gider gitmez, daha önce bir arkadaşının karısını takip ettirmek için tuttuğunu anlattığı koruma şirketinin telefonunu istedi. Şirketin asıl işi koruma sağlamaktı ama arkadaşı karısına koruma tutma bahanesi ile takip ettirmişti. Firma ile konuşup bir koruma istediğini söyledi, adam öğleden sonra ofisine geldiğindeyse, Neval hakkında bildiği şeyleri ona anlatarak, korunmasını istediği kişinin bundan asla haberi olmaması gerektiğinin de altını çizdi. Tehlikeli bir durum hisseder hissetmez adamın kendisini aramasını istiyordu. Koruyacağı kişi değerliydi.

Neval peşinde dolaşıp duran bir koruma olduğundan habersiz bir kaç gün içinde kendini toparlayıp işlerine odaklandı. Aklını korumak için yapabildiği en iyi şey buydu zaten. Kötü olayları çabucak unutup, başka şeylere odaklanmak. Geldiğinin ertesi gün hafta sonu olduğundan Cevdet ve Cavidan ile Gülnaz hanımın evinde bir araya geldiler. Döndükten sonra Gülnaz hanımla kalabalık içinde bir araya gelmek Neval’in işine gelmişti çünkü Gülnaz hanım onun bir şeyler sakladığını kolayca anlayabiliyordu. Çocukları ve torunları da evde olunca doğrudan Neval’e odaklanamadığı için gittiği iş seyahatinden ne kadar sarsılmış döndüğünü fark edemedi. Diğerleri zaten Neval’i umursamıyorlardı.

Gülnaz hanım Neval’in sarsıntısını hissetmemiş olsa da, Neval onun pek de iyi olmadığını hissetti. Sorunca çok iyi olduğunu söylüyordu ama bir kaç gün öncesine göre bile çökmüş gibi duruyordu nedense.

“Annem kendini yoruyor bilmiyor musun?” dedi Cavidan umursamazca, “Kim bilir neyin peşinde koşturdu yine!”

“Yeni yardımcından memnun musun?” diye sordu Neval, Cavidan’a cevap vermemek için Gülnaz hanıma.

“Evet, yardımcı işte, hiç olmasalar daha iyi ama yaş ilerleyince gerekiyor maalesef!” diye güldü Gülnaz hanım. Diğerleri gidince Neval ayrılmadı yanından ve o gece Gülnaz hanımın evinde kaldı. Başına gelenlerden sonra güvende hissettiği bir yerde olmak ona da iyi gelecekti. Peşindeki koruma hangi saatte nerelere gidip geldiğini Saygın’a tek tek rapor ediyordu. Saygın onun iyi olduğunu duyunca rahatlayacağını sanıyordu ama içinde giderek artan o sıkıntı bir türlü sona ermiyordu. Diğer tarafta polis hâlâ taksi şoförünün izini bulamamıştı.

Bir kaç gün sonra saldırıya uğradığı şehrin emniyetinden Neval’i arayarak adamın cesedinin bulunduğu bilgisini verdiler. Adam öldüğü için artık korkacak bir şey kalmamıştı ve dosya kapanacaktı. Birinin ölmesine sevineceği Neval’in hiç aklına gelmemiş olsa da, adamın artık tehdit olmadığını duymak içini rahatlatmıştı. Sürekli arayıp bilgi soran Saygın da, Neval’den bir kaç saat sonra haberi almış ama o Neval gibi rahatlayacağına, bu ölümün olayın arkasındaki kişiye gidişlerini engellediğini düşünüp canı sıkılmıştı. Asıl tehdit, adamın konuşacağından korkup ortadan kaldırmıştı belli ki. Neval’in duyup duymadığını bilmediği için onu aradı. Neval açar açmaz polisin aradığını ve adamın ölü bulunduğunu artık korkacak bir şey kalmadığını ve ne kadar rahatladığını anlatınca endişelerinden ona hiç bahsetmedi.

“İyi olmana sevindim, vaktin olduğunda uğrarsan bir kahve içeriz!” dedi nazikçe.

“Aslında tüm olanlardan sonra, normal bir görüşme yapabilmeyi ben de umuyordum!” dedi Neval, “Yaptığım o rezillikten sonra sana hâlâ bir özür borcum varken şimdi bir de hayat borcum oldu!”

“Benim gibi hayatı otelin gölgelerinde geçen bir adamı ziyaret ederek, borcunu ödeyebilirsin o halde!” dedi Saygın da gülerek. İkisini bir araya getiren tuhaf tesadüfler çok zıt karakterler gibi görünseler de iyi arkadaş olmalarını sağlamıştı. En azından Neval öyle düşünüyordu. Onun da fazla arkadaşı olmadığı için, arada sırada otele uğrayıp Saygın ile sohbet etme fikri hoşuna gitmişti. Gülnaz hanımın da kendiliğinden arkadaş oldukları için çok sevineceğine emindi. Hatta belki bir gün onunla gider birlikte bir tatlı yerlerdi.

Tabi ertesi sabah telefonun sesi ile uyandığında Gülnaz hanımın öldüğünün haberini almamış olsaydı. Arayan Cevdet’ti ve annesinin dün gece uykusunda öldüğünü söylemişti pat diye. Uyku sersemi ne olduğunu algılayamayan Neval, hâlâ bir kabusun içinde olduğunu düşündü bir kaç saniye ama sonra Cevdet’in her zaman ki kabalığı ile “Duydun mu beni!” diye sert çıkışı ile kendine gelip, bunun kabustan da kötü bir gerçek olduğunu anladı. Cevdet, o sesi titreyerek “Duydum!” dedikten sonra telefonu yüzüne kapattığından başka bir şey soramadan göz yaşları içinde giyinip, Gülnaz hanımın evine gitti.

(devam edecek)

Sessiz ol! – Bölüm 13’ için 2 yanıt

  1. Eski tamamlanmış hikayeleri okumak, her gün arkası yarını beklemekten daha cazip geliyor.. Not alıp(içeriği ilgimi çektiyse) hikayeyi bitiminden sonra okuyorum.. Öteki türlü bana göre değil.. Yokluğumda ve Sessiz ol oldukça sıra dışı Hikayeler🌟Hemen hemen hepsini okudum. İçlerinde mistik ve gizemli olanlar, açılan portaldan geçiş anlatımları benim ilgi alanım.. Boyutlar arası gidiş gelişler🌟🖋️😂

    Liked by 1 kişi

Anonim için bir cevap yazın Cevabı iptal et