Bu arada Gönül hanım oğlunun şirket dışındaki hangi işle bu kadar meşgul olduğunu anlayamadığı için iyice meraklanmaya başlamıştı. Gültekin sürekli kaçamak cevaplar vererek, eve de çok az uğruyordu. Sadece o değil, babası ve kardeşleri de onu merak etmeye başlamıştı. Hepsi aralarında onun hayatında yeni bir kadın olduğunu sonucuna varmışlar ama onu yakalayacak bir kanıt bulamamışlardı. Bütün başvurular tamamlanıp, sürecin bundan sonrasının yasal olarak ilerlemesi kesinleşince, Gültekin artık Seren’in de olanların da saklanmasına gerek olmadığı sonucuna vardı. Annesinin merakının endişeye dönüştüğünün de farkındaydı ve aslında onu bu durumda bırakmaktan hoşlanmıyordu. Metin, dava sonuçlanana kadar yeğenini bırakmak istemediği için Gültekin’in yardımıyla mobilyalı bir ev kiraladı. Gültekin’in tüm dava süreci boyunca hayatını erteleyip, Seren ile olması imkansızdı. Seren ve amcası yeni eve geçince o da anneannesinin evini temizlettirip kapattı, Mustafa’ya uğrayıp olanları yine ayak üstü anlattı, dava başladığında en önemli tanıklardan biri de o olacaktı. Sonra Nedret hanıma uğrayıp, ona da süreç hakkında bilgi verdikten sonra çantasını alıp nihayet eve dönünce, Gönül hanımın yüzünde kontrol edemediği kocaman bir gülümseme oluştu.
“Hepimiz senin aklını başından alan bir kadınla tanıştığını düşünmeye başlamıştık! Eve döndüğüne göre yanılmışız!” dedi sitemli bir sesle.
“Yanılmamışsınız!” dedi Gültekin hemen gidip sarıldı annesine.
“Ne demek yanılmamışız?” dedi Gönül hanım oğlunun kollarından kurtulup “Ne işler çeviriyorsun?” der gibi yüzüne baktı.
“Sen bana Dilek hanım kızıyla görüş demiyor muydun?”
“A?” dedi Gönül hanım hayretle, “Bunca zaman Handan ile birlikte miydin sen?”
“Hayır güzel annem!” dedi Gültekin gülerek ve onu ellerinden tutup kanepeye oturttu, az sonra anlatacaklarını duyunca sakin kalabileceğini hiç sanmıyordu.
Her şeyi anlatıp bitirdiğinde Gönül hanım neredeyse bayılmak üzereydi, ağzını açıyor ama söyleyecek tek bir kelime bulamıyordu. Gültekin gülümseyerek annesinin yüz ifadesini izliyordu ama bir yandan da kötüleşirse diye endişe etmeye başlamıştı. Beş dakikalık bir şok evresinden sonra Gönül hanım kendini böyle bir işe bulaştırdığı için önce bir güzel azarladı, sonra zavallı kıza yardım ettiği için sevindiğini söyledi. Zaten Dilek ve Handan’dan hiç haz etmemişti ama kadın çok ısrar edince mecbur kalmıştı. Ayrıca Gültekin’in yan evden onları gözetlediğine inanamıyordu. Aslında duyduğu hiç bir şeye inanamıyordu. Bir anda seri halde bir sürü soru sormaya başlayınca, Gültekin her şeyi yeniden anlatmış kadar oldu.
Gönül hanım tüm merakını giderip sakinleştikten sonra “Neden peki?” dedi oğlunun yüzüne bakıp, “Neden bu kıza bu kadar yardım ettin?”
“Anlamadım?” dedi Gültekin.
“Bir yerden sonra geri çekilebilecekken, devam etmişsin öyle değil mi? Bundan sonra da geri çekilecekmişsin gibi durmuyor!”
“Elbette bunca süreç boyunca onu yalnız mı bırakayım? Amcası geldi ama ona da ne kadar güvenebilir öyle değil mi?” diye savunmaya geçti Gültekin hemen.
Annesi bir şey demeden imalı bir gülümseme ile yüzüne bakmaya başlayınca, “Tamam, sonra konuşuruz, babama ben anlatırım!” dedikten sonra çantasını alıp odasına kaçtı.
Gönül hanım olanları düşünüp, her şeye tek tek yeniden şaşırıyordu aşağıda.
Dilek ve Handan, Seren’in onca şeye kulak misafiri olduğunu bilmedikleri için ilaçlarla ilgili bir yere varabileceğini düşünmemişlerdi. Sonuçta kazadan sonra travma geçirdiği ve ondan önce de sağlıksız olduğuna dair bir sürü sağlık kaydı vardı ortada, ona verilen ilaçlar da eskiden beri aldıkları ile birlikte bir kaç sakinleştiriciydi sadece. Onun aklı başında olmadığına dair bir sürü çalışan vardı evde şahitlik yapacak. Bahçede onu otururken gören herkes uzaktan bile olsa aklının başında görünmediğini söyleyebilirdi. Savcılığın açtığı dava yüzünden, mirasa ulaşma hayalleri bir kez daha suya düşünce Seren’i bulup onunla konuşmak istediler. Bu defa da karşılarına Metin çıkınca iyice şoka gören ana-kız, kaçmak da dahil bir sürü plan düşünseler de hiç birini yapamadan Seren’in hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde davrandıkları için suçlu bulundular ve tutuklandılar. Hakan ile Handan’ın bağı da Mustafa’nın şahitliği ile ortaya çıkınca o da, mesleğini kötüye kullanan doktor gibi bu işten sıyrılamadı. Yapılan DNA testi ile Seren’in Kerem’in öz kızı olduğu da ortaya çıkınca aldıkları suçlardan dolayı, tüm miras Seren’e kalmış oldu.
Her şey bittikten sonra Metin, Seren ve Gültekin avukatın ofisinde gerekli belgeleri imzalarken, Seren babasının ona özel bir mektup bıraktığını öğrenince elleri titreyerek aldı zarfı. Üç adam belgelerle ilgilenirken o yan odaya geçip, babasının kendi el yazısı ile yazdığı mektubu okudu ağlayarak. Kerem Semiha ile olan hikayesini özetlemişti bu mektupta, kardeşi ile arası bozulmaması için bunu bir sır olarak saklamasını istiyordu kızından. Kendisi de bu gerçeği çok geç öğrendiği için pişmandı. Hayattan ayrılma olasılığını düşünerek yazmıştı bu mektubu. Aslında Seren on sekizine geldiğinde ölmüş olacağını kendisi de hesaplamamıştı, mektup Kerem kaç yaşında ölürse ölsün verilecekti Seren’e. Eğer bütün bu olaylar yaşanmamış olsa, Seren onun öz babası olduğunu ve annesi ile olan hikayesini ancak yıllar sonra öğrenebilecekti. Mektubu okurken olayları zaten bildiği için babasının kendi anlattığı duygularından etkilendi daha çok. Kerem kızına samimi ve dürüst bir mektup bırakmıştı. Onun öz anne ve babasını bilmeye hakkı olduğunu düşünüyordu, ancak kendi sağlığından Handan ve onu ayırması imkansızdı.
Gözleri kıpkırmızı olarak diğerlerinin yanına döndüğüne mektubu okumaları için masaya bıraktı. Mektupta yazılanlar sır olmaktan çoktan çıkmış, Seren’i kurtaran mahkemenin konusu bile olmuştu. Metin kardeşinin el yazısı ile yazdığı mektubu alıp yüksek sesle okudu. Kerem’in kendi ağzından her şeyi bir kez daha dinlemek hepsini duygulandırdı. Avukatın yanından ayrıldıktan sonra birlikte Kerem ve Nusret beyin mezarlarını ziyaret ettiler. Seren’in sağlığı da artık çok daha iyi olduğu için Metin daha fazla kalamayacağını söylemişti. Seren istese onu da yanında götürmek istiyordu aslında ama Seren tam da planladığı gibi artık kendi hayatının kontrolünü ele almaya kararlıydı. Okulunu tamamlayacak ve ailesinin şirketinde alttan başlayarak her öğrenecekti. Tabi resim yapmayı da bırakmayı düşünmüyordu. Tüm bu süreçler ilerlerken henüz yarışmadan bir ses gelmemişti. Metin dönmeden önce, Mustafa, Nedret hanım, Gültekin ile birlikte bir yemek yiyerek yeğenini korudukları ve kurtardıkları için teşekkür etmek istedi. Gültekin, sakin ve güzel bir restoranda rahatça sohbet edebilecekleri bir yer ayarladı. Seren tüm bu güzel insanlarla birlikte olmaktan gerçekten çok mutluydu. Amcası ile yeniden bir araya gelmek de onun için çok özeldi. Aslında onca yıl sonra şimdi bu insanlarla gerçek bir ailenin içinde gibi hissediyordu. Metin bundan sonra yeğenini böyle tek başına bırakmayacağını söyleyerek masadaki herkese tek tek teşekkür etti. Mustafa ve babası artık Seren için çalışacaklardı, Seren onlar için bir ev satın almıştı, aileleri ile birlikte artık çalıştıkları yere daha yakın oturacaklardı. Avukat aracılığı ile Nusret beyin torunlarının mezun olana kadar tüm eğitim masraflarının karşılanması için de girişimde bulunmuştu. Gültekin’e hâlâ nasıl teşekkür edeceğini bilmiyordu. Sürecin başından sonuna kadar o olmasa kesinlikle bunları başaramazdı.
“Ben biliyorum!” dedi Gültekin gülümseyerek ve Metin’e dönüp, “Yeğeninizle evlenmek istiyorum!” dedi pat diye herkesin içinde. Seren başta olmak üzere herkes çok şaşırdı önce, Metin dönüp yeğenine baktı hemen, “Kusura bakma önce sana söylemeliydim!” dedi Gültekin, “Ama amcan gitmeden seni ailenden istemem gerekti değil mi? Müsaitseniz annemler yarın seni istemeye gelecekler!”
“Şaka mı yapıyorsun?” dedi Seren dili dolaşarak. Mustafa ve Nedret hanım neşeyle alkışlıyorlardı.
Seren’in bakışlarındaki heyecan ve mutluluğu gören Metin “Verdim gitti!” dedi neşeyle. Gültekin gelip sarıldı sıkıca Seren’e.
“Teşekkür ederim!” dedi Seren fısıldayarak, gözlerinden akan yaşlara halim olamıyordu.
“Ben teşekkür ederim!” dedi Gültekin, “Hayır demediğin için!”
Ve hikaye en güzel sahnesi ile burada sona erdi. Elbette ertesi gün, oğlunun evlenme teklif edeceğini önceden bile Gönül hanım ve eşi Kerem’in evine gelip istediler Seren’i. Nedret hanım ve Mustafa’da kız tarafı olarak oradaydılar. Metin gitmeden önce yeğenini kardeşinin evine yerleştirip, tuttuğu evi boşaltmıştı. Dilek ve Handan’a ait olan her şey evden çıkarılıp bir depoya kaldırılmıştı. Seren onları saklaması için bir neden olmadığını biliyordu ama yine de atılmalarına gönlü razı olmadı. Babasının mektubunu okuduktan sonra onun Handan’a olan sevgisinin hatırına yapmıştı bu kadarını ve onun annesi ile nelere alet olduğunu görmediğine sevinmişti Kerem’in.
Bu güzel insanlar mutlu mesut yaşıyorlar şimdilerde, Seren tam olarak sağlığına kavuştu ve biz gerçek hayatta da mutlu sonlar olduğunu bilerek çıkalım kerevetine.
MUTLU SON
Çok ggüzeldi teşekkürler gülseten hanımla
BeğenLiked by 1 kişi
Çok keyifle okudum kaleminize sağlık yenilerini okumak dileğimle sevgiler.
BeğenLiked by 1 kişi
❤
BeğenBeğen
mükemmel ötesi dilinize kaleminize sağlık.
BeğenLiked by 1 kişi