Hakan, Mustafa’nın onları izlediğinden habersiz, iyice özlediği Handan ile biraz sohbet ettikten sonra, Seren’i görmek için evin yanından geçip, bahçeye yönelmişti. Handan yarışma konusunda gergin olduğu için Hakan’ı Seren’in daha hızlı ve güzel resim yapması için yönlendirmesini istiyordu. Hakan bu yarışmanın neden bu kadar önemsendiğini anlayamadığından ona başını sallıyor, Seren’in yanına gelince sadece onun gönlünü kazanmaya odaklanıyordu.
Mustafa daha biraz önce Seren’den Hakan’ın ne kadar iyi ve hoş biri olduğunu dinledikten sonra Handan ile onu görünce neye uğradığını şaşırmıştı. Çok hızlı düşünebilen biri olmadığı için, yüzünde tuhaf bir ifade ile yan villadaki işine dönmüş, düşündükçe gördüklerinin hiç de normal olmadığının idrakine varmaya başlamıştı. Seren’e bu gördüklerini anlatması gerektiğini düşündüğü için bir an elindeki aleti fırlatıp onun yanına doğru koşsa da, Hakan’ın bahçede onun yanında olduğunu görünce iyice gerilip, bir şey yapamadan geri döndü.
Villanın sahibi içeride devam eden tadilat işlerinden bunaldığı için onunla sohbet etmek için bahçeye çıktığında, onun elindeki aleti fırlatıp, bir anda yan bahçeye koştuğunu, sonra tuhaf bir yüz ifadesiyle geri gelip, düşüncelere daldığını görünce merak edip yanına gelmişti. Mustafa’nın aklı öyle karışıktı ki, birden onu karşısında görünce korkuyla sıçradı.
“Korkma!” dedi patronu, “Benim! İyi misin, kötü bir haber mi aldın yoksa?”
“Kötü sanırım!” dedi Mustafa düşünceli bir sesle, aklı hemen Seren’e kaymıştı. Bu Hakan denilen adam Handan ile iş birliği yapıyordu demek, üstelik iş birliği yapmakla da kalmıyor onunla öpüşüyordu bir de.
Villanın yeni sahibi Gültekin, dikkatle Mustafa’nın yüzüne bakıyordu neler olduğunu anlamak için, delikanlı içinden kendiyle mücadele halinde olduğu için gözlerini kısıyor, kaşları inip kalkıyordu. Başını kaldırıp Gültekin ile göz göze gelince bir süredir çekinse de ondan yardım istemeye karar verdi. Bu insanların kurnazlıklarıyla baş etmek için onun aklı yetmiyordu artık ve belli ki bu insanlar Seren’e yine zarar verme peşindeydiler.
“Şey!” dedi çekinerek, “Bir arkadaşıma yardım etmek istiyorum ama nasıl yapacağımı bilmiyorum!”
“Arkadaşına bir şey mi oldu?” dedi Gültekin merakla, Mustafa’nın saflığı ve tuhaf davranışları hoşuna gidiyordu. Ayrıca onun sayesine yan evde yaşayanlarla ilgili de baya bilgi sahibi olmuştu. Mustafa anlatmadığını sansa da, laf arasında şahit olduğu ufak tefek günlük olayları ağzından kaçırıveriyordu.
“Uzakta bir arkadaşım. Çok uzakta!” dedi Seren’i ele vermek istemediği için.
“Anlıyorum! Hasta mı?”
“Aslında değil! Yani ona zarar vermek isteyenler var, sürekli onu kandırıyorlar”
“Kandırıldığının farkında mı değil?”
“Farkında aslında, bir planı da var ama şimdi bilmediği başka bir şey oluyor gibi?”
“Az önce mi öğrendin sen bunu?” dedi Gültekin aynı merakla.
“Gördüm!” dedi Mustafa boş bulunup önce ama sonra hemen toparlandı “Bir arkadaşım görmüş bana haber verdi! Aradı beni!”
“Tabi böyle yarım yamalak anlatırsan hiç bir şey anlayamam değil mi?”
“Doğru! Bu arkadaşımın annesi ile kız kardeşi, babası öldükten sonra ona kötü şeyler yaptılar. O babası ile aynı arabadaydı. Şeyde, kazada, babası öldü ama o ölmedi. Çok üzüldü çok, hepimiz çok üzüldük. Annesi ile kardeşi ona çok ilaç verdiler, şey olsun diye!”
“Sakinleşsin diye mi?”
“Evet ama hasta değil o! Onu hasta sansınlar diye! Anladı ama o! Ben ona yardım ettim!”
“Ne yaptın?”
“Onun resimlerini yarışmaya yollayacağım! Kazanıp, kurtulacak ama bir adam var şimdi, o iyi biri değil galiba ama o bilmiyor!”
“Arkadaşın resim yapıyor ve bir yarışmaya katılacak öyle mi?”
“Evet! Para kazanacak! O çok iyi resim yapar!”
“Para kazanınca kurtulacak mı?”
“Kaçacak o evden!”
“Şimdi niye kaçmıyor?”
“Gidecek yeri yok! Kimse ona yardım etmiyor!”
“Sen ediyormuşsun ya!”
“Evet ama ben onu evden kaçıramam ki, babam var!”
“Adam var dedin bir de! Kötü dedin değil mi?”
“Kız kardeşinin arkadaşı ama ona iyi davranıyor. Sanki şey gibi, seviyor gibi ama değilmiş! Ablasını öptü, şey yani öpmüş! Gene bir şey yapacaklar bence! Babasından kalanları vermek istemiyorlar ona!”
“Miras yüzünden mi oluyor bunlar yani?”
Mustafa başını salladı gerginlikle, Gültekin önceden anlattıkları ile de birleştirince, bahsettiği olayların yan evde yaşandığını anladı ama ona belli etmedi. Bu kadar gerildiğine göre de az önce kendi gözleriyle görmüştü o adamla, ablayı.
“Tamam, arkadaşına söyle adamın ablasının sevgilisi olabileceğini!” dedi sakin bir sesle.
“Söyleyecektim ama adam yanında şimdi!”
“Nereden biliyorsun yanında olduğunu?”
“Arkadaşım, aradı ya hani. O söyledi!”
“Tamam ona söylersen sanırım adama bir daha güvenmez ve sorun çözülür değil mi?”
Mustafa yine başını salladı ama çok da emin değildi.
Seren onun şahit olduklarından habersiz, Hakan’ı görünce mutlu olmuş, onunla sohbet ediyordu. Hakan her gelişinde bir öncekinden daha uzun kaldığı için bu defa Seren eve girene kadar gitmedi. Gültekin içeriyi denetlemek için Mustafa’nın yanından ayrılınca, arada bir yan bahçeye koşup Seren’i kontrol etti ama her seferinde Hakan’ın orada olduğunu gördüğü için çaresizce işine geri döndü. Patronun dediği gibi Seren’e gördüklerini söyleyip, bir tuzak varsa onu kurtarmalıydı. Seren, Hakan ile içeri girdiği için Mustafa’nın o gün konuşması mümkün olmadı ve sabaha kadar içi içini yedi. Hakan evdekilerle samimiyetini, Seren’e hissettirmemek için bir süre de içeride onunla sohbet ettikten sonra izin isteyip ayrıldı. Seren o gider gitmez, bakıcısından yemeğini istedi ve sonra çok uykusu olduğunu söyleyip, onu odasına gönderdi ve son rötuşları yaptığı tablolarını çıkarıp yeniden çalışmaya başladı. Kendi tabloları bu son dokunuşlarla tamamlanmış olacaktı. Ertesi gün kimseye çaktırmadan onları Mustafa’ya nasıl vereceğini konuşmaları gerekiyordu.
Ertesi gün Mustafa yan bahçede erkenden çalışmaya başladığı için, Seren bahçeye çıkana kadar defalarca gelip gidip kontrol etti. Gültekin onun halini üst kattaki camdan görebiliyordu. Ustaların çalışırken yanında olması gerektiği için o gün henüz sohbet edememişlerdi. Baktığı camdan yan bahçede göründüğü için bakıcı kadının Seren’i ve resim yapması için gereken eşyaları bahçeye çıkardığını görünce Mustafa’nın ondan bahsettiğini anladı. Biraz sonra tam tahmin ettiği gibi Mustafa işini bırakıp koşa koşa onun yanına gitti ve ikisi koyu bir sohbete daldılar.
Seren, yan villanın camından gözetlendiklerinden habersiz Mustafa’ya resimleri tamamladığının müjdesini verecekti ki, dünden beri zor duran Mustafa bir anda Hakan’ı, Handan’ı öperken gördüğünü söyleyiverdi.
“Ne?” dedi Seren şaşkın şaşkın
“İkisini gördüm!”
“Yanağından öpmüştür belki sen uzaktan öyle görmüşsündür!” dedi Seren, ona aşık olduğunu düşünmese de hayal kırıklığına uğramıştı. Madem ikisinin arasında bir şey vardı, o zaman neden bu kadar ilgi gösteriyor diye düşünürken, Mustafa ile göz göze geldi ve onun bakışlarından ne demek istediğini hemen anladı.
“İnanamıyorum!” dedi hayretle, biraz sesi titremişti bunu söylerken, sonra yutkunup toparlandı.
“Tamam! İyi ki gelip söyledin! Her ne planlıyorlarsa, işe yaramayacak!” dedi hırsla ve resimleri bir an önce ona vermesi gerektiğini, onun da bir an önce gidip mücevherleri bozdurması gerektiğini anlattı hemen. Unutabileceğini düşünerek de iki üç defa ona da tekrarlattı yapacaklarını. Gece olunca balkonun altına gelecekti ve Seren ona resimleri verecekti. Hepsini bir kerede taşıması mümkün olmadığından bir kaç kez gitmesi gerekiyordu. Seren onları korumak için paketleyecekti ama Mustafa’nın da onları başlarına bir şey gelmeyecek şekilde muhafaza etmesi gerekiyordu.
“İyice anladın mı?” dedi ona bakarak.
“Çok üzüldün mü?” diye sordu Mustafa.
“Neye? Hakan’a mı? Elbette hayır!” dedi Seren ama aslında gerçekten üzülmüştü ama bunu Mustafa’ya belli etmek istemiyordu. Kendini tam bir aptal gibi hissetmişti oysa, “Sen beni dinliyor musun? İyice anladın mı?” dedi tekrar.
“Evet anladım!” dedi Mustafa ve babasının bahçenin öbür ucunda görünce yakalanmamak için veda edip koşarak işinin başına döndü.
(devam edecek)