Kerem’in, Seren’e olan düşkünlüğü ve bakışlarındaki değişiklik Dilek’in gözünden kaçmasa da bir anlam veremiyordu. Handan’ın ona ne kadar düşkün olduğunun farkındaydı ve Seren’e düşkünlüğünün artmasının kızının duygularını incitmesini istemiyordu. Çocuk eve geldiğinden beri zayıftı, şimdi birden bire bu zayıflığa daha fazla üzülüyor olması hiç mantıklı gelmiyordu. Hatta Seren’in son doktor kontrolüne hiç gitmezken Kerem’de katılmak istemişti. Hâlâ devam eden bakıcına onun sağlığı hakkında daha çok soru soruyordu artık.
Kerem’in asıl endişesi şimdi olmasa bile kızının ileride annesi gibi hasta olmasıydı. Şimdiden kesin bir bulgu elde edilemese bile ihtimal olabileceğine dair yapılabilecek testler olduğunu doktor arkadaşlarından öğrenmişti ve yapılmasını istiyordu. Dilek’i iyice şüphelendirdiğini fark ettiği için bu testlerin yapılması için onu Nusret beyin götürmesini isteyecekti. Bakıcısı zaten her zaman yanındaydı. Doktor arkadaşının çocuğu ertesi gün getirebileceğini bildiren telefonu akşam evden gelince hemen içeri geçip Nusret beyi arardı.
“Yarın okuldan sonra Seren’i sana yollayacağım adrese götürmeni istiyorum.” diyerek nedenini açıkladı.
“Bence Seren için bu kadar endişelenmen Dilek’in şüphesini çekecek! Olmamış şeyler için bile endişelenmeye başladın?”
“O benim kızım!” dedi Kerem, “Ne bekliyorsun ki? Ayrıca Semiha’nın hasta olduğunu ikimiz de biliyoruz öyle değil mi? Sen ister misin kızımızın ileride hasta olmasını! Ayrıca Dilek zaten onu doğuran kadının hasta olduğunu biliyor ve bu yüzden endişeleniyor olmam neden onun öz kızım olduğunu anlamasına neden olsun? “
“Tamam!” dedi Nusret bey, “Nasıl istersen! Bence o büyüdükçe sağlıklı bir genç kız olacak. Ergenlikten önce çocukların böyle olmaları gayet normal!”
“Bunu doktordan duymak istiyorum!” dedi Kerem kararlı bir sesle ve her zaman yaptığı gibi. Nusret beyin pek de söz hakkı olmadığı vurgusunu yaptığını hissedince uzatmaması gerektiği mesajını alıp kapattı telefonu.
Dilek telefonun kapandığını fark edince, koşarak salona kızların yanına döndü hemen. Az önce hayatının şokunu yaşamıştı. Seren, Kerem’in öz kızıydı demek! Bunca zamandır bunu nasıl fark edememiş olduğunu anlayamıyordu. Üstelik o yaşlı akıl hocası da bu işin içindeydi ve Dilek’ten gizli çocuk için planlar yapıyorlardı. Miras için de ayırım yapabilecekleri düşüncesi aklına gelince Dilek iyice gerildi ama Kerem salona gelince hiç bir şey belli etmedi. Artık o hasta kıza neden bu kadar ilgi gösterdiği anlaşılmıştı. Acaba şimdi Handan’ın onun öz kızı olduğunu açıklaması avantaj sağlar mıydı yoksa işleri iyice çığırından çıkarır mıydı? Sonuçta o da Kerem’den saklamıştı kızını. Sakin olup olayların gidişini yakından takip etmeye karar verdi. Şu aşamada durumlarını riske atacak bir gelişme yok gibiydi.
Seren’in bütün testleri iyi çıkınca Kerem biraz rahatladı ama doktorun söylediğine göre bu testler hiç bir şeyin garantisi değildi. Kız on sekiz yaşını geçince yapılacak ve daha kesin sonuçlar verebilecek başka testler mevcuttu. Bu arada Seren’in resim yeteneği okulda da fark edilmiş, yaptığı resimler yarışmalara gitmeye başlamıştı. Handan’ın ise resme hiç yeteneği olmadığından resim ödevlerini kız kardeşi yapıyordu. Handan annesi gibi hırslı ve kıskanç olsa da iki çocuk henüz küçük olduklarından aralarında iki kardeşin olduğundan daha fazla sürtüşme yaşanmıyordu. En azından Dilek, Seren’in Kerem’in öz kızı olduğunu öğrenene kadar sadece kendi kızına ayrıcalık tanısa da, kardeşi hakkında kışkırtıcı söz ve davranışlarda bulunmamıştı. Ancak şimdiden sonra kendini bu konuda kontrol edemeyeceğini biliyordu. Elinde olsa Seren’den kurtulurdu ama şimdilik sakin kalıp mevcudiyeti koruması gerektiğine karar vermişti.
Seren lise bire başladığında, yine okuldaki salgınlardan etkilenerek yatağa düşecek kadar ağır hasta olmuştu. Nusret bey bir kaç yıl önce emekli olmasına rağmen Kerem’in özel aramalarına gidiyor ve ondan rica ettiği sorumlulukları üstleniyordu. Seren’in doktora götürülüp, getirilmesi de bunlardan biriydi ki zaten Semiha’ya yaşadığı müddetçe çocuğu koruyacağına söz verdiği için seve seve yapıyordu.
Seren serpilip güzel bir genç kıza dönüşüyordu. Ablası Handan ondan hızlı geliştiği için bir yaş büyük olmasına rağmen üniversiteli gibi gözüküyordu. İkisinin de dersleri başarılıydı. Seren annesinin ablasına daha çok yakın hissettiğini fark edecek kadar büyümüş olsa da, ikisini de sevdiği için bunu dert etmiyordu. Handan ise annesinin kışkırtmalarından etkilendiği için kardeşine eskisine nazaran daha katı davranıyor, her fırsatta onu horluyor veya mutsuz olması için uğraşıyordu. Dilek kızların ergenlik yaşadıkları için böyle olduğunu söyleyerek Kerem’e karşı olanları normal göstermeye çalışsa da Kerem onun Handan’ın ondan etkilendiğini çoktan fark etmişti. Dilek itiraf etmemiş bile olsa bunun nedeninin kendi kızını kayırmak olduğunu biliyordu artık ama dile getiremediği ve kendisinin de benzer bir sırrı olduğu için onun sözlerine ikna olmuş gözüküyordu. Seren’in saf kalplilikle ikisini de seviyor olması yüreğini eritiyordu. Semiha gibi otoriter değil, kendisi gibi yumuşak kalpliydi kızı.
Nusret bey kızı yine doktora götürdüğünde, doktor bu kez bir türlü toparlanmayan bağışıklık sistemine dair testler yapılmasını istediğini söyledi. İzmir’de bu konuda çok iyi bir doktor vardı. Seren artık yetişkin olmak üzere olduğundan vücudunun direncinin daha güçlenmesini bekliyordu ama nedense çocuk bir türlü toparlanamıyordu. O testler yapılırsa en azından sonuçlarına göre takviyeler uygulanabilirdi.
Nusret bey doktorun söylediklerini eksiksiz olarak Kerem’e aktardığında, beklediği gibi Kerem en kısa zamanda bu testleri yaptırmak istediğini söyledi. Tüm testlerin yapılması ortalama bir hafta süreceğinden yaklaşan yarı yıl tatilinde üçünün İzmir’e gitmesi uygun olacaktı.
“Ben mi götüreceğim sizi?” dedi Nusret bey şaşkınlıkla, şehir içinde ufak ricalar tamamdı ama uzun yol için artık kendini yorgun hissediyordu. Üstelik de orada her gün otel ve hastane arasına mekik dokuyacaklardı.
“Diğer şoförü Dilek ve Handan’a bırakacağım! Biliyorsun Handan’ın da dershanesi var ve önemli! Ayrıca basketbola da gidiyor!”
Nusret bey, Kerem’in onu baba gibi gördüğünden ve güvenip konuşabildiğinden yanında istediğini bildiği için uzatmadı ve onlarla seyahat etmeyi yine kabul etti. Dilek bu testlerin gereksiz olduğunu düşünüyordu. Çocuğun yapısı ortadaydı, Kerem’in, Seren için gösterdiği bu aşırı hassasiyet, Handan’ı üzmeye başlamıştı artık ve “Babam onu benden çok seviyor!” diyordu ara sıra, kardeşine bu yüzden daha haşin davranıyordu. Kerem, Dilek’in haklı olduğunu bildiği için sesini çıkarmadı. Ancak kendi kızı olduğunu bilmeseydi de Seren’in sağlığı hakkında aynı şekilde endişeleneceğini kendini tekrarlayarak, İzmir’e gitme kararını içinden yeniden onayladı. Amacı kızlar arasında bir rekabet yaratmak değildi. Handan’ın da ihtiyacı olan her şeyi yapmaya hazırdı. Onu yüreğinde Seren’den ayırmıyordu.
Yarı yıl tatili başlar başlamaz otelde yerlerini ayırtarak seyahat için hazırlandılar. Handan, babası tatili İzmir’de Seren ile geçireceği için bozulmuştu. Her ne kadar bu sağlık için yapılan bir seyahatte olsa, ayrı kalmalarından hoşlanmıyordu. Annesi ve o da bu seyahate katılabilir, Seren’in testleri yapılırken onlar da İzmir’in tadını çıkarabilirlerdi. Dilek kızının bu düşüncesini yeneceği hiç bir açıklama getirmeyerek sessizce onu destekledi, ancak Kerem, kardeşinin işini halledip geldikten sonra bir kaç gün ailecek bir yerlere gidebileceklerini söyleyerek Handan’ın gönlünü almaya çalıştı. Seren yapılacak testlerden sonra yorgun düşebilirdi ve otelde dinlenip zaten hastane dışında bir yere çıkamayacaktı.
(devam edecek)
Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.