“Tam uydu üzerine!” dedi bir tanesi hayran hayran ona bakarken. Saçı makyajı ve siyah elbisesi ile Deniz’in güzelliği iyice ortaya çıkmıştı. Deniz bu kadınların ona gösterdikleri bu ilgi ve sevgiye çok duygulanmıştı. Kendisi de kendini hiç bu kadar güzel görmediği için de şaşkındı biraz. “”Tam uydu üzerine!” dedi bir tanesi hayran hayran ona bakarken. Saçı makyajı ve siyah elbisesi ile Deniz’in güzelliği iyice ortaya çıkmıştı. Deniz bu kadınların ona gösterdikleri bu ilgi ve sevgiye çok duygulanmıştı. Kendisi de kendini hiç bu kadar güzel görmediği için de şaşkındı biraz.
“Yalnız bu spor ayakkabılar olmadı elbisenin altına!” dedi elbiseyi getiren kadın, “Maalesef ben de ayakkabı yok!”
O söyleyince hepsi birden eğilip Deniz’in beyaz soket çorapları ve spor ayakkabılarına baktılar.
“Sorun değil!” dedi Deniz gülümseyerek, “Çok güzelmiş ama bu elbise ile olmak zorunda değilim zaten!”
“Olmaz!” diyen kadınlar hemen fırlayıp çıktılar onu bırakıp, onların nereye koştuğunu anlamayan Deniz’de ortadan çok kaybolduğunu düşündüğü için elbiseyi çıkarmaya uğraştı kendi başına ama arkadan fermuarlı olduğu için uzanamadı hemen. Fermuarı indirmiş tam indirirken kapı açıldı yine ve aynı kadınlar ellerinde bir paket naylon çorap ve siyah bir çift ayakkabı ile içeri daldılar. Hemen elbisenin fermuarını kaldırıp, çorap ve ayakkabıyı giymesini sağladıktan sonra etrafında dönüp, modacı edasıyla “İşte bu!” diyerek birbirlerini tebrik ettiler. Etrafındaki insanlar tarafından bu kadar önemsenmeye alışkın olmayan Deniz’in yanaklarından yaşlar inmeye başladı hemen.
“Dur ne yapıyorsun!” dedi elbiseyi getiren kadın, “Bütün makyajın akacak şimdi. Bunun için mi uğraştık!”
“Ben size nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum!” dedi Deniz. Buraya geldiğinden beri etrafındaki herkes onun daha iyi hissetmesi için kendi yöntemleri ile çaba sarf ediyordu. Kendini sulara bırakmak için çıktığı o kayalıkların ardından böyle bir hayatın geleceğini hiç akıl edemezdi. Hayatında ona can veren annesinden bile kıymet görmemiş biri olarak, hiç tanımadığı, neredeyse hiç emek vermediği bu insanlardan böyle muamele görmek utandırıyordu onu. Borçlu hissettiriyordu. Şimdi bu tuvalette onun daha güzel olması, daha iyi hissetmesi için hevesle yanında olan kadınların hiçbiri kıymet görmeyi bilmiyorlardı ama hepsi kıymet verebiliyorlardı. Vermeyi öğrenmiş ama almayı hiç biri öğrenememişti. Deniz ağlayınca hepsinin gözleri doldu ve Deniz’i ortalarına alıp birbirlerine sarıldılar. Sonra bir tanesi kurulama havlularından biriyle Deniz’in yanaklarından akan yaşları sildi.
“Haydi bakalım ömrümüz boyu ağladık, eğlenceyi kaçırmayalım!” dedi ve birbirlerine gülümseyerek çıktılar tuvaletten. Deniz o kapıdan biraz daha farklı biri olarak çıktığını, o küçücük kadınlar tuvaletinde güçlendiğini hissediyordu içinde bir yerlerde. Yanlarından geçerken onu tanıyanların nasıl beğeni ile baktıklarını çok geç fark edebildi. Etkinliğin olduğu salona hızlı adımlarla gittiği ve aklında ortalıktan çok uzun kaybolduğu düşüncesi varken üzerinde toplanan bakışları görememişti. Onları fark ettikçe omuzlarının daha bir dikleştiğini, çenesini yukarı doğru kaldırdığını ve adımlarını daha özgüvenle atabildiğini fark etti. Bütün bu insanlar o eski Deniz olmasına rağmen üzerindekiler yüzünden onu yeni keşfetmiş gibi baksalar da, o içinde yeni bir Deniz’in uyandığını biliyordu artık.
Henüz etkinlik başlamadığı için salonda hummalı bir çalışma devam ediyordu. Herkesin oturacağı masalar önceden belirlenmişti. Nimet hanım yönetici ve bağışçıların arka masalara, misafir edilen kadınların ise ön masalara oturtulmasını özellikle istemişti. Bu gece onlar için düzenleniyordu. Bağışlar zaten toplanmıştı. Hakan elinde davetli listesi ile masalarda eksik olup olmadığını kontrol ediyordu. Başını kaldırıp kapıdan giren Deniz’i görünce önce tanıyamadı ve davetlilerden birinin salona erken uğradığını düşündü. Sonra daha dikkatli bakınca, bakışlarını geri çekemedi. Evet uzunca bir süredir, hatta ilk karşılaştıkları gece de dahil onun gerçekten güzel olduğunu düşünüyordu ama ışığını bu kadar yüksek yaydığını daha önce hiç fark etmemişti. Deniz onun bakışlarındaki şaşkınlığı fark edince bir an için kıpkırmızı oldu.
“Her şey yolunda mı?” diye sordu yanına gelip, aslında sorduğu hazırlıklarla ilgiliydi ama Hakan suratındaki ifadeyi fark ettiği için sorduğunu sanıp mahcup oldu biraz.
“Şey ben, seni tanıyamadım. Gerçekten çok güzel görünüyorsun!” dedi yüzündeki şaşkın hayreti gizleyemeden. Deniz’de iyice utandığı için kızarıp başını önüne eğdi. Tam o sırada salona giren Derya hanım, geceyle ilgili bir şeyler sormak için Deniz’i çağırınca, konuşmaları tamamlanmadan, Deniz dönüp onun yanına gitti. Derya hanım o kendisine doğru yürürken, arkasından bakan Hakan’ın yüzündeki ifadeyi gülümseyerek izledi.
“Çok güzel görünüyorsun!” dedi Deniz yanına gelince, “Anlaşılan herkes benimle aynı fikirde!” diyerek çaktırmadan başıyla Hakan’ı işaret etti. Deniz iyice kızardı bu sözlerden sonra. Nimet hanımın gecenin başına yapacağı kısa bir konuşma vardı. Arkasından Derya hanım çıkıp bir konuşma yapacak, bağışçılara teşekkür edilip, çok uzatmadan yemek servisi ve eğlence başlayacaktı. Aslında Derya hanım Nimet hanımın konuşmasından önce takdimi yapmak için birinin olması gerektiğini düşünüp, Deniz’e fikrini sormak için gelmişti ama onun siyah elbisesi içindeki halini görünce, bu işi ondan daha iyi kimsenin yapamayacağına karar verdi ve hazırladığı kısa takdim kağıdını hemen onun eline tutuşurdu.
“Ben yapamam, heyecanlanırım, dilim dolaşır!” dedi Deniz endişeyle.
“Herkesin çıplak olduğunu düşün!” diyerek yürüyüp gitti Derya hanım. Deniz bir elindeki kağıda bakıyor, bir kalabalığa karışan Derya hanımın arkasından bakıp onun ne demek istediğini anlamaya çalışıyordu. Paniğe kapıldığı için hemen koşarak Hakan’ın yanına gitti.
“Bana yardım et!” dedi endişeli bir sesle. Hakan onun halinden bir sıkıntı olduğunu sandığı için endişesini paylaştı hemen, “Ne oldu? Biri sana bir şey mi söyledi yoksa?” dedi Derya hanımı kastederek.
“Hayır! Derya hanım asla öyle biri değil!” diyerek elindeki kağıdı gösterdi ve Derya hanımın ondan istediği şeyi söyledi. Hakan kağıda bakıp gülümsedi hemen “Üç cümle için mi bu telaşın!”
“Üç cümle mi, herkesin önünde bir harf bile söyleyemem ben. Daha önce hiç yapmadım! Derya hanım bana tuhaf bir şey söyledi!”
“Ne söyledi?”
“Şey! O dedi ki, herkesin.. Yani herkesin şey olduğunu düşün dedi. Kıyafetsiz!”
Hakan iyice gülmeye başladı. Bu toplum önünde konuşma yapacaklara sık verilen bir tavsiyedir. Onların kıyafetsiz olduğunu düşünürsen heyecanını unutursun, tek giyinik sen olduğun için de kendini güvende hissedersin!”
“Bütün salonun mu?” dedi Deniz saf saf
“İstersen yarısının kıyafetsiz olduğunu da düşünebilirsin tabi ya da senin olmasını istediğin kişilerin!”
Deniz yine kıpkırmızı oldu, tam dönüp gidiyordu ki Hakan tuttu kolundan, “Gel sessiz bir yer bulalım, biraz prova yap!” diyerek kolunu bırakmadan onu salondan çıkardı ve o gece kullanılmayacağı için boş olan toplantı salonuna götürdü. Kollarını kavuşturup karşısına geçti ve “Oku haydi!” dedi. Bir kaç kez prova ettikten sonra Deniz’de korkulacak bir şey olmadığına karar verdi. Üç basit cümleydi sadece ama yine de kalabalığın önüne çıkma düşüncesi onu korkutuyordu. Davetliler ve salondaki hazırlıklarla ilgilenmek zorunda kaldıkları için çıktılar salondan.
“Okurken bana bakabilirsin!” dedi Hakan işlerine dönmeden.
“Tamam!” dedi Deniz, “Bu iyi gelebilir, teşekkür ederim.!”. Kimseyi kıyafetleri yokken hayal edebileceğini sanmıyordu zira. Bunun nasıl işe yarayacağını da bir anlam verememişti.
(devam edecek)