Yeşim hanımın sağlığı konusunda endişelendiği için önce doktoruna danışmıştı Utku bey. Gönül yeniden ortaya çıktığından beri Yeşim hanımın enerjisi de yükselmişti ama birden bire bu kadar heyecan ve harekete hazır mıydı emin değillerdi. Doktor özel araçla gidecekleri için bunun sorun olmayacağını söyledi. Zaten yıllardır Yeşim hanımın yaşadıklarının tüm kaynağının psikolojik olduğunu o da biliyordu. Psikolojisi olumlu yönde değiştikçe tamamen değilse bile bir çok rahatsızlığı ortadan kalkacaktı. En azından iyileşmeyi kabul edecekti ki bu da yıllar sonra çok büyük bir gelişmeydi. Gönül yeni bulduğu anne ve babasını evinde ağırlamak istiyordu ama kiradaki evi o kadar küçüktü ki onları rahat ettirmesi mümkün değildi. Doruk bey isterse evini açabileceğini söyledi hemen ama Gönül onun rahatını kaçırmak da istemiyordu. Zaten bir başkasının evinde anne ve babasını ağırlaması da uygun düşmezdi. Utku bey geldiklerini haber verince kendilerine bir otel ayarladıklarını da belirtti hemen. Gönül’ün durumunun misafir ağırlamaya uygun olmadığını zaten Saffet beyden öğrenmişti. Uzun bir aradan sonra ilk defa evden bu kadar uzağa çıkan Yeşim hanım yol boyunca kaç saat kaldığını sorup durdu kocasına. Kalan zamanını sağlığı ve kızı elverdiği ölçüde Gönül ile geçirmek istiyordu. Karı koca hayatlarında ilk defa kızlarının yanına gidiyorlardı. Hayatlarında ilk defa kızları oluyordu. Arada bir neler kaçırdıklarını konuşup hüzünleniyorlardı ama Utku bey kazandıklarını kaçırmamak için kaçırdıklarını boş vermelerini konusunda karısından söz almıştı. Ertuğrul’da hem Gönül’ün yeni ailesi ile tanışacağı, hem de onları kendi ailesine tanıştıracağı için heyecanlıydı. Ertan yine boş durmuyor “Bu zengin aile şimdi seni beğenmez. Gönül’ü kendi çevrelerinden biri ile evlendirmek isterler! Baksana kıza evini bile kira ile veriyorsun!” deyip duruyor, Ertuğrul’un içine kurt düşürüyordu. Ertuğrul ile evlenmeleri ortaya çıktıktan sonra bile kira ödemekte ısrar eden Gönül’dü. Paranın Ertuğrul’un bakım merkezindeki büyükannesinin olduğunu biliyordu. Evlendikten sonra Ertuğrul büyük annesinin masraflarını üstlenmeyi düşünüyordu, tabi babasının böyle bir şeye müsaade etmeyeceğini ve kendi zaten bu kararı çoktan aldığını bilmiyordu.
Utku beyler otele yerleşince, Gönül yanında Ertuğrul ile birlikte “Hoş geldiniz!” demek için otele gitti. Ertuğrul’un eli ayağı birbirine karışmıştı. Gönül ona bunun için bir neden olmadığını ve hiç bir şeyin değişmediğini anlatıp dursa da Ertan’un sürekli gaz vermeleri yüzünden iyice gerilmiş, sakinleşemiyordu. Yeşim hanım yorulduğu için otel odasında gerçekleşen bu ilk karşılaşmadan ise tıpkı Gönül’ün evden ayrılırken hissettiği gibi içi rahatlayarak ayrıldı. Yeşim hanım da, Utku bey de gerçekten çok mütevazı ve güzel insanlardı.
“Gerçekten ailene benzemişsin!” dedi Ertuğrul otelden ayrıldıklarında, “Seni büyütmemiş olabilirler ama genlerini onlardan aldığın çok aşikar, üstelik Yeşim hanıma da çok benziyorsun gerçekten”
“Biliyor musun Yusuf babamı da tanımalarını isterdim, tabi Yadigar öğretmenimi de, ikisi de gerçek ailemi bulduğuma çok mutlu olurlardı eminim. Doruk bey bile benimle bütün heyecanımı paylaşıyor ve tıpkı Yadigar öğretmenim gibi dinliyor her anlattığımı.”
“En azından o var değil mi?”
“Evet ama onu da senin gibi burada buldum, aslında bu zamana kadar olan kimse yok hayatımda şimdi!”
“Artık gerçek bir ailen var, onlar olmasa bile biz seninle yakında bir aile olacağız ve başka kimseye de ihtiyacın yok zaten!” dedi Ertuğrul nişanlısına sıkıca sarılıp. Gönül’de başını sevgiyle bıraktı onun göğsüne. Gerçekten de Ertuğrul ile bir aile olacaklardı yakında, hayatında sahip olduğu ilk gerçek aile olacaktı.
Gönül Yeşim hanımlar geldiği için yıllık izninden kullanmıştı yine, geldiklerinin ertesi günü yanlarına giderek bütün günü onlarla geçirdi ve Ertuğrul’da iş çıkışı onlara katıldı. Otelde kaldıkları için Ertuğrul’un ailesi ertesi gün otele geleceklerdi tanışmaya ve kız istemeye. Yeşim hanım da henüz bulduğu kızını istemeye gelecekleri için gerçekten heyecanlıydı. Gönül’e hediye olarak çok güzel bir kıyafet getirmişti istemede giymesi için. Gönül’ün hayatında giyeceği en güzel elbiseydi bu.
“Bu elbiseyi zamanında getirtebilmem için başımın etini yedi annen!” dedi Utku bey sevgiyle, onun “annen” demesi Yeşim hanımın gözlerinin dolmasına neden oldu, “Umarım sakıncası yoktur!” dedi Utku bey sonra Gönül’e bakarak.
“Hayır tabi ki yok!” dedi Gönül, “Öylesiniz!”
İlk karşılaşmalarında Gönül’e onlara anne-baba demesi ile ilgili bir beklentileri olmadığını söylemişlerdi. Gönül’ün de birden bire böyle söylemesi mümkün değildi zaten. Söylese bile ancak içi boş kelimleler olurlardı şimdi. İşin garibi Ertuğrul’da nasıl hitap edeceğini bilememişti kayınvalidesi ve kayınpederine. Gönül söylemediği için anne-baba dese tuhaf olacağı için o da Gönül gibi Utku bey, Yeşim hanım demek zorunda kalmıştı.
İki ailenin tanışması lobide oldukça sıcak bir şekilde gerçekleşti. Gönül gelip otelde giyinmiş, saçını Yeşim hanımla birlikte otel kuaföründe yaptırmıştı. Otel müdürü bir isteme olacağını öğrenince lobide onlar için özel bir yer ve ikramlar ayarlamıştı. İki aile de birbirlerine kolayca ısındılar. Ertuğrul’un anne ve babası dünürlerinin kızlarına yeni kavuştuklarını bildikleri için baştan tedirgin davranmışlar ama sonra onları tanıyınca daha içten sohbete katılmışlardı. Yine de aileyi üzmemek adına sözlerini çok dikkatli seçiyorlardı.
Yeşim hanım ve Utku bey Gönül ve Ertuğrul’un kararlarına müdahale de bulunmak istemedikleri için nikah tarihini onlara bıraktılar. Utku bey Gönül’e yakın olabilmek için buradan bir ev almayı planlıyordu. Düğün hediyesi olarak da kızına seçtikleri yerden bir ev alacaktı. Gönül hiç beklemediği bu jest için itiraz etmek istese de Ertuğrul onların da yıllardır aradıkları kızlarını bulmuş bir aile olarak bunu yaşamak istemelerinin doğal olduğunu söyleyince ses çıkarmadı. Ertuğrul yeniden hayatına girdiğinden beri hep güzel şeyler olmaya başlamıştı. Sanki bütün şansı onunla yeniden dönmüş gibiydi. İsteme akşamının ardından Yeşim hanımın isteği ile Gönül otelde onlarla kaldı. Utku bey Gönül ile rahat vakit geçirebilmeleri için iki odalı geniş bir oda kiralamıştı. Ertuğrul onlar ailece vakit geçirebilsinler diye bir kaç gün görüşmedi Gönül ile, onların dönüşünün ardından Gönül’ün bir gün daha izni olduğundan hemen o da izin alıp, müstakbel karısı ile güzel bir gün planladı. Artık ikisi için de her şey çok güzeldi. Nikah için fazla beklemek istemiyorlardı. Ertuğrul “Halanı da nikahımıza çağıracak mısın?” diye sorunca, “Aman Allah korusun!” dedi Gönül hemen, mikser lakabı taktığı Zeliha ve Ayşe Naz Gönül’ün zengin bir ailesi olduğunu duysalar kim bilir ne oyunlar çevirirlerdi. Yusuf ölmeden onunla görüşemediği için o Ayşe Naz’ı Yusuf babasının öz kızı sayıyordu hâlâ. Ve haberleri olsa Meliha dahil aslında Gönül’ü ne kadar seveceklerini hatırlayacakları kesindi. Gönül’ün iyi niyetinden faydalanıp, ondan para koparmak için hepsi başına üşüşürlerdi. Gönül Yusuf babasının başına gelenlerden sonra halasıyla yaptığı o son konuşmayla silmişti hepsini defterinden. Bir daha onları ne görmek, ne de haklarında bir şey duymak istiyordu. Seyhan annesinin yarım akıllı olduğunu bile bile Yusuf babasını kışkırtmışlar sonra da hırsları yüzünden kurguladıkları oyunlar ortaya çıkınca onun canına kıymasına neden olmuşlardı. Onun gibi kalbi temiz, saf bir insana bu yaptıkları için elbet cezalarını çekeceklerine inanıyordu Gönül. Haklıydı da.
(devam edecek)
Kıtaplari çok seviyorum ama maddi olarak alamıyorum altmış sekiz yaşında kanser hastası. Bir bayanimtelefondan okuyorum ama kitap olsA sevinirim
BeğenLiked by 1 kişi