Bu insanları yaşama azimleri, bunca şeye rağmen kaybolmayan umutları bana çok şey öğretti. Bu yüzden onlarla burada kalıp, bu azmi ve umudu paylaşmak istiyorum. Haklısınız kendimi riske attım, bunu sizin için yapmamalıydım ama kendim için doğru olduğuna inandım. Orada kalma kararı verirken sonunda böyle hissedip, düşüneceğimi bilmiyordum tabi, fevri bir karardı o an için. Onca yalnızlıktan sonra, ben Leyla’dan da çok etkilendim! Burada bize ait bir yerde onlarla güvende olacağım, artık içiniz rahat olabilir.”
“Onunla yüz yüze tanışmak için sabırsızlanıyoruz!” dedi Aytül hanım.
“O da sizinle tanışmak için heyecanlanıyor. Biraz da onu istemeyeceğinizden korkuyor sanırım!”
“Senin için değerli olan bizim için de değerlidir!” dedi annesi, “Neden gidip onunla tanışmıyoruz ve diğer tüm arkadaşlarınla!”
Hep birlikte kalkıp, Leyla ve diğerlerinin olduğu evlere gittiler. Leyla gerçekten de gergin hissediyordu. Bu konuyu hiç konuşmamış olsalar da Safir onun düşünceleri konusunda yanılmıyordu. Safir’in başına gelenlerden sonra muhtaç bir grup insanı alıp buraya getirmesi, böylesine zengin bir aile için oğullarının avunma şekli olarak algılanabilirdi. Alt sınıftan bir kız arkadaş ise tamamen yadırgayacakları bir durumdu muhtemelen, Safir’in travma sonrası boşlukta olduğunun göstergesi gibi duracaktı. Kim bilir belki de öyleydi gerçekten ama Leyla bir şekilde ona inanıyordu. Kalbi inanıyordu Safir’e. Onun gibi güzel bakan birini tanımamıştı daha önce, ona öyle narin bir çiçek gibi davranıyordu ki, korkularına rağmen bu hikayenin içine çekiliyordu Leyla ve hiç çıkmak istemiyordu. Eğer bir gün Safir ona hissettiklerinin gerçek olmadığını hissederse, çok ama çok acı çekerdi ama böyle sevilmiş olmaya değer bulurdu yine de. Hayatı boyunca bir kez olsun böyle değerli hissetmiş olduğuna şükrederdi belki. Bunun bir erkek, bir kadın olmakla da ilgisi yoktu. Bunun insan olmakla ilgisi vardı. Safir buraya getirdiği herkese insan olduklarını, ve her birinin birey olarak çok değerli olduğunu hissettirmişti. Kurtarılmaya değer hayatlar oldukları için onunla buradaydılar.
O sırada Safir ailesi ile eve girince, Leyla dolan gözlerini sildi hemen ve gülümsemeye çalıştı.
“Demek oğlumu hayata bağlayan o güzel yürek sensin!” dedi Aytül hanım kollarını açarak onun yanına geldi ve sımsıkı sarıldı Leyla’ya. Leyla, o kadar uzun süredir bir annenin sevgi dolu sarılmasına hasretti ki, elinde olmadan başını bırakıverdi Aytül hanımın omuzuna.. Aytül hanım sevgiyle sokulan bu tatlı kızın saçlarını okşadı, “Hoş gedin adamıza!” dedi.
“Hoş bulduk!” diyerek toparlandı hemen Leyla ama Safir onun içinden geçenleri yüzünden okumuştu yine. Kendine bir yarın bulmuştu Leyla ile yeniden. Tertemiz, sevgi oldu bir yarındı Leyla onun için. Hayal kurmayı hatırlamıştı yeniden, yarın için yaşamayı hatırlamıştı. Sevilmeye ihtiyacı var sanıyordu ama zaten onu sevmemek elde değildi. Annesinin az önce ona sarılışından da anlamıştı bunu. Aytül hanım görür görmez ısınmıştı Leyla’ya.
“Hoş geldin kızım!” dedi Ender bey de elleri cebinde gülümseyerek, Leyla başıyla selamladı onu da.
“Ben diğerlerini buraya çağırayım, siz oturun!” diyerek çıktı Safir evden. Leyla’da onlarla oturdu salondaki kanepelere.
“Bizi buraya kabul ettiğiniz için size çok teşekkür ederiz. Yaşadığımız yerden sonra her birimiz için burası bir cennet!” dedi Leyla minnetle.
“Safir’in size rastlamış olması bir tesadüf değildir herhalde, umarım hepiniz burada mutlu olursunuz. Vakfı amacı zaten insanlara daha iyi yaşam şartları sunmaktı, sizin buraya yerleşmeniz ile bu amaç da tamamlanmış oldu. Kaldı ki eşimin ve oğlumun hayatlarının amacı bu zaten!”
“Safir gerçekten çok değerli bir insan, böyle bir evlat yetiştirdiğiniz için size teşekkür etmek isterim!”
“Tatlı bir kızsın sen!” dedi Aytül hanım, “Oğlumun sende bulduğunu görebiliyorum!”
Kıpkırmızı oldu Leyla, Safir ile aralarındaki özel bağın ne kadarını bildiklerine emin değildi geldiklerinde, bunu Safir’e de soramamıştı ama Aytül hanımın sözleri hemen her şeyi bildiklerinin kanıtı gibiydi.
Safir diğerleri ile birlikte döndü hızlıca, Osman ve Yade çekinerek tokalaştılar Safir’in ailesi ile ve ikisi birlikte oturdular Leyla’nın yanına. Aytül hanım insanların yaptığı iş yüzünden onu hor görmesine alıştığı için, kızının arkasında duruyordu sessizce. Dilek hemen gelip sarıldı Aytül hanıma. Aytül hanım da onu kucakladı, “Sen Dilek olmalısın? Safir ağabeyinin senin için siparişleri vardı. Bize geldiğinde sana vereceğim tamam mı?”
“Tamam!” dedi Dilek gülümseyerek başını kaldırdı ve sonra gidip Ender beye sarıldı aynı sevgiyle, Ender bey de eğilip yanaklarından öptü onu. Tülin hanım bir şey söyleyemeden geçip oturdu tekli koltukların birine.
“Siz Dilek’in annesisiniz değil mi?” dedi Aytül hanım onun çekingenliğini fark edip. Başını salladı Tülin hanım.
“Safir’in kızınızın geleceği ile ilgili bir çok planı var. Ancak öncelikle onun yasal kayıtlarını tamamlamak zorundayız!”
Şaşırarak baktı Tülin hanım Aytül hanımın yüzüne.
“Her biriniz hakkında araştırma yaptık izniniz olmadan ama bunu hem sizin hem bizim güvenliğimiz için yapmak zorundaydık!” dedi Ender bey.
Tülin hanım huzursuzca kıpırdandı oturduğu yerde, Safir’de şaşırmıştı bu sözlere. Babasına baktı soru dolu gözlerle.
“Burada yaşayıp, çalışmanız için de bazı bilgilere ihtiyacımız vardı. Hepinizin hikayelerini aşağı yukarı biliyoruz. Bu araştırmanın oğlumun talebi ile olmadığını, hatta onun da sizlerle şimdi haberi olduğunu bilmenizi isterim. Biz sizleri bu adada ağırlamaktan ve geleceğe dönük işbirliği yapmaktan memnun olacağız. Bu nedenle geçmişleriniz hakkında endişe duymanızı istemedik. Dilediğiniz zaman adadan ayrılma hakkınsa sahipsiniz. Burada kalmak gibi bir zorunluluğunuz da yok, buradan ayrılmanız, sizi desteklemeyeceğimiz anlamına da gelmiyor”
“Bizim için ne planlıyorsunuz?” dedi Osman yine gergin bir şüpheyle.
“Burada kurulan tesiste görev almanızı planlıyoruz ama mevcut şartlarda bunun için gereken donanıma sahip değilsiniz. Tesis hazırlıkları sürerken biz de burada geçireceğiniz vakti eğitimlerinizle doldurmaya karar verdik eğer sizler için de uygunsa!”
“Bizi ilaçlarınız için kullanmayacaksınız yani?” dedi Osman aynı şüpheyle ama Yade bu kez biraz ileri gittiğini düşünerek diziyle vurdu sevgilisine. Safir onun eninde sonunda bu şüphesini dile getireceğini bildiği için sözü babasına bırakıp karışmadı.
“İlaçlarımızın geliştirilmesi, pazarlanması, hazırlanması gibi her aşamada insanları ve teknolojiyi bir arada kullanıyoruz. Ancak kastınız testleri ve sonuçları ise bunun için insanları kobay olarak kullanmıyoruz! Anlaşmalı şirketlerimiz hakkında böyle konular konuşuluyor, biz de duyuyoruz ama şu an bulunduğunuz yer tamamen vakfa ait bir tesis ve başka bir şirketin ya da şahsın ortaklığı mevcut değil. Yani tamamen bizim etik değerlerimiz ile yönetiliyor! Sizleri diğer çalışanlarımızı kullandığımız alanlarda değerlendireceğiz! Tabi eğer isterseniz. Bunda da bir zorlama yok! Bu adanın yönetiminden zaten Safir sorumlu olacak, bu konuyu onunla konuşabilirsiniz!” diyerek oğluna baktı Ender bey.
“Biz hallederiz!” dedi Safir sakin bir sesle. Osman da başka bir şey söylemedi. Leyla onlar konuşurken demlediği çayı ve pişirdiği kek getirmişti. Ender bey ve Aytül hanım misafirlerin henüz kendilerini rahat hissetmediklerini anladıkları için fazla kalmadan ayrılıp kendi konutlarına döndüler. Onlar çıkar çıkmaz Yade Osman’ı kenara çekip biraz haşladı. Safir geri döndüğünde onların konuştuklarını görünce, bunun sorun olmadığını ve akıllarına takılan her şeyi sorup, söyleyebileceklerinin altını çizdi. Burada hep birlikte olacaklarsa birbirlerine güvenmeleri ve güvende hissetmeleri gerekiyordu.
(devam edecek)