Yaşamak gibi – Bölüm 11

Safir iki haftadır yaşadıkları yerden hiç bahsetmeden annesine bu yolculuk sırasında tanıştığı insanlar olduğundan, Leyla’dan ve onlar için yapmak istediklerini bir çırpıda anlattı telefonda. Aytül hanım kazadan sonra oğlunun sesini ilk defa bu kadar güçlü ve kararlı çıktığını duyuyordu. Onun Leyla’dan bahsederken nasıl da yüreğiyle konuştuğunu hemen anlamıştı.

“Bu kadar insanın sorumluluğunu mu almak istiyorsun üzerine?” diye sordu o da Rıza bey gibi.

“Sorumluluklarını almayacağım, sadece hayallerindeki gibi bir yere ulaşmalarını sağlayacağım!” dedi Safir, “Babam zaten o araziyi insanlara faydalı olmak için almadı mı, bu insanlara fayda sağlamakla başlayabiliriz, ayrıca hepsi tesiste de görev alabilirler. Bunu çalışanlara lojman sağlamak olarak algılayabiliriz öyle değil mi?”

“Yani sen onlara kalacak bir yer ve iş vermek istiyorsun?”

“Tam olarak!” dedi Safir annesinin onu hemen anlamasına sevinerek.

“Peki ya Leyla?”

Durdu Safir, “O da eğer isterse fazlasını vermek istiyorum! Sen babamla konuşur musun?”

“Gerek yok evlat!” dedi Ender beyin sesi, “Aytül hanım oğulları arayınca telefonun sesini hoparlöre almış, Safir heyecanla anlatmaya başlayınca da onu bölüp bir şey söylememişti.

“Baba?” dedi Safir gülerek, “Ne diyorsun?”

“Anlaşılan pek de tatil yapmıyorsun sen oralarda?” dedi Ender bey gülerek, Rıza beyin iyi bir yalancı olmadığını çoktan anlamıştı.

“Gelince size her şeyi anlatırım! Baba orada kalabilirler mi?”

“Tesisin açılması için daha altı aydan fazla var ama binalar yaşamaya başlamak için uygun! Ulaşım sorunları olacak biliyorsun!”

“Ben onlarla kalmak istiyorum bir süre! Tesisin sorumluluğunu da alırım böylece olmaz mı?”

“İşe mi dönmek istiyorsun yani? Okul ne olacak?”

“Gelince konuşacağım bunları sizinle!” dedi Safir ciddileşerek, Ender bey ve Aytül hanım onun durumundan haberdar olduğunu bilmiyorlardı henüz. Rıza bey de sözünü tutup, hiç bir şey söylememişti patronuna.

“Tamam, sizin yola çıkın ben de yerleşeceğiniz yerleri ayarlatayım!” dedi Ender bey, karı koca oğullarının artık dönecek olmasına sevinmişlerdi. Mehmet bey, Safir’in kontrolleri için gelmesinin iyi olacağını söylemişti bir kaç gün önce.

“Onları nasıl götüreceğiz?” diye sordu Rıza bey, “Bu arabaya eşyalarla biz ancak sığıyoruz zaten. Ayrıca ailen onlarla tanıştığında foyamızın meydana çıkacağını da biliyor olmalısın?”

“Evet biliyorum merak etme babama önce her şeyi bildiğimi, sonra da sana bunu bildiğimi söyleyerek duygu sömürüsü yaptığımı söyleyeceğim!”

“Doğrusunu yani!” dedi Rıza bey alaycı bir sesle

“Evet doğrusunu. Aslında babamın minibüsü bize verebileceğini düşünüyorum ama sormayı unuttum. Sonuçta yanlarına eşya da alacaklardır gelirken! Yarın arayıp, minibüsü yollamasını isterim!”

O gece Rıza bey hariç hiç biri uyuyamadı heyecandan. Leyla babasından yine dayak yemişti ama Safir’in onları kurtaracağına inandığı için hiç umursamamıştı canının yanmasını. Dilek geç saate kadar annesinin gelmesini bekleyip, heyecanla anlatmıştı Safir ağabeyinin söylediklerini, “Sen de bizimle geleceksin! Ben senden ayrılmam!” diyerek sarılmıştı annesine. Yelda ve Osman ise hayallerindeki gibi uzak bir yerlere gidecekleri için mutluydular. Orada bir aile olacaklardı hep beraber, bir an önce gidip nikahlarını da kıydıracaklardı. Bu pis yerden kurtulup daha iyi bir iş bulmak istiyorlardı. Neredeyse iki yıldır buradaydılar ve artık Yade’nin ailesinin ya da polisin onları aradığını sanmıyorlardı. Sabaha kadar heyecanla neleri yanlarına alacaklarını konuşup, birazını toplamaya başlamışlardı bile.

Ertesi sabah Safir erkenden uyanıp babasını aradı bu defa ve arkadaşlarını getirmek için minibüse ihtiyacı olduğunu söyledi, minibüsün geleceği yerin konumunu telefonundan şoföre gönderecekti. Yarım saat sonra minibüsü getirecek olan şoför arayınca ona yarın akşam üzeri gelmesini söyleyerek konumu gönderdi. O akşam buluştuklarında herkese yarın için hazır olmalarını söyleyecekti. Leyla bir gün önce olanlar yüzünden yukarı çıkmaya çekindiği için öğlen görüşemediler Üst kattaki boya işi de hemen hemen bitmişti. Akşam buluşma yerine gittiğinde herkes heyecanla onun söyleyeceklerini bekliyordu. O da büyük bir mutlulukla ertesi gün oradan ayrılabileceklerini ve bir minibüsün gelip onları alacağının müjdesini verince, hepsi birden sevinç çığlıkları atmaya başladılar ama sonra Safir başkalarının duyacağından çekinerek onları sakinleştirdi. Yanlarına özel eşyalarından başka bir şey almalarına gerek yoktu. Onları götüreceği yerde her türlü konforları sağlanacaktı.

“Peki ama?” dedi Osman, “Madem senin böyle imkanların vardı da ne diye burada yaşıyorsun? Bizi kandırmıyorsun değil mi?”

Kandırma söz konusu olunca hepsinin yüzünden bir şüphe geldi geçti ve Safir’e baktılar, hepsi öyle şeyler yaşayıp, özellikle burada öyle insanlar tanımışlardı ki, Safir yüzünden hayal kırıklığı yaşamak ya da kendilerini tehlikeye atmak istemiyorlardı.

“Bana güvenebilirsiniz!” dedi Safir şaşırarak, “Ben size zarar vermeyi asla düşünmüyorum, evet hayatımla ilgili sizlere henüz söylemediğim bazı şeyler var ama bu size ya da bize zarar verecek bir şey değil!”

“Yani şu tedaviyi kabul ettiğin firma için falan çalışmıyorsun değil mi? Öyleleri kendilerine sahipsiz insanları kobay yapıyorlar, böyle şeyler var biliyoruz!” dedi Osman yeniden.

Yade bile şaşırmıştı sevgilisinin söylediklerine, bir gece önce heyecanla hazırlanırken bunlardan hiç bahsetmemişti Osman ama Safir’in böyle kısa zamanda bunca olanağı ortaya çıkarması tedirgin etmişti Osman’ı ve hepsine bulaştırmıştı aynı tedirginliği şimdi. Sadece Leyla etkilenmemişti söylediklerinden.

“Ben gideceğim Safir’le onun bize zarar vereceğine inanmıyorum!” dedi içtenlikle, “Babamdan daha çok zarar veremez kimse bana!”

“Hayatınla ilgili bize söylemediğin ne var?” dedi Yade bu sefer merakla.

“Peki o zaman, sizden bana güvenmenizi isterken ben de size güvendiğimi göstermek zorundayım sanırım!” dedi Safir, “Size kendimle ilgili anlattığım her şey doğruydu, sadece biraz eksik anlattım!” dedi ve gerçekte ailesinin kim olduğundan, neyle uğraştıklarından, vakıftan ve Rıza beyin kim olduğuna kadar tüm gerçeği anlattı.

“Yani sen bizden zengin olduğunu mu sakladın?” dedi Yelda hayretle.

“Aslında zengin olduğumu saklamadım, sadece Leyla’yı tanıdıktan sonra beni aranıza almamanızdan korktuğum için gerçeği söyleyemedim. O zaman başından benden şüphe duyardınız!”

“Yani sen çok mu zenginsin?” dedi Dilek inanamıyordu duyduklarına.

“Hepinizin hayatını değiştirmeye gücüm var evet!” dedi Safir, Leyla’nın yüzünden geçenleri okuyabiliyordu, “Aileme sizlerden bahsettim!” diye devam etti Safir ona bakarak, “Senden de bahsettim! Onları tanıyınca kafanızdaki zengin insan imajından çok daha iyi olduğunu göreceksiniz!”

“Neden bunca zaman burada yaşayıp, o boya işini yaptın ki?” diye sordu Osman.

“Söyledim ya sizinle olmak istediğim için?”

“Neden?” dedi Yelda.

“Aşık oldum! Leyla’ya görür görmez aşık oldum. Bunu en iyi siz ikiniz anlamalısınız. Aşk yüzünden gelmedi mi başınıza bunlar?”

“Doğru!” dedi Yade.

“Annemin şey olduğunu da söyledin mi Safir ağabey?” dedi Dilek ağlamaklı bir sesle.

“Hiç birinizin bundan önce ne olduğu ne benim, ne de ailem için önemli değil!” dedi Safir “Ben Leyla’ya aşık olduğum için kaldım ama sizlerin aranızdaki güçlü bağ, hayalleriniz beni yeniden hayata bağladı. Çok uzun bir süre tek başıma yaşamak zorunda kaldım ben. Kazaya kadar sahip olduğum her şeyi, hepsinden önemlisi, sağlığımı, güvenli geleceğimi kaybettim. Bu duygu beni yolun sonuna götürüyor diye düşünürken, sizleri gördüm, tanıdım ve yolun sonu gelmeden onu düşünmenin bir anlamı olmadığını anladım sayenizde”

“Sana bir şey olacak mı?” dedi Dilek yeniden.

“Sizinle birlikteyken olacağını sanmıyorum!” dedi Safir gülerek, “Arada bir bayılacağım, beni toplayacaksınız ama ikinci kez ölmeye şimdilik niyetim yok!”

(devam edecek)


Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın