Yıllar sonra – Bölüm 13

Makbule hanım, bir kızını, bir halasını adamların arabalarına binerken görünce yıllardır yakaladığı fırsatı yakalamıştı nihayet.

“Ar, namus kalmadı bunlarda!” diyordu komşulara, “Kızı ayrı, kendi ayrı her gün bir arabadalar! Hüseyinim askere gitti de çok şükür görmedi bu ahlaksızların yaptıklarını. Az kalsın onu da kandırıp alıyorlardı hükümlerine. Hepimiz aileyi bu binada, çoluk çocuk görüyor hepsini!”

Mercan hanım tahmin ediyordu olup biteni ama aşk kazanmıştı bir kere, onca yıl bekleyip, şarap gibi tatlanmıştı işte. Makbule hanımmış, komşularmış umursamıyordu. Ağzını arayan bir kaç komşusuna gösteri parmağını, “Evleniyorum, kıskananlar olmuş!”

Hayatında ilk defa cesurdu bu kadar, bir kez korkuyordu insan, sonra umursamıyordu işte böyle. Hele Mercan hanım gibi bedeli ağır ödeyince, “Daha ne kaybedeceğim ki!” diyordu, zaten gitti giden!

Son sınavdan sonra Rıfat’ta amcasından aşağı kalmak istemediği için diz çökmüştü Suna’nın önünce. Okulun popüler çocuğu tüm okulun önünde evlenme teklif edince, şoka girmişti herkes. Suna’yı tanımayanda öğrenmişti bir anda.

“Bak hala! Sosyal medyaya bile yüklemişler!” diyerek o anın videosunu gösterdi halasına.

“Kızım ne gerek var dünya aleme göstermeye, kaldırın bunu nazar değer!” dedi Mercan hanım ama yükleyen başkası olduğundan Suna veya Rıfat’ın kaldırma şansları olmadığı gibi istemiyorlardı da.

Vedat bey kardeşlerine çocukluk aşkını bulduğunu söyleyince, baştan şaşırıp, sonra tebrik ettiler. Hepsi biliyordu onun Mercan’ının peşinden babasından kaçıp, köye gittiğini. Vedat beyin babası da eski topraktı. Onca okuttuğu oğlu “Gidip kaçıracağım ben o kızı!” deyince, kardeşleri yardım etmiş. Evden kaçmıştı. Kaçmıştı ama eli boş dönmüştü geri. Kaçtığı için bir de babasından ceza almıştı.

Şimdi o kızı yeniden bulduğunu söyleyince hepsi arka çıktı, artık kız kovalıyor diye kızacak bir babaları da kalmamıştı. Uğur’un yaptıklarını duyunca, “Babasının oğlu!” dedi herkes. Rahmetli karısının tabi ki anısı, saygısı vardı ama Vedat bey uzun yıllardır bekardı.

“Gösterişli şeyler istemiyorum, aile arasında nikahtan sonra sevdiğimi alıp, bir ay gelmeyeceğim haberiniz olsun!” dedi hepsine. Kimse ses çıkarmadı. Mercan hanıma da gelinlik giydirmek istedi ama ikna edemedi. Suna’nın zoruyla beyaz elbisenin üzerine bir duvak aldılar yine de.

“Hala ayakkabının altına ilk beni yaz tamam mı?” dedikten sonra kalemi alıp bütün tabana yazmıştı kendi adını Suna. Herkes evlenirken aşık olması gerektiğine karar veren Uğur’ın adı için küçücük bir yer kalmıştı.

“Ben zaten kendi adımı yazdım seninkine gerek yok!” diyen Suna yüzünden Rıfat’ın adı hiç yazılmamıştı.

Sinop’un yarısı ile akraba olmalarına rağmen, Vedat beyin isteği ile kardeşler, eşleri ve kuzenlerle sade bir nikah töreni yapıldı. Mercan hanım bir yandan tir tir titriyordu heyecandan, bir yandan fark edip de ayıplayacaklar diye çekiniyordu yeni akrabalarından.

“Ailen benim bundan sonra!” demişti Vedat bey, “Senin adını ağzına alacak olanlar iki kere düşünsünler!”

Suna, Makbule hanım ve hallerinden Rıfat’a bahsettiği için, Vedat bey çocukların zoru ile kapının önünde davul zurna çaldırdı bir de gelin alırken. Mercan hanım kapıda süslenmiş bekleyen Rıfat’ına arabasına binene kadar ayağa kaldırdılar bütün mahalleyi. Mercan hanıma da sürpriz olmuştu bu iş. Rıza’ya gelin giderken ki hali gelmişti aklına. O kadar içerlemişti ki babasına onu besleme gibi yolladığı için, kırk küsür yaşında davulla zurnayla çıkıyordu şimdi evden.

Nikahtan sonra, Vedat bey aldı Rıfat’tan anahtarlarını, valizler zaten bir gün önceden yüklenmişti arabaya. Mercan hanımın on dakika boyunca Suna’ya sıraladığı nasihatlerden sonra yola çıktılar. Kaçırdıkları onca yılın acısını çıkara çıkara gezip dolaştılar beraber. Mercan hanım hayatında hiç gitmediği yerlere gidip, hiç tatmadığı yemeklerden yedi Vedat beyin sayesinde. El ele, göz göze gezip, yirmi gün sonra döndüklerinde Mercan hanım iyice güzelleşmiş geldi herkese.

“Aşk yaradı halama” diyordu Suna. Uğur ile Suna kardeş olmuştu bu nikahla. Rıfat’la da akraba olmuşlardı haliyle. Diploma törenlerine bütün aile katıldı ve törenden sonra, tutulan salonda bir tören daha yapılıp, nişanları takıldı

Hala, kızın acılardan düzlüğe çıkan hayatları, filmleri aratmayacak aşklara yelken açmıştı. Uğur babası ile yeni kardeşinin aşkından etkilenmiş olsa gerek, iki ay sonra aşık olduğunu anlatmaya başladı.

“Bulaşıcı hastalık gibi girdi aşk aileye!” diyordu Rıfat.

Vedat beyle Mercan’ın aşkı hepsinin çocuklarına anlatıldı. Her nesil ailelerinde böyle güzel seven insanlar olduğunu bilerek, severek, sevilerek büyüdürler. Sevgisizlik kimseye miras değildi, sevecek cesareti olan biri çıkıp, tüm hikayeyi değiştiriyordu isteyince.

“Yeter ki cesaretiniz olsun!” diyordu Mercan hanım, Suna ve Uğur’dan olan torunlarına, “Sevecek cesaretiniz oldu mu? Allah mutlaka yardım eder!”

SON

Yıllar sonra – Bölüm 13’ için 2 yanıt

Yorum bırakın