Gönül bağları – Bölüm 18

Bu defa Alex’in kendisi gibi öğretmenlik yapmaya gelip, bir Türk ile evlenen Antalya’daki arkadaşının yaz için kiraladığı evine geçmeye karar verdiler. Sezonda olmadıkları için eşyalı olan ev kirada değildi. Sibel hanım ile Şehnaz’ı da alıp bir süreliğine Antalya’ya geçtiler. Sibel hanıma göre böyle bir şeye gerek yoktu ama Mahmut’un arayıp söyledikleri hepsinde şüphe yaratmıştı, en azından bir süre onlarında İzmit’ten uzak durmasında fayda vardı. Eğer Şehnaz için gelip kontrol edecekseler bile bunu hemen yaparlardı. Bir kaç ay sonra yeniden birilerinin gelip adresi kontrol edeceğini sanmıyorlardı.

Sadık onun yüzünden tüm ailenin başına gelenlerden üzüntü duyuyordu ama sevdiğine kavuştuğu, nihayet onunla resmi olarak bir arada olduğu için çok mutluydu. Gülsunar hâlâ kaçıp kurtulduğuna ve hatta evlendiğine bile inanamıyor, bazen Sadık’ın yüzüne dalıp gidiyordu. Aylarca tuvalete saklanıp, okuduğu o notlar, apartmanın kuytusundaki o minik öpücükler, bakkalın önüne bakmak isteği ile mücadele ederek korkuyla eve gidişi, hele ki arka bahçeye atlayıp o arabaya binişi tek tek geçiyordu gözlerinin önünden.

Alex herkesin biraz rahatlaması ve buradaki zamanlarının keyifli geçmesi için onlara Antalya için bir gezi planı yapmıştı. Hemen her gün çıkıp, bir yere gitmeye başladılar. Onca stresin arkasından bu geziler hepsinin ruh halini düzeltti. Akşamları yaşadıklarını konuşup bazen ağlıyor, bazen gülüyorlardı. Bir anda bir evin içinde kocaman bir aile olmuşlardı. Şehnaz ve Gülsunar başından böyle ailelerde olmadıkları için iç geçiriyor, sonra şimdi bu ailenin üyesi oldukları için şükrediyorlardı. Yeşim hanım oğlunun küçüklüğünden beri yaptığı yaramazlıkları anlatıp, Sadık’ı mahcup ediyordu ama bu son yaptıklarının o yaramazlıkların en beteri olduğunu söyleyince kalkıp annesinin boynuna sarılıyordu hemen.

“Vallahi Sadık ben kendi adıma teşekkür ediyorum oğlum! Hiç üzülme! Sayende bir can yoldaşım, kızım oldu. Bak geldim burada hiç görmediğim bu güzel şehri geziyorum!” diyerek ona arka çıkıyordu teyzesi.

“Ya tabi!” diyordu Yeşim hanım, “Filmlere konu olacak bir kaçış yaşıyoruz resmen!”

“Aslında peşimizde kimse yok ki Yeşim! Biz tedbir olsun diye geldik!” diyordu Alex gülerek ama Mahmut’un telefonunda sonra aslında oda oradan uzaklaşmalarının en doğrusu olduğunu düşünmüştü. Şehnaz’ın durumu yüzünden onları da alıp yurt dışına götüremiyorlardı.

“En az altı yedi yıl beklemeleri gerek!” diyordu Alex, araştırmıştı.

Onlar ülkeden ayrıldıktan sonra Şehnaz saklanmaya devam edecekti mecburen, başka çaresi yoktu. Onlar Sibel hanımla yine İzmit’e döneceklerdi. Aslında Yeşim hanım evi değiştirsinler istiyordu ama Sibel hanım yanaşmıyordu bu fikre, zaten kapatıp geleceklerse bütün evi toplayıp taşıma eziyetine niye girsinlerdi? Bu evi bulan soruşturup, taşındıkları yeri de bulurdu zaten. Şehnaz kendisinden çok Sadık’ın ailesi ve daha da çok Sibel hanım için dikkat edecekti görünmemeye, kimse Şehnaz’ı artık zorla bir yere sürükleyemezdi. Ancak diğerlerine ulaşamayacaklarından ilk alacakları Sibel hanım için yasal süreç çok zor olurdu ve Şehnaz yeniden tek başına kalırdı.

Nihayet bir ay sonra vizelerin çıktığı haberi gelince, Şehnaz ve Sibel hanımla vedalaşma vakti geldi. Görünüşe göre bu süre içinde ne polis bir daha Sibel hanımın evine uğramış ne de çevreden sonran olmuştu. Sadık’ı da arayan soran yoktu. Bu durumda onlar da rahatlıkla İzmit’e dönebilirlerdi. Alex’in arkadaşı evi bir ay daha kullanabileceklerini söylese de Sibel hanım onlar gidince kalmak istemedi.

“Biz iki kız evimize gidelim! Sıkılıdır burada!” deyince, Şehnaz’da onu onayladı.

Gülsunar’ın yeni hayatına yelken açarken, Nimet hanım köydekiler kızı ile baş edemediği için küçüklerin de alıp köye dönmek zorunda kaldı. Bir süre sonra kocası da şehirde hayatın zor olduğuna karar verip, evi komple kapattı ve onların yanına gitti. Böylece köyden şehre uzanan macera, kızın doğum yapması ve aklını oynatmasıyla yeniden köyde devam etmeye başladı. En çok kalan çocuklar sevindiler bu duruma. Hiç değilse ışık almayan dört duvarın arasından kurtulmuşlardı. Nimet hanım gelin geldiği evde şimdi kocası hasta kızı, çocukları ve artık yaşlanıp iyice bakım bekleyen kayınvalidesi ve kayınpederi ile yaşamaya başladı. Şehirde çalıştığından daha çok yoruluyordu. Büyüyen kızlarına işleri yıksa da, artık her gün çıkıp gideceği evleri olmadığından, bunalıyordu. Çalışmaya da gitse evden uzaklaşmanın, kendi parasını kazanmanın farkını geri gelince anlamıştı. Kocası da köyde yapacak başka işleri olmadığından babasının toprağına bakıyordu. Bir kaç da küçük baş hayvanları olduğundan burada masrafları yok denilecek kadar azdı. Onlar için artık yeniden şehir için bir umut yoktu. Tüm bunlara neden olduğu için aklına geldikçe Gülsunar’a “Ah!” etti hayatı boyunca Nimet hanım. Kalan kızlarını da gene başlık parası ile komşu köylere gelin etti. Doğumdan sonra iyice kötüleşen kızını arka odalardan birine hapsedip, torununa da kendi bakmak zorunda kaldı. Oğlu büyüyünce kız kaçırıp getirdi eve. Kendi kızlarına ah edip, aileden silseler de desteklediler Erdem’i ama gelin hiç umdukları gibi çıkmadı. Tam büyükleri topağa verdik biraz rahat ederiz diye sevinirken, bu defa oğlu ve gelininden çekmeye başladı Nimet hanım ama o da rahat durmadı elbette. Ne yaşarsa yaşasın hiç mutlu olamadı ömründe.

Sadık ve Gülsunar bir yıl çalışamadılar izinleri olmadığı için. Yasal süreçleri bekleyip Alex’in de desteği ile bir hayat kurdular kendilerine. Sadık çalışmaya başladığında Gülsunar hamile olduğu için Yeşim hanım ile ikisi evde oturdular. Altı yıl sonra Sibel hanım ile Şehnaz’da geldi yanlarına. Şehnaz hiç evlenmedi ve Yeşim hanım ve Sibel hanım ile oturdu yıllarca. Sadık ve Gülsunar, bebek olduktan sonra ve Sadık’ın durumu iyice yoluna girince ayrı bir eve çıktılar. Aileleri kızları bir daha hiç arayıp sormadılar, kızlar da onları aramadılar. İkisi de artık yuva diyecekleri insanlara sahip olduklarını düşünüyorlardı.

Yıllar sonra Gülsunar insanın aile dediği kişilerin gönül bağı kurdukları, yuva dediği yerinde mutlu olduğu yer olduğunu öğütleyecekti ilk kızına. İkinci doğan oğullarından sonra bir kızları daha olup, toplam üç çocuk sahibi olmuşlardı Sadık’la. Alex, Yeşim hanım, Sibel hanım ve Şehnaz olunca hiç sorun olmamıştı üç çocuğu büyütmek. Sevgi dolu, gönül bağları güçlü bir yuvada büyümüşlerdi hepsi.

Ailelerinin tek mutlu yaşam süren çocukları oldu Şehnaz ve Gülsunar ama aileleri bunu hiç bilmedi ve ailenin yüz karası olarak andılar hep ikisini.

SON

(Hikayelerimizdeki karakterler aksi vurgulanmadıkça tamamen kurgusaldır, mekanlar mümkün olduğunca gerçek yerlerden seçilmeye çalışılmakta, hukuki durumlar, olaylar, süreçler, rahatsızlıklar mümkün olduğunca aslına uygun bir şekilde aktarılmaya çalışılmaktadır. Yine de yazılanların tamamının kurgu olduğundan, gerçek hayatın değişen veya sabit koşulları ile kıyaslanmaması gerekmektedir. Anlatılanlar gerçek hayat kesitleri değil hikayedir. Tüm okurlarımıza teşekkür ederiz. )

Gönül bağları – Bölüm 18’ için 3 yanıt

  1. teşekkür ederiz kaleminize  emeklerinize paylaşımınıza güzel ve bir anlamda öykünün içine girdikten anlatım tekniğiniz için 

    iOS için Mail.ru uygulaması tarafından gönderildi

    22 Eylül 2023 Cuma 11:00 +03:00 kimden:

    Liked by 1 kişi

fatihbeker@fatihbeker.com için bir cevap yazın Cevabı iptal et