“Yaptığım şeyin doğruluğundan hiç emin değilim, telefonda konuşmanın iyi bir fikir olduğunu da sanmıyorum bana bir buluşma yeri ve saati söylerseniz orada görüşelim!” dedi Şebnem telaşla, Funda telefonu açana kadar çok sakin olmasına rağmen o telefonu açınca gerilmişti birden.
“Tamam!” dedi Funda hemen, “Konumu atarım, saati de yazarım. Bu gün olur mu?”
“Evet bu gün olması herkes için daha iyi!”
“Birazdan yollarım!” diyerek kapattı Funda.
Şebnem kalkıp üzerini değiştirdi Elinde telefon koltuğa oturup, Funda’nın mesajını beklemeye başladı. On dakika geçtiği halde hiç mesaj gelmeyince, evin üzerine gelmeye başladığını hissetti ve dışarı çıktı. Evlerinin hemen karşısındaki parka gidip bir banka oturdu. Rüzgar hafifçe yüzünü okşayıp geçince içinde bir hafifleme hissi oluştu. Telefonu kucağına koydu ve gözlerini önce ona dikti sonra vazgeçip etrafını seyretti her iki dakikada mesaj var mı diye kontrol ederek. Yarım saat sonra Funda’dan mesaj geldi. O da şirkette işlerini ayarlamak zorunda kalmıştı.
“Bir saat sonra konum atacağım parkta!”
Neden bir park seçtiğini sormaya gerek yoktu, özel konuşacaklardı. Hemen kalktı otobüs durağına yürüdü. Evine uzak bir yer değildi, Funda özellikle ona yakın olmasını istemişti, çocukların kayınvalidesinde olduğunu bilmediği için bir park seçmişti.
Daha önce birbirlerini hiç görmedikleri için Şebnem kalbi çarparak parka girdi ve etrafına bakınmaya başladı. Onu görünce ayağa kalkan ilerideki kadının o olduğunu anladı. Ağır ağır ona doğru yürüdü.
“Aynı Çiğdem’e benziyorsun!” dedi Funda gülümseyerek, seni tanıyabileceğimden emindim
“Sen de benziyorsun sanırım!”
“Evet garip bir tesadüf olsa gerek! Tam olarak anlamlandırabildiğim bir konu değil!”
“Annemden neden şikayetçi olmadın?”
“Otursana!” dedi Funda bankı gösterip, Şebnem ondan en uzak noktaya oturdu. Bunun nedenini kendi de bilmiyordu.
“DNA testi yaptırdım!” dedi birden bire sonra, Funda’nın yüzündeki hayreti görebiliyordu “Ve?” dedi Funda.
“O benim annem değilmiş? En azından biyolojik annem!”
“Bunu kendin öğrenmene sevindim, ben söyleyemezdim!”
“İfadende söylemişsin ama?”
“Okudun mu?”
“Evet okudum!”
“Ben onu polislere söyledim, Çiğdemle ne işim olduğunu anlatmak zorundaydım, neden annenin evinde olduğumu da, senin okuyacağını değil mahkemede duyabileceğini düşündüm, bu yüzden de dava açmadım!”
“Yani beni mi korumak istedin?”
“Evet öyle!”
“Neden? Kimsin sen?”
“İfademi okuduysan kim olduğumu biliyorsun. Ben sana zarar vermeye gelmedim. Annene ve aranızdaki bağa da, o seni çok seviyor olmalı, yoksa bana öyle saldırmazdı. Tek korkusu senin gerçekleri öğrenmendi ve ben de ona benden olmayacağına söz verdim ama sözümü tutamamışım anlaşılan!”
“Bu senin suçun değil, ben karar verdim okumaya!”
“Annen nasıl?”
“Biliyor olmalısın, orayı sen karşılıyormuşsun?”
“Evet doğru, bunu da öğrenmişsin!”
“Bu yüzden buradayım, benden ne istiyorsun?”
“Hiç bir şey, sadece sana verdiğim sözü tutmaya geldim. Ağabeyimin hakkını sana vereceğim. Eğer istemezsen de bir daha karşına hiç çıkmayacağım!”
“Bunca şeyden sonra mı? Karşıma çıksan başka ne olabilir ki zaten?”
“Dost olabiliriz, kardeşinle kurduğum kısacık dostluğa devam edebiliriz!”
“Onunla dost olmamışsın ki, ölümüne neden olmuşsun!”
“Onu hatırlıyor musun?”
“Hayır!”
“O çok cesur bir kızdı, o günlüğü okumadan polise vermiş olmalısın!”
“Okumadım evet, ona ihtiyacım yok!”
“Anlıyorum, belki bir gün kendin hatırlarsın ama Çiğdem seni bulmaya çok inanıyordu. Seni bulup ikinize harika bir hayat hayal etmişti. “
“Bunları hayal eden biri ölüme yürümez!”
“Haklısın, ben de bunu düşündüm çoğu zaman. Bana eliyle işaret yaptığında öleceğini biliyordu. Yinede beni kurtarmayı seçti!”
“Belki de kendini kurtardı!” dedi Şebnem.
“Onu anlıyorsun değil mi?”
“Olabilir emin değilim!”
“Annene sana ait bir hesap numarası vermesini söyledim, ağabeyimin payını sana devredeceğim! Onunla istediğin her şeyi yapabilirsin! Bu bir kan parası değil! Annen öyle söylediği için açıklıyorum. Bu verdiğim söze karşılık bir şey!”
“Senin parana ihtiyacımız yok bizim!”
“Harcamak zorunda değilsin o halde bağış yap! Sadece bırak ben sözümü tutayım!”
Şebnem durdu, “Kardeşim, mutlu muydu?”
“Mutlu biri ölüme yürümez, az önce sen söyledin!”
“Ona da şey olmuş muydu?”
“Tecavüz mü? Hayır! Sana baban tecavüz etmiş olamaz!”
“Umurumda mı sanıyorsun?” dedi Şebnem gerilerek.
“Haklısın, bunu kabul etmek çok zor olmalı senin için!”
“Artık kocam bile biliyor senin yüzünden! ”
“Bu aranızda bir sorun oldu mu?” dedi Funda endişeyle unu hiç düşünmemişti aslında ve gerçekte o sadece polise anlatmıştı.
“Hayır! O çok iyi biri!”
“Sevindim!”
“Parayı da o kabul etmemi söyledi!”
“Yani alacaksın?”
“O söylediği için!”
“Annene o yerde kaldığı sürece ben bakacağım!”
“Bunu halledebilirim”
“Bu da sana olan borcumu ödemek olsun hayatını alt üst ettim!”
“Sen her şeyin paran ile hallolacağını mı sanıyorsun?” dedi Şebnem göz yaşları artık birikmişti göz pınarlarında.
“Hayır, aslına bakarsan bu para bana lanetten başka bir şey getirmedi ve onu doğru bir yerde harcayıp kurtulmaya çalışıyorum.”
Yine durdu Şebnem, onun ailesine olanları anlattığı kısmı hatırladı. Ağabeyi hepsini katletmişti.
“Üzgünüm, başına gelenlere üzüldüm!”
“Aslında benden daha şanlıymışsın belki de!” dedi Funda
“Bu tartışılır!”
“Haklısın! Banka hesap numaranı verecek misin?”
“İşte!” dedi Şebnem avucunun içinde sıkıştırdığı kağıdı ona uzattı.
Funda Şebnem’in elinden kağıdı aldı, avucunun içine rulo yapıp sıkıştırdığı kağıt ter içinde kalmıştı. Yavaşça kağıdı açtı, sayılar okunuyordu hâlâ, “Tamam!” dedi başını sallayarak, “Sanırım bir mesaj alırsın paran gelince!”
“Tamam!” dedi Şebnem ve ayağa kalktı hemen, elini Funda’ya uzattı. Funda bunun bir veda olduğunu anlamıştı. O da ayağa kalktı ve elini ona uzattı, resmi bir şekilde tokalaştılar. Şebnem hızlı adımlarla parktan çıkana kadar baktı arkasından.
“Umarım rahatsındır!” dedi gök yüzüne bakıp. O da aynı yoldan ağır ağır caddeye yürüdü.
Şebnem parayı Metin’in söylediği gibi çocuklarının eğitimine harcamaya karar verdi. Bundan çok daha fazlasıydı ama beklemek istiyordu nedense. Beş yıl sonda Süreyya hanımı rehabilitasyon merkezine almak için gittiklerin de, çocuklar büyümüş, Süreyya hanım ise yaşlanmıştı. Onca zaman boyunca Funda’yı hiç aramamıştı. Funda Süreyya hanımı takibi hiç bırakmadığı için çıkacağı gün oraya gitmişti yine de. Annesinin koluna girmiş merdivenlerden inerken, onu görünce şaşırdı Şebnem. İçindeki tüm korkuları yeneli çok olmuştu. Son basamağa gelip, onun annesi ile yüzleşmesine izin verdi. Süreyya hanım hemen tanımıştı onu.
“Beni affettin mi?” dedi Funda’ya bakıp.
“Çok oldu!” dedi Funda gülümseyerek. Metin çocukları alıp yanlarından uzaklaşmıştı. Bu ç kadınına arasındaki tuhaf bağ anlaşılır gibi değildi ama gerçekti. Birbirleri ile hiç bağları yoktu aslında, doğru ailelerde doğmuş, doğru şeyler yaşamış olsalar bir araya gelmeleri imkansız üç kadındılar. Ancak hayatta ne göründüğü gibiydi ki sadece.
Süreyya hanım son basamağı kızının yardımı ile indi, Funda’nın elini tuttu ve kendine çekti.
“O benim kızım!” dedi kulağına eğilerek.
“Biliyorum!” dedi Funda. Şebnem’e baktı gülümsedi, Şebnem başıyla selamladı bu gülüşü. Sonra arkasını dönüp onu bekleyen arabasına binip gitti. Süreyya hanım kızıyla çok mutlu bir hayat sürdü.
Funda iki kez evlendi, ilk evliliğinden olan kızına Çiğdem adını verdi. İkinci kocası ile çok mutlu oldu. Şebnem ve o bir daha hiç karşılaşmadılar.
SON