Başkasının kızı – Bölüm 16

Melih’in boşanma isteğini bildirir kağıt parçası Sedef’in eline ulaştığında, Sedef iki haftadır bir iş yerinde çalışıyordu. Tam olarak düşündüğü iş olmasa da, alacağı maaş için beklentisinin altında diyemezdi. İş verenleri başladığı noktada piştikten sonra, onu başka bir birimde, daha çok istediği bir pozisyona getirebileceklerinin garantisini vermişlerdi. Onca zaman kendini muhtaç ve işsiz hissettikten sonra Sedef bulduğu için kıymetini bilmeyecek durumda değildi. Başladığı günden itibaren canla başla çalışmaya başladı. Teslime hanım Melih’in boşanma isteğini kabul etmemesi konusunda ısrarcıydı.

“Ne yapayım? Boşanmayıp devam mı edeyim?” diye sordu Sedef.

“Hayır tabi ki, o adamla ne demeye evliliğini sürdüreceksin. Boşanmak için bir şey iste!”

“Ne mesela?”

“Ne bileyim ev, araba, öyle bir şey? Bir bedel! Ne kadar yaşadıklarının bedeli olmasa da içini soğutacak bir şey!”

“Tamam da Teslime teyze, kabul etmez ki? Ben kocamı tanımaz mıyım?”

“Ah siz gençler! Tanımıyorsun evet! Kabul edecek çünkü, başka türlü o kızla evlenemez, kabul edecek çünkü evlendiğini ailesine söylemedi. Ya senden bir çocuğu olsa ne olacaktı. İstese de, istemese de yasal mirasçısı olacaktı o çocuk!”

“Benim gibi yani!” dedi Sedef ağız eğerek.

“Evlilikten doğan yasal bir çocuk!”

“İyi ki olmadı!”

“Evet tabi ki öyle ama bu onu bedelsiz salacağın anlamına gelmiyor!”

“Peki söyle ne isteyeyim.”

“Bir ev ya da araba, aşağısı olmaz!”

“Bunu söyleyemem ki ben!”

“Ben söylerim!”

“Nasıl yani?”

“Çok basit, senin yerine onu arayacağım, sen de numarası yok mu?”

“Var!”

Teslime hanım Sedef’ten kocasının numarasını alıp telefonuna kaydetti, “Önce biraz düşünüp, plan yapayım sonra onunla konuşacağım!” dedi boşanma kağıtlarını elinde sallayarak, “Suçlu olan o! Seni aldatmış! Elimizden kaçamaz!”

Melih tanımadığı numarayı açtığına pişman olmuştu Teslime hanımın söylediklerini duyunca, Nuri beyin hastanede olduğu zaman tanışmışlardı onunla, Sedef anlattığı için hikayesini de biliyordu. Nuri beyin yeniden öyle bir kadınla bir araya nasıl geldiğine anlam verememişti ama onu ilgilendiren bir durum olmadığı için karışmamıştı. Annesi evlendiği kızın üvey annesinin nasıl bir kadın olduğunu duysa zaten ayrılmak istemese de ayırırdı ikisini. Şimdi o kadın açmış Sedef için bir bedel ödemesi gerektiğini söylüyordu.

“Ne yapacaksın?” dedi Jülide, öfkeden kıpkırmızı olan Melih’e

“Bilmiyorum, bu kadın tehlikeli biri. Sedef bu kadar arsız biri değil! Kızı kullanıp benden bir şeyler koparmaya çalışıyor belli ki!”

“Sedef’i ara o zaman!”

“Aradım ama açmadı!”

“Kadın boşanma kağıdını bildiğine göre demek ki birlikteler!”

“Evet, Sedef onun yanına gitmiş olmalı! Hiç sevmezdi oysa!”

“Demek ki var bir ortak hamurları aşkım! Yap gitsin ne istiyorlarsa!”

“Ona bir ev mi alayım ya da bir araba?” dedi Melih şaşkınlıkla Jülide’ye bakıp.

“Zaten kazanıyorsun, ileride daha da iyi olacak her şey. Ailelerimiz bizim için her şeyi yapıyorlar, verdiğini hayat kat kat sana verecek! Değmez mi?”

Melih sevgilisinin yüzünü okşayıp, saçlarını kulaklarının arkasına atıp, okşadı, “Değer tabi, yıllarca ne büyük yanılgı içinde yaşadığımı, seninle anladım!”

“O zaman ver gitsin! Biz de hayatımıza bakalım!”

Melih aslında hiç bir şey vermek istemiyordu elbette, Jülide için de vermek istemiyordu ama Teslime hanım gibi kaybedecek hiç bir şeyi olmayan bir kadının ne tür rezilliklere başvurabileceğinden korktuğu için arayıp, “Tamam!” dedi buz gibi bir sesle, “Ben parayı verince bir daha beni aramayın, yoksa sizi dava ederim!”

“Ne arayacağız seni bir daha? Sen bizi arama asıl!” dedi Teslime hanım.

“Boşanmayı kabul edecek değil mi?”

“Edecek dedim ya, inanmıyor musun bana!”

“Hayır inanmıyorum!”

“Kendin bilirsin o zaman!” diye kapattı telefonu Teslime hanım Melih’in yüzüne, neredeyse havalara zıplayacaktı sevinçten. Sedef iş yerinde bir şey belli eder etrafına diye eve gelene kadar zor sabretti ve anlattı olanları.

“Yeni şimdi Melih bize bir ev parası mı verecek?” dedi şaşkınla, ağzının kenarlarının yukarı kıvrılmasına engel olamadığını fark ediyordu. Hoplayıp sarıldı Teslime hanımın boynuna, “Nasıl yaptın?”

“Tehdit ettim!” dedi Teslime hanım kocaman bir gülümsemeyle. Mahkeme tarihinden bir hafta önce Melih karısının hesabına yatırdı parayı. Önce hesabın ona ait olduğundan emin oldu tabi. Teslime hanıma parayı kaptırıp, Sedef ile yine uğraşmak istemiyordu sonra.

Jülide müstakbel eşinin onun için yaptığını sandığı bu fedakarlığa çok memnun olmuştu. Melih’in onun için her şeyi yapacağına gönülden inanıyordu artık. Sedef hiç bir zorluk çıkarmadı ve çabucak boşandılar. Teslime hanım mahkemeye vekaleten gidecek birini ayarlamıştı Sedef yerine. Eski bir tanıdığının yeni mezun oğluydu giden. Biraz para karşılığı kabul etmişti bu kolay davayı.

“Artık paran olduğuna göre, babanla uğraşmak için bir avukat tutabilirsin!” dedi teslime hanım dava sonuçlandığı akşam.

“Teslime teyze sen olmasan bunların hiç birini yapamazdım ben. Hakkını nasıl ödeyeceğim!”

“Kızım annene hakkını ödüyorum ben, seninle bir hesabımız yok. Ben ölünce bu evde sana kalacak, avukata yazdıracağız. Zaten senin evin burası. Beni kapı önüne koyma yeter!”

“Mümkün değil!” dedi sedef gülerek. Bu evden ayrılırken bir gün teslime hanımı böyle seveceğini söyleseler hiç inanmazdı herhalde. Yaptığı hataların bedelini ağır ödemişti Teslime hanım, kötü bir kadın değildi aslında. Yaşadıkları yüzünden iyice sertleşmişti yüzü, bedeni ama kalbinin bir alt katı yumuşacıktı hâlâ.

“Babanla evli kalsam, belki senin gibi bir kızımız olurdu” diye anlatırdı bazen, “Annen ve seni hayat nereye sürüklerdi o zaman bilmiyorum. Nuri bey gibi iyi birine denk gelmiş olmanız sanırım ben gidişim sayesinde. “

“Sana ilk borçlanmam değil yani bu!” derdi Sedef gülerlerdi beraber. Sonuçta hep erkekleri doğru okuyamadıkları için gelmişti başlarına bunlar. Sedef’in annesi Murat beyi doğru okuyamamıştı. Teslime hanım Nuri beyin ne kadar iyi, Hayri’nin ne kadar sahtekar olduğunu doğru okuyamamıştı. Sedef, Melih’i okuyamamıştı yeterince.

“Hiç değilse annen doğru birine denk gelmişti ikinci şansında, dönüp dolaşıp ben de geldim aynı adama. Eminim sen de iyi insanlarla karşılaşacaksın. Daha çok gençsin ama hayat seni güçlü ve akıllı biri yaptı artık.”

“Buna sevinmeli miyim sence?”

“Aynı hatayı ikinci kere yapmayacak kadar pişmiş olduğuna sevinmelisin bence! Ben tamamen yanıp kül oldum ama sen piştin! Hâlâ şansın devam ediyor!”

“Belki sende seversin yine Teslime teyze, aşkın yaşı olur mu?”

“Yaşımdan değil, yazımdan evlenemem ben! Hiç bir erkek istemez beni geçmişimi öğrenince! Ne aşk kalır, yargının önünde ne meşk! Hele gönlümle bu batağa girdim düşünülürse!”

“Bence kendine acımasızlık ediyorsun!” dedi sedef gözleri dolan kadına sarılıp, hâlâ güzeldi Teslime hanım, onca olaya, onca acıya rağmen güzeldi.

“Sen kendi meseleni çöz de, sonra benim derdime yan!” dedi Teslime hanım. Gönlünü kimseye açmaya niyeti yoktu artık. Sakin ve mutlu bir hayat istiyordu sadece. Güvende hissetmek istiyordu.

Altı ay sonra Sedef umduğundan çok önce terfi edince, yine Teslime hanımın akıl etmesi ile şirket avukatına, miras ile ilgili becerikli bir avukata ihtiyacı olduğunu söyledi. Babası ile olan davası bitmeden Melih’ten gelen parayı bir yerde değerlendirmeyeceklerdi. İyi bir avukat Murat beyden kat be kat fazlasını alacaktı zaten onun için. Hayatı boyu miras davalarına bakan Cenap bey kabul etti Sedef’in davasını şirket avukatının yönlendirmesiyle. Hemen hemen çözemediği bir dava olmamıştı. Sedef kendi isteği ile imzalamış görünse bile tehdit ve baskı ile bu imza attırıldığı ve vaatler yerine getirilmediğini için Murat beyle uğraşacaktı.

(devam edecek)

Yorum bırakın