Başkasının kızı – Bölüm 14

Teslime hanım içinde baş edemediklerini konuşmak için geldiği Sedef’in halini görünce donup kaldı kapıda.

“Sedef?” dedi şaşkın şaşkın, kızın saçları neredeyse düğüm olmuş, üzeri başı leke içinde ve gözler kıpkırmızı ve şişmişti.

“Neden geldin Teslime teyze, başka bir şeyim yok!” dedi Sedef bezgin bezgin.

Teslime hanım önce algılayamadığı sözün ne anlama geldiğini, fark edince çok mahcup hissetti kendini. Öyle ya Sedef onun başka şeyler talep edeceğini düşünmüş olmalıydı. Aynı durumda o olsa o da öyle düşünürdü herhalde. Bunda gücenecek bir şey yoktu. Henüz konuşmamışlardı bile ve kızcağız gerçekten korkunç görünüyordu. Nuri bey öldüğünde bile bu kadar dağılmış değildi.

“Bir şey istemek için gelmedim” dedi olabildiğince yumuşak ve sakince, “Senin neyin var böyle?”

“Hiç bir şeyim!” dedi Sedef ve içeri yürüdü onu kapıda bırakıp. Teslime hanım da evde kocası olup olmadığından emin olmadığı için çekinerek girdi içeri ve kapıyı da arkasından kapattı.

Eşyalarını girişe bırakıp salona girdiğinde anladı Sedef’in tek başına olduğunu, bardaklar, meyve çöpleri her şey öylece duruyordu sehpaların üzerinde.

“Kızım ne oldu burada? Kocan nerede?” dedi bir şaşkınlık nöbetine daha girip, elinde olmadan bardakları toplamaya başladı.

“Gitti!” dedi Sedef onun etrafı toplama çabasına bile aldırmamıştı.

“Nereye gitti?”

“Başka birine! Bana acımaktan vazgeçti sonunda!”

Teslime hanım topladığı bardakları sehpanın üzerine bırakıp, ellerini beline koydu ve dik dik “Ne acıması?” dedi Sedef’e bakarak.

“Bilmediğin çok şey var Teslime teyze!” dedi Sedef.

Kadın ortalığı toplamaktan daha önemli şeyler olduğunu o zaman anladı ve gidip kanepeye oturdu Sedef’in yanına, “Ne oldu kızım? Anlat haydi? Bu ne hâl böyle? Annen, baban görmüyor mu bu halini senin?”

“Annem babam öldü ya benim!”

“Murat beyleri söylüyorum Sedef, oyun mu oynuyorsun aklımla?”

Sedef acı bir kahkaha attı, “Öz babam olacak o adamı mı soruyorsun?”

“Evet onu soruyorum tabi?”

“O hiç benim babam olmadı Teslime teyze, size hep yalan söyledim ben!” diyerek yeniden ağlamaya başladı sonunda. Teslime hanım beklediğinden çok başka bir şeyle karşılaşmış, çok da üzülmüştü Sedef’in haline. Ne yapmışlardı bu kıza böyle? Aklında hemen kendi hayatı canlandığı için endişelenmişti de, “Sana kötü bir şey mi yaptılar yoksa ha? Söyle bana? Ne yaptılar sana?” dedi gergin gergin.

“Hiç bir şey yapmadılar bana Teslime teyze, beni bir odaya atıp, hizmetçi yaptılar, sonra bir adamla evlendirmeye kalktılar.”

“Eyvah, eyvah!”

“Evlenmedim ben Melih’i seviyorum dedim, kaçtım kurtuldum o evden.”

“Melih’e kaçtın mı? Zavallı Nuri bey de baban onayladı diye sessiz kaldı onca zaman! Yoksa daha çok erken diye durduracaktı seni?”

“Ah babam! Ne haklıymış!” diye kapaklandı Sedef bu kez kadının kucağına ve katılarak ağlamaya devam etti.

Aradan bir saat geçtiğinde Teslime hanım Sedef’in kopuk kopuk anlattıklarını sorular sorarak toparlayıp anlamaya başlamıştı durumu.

“Kızım kime çekmiş senin kaderin böyle? Rahmetli Nuri bey bunları bilse seni o evin kapısından bile çıkarmazdı. Ne diye gider gitmez demedin bu insanlar beni evlat yerine koymuyor diye?”

“Babam onca sene yaşar mıydı o zaman?”

Teslime hanım iyice berbat hissetti kendini bunları duyunca, bu kız babası ile rahat yaşasın diye bir de bunlara mı katlanmıştı burada?

“Ah benim aptal kafam, insan olup sormadım ki bir kere sana doğruyu?”

“Teslime teyze sorsan da söylemezdim. Pişman olduğum o evde yaşadıklarım değil, o evden çıkmak için bahane ettiklerim! Ne olduysa ondan sonra oldu zaten. Öz babam olacak adam babama yolladığı parayı kesti. Ben kocamın hayır işlerinden birinden öteye gidemedim. Daha kendimi döndürecek bir iş bile bulamadım. Bu evin kirası için hâlâ ona muhtacım. Senin için de başkasının kızıyım işte! Öyle değil mi? Neden geldin buraya? Başkasının kızına ne söylemeye geldin?”

Teslime hanım derin bir iç geçirdi, onca aydır düşündüklerini şimdi anlatmaya kalksa, Sedef’in bu yaşadıklarından sonra kimseye inanacak hali olmadığından boş olacaktı.

“Sana evini geri açmaya geldim!” dedi özetle.

“Nasıl yani?”

“Başına gelenleri bilmiyordum ama burada kocana muhtaç yaşamak zorunda değilsin, orası hâlâ senin babanın evi. Bana sorarsan bu evi böylece bırak, sahibi ne istiyorsa yapsın. Yarın gel dönelim biz. Orada iş yok mu sanki, çalışırsın yine. Babanın maaşını alıyorum ben, beraber geçinir gideriz ha?”

“Sen ciddi misin?” dedi Sedef, şaşırma sırası ona gelmişti.

“Ciddiyim tabi, benim gibi bir kadınla yaşamak seni rahatsız etmezse! Ben yalnız yapamıyorum, o ev bana çok geldi!”

Durumun en ağırına giden kısmıydı onu başkası ile aldatan kocasının eline bakmak ve onun sanki çok olgun adammış gibi acıyan tavırlarına katlanmaya devam etmek. Kalan yüzde elli bunalımına babasının evinde devam edebilirdi bal gibi. İşin garibi bunları ona söyleyip, çat kapı kurtarmaya gelen kişinin Teslime hanım olduğuna inanamıyordu. Onun yüzündeki ifadeden yaşadığı karmaşayı tahmin etti Teslime hanım. O da çok şey yaşamış insanlara güvenini kaybetmişti. Ta ki Sedef’in annesini tanıyana dek.

“Herkes serdiği mindere oturur Sedef!” dedi ciddi bir ifadeyle, “Sen de annenin serdiği mindere oturacaksın kızım! Dakika bırakamam seni artık bu yerde, hemen sabah gidiyoruz, kişisel eşyalarını topla! Kalan da o şerefsiz kocana hibe olsun, kim kime muhtaç göreceğiz!”

Sedef hayatında ilk defa sarıldı Teslime hanımın boynuna, o da kokarak Sedef’e sarıldı, “Hep senin gibi akıllı bir kızım olsun isterdim!” dedi sesi titreyerek, “Annen bana bir aile, bir hayat verdi. Ben de sana vereceğim!”

İki kadın ağlaştılar bir süre, sonra Sedef’in göz yaşları ile eşyalarını topladılar. Halsizlikte ayakta zor durduğu için Teslime hanım onu banyoya sokup güzelce yıkadı, saçlarını taradı. Evde buldukları ile sıcak bir çorba yapıp içirdi ve yerine yatırdı. Kendi çantası kapının önünde bekledi öylece, kendisi kanepeye kıvrılıp uyudu. Sabah çok yorgun olduğu için Sedef uyanamadı ama o erkenden uyandı ve dışarı çıkıp bir fırın buldu, sıcak ekmek ile marketten biraz kahvaltılık alıp geldi. Çay demledi mutfak masasını silip kahvaltı hazırladı. Sedef’in kirletip bıraktığı hiç bir şeyi ellemedi, Sedef’e de ellettirmedi, “Temizlesin o bulduğu!” dedi sinirli sinirli, “Hiç bir yeri toplamak yok, iyice kontrol et unuttuğun var mı? Çıkıp gideceğiz!”

Zaten bu eve normal yollardan gelin gelmediği için hiç bir şeyi yoktu Sedef’in, bir çanta eşyası ile gelmiş, bir çanta eşyası ile çıkıyordu şimdi. Teslime hanım, Melih’e haber vermesine de izin vermedi. Çağırdığı taksiye binip otogara gittiler ve ilk otobüse bindiler. Sedef idrak edemiyor gibiydi olanları ama o evden çıkıp gitmiş olmanın hafifliğini hissediyordu. Otobüste başını Teslime hanımın omuzuna dayayıp derin bir uykuya daldı.

Babasının evine girdiklerinde yeni bir ağlama krizi geldi ama bu defaki babasına olan hasreti yüzündendi.

“Neyse ki bunların hiç birini bilmedi!” dedi hüzünle

“Yemin ederim gözü açık giderdi. O hep senin güvende olduğunu düşünerek mutlu oldu. Seni o adamla gönderdiği için kendini hiç affetmezdi. Şimdi ben de etmiyorum! Bizi nasıl da kandırdılar. Hain insanlar! Senin gitmeni istemedim demiyorum ama Allah var bu kadarını yaşadığını da hiç düşünmedim.”

(devam edecek)

Yorum bırakın