Betül aldığı onca destek eğitime rağmen üniversite sınavını kazanamamıştı. Sedef ‘in kendi başarısıyla iyi bir bölüm kazanmış olmasında kendilerinde büyük pay gören Gülfidan hanım, kızı sınavı kazanamayınca kafasını yeniden Sedef’e takmıştı.
“Bu kız on sekizini geçti Murat!” diyordu, “Daha ne kadar yük edeceksin üzerimize! Kem gözlü her şeyimize nazar ediyor. Bak Betül onun yüzünden kazanamadı belki!”
“Avukatla konuştum zaten!” dedi Murat bey, o da Nuri beyin masraflarını karşılamaktan usanmıştı. Adam ne ölüyor, ne oluyordu yıllardır.
“Ne yapacaksın?”
“Mirasımdan faydalanamaması için bir metin hazırladı avukat. Onu imzalatacağım!”
“Kabul eder mi?”
“Edecek babası için. Mecbur!”
“Peki ya sonra?”
“Sonra mı?”
“Evet sonra?” dedi Gülfidan hanım, “Bizim ekmeğimizi yemeğe devam mı edecek, kızımın hakkını?”
“Ne öneriyorsun sokağa mı atalım? Etrafa ne diyeceğiz? Sahip çıktık diye şişindik durduk. Okulu bitmesine az kaldı zaten!”
“Evlendirdik diyeceğiz. Garibin yuvasını yapacağız?”
“Hay aklınla bin yaşa!” diye güldü Murat bey elinde olmadan, “Var mı aklında biri?”
“Ayol onu da ben mi bulayım, onca çalışanın var ayarla birini ver gitsin!”
Murat bey avukatın hazırladığı kağıtlarla birlikte Sedef ile konuşmak için eve çağırttı. Sedef eve çağrılmaya hiç alışık olmadığından bir şeyler olacağını zaten anlamıştı. Murat beyin çalışma odasına girip avukatı görünce, babasına bir şey oldu sandı nedense.
“Hayrı babanın bir şeysi yok!” dedi Murat bey, “Bundan sonrada olmasını istemiyorsan bu kağıtları imzalayacaksın!”
“Nedir bunlar?”
“Mirastan vazgeçtiğini gösteren belgeler! Sen de biliyorsun ki benim mirasım Betül’ün hakkı, senin hakkında Nuri beyden kalanlar! Annenle bir hatadır yaptık diye bütün ömrümü harcadığım mirasımı sana bırakacak değilim!”
“Sizin paranızda gözüm yok!” dedi Sedef.
“İyi bu kağıdı imzalarsan, babanın bakımı devam edecek!”
“Nasıl bileceğim?”
“Senin için de planlarım var! Bizim şirketin şoförlerinden birinin oğlu ile evlendireceğiz seni, koluna bilezikler takıp, hesabına da bir miktar para yatıracağım. Ondan sonra benden başka bir şey istemeyeceksin anlaşıldı mı?”
“Evlenmek mi?”
“Evet! Artık bu evde kalmanı doğru bulmuyoruz. Yetişkin oldun, başının çaresine bakabilirsin!”
“Ama benim okulum bitmedi ki?”
“Ben konuştum Saadettin beyle okumana mani olmayacaklar, yine okuyacaksın!”
Sedef afallamıştı beklemediği bu çıkış karşısında, “Beni hiç tanımadığım bir adamla mı evlendireceksiniz. Madem beni kızınız görmüyorsunuz. Neden sizi dinleyip, o adamla evleneyim ki?”
“Çünkü kızım babana bakılsın istiyorsan, şartlarımı kabul etmek zorundasın!”
Derin bir iç geçirdi Sedef. Babasının tedavisi yarım kalırsa durumunun kötüye gideceğini Teslime hanımdan sürekli dinliyordu. İlaçları çok pahalıydı, geçici bir bulup çalışsa bile altından kalkması imkansızdı. Okulunun bitmesine daha vardı, bitirse bile çok iyi bir maaşla iş bulacağının garantisi yoktu.
“Kendi bulduğum biriyle evleneyim o zaman!” dedi pat diye.
“Var mı biri?”
“Evet var!”
“İyi benim için fark etmez, gelsin istesin söyle! Nişan yapamam haberi olsun, nikahınızı hallederim sadece!”
“Tamam!”
“İmzalayacak mısın şimdi şu kağıtları!”
“Önce sözlerinizi tutun sonra!” dedi Sedef ayağa kalkıp.
“Kızım sen şaka mısın? Koz yok elinde senin. Babanın yemini kesip, seni kapı önüne koyunca biter her şey. Kızım da olsan ben ölene kadar miras için beklemek zorundasın. Babanın katili mi olmak istiyorsun?
Dudaklarını ısırdı Sedef. Bu muameleyi ne babası ne de o hak etmiyordu. Köprüden geçene dek ayıya dayı demek zorundaydı yine de. Döndü kalemi Murat beyin elinden çekip hırsla imzaladı gösterilen yerleri. Hata yaptığını biliyordu ama adam sürekli yumuşak karnına dokunuyordu.
“Kimse o evleneceğin adam, bu hafta sonu gelsin!” dedi Murat bey çıkarken.
Sedef hiç düşünmeden söylemişti başkası ile evlenme fikrini. Odaya döner dönmez, Melih’i aradı ve olanları anlattı.
“Gördün mü sen istemesen de kader bizi aynı yola soktu!” dedi Melih sevinçle, “Yarın okulda konuşalım detayları, çok heyecanlandım sahiden!”
Sedef onun ailesini arayıp durumu söyleyeceğini sandı ama ertesi gün Murat ailesini arayamayacağını, annesinin böyle ani bir evliliğe karşı çıkacağını söyledi.
“Ne yapacağız? O zaman o adamla evlenmem gerekecek?”
“Ben gelip seni isteyeceğim aşkım, sakin ol! Annemlere nikahtan sonra söyleyeceğiz sadece!”
“Nasıl yani? Gizlice mi evleneceksin ailenden?”
“Evet ben artık reşit biriyim, seni seviyorum. Kimsenin onayına ihtiyacım yok!”
“Madem onaya ihtiyacın yok neden saklıyorsun?”
“Sen annemi tanımazsın, onu ikna edelim derken baban seni o adama verir!”
“O benim babam değil!”
“Her neyse işte, iş işten geçer. Emri vaki annemin en sevmediği şeydir! Sonra sakince anlatırız. Zaten babam da, o da mezun olmadan evlenmemize karşı çıkarlar kafadan!”
“Aslında haklılar ama şartları biliyorsun!”
“Biliyorum aşkım, benim için bir sıkıntı yok, senin için her şeyi yaparım!” dedi Melih, Sedef’i alnından öperek.
Sedef’in içi rahatlamıştı. Ancak o Melih gibi, Nuri beyden saklayacak değildi evleneceğini. O yüzden akşam eve gidince aradı babasını.
“Sedef kızım mezun olsaydınız önce, bu ne acele? Yoksa başka bir şey mi oldu?”
“Yok baba ne olacak?”
“Kızım gençsin bir hatadır yapmışsındır?”
“Hayır baba!” dedi Sedef sanki babası yanındaymış gibi kıpkırmızı olarak, “Melih ile aramızda hiç bir şey olmadı, sadece beklemek istemiyoruz!”
“Baban onaylıyor mu?”
“Babam mı?” dedi önce gerilerek, sonra toparlandı “Evet onlar tanıştı, çok sevdiler Melih’i ama benim için senin onayın önemli.”
“Sen istiyorsan ne diyeyim güzel kızım! Benim seyahat etmem mümkün değil biliyorsun.”
“Biliyorum nikahtan sonra biz seni görmeye geliriz olur mu? Üzülme sen!”
“Canım kızım, inşallah mutlu olursun. Biraz erken ama madem sen öyle uygun gördün, Allah mesut etsin!”
“Sağ ol babacığım!” diyerek kapattı telefonu Sedef. Melih’i seviyordu, o çok iyi biriydi. Böyle olmasını istemezdi ama şartlar böyle olmasına zorlamıştı. Ne kadar on sekiz yaşındayım kendi kararlarımı alırım dese de babasının tedavisi kesilmesin diye illa evlenmesi gerekiyorsa, bari istediği biriyle evlenmiş olacaktı. O evden kurtulacak, hemen gidip babasını görecekti. Melih’i onun da seveceğine emindi. Gerçi Melih’in ailesinin de habersiz olması hiç içine sinmiyordu ama önceliği kendi sorunlarını çözmeye vermişti.
“İmzaladı mı?” dedi Gülfidan hanım kocasına.
“İmzaladı.”
“Peki ya evlilik konusu?”
“Onu da hallettik, varmış zaten kendi istediği biri. Gelsin istesin, hemen evlenin dedim!”
Gülfidan hanımın gözleri parladı, Sedef’in hiç direnmeden hepsini kabul edeceğine hiç inanmamıştı. O uğursuz evlerinden gidince, kızının da şansı yeniden açılacaktı. Kıskançlığı ile yemiş bitirmişti bütün şanslarını. Daha okul bitmeden birini bulduğuna göre annesi gibi gözü açıktı demek. Olsun onun işine yaradıktan sonra ne yaptığı umurunda bile değildi Gülfidan hanımın.
Münevver hanım Sedef’in evlenip gideceğini duyunca, geceleri konuştuğu oğlan olduğunu anladı hemen.
“Allah akıl fikir versin!” dedi kendi kendine, “Bu insanların ekmeğini yemiş ama onların ahlakını hiç örnek almamıştı. Neyse ki adlarına bir leke sürmeden evlenecekti. Sedef’i yaptığı işler ona kalacağı için biraz canı da sıkılmıştı tabi. Herkese kızın zaten gözünün dışarıda olduğunu geceleri telefonda kıkır kıkır oğlanla fingirdeşip durduğunu anlatmaya başladı. Onunla ilgilenmekten sorumlu kadının sözleri Sedef’e sevgi ve sempati ile bakan tüm çalışanların bakışını değiştiriverdi birden. Yine de patronlarından çekindikleri için kimse bir şey demedi.
(devam edecek)