Sevgi fedakarlıktır – Bölüm 2

Böylece bu ziyaretina ardından Toprak’ın tüm eğitim masraflarını Gülşen hanım üstlenmiş ama iki kadın kızlara bundan hiç bahsetmeme kararı almışlardı.

Son sınıfa gelene kadar gruplarındaki arkadaşlıkları giderek ilerlemiş, hepsi de derslerinde başarılı olmuşlardı. Toprak’ın ki de dahil hoşlanmalar devam etse de kimse dostlukları bozmamak için birbirine açılmaya cesaret edememişti henüz.

Dördüncü sınıfın ortalarına kadar sağlık  problemleri devam etmeyen Zeynep’in doktoru belinden olması gereken ameliyatı daha fazla ertelememesi gerektiğini söyleyince rapor alması gerekmişti. İstanbul’un biraz dışında olan evlerinde dinlenecek ve tedavisi devam edecek olan Zeynep’in yanında kalabilmek için halası ile konuşan Toprak, Gülşen hanımın da araya girmesiyle yurttan ayrılıp Zeynep’lerin evine taşınmıştı. Muzaffer hanım da onlara yardımcı olmak için bir hafta gelince hep birlikte Zeynep’i ameliyat sonrası en yüksek  moralde tutmayı başarmışlardı.

“Muzaffer hanım Toprak ve siz Zeynep’in hayatına girmemiş olsaydınız ben ne yapardım gerçekten bilmiyorum” demişti Muzaffer hanımın döneceği gün Gülşen hanım minnetle.

“Olur mu asıl ben sizin iyilikleriniz olmasaydı bu okulu nasıl okuturdum sonuna kadar Toprak’a.”

“Toprak benim ikinci kızım her zaman! Çok seviyorum onu.”

“Ben hayatım boyu hep bedel ödemek zorunda kaldım Gülşen hanım. Yeğenimin asla bir bedel ödemesini istemiyorum” dedi Muzaffer hanım Gülşen hanımın  gözlerinin içine bakarak. Uzun zamandır aklında olan bu konuyu söylemek için fırsat bulduğuna sevinerek.

“Sakın öyle düşünmeyin, iyiliğin hiç bir bedeli olmaz” dedi Gülşen hanımda sevgiyle ve iki kadın birbirlerine sarılarak vedalaştılar.

Zeynep ve Toprak son ameliyatın son senelerini riske atmaması için evde birlikte çalışmaya devam ediyorlardı.

Bir gün Toprak derse ara verdikleri sırada Ahmet’den konu açmış, sonra da “Sen de söylemiyorsun ama bence Vedat’dan hoşlanıyorsun, bakışlarından anladım” deyivermişti Zeynep’e.

Zeynep cevap vermeyip gülümseyince, “Ahmet’le de çok iyi arkadaşız ama aramızda hiç bir şey yok henüz. Mezun olmamıza da bir şey  kalmadı, ne yapacağız bilmiyorum” dedi kıkırdayarak.

Zeynep arkadaşının Ahmet’den bahsederken cıvıldayan sesine karşılık “Merak etme o senin kaderinde varsa nasılsa gelir.  Hem o çok başarılı bir çocuk bence parlak bir geleceği olacak!” dedi gülümseyerek.

“Evet ama bir de bana bak!” dedi Toprak yanakları kızararak, “Senin sayende sınavlarda başarılı olup geçiyorum. Sürekli beni çalıştırıyorsun. Biraz geç öğreniyorum ne yapayım! Hem bir de halam beni bu okulda okutmak için çok fedakarlıklar yapıyor. İkiniz olmasanız ben buralara bile gelemezdim.”

Okulun kapanma zamanı yaklaşırken, Toprak ve Zeynep evde vakit geçirdikleri için Ahmet, Vedat ve diğer arkadaşlarını çok  görme fırsatları da olamamıştı. Zeynep biraz daha toparlanıp ayaklandığı için evde küçük bir parti vererek onları ağırlamak istediğini söyleyince, Gülşen hanım da bu teklifi seve seve kabul etti. Zaten okul kapanacağı için Zeynep’in partisinden sonra hepsi evlerine dağılacaklar sonra mezuniyet törenleri ve diplomalarını almak için yeniden okula geleceklerdi.

Toprak’ta yeniden yurda dönmediği için misafirleri Zeynep’in yerine kapıda karşılıyordu. Doktor Zeynep’in bir süre daha ayakta çok kalmaması gerektiğini söylemişti. Herkes neşeyle gelip eve girmeden önce Zeynep’le  merhabalaşıyor sonra içeri girip Zeynep’in yanına geçiyorlardı.

Ahmet diğerlerinden ayrıca gelip Zeynep’i kapıda tek başına görünce, heyecanlanmış. Onu hemen elinden tutup bahçenin arkasına doğru çekince Toprak’ında kalbi yerinden çıkacak gibi olmuştu.

Ahmet kapıdan iyice uzaklaştıklarına kanaat getirince Toprak’ın gözlerine bakıp “Seninle bir şey konuşmam lazım” dediğinde Toprak neredeyse düşüp bayılacağını hissetmeye başlamıştı artık.

“Ben ilk gördüğüm günden beri sana aşığım Toprak! Seninle evlenmek istiyorum. Karım olur musun?”

Toprak yıllardır aşkından öldüğü delikanlının böyle aniden karşısına dikilip duymak istediklerin söylemesi üzerine iyice şoka girince cevap bile veremedi Ahmet’e.

Ahmet onun yüzündeki bu şaşkın ifadeyi görünce “Hemen cevap vermek zorunda değilsin, düşünebilirsin!” dedi aynı heyecanla.

“Hayır! Evet! Evet! Evet!” diye yanıtladı Toprak nefesi kesilerek.

Bu cevabı tam olarak anlayamayan Ahmet cebinden çıkardığı incecik alyansı titreyen elleri ile Toprak’ın parmağına takıp, gözlerinin içine bakmaya başlayınca, iki genç sımsıkı sarıldılar birbirlerine.

“Haydi girip içeridekilere bu müjdeyi verelim!” dedi Ahmet sonra neşeyle, “Çok seviyorum seni, kaybetmek istemiyorum!”

İki genç heyecanla duygularını paylaşırken Gülşen hanımın mutfak penceresinden onları duyduğunu farketmemişlerdi bile.

Ahmet’in tam kapının önüne geldiklerinde,  eğilip Toprak’ın alnından öperek “Sen benim gelecekteki kraliçemsin, müstakbel eşimsin!” dediğini de onlara bakmak için bahçe kapısına gelen Zeynep görmüş ama bir şey söylemeden hızla geri dönmüştü.

Zeynep’inde onları gördüğünü farketmeyen Ahmet “Yarın sabah annemlerin yanına gidiyorum, onlara senden ve kararımızdan bahsedeceğim ve seni isteyeceğiz halandan!”

“Bu kadar çabuk mu?” dedi Toprak’ta hâlâ yaşadıklarına inanamayarak.

“Okul bitti artık neyi bekleyelim ki? Bu cesareti bu gün toplayamasaydım bir daha toplayamayacaktım zaten!”

“Haydi o zaman içeri girelim de bunu paylaşalım!” dedi Toprak’ta sevinçle.

Tam mutlulukla içeri girdikleri sırada, herkesin salonun ortasında uzanmış Zeynep’in başına toplandığını görünce paniğe kapıldılar. Gülşen hanım kızının kenetlenmiş ellerini açmaya çalışırken, Vedat’a doktoru araması için telefonu söylüyordu bir yandan.

“Aman Allahım! Ne oldu böyle?” dedi Toprak endişeyle.

Hep birlikte Zeynep’i odasına taşıdılar. Daha önce arkadaşlarını böyle görmeyen gençlerin hepsi hem çok korkmuş hem de çok üzülmüşlerdi. Doktor gelip sakinleştirici vurduktan sonra odada bekleyen Gülşen hanım ve Toprak’a “Çok strese girmiş yine o yüzden kilitlenmiş, şimdi biraz uyuyacak!”

Gençler Zeynep’in dinlenmesi için birer birer gitmeye başlayınca Toprak onları yolcu etmiş, en son Vedat ve ikisi kalmışlardı kapının önünde. Gülşen hanım yanlarına gelerek, “Vedatcığım, içeri gel Toprak sana bir kahve yapsın!” diyerek salona yürümüş, Gitmek üzere olan Vedat’da geri dönmüştü böylece. Toprak kahveyi yapıp getirdikten sonra Gülşen hanım bu defa Toprak’a dönerek

“Toprakcığım, Vedat  kahvesini içerken biz seninle içeride biraz konuşalım, sonra Vedat’ı da çağıracağım zaten.” dedi büyük bir ciddiyetle.

Yaşadıklarının şokunu atlatamayan Toprak, Gülşen hanımın bu garip tavrına bir anlam veremese de başıyla onaylarak içeri geçti. Ertesi gün Samsun’a eve dönecekti ve arkadaşını da bu halde bırakmayı hiç istemiyordu. Gülşen hanımın kalmasını isteyebileceğini düşündü bu yüzden. Yarın sabahtan halasını arayıp konuşabilirdi bu durumda. Akşamın bu saatinde arasa şimdi kadıncağız iyice panik olurdu zaten.

Gülşen hanım geçtikleri odanın kapısını kapatıp sevgiyle gülümsedi Toprak’a.

“Zeynep’i çok seviyorsun öyle değil mi?” dedi gözleri dolarak.

“Evet elbette onu çok seviyorum” dedi Toprak.

“Doktor onun bir daha strese girmemesi gerektiğini söyledi. Kasılmaları çoğalmış bu yüzden tehlikeli olabilirmiş.” diyerek Toprak’ın elini tuttu ve onun gözlerinin içine bakarak “Bak çocuğum senden çok büyük bir iyilik istemek zorundayım ama öncelikle bunun kesinlikle aramızda kalacağından emin olmak zorundayım”

(devam edecek)

 

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s