Yeniden – Bölüm 4

“Turneme bir şey  olmayacak” dedi Tolgay, “Sen de benimle birlikte geleceksin o kadar!”

Aslı neler olduğunu anlamakta zorluk çekiyordu Daha iki ay önce  üç yıllık harika bir ilişkinin ardından telefonda terketmişti bu adam onu. Şimdi de sanki hiç bir şey olmamış gibi, “Seni almaya geldim” diyordu. Hem de turnesine birlikte gitmek üzere.

“Tolgay şaka mı  yapıyorsun anlamakta zorluk çekiyorum seni! Bak ben çok üzüldüm tamam mı! Benimle oynayıp durma artık, seninle bir yere gelmiyorum ayrıca!”

Tolgay paniklemişti  Aslı’nın söylediklrinden sonra. O rüyalardan sonra nasıl bırakıp gidebilirdi ki onu yeniden. Şimdi rüyaları ona anlatsa iyice sinirlenecekti muhtemelen. Ayrıca bu onu sevdiğini anladığı için geri döndüğünü de silip atacaktı. “Sadece rüya yüzünden korkup gelmişsin” diyecekti muhtemelen. Bu yüzden rüyalardan bahsetmeden bunu çözmek zorundaydı. İstanbul’da sadece iki günü vardı ve biri bu gündü zaten.

“Aslı!” dedi dizlerinin üzerine çökerek, “Ben gerçek bir aptalım! İki aylık bu ayrılık sensiz yaşayamayacağım gerçeğini gösterdi bana. Turnede olduğumuz için dönüp gelemedim. İstanbul’da sadece  iki günüm var. Lütfen beni affet. Lütfen benimle gel!”

Aslı Tolgay’ın beklemediği bu tavırları karşısında iyice şaşırmıştı. Hiç Tolgay’ın yapacağı şeyler değildi bunlar gerçekten acaba  gerçekten samimi miydi? Öyle olmalıydı. Şu an önünde yerdeydi resmen.

“Tamam kalk haydi!” dedi ses tonu yumuşamıştı biraz, “Yeniden düşünebilirim ama bu seninle turneye geleceğim anlamına gelmiyor. Sen turnedeyken düşünürüm ben daha iyi olur hatta!”

“Olmaz! Benimle gelmen gerekiyor!” diye ayağa fırladı Tolgay panikle.

“Ne oluyor sana böyle! Neden olmuyormuş. Çalışıyorum ben öyle kafama göre ben sevgilimle turneye gidiyorum deyip ayrılabileceğimi mi sanıyorsun.”

“Evleniriz o zaman ha? Olmaz mı ? Gidip yıldırım nikahı yaparız! Evlilik iznini alırsın!”

“Tolgay sen gerçekten delirmiş olmalısın!” dedi Aslı şaşkın şaşkın.

“Delirdim evet! Seni almadan şurdan şuraya gitmem! Evlen benimle hemen!”

“Ama?”

“Aması falan yok haydi al montunu gidip evleniyoruz hemen şimdi! Haydi!”

Aslı daha ne olduğunu anlamadan kendini nikah dairesinde bulmuştu. Yıldırım nikahı denen olayın bu kadar kolay olduğunu  bilmiyordu. İki saatin içinde evlenmişlerdi bile.

“Şimdi ne olacak ?” dedi Aslı kahaha atarak. Gerçekten evlenmişlerdi, inanamıyordu olanlara!

“Şimdi iş yerine gidip neler olduğunu söyleyeceğiz ve oradan ayrılıp benimle geleceksin. Artık sen benim karımsın!” diyerek sıkı sıkı sarıldı Tolgay kıza. İşte artık Aslı yanında olacaktı evlenmişlerdi. Kendisi bile inanamıyordu yaptıklarına. Bu gece artık huzurla uyuyacaktı. O küçük oğlan gelip vicdanı ile daha fazla oynayamayacaktı. Yine de ona teşekkür borçluydu Aslı’yı ne kadar sevdiğini hatırlatmıştı ona.

Akşam konser için salona gittiklerinde Tolgay karısınıekip arkadaşlarıyla tanıştırdı. Hepsi çok şaşkındılar. Tolgay’ın daha önce bahsettiğini bile duymadıkları bu kız şimdi karısıydı.

“Demek kabus görmenin nedeni ondan ayrı kalmanmış ha?” dedi Hakan gülerek.

Aslı bir şey anlamadı bu söylenenlerden ama herkes gülünce o da güldü. Sabah uyandığı gün ile şimdi devam eden gün sanki ayrı hayatlara ait gibiydi.

O gece iki sevgili ayrılığın hasreti ile birbirlerine sımsıkı sarılıp uykuya daldılar. Tolgay kendini gerçekten çok iyi hissediyordu. Yaşadığı kabuslar sona erecekti artık, sevdiği kadın yanındaydı. Ne pahasına olursa olsun onu her şeyden koruyacaktı. 7 Mayıs sabahı onlar yine birlikte ve mutlu olacaklardı. Hatta bu günden sonra o tarihi bir daha hatırlaması bile gerekmeyecekti. Yaptığı hatadan dönmüş, onunla evlenmişti artık.

“Kaderin bu kadar kolay bir şey olduğunu  mu sanıyorsun Tolgay?” dedi erkek çocuğu yeniden, “Bu bir oyun değil, senin onunla olup, olmaman değildi ki mesele! Bunu sana hiç bir zaman söylemedim. O ölecek. Zamanı daralıyor. Sen yanında olsan da, olmasan da! Hiç bir şey yapamayacaksın!”

“Defol git artık!” diyerek ter içinde sıçradı Tolgay uykusundan. Artık kurtulacağını düşündüğü bu kabus yeniden gelmişti. Aslı’nın yanında olduğunu unutup, yataktan kalktı ve odanın içinde sinirli sinirli dolanmaya başladı saçlarını karıştırarak.

“Daha ne yapmalıyım? Ne diyor bu çocuk bana!”

“Tolgay iyi misin?” dedi Aslı’nın tedirgin sesi. Onun bu garip hali korkutmuştu Aslı’yı. Bir gün önce ona hiç uymayan davranışını da hatırlayınca onun bir buhran geçiriyor olabileceğini düşünmüştü.

Tolgay onun tedirgin olmuş bakışlarını görünce, hemen toparlanıp yatağa oturdu, “Merak etme aşkım, çok iyiyim. Seni o kadar çok seviyorum ki, hayatım pahasına olsa daima seni koruyacağım! Söz veriyorum!” diyerek sıkı sıkı sarıldı ona.

“Tamam” dedi Aslı başını onun göğsüne koyarak, “Bir kabustu sanırım”

“Evet canım bir kabus gördüm merak etme! Her şey çok iyi olacak!”

O geceden sonra 6 Mayıs’a sadece iki hafta kalmıştı.

Turne boyunca Tolgay sahnede oldukları zamanlar hariç dakika olsun Aslı’nın yanından hiç ayrılmamıştı. Neredeyse onun tek başına tuvalate gitmesine bile izin vermiyordu. Otosbüste herhangi bir kaza olasılığına karşı onu cam kenarına oturtmuyordu. Tolgay’ın bu aşırı ilgisi Aslı’yı tedirgin etmeye devam etse de iki ayın çok zor geçtiği için öyle olduğunu anlatıp duruyordu Tolgay.

Aslı su içerken biraz öksürse panipe kapılıyor, burnunu çekse hastaneye gidelim diye yalvarıyordu. Tarih yaklaştıkça kabuslar sıklaşmış, Tolgay’ın kalp çarpıntıları fazlalaşmıştı.

“Bu sadece bir kabus Tolgay! Gerçek değil! Sen onu paranoya haline getirdiğin için böyle!” diyordu kendi kendine sürekli.

Aslı’yı daha fazla tedirgin etmemek için ondan gizli sakinleştirici haplar içmeye başlamıştı. Turne harika geçiyordu ama Tolgay bunun farkında bile değildi. Sahneye çıkıyor çalıyor ve inip Aslı’nın yanına koşuyordu. Herkes bunu onun deliler gibi aşık olmasından sanıyordu. Kimseye gördüğü rüyalardan bahsedememişti. Zaten rüyaları Aslı’nın duyup korkmasını hiç  istemiordu. Kendisinden başka kimsenin de bu rüyaları ciddiye alacağından pek emin de değildi doğrusu. Diğerleri duysalar belki kahkalarla güleceklerdi ama o korkuyordu. Aslı’ya bir şey  olmasından deli gibi korkuyordu. 6 Mayıs geçince hayatları yeniden normale dönecekti. Bir an önce sağ salim o günü atlatabilmek için dua etmeye bile başlamıştı. Hayatı boyunca çok az şey için dua etmişti. Kendini bu kadar çaresiz hissetmişken Allah’tan başka yardım isteyecek kimseyi bulamamıştı çevresinde.

“O gidecek, boşa uğraşıyorsun, ” diyordu çocuk sürekli, “zamanı daralıyor!”

6 Mayıs’tan bir gün önce, Tolgay sürekli kusuyor ve tansiyonu düşünüyordu. O kadar kötü olmuştu ki onu bir hastaneye götürmek zorunda kaldılar. Hastanede ağır bir travma geçirdiği ve bir gün hastanede kalarak gözetim altında tutmak istediklerini söylediklerinde neredeyse kriz geçiriyordu.

“Hayır! Burada kalamam! Benim Aslı ile kalmam gerek! ”

Hasta bakıcılar onu zor zaptedip koluna iğneyi batırdıklarında son gördüğü yüz ve duyduğu ses Aslı’nın kiydi.

“Tolgay ben yanında kalacağım hayatım lütfen sakin ol!”

(devam edecek)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s