Doruk, Derman’dan da aldığı talimatlarla her şeyi hazırlamış, kimseye söylemeden Ayhan’ın cenazesine katılmış ama tüm geçmişine ve özellikle de ağabeyine veda etmeye hazırlanamamıştı. Ayhan’ın annesinin durumu kötüleştiği için hastaneye kaldırılmış, babası da ondan daha iyi olmadığı için aynı odaya yatırılmıştı. Doruk hastane personelinden kızlarının ölümü ile ilgili bilgi vermemeleri için özellikle ricada bulunmuştu ama bu yoğunlukta personelin bunu hatırlayıp hatırlayamayacağından bile emin değildi. Onlara çocukları alıp götüreceğini söylemek zorunda olduğundan, şehirdeki durumlardan etkilenmesinler diye bir süre şehir dışına götüreceğini, çocukların durumu nedeniyle şehirden çıkmak için özel izin aldığı yalanını atmıştı.
Ayrılık gününden önceki gün çocukları alıp hastaneye getirdi. Çocuklar çok az geldikleri şehrin içindeki sessizliği görünce bir tepki vermediler. Babalarına götürmek için hazırladıkları ve kendi çizdikleri resimleri, Doruk’un onlara verdiği şeffaf dosyalara yerleştirmek ve babalarının ne kadar beğeneceğini konuşmakla meşguldüler. Doruk hastaneye doğru arabayı sürerken böyle bir zamanda dünyadan habersiz bir çocuk olmayı ne kadar istediğini düşündü durdu. Yeniden çocuk olabilse, asla bu işlere bulaşmazdı. Çocuklar hastaneye giderken annelerini de görebilecekleri umuduna kapıldığı için, onlar gibi mikroplardan korunması gerektiğinden annelerini şimdilik ziyaret edemeyeceklerini söylemişti. O kadar çok yalan söylemişti ki son dönemde neredeyse kendi bile inanacaktı bu sözlere. Ki gerçek olmalarını çok isterdi ama değildi. Ayhan ölmüştü, Derman’ın, dedelerinin ve büyük annelerinin durumu iyi değildi ve onları bir daha asla göremeyeceklerdi. Ne çocuklar, ne de Doruk. Ağlamamak için direksiyonu daha hızlı kavradı. Son günlerde dişlerini sıkmaktan çene kemiği fena halde ağrıyordu.
Çocuklar, ondan önce koridoru aşıp, Derman’ın odasına daldıklarında, Derman kendini iyi göstermek için biraz toparlanmış yatağın içine oturmuştu. Rengi önceki günlerden daha beyaz olsa da çocuklarına kollarını açmış, onlar da hemen yatağa tırmanarak birbirlerinden önce çizdiklerini gösterme telaşına kapılmışlardı.
Doruk ağabeyinin yüzündeki ifadeyi izliyordu. Çocuklarını son kez kucaklayan bu adam, yine onlar için güçlü ve iyi görünmeye çalışıyordu ama şu kapıdan çıktıkları andan itibaren, her şeyini kaybetmiş bir adam olarak acılar içinde kalacaktı. Daha fazla izleyemeyeceğini anlayınca telefonunu çıkarıp bir şeylere bakıyor gibi yapmaya başladı. Sonra hepsinin son bir fotoğrafını çekmeyi düşündü ama bu fotoğraf acı dolu bir andan başka bir şeyi hatırlatmayacağı için vazgeçti.
Derman çocuklara bir yolculuğa çıkacaklarını kendi söylemek istediğinden Derman gelmeden onlara bir şey açıklamamıştı.
“Amcanız sizi bir seyahate götürecek, artık dünyayı görmeniz ve tanımanızın zamanı geldi” dedi çocukların resimlerini dikkatle inceleyip, teşekkür ettikten sonra. Sesindeki acıyı gizlemeye çalışsa da yutkunarak toparlanmaya çalıştığı belli oluyordu.
“Siz gelmeyecek misiniz?” dedi Mercan.
“Biz hastaneden çıkınca geleceğiz tabi. Uzun ve güzel bir gezi olacak. Hepimiz buralardan başka yerleri keşfetmeyi istiyoruz değil mi?”
“Evet!” dediler el çırparak sevinçle. Daha yaşadıkları şehri bile doğru dürüst görememişken, bir başka ülkeye gidecek olmak çok eğlenceli gelmişti. Tabi bir başka ülke denilince ne anladıkları belli değildi ama babaları söylediği için heyecan verici bir durum olduğunu düşünüyor olmalıydılar.
“Amcanız eşyalarınızı hazırladı, biz gelene kadar onu üzmeden, her dediğini dinlemenizi istiyorum. Bizim ne kadar iyi bir aile olduğumuzu göstermelisiniz. Evdeki kurallar gittiğiniz yerlerde de geçerli olacak ve oradaki kuralları da size amcanız söyleyecek.”
“Tamam söz!” dedi Ercan ciddiyetle.
“Ayrıca amcanız sizi orada bir doktora götürecek, o doktor sizi sırtınızdaki tanklardan ve evdeki çadırdan da kurtaracak ne harika değil mi?”
“Artık oksijen almayacak mıyız?”
“Hayır, artık anneniz ve benim gibi rahat dolaşabilecek, tanklarınızın tükenip tükenmediğini takip etmek zorunda kalmayacaksınız!”
“Muhteşem!”
“Biz gelene kadar siz iyi olursanız, biz geldiğimizde de bize sürpriz yapmış olursunuz. Nasıl fikir?”
“Anlaştık!” dediler çocuklar heyecanla, “Çok şaşıracak mısınız bizi öyle görünce!”
“Hem de nasıl şaşıracağız, daha annenize söylemedim, asıl sürpriz ona olacak! O yüzden doktor ne diyorsa yapın ki biz geldiğimizde tanklar olmadan harika vakit geçirelim!”
Çocukların neşesi görülmeye değerdi. Onlar gülüp neşelendikçe Doruk ve Derman’da bir nebze olsun rahatlamışlardı. Bir kaç saati Derman’ın yanında geçirdikten sonra nihayet ayrılık zamanı geldiğinde, Derman onları sıkıca bağrına bastırdı ve tembihlerini tekrarladı. Bir babanın son vedası için Derman gerçekten çok dirayetli davranıyordu. Doruk ağlamamak için kendini öyle kasıyordu ki, boğazı ağrımaya başlamıştı.
Son olarak “Onlara iyi bak!” dedi Derman, “Kendine de!”
Çocuklar neşe içinde babalarına el sallayarak odadan çıktılar, Doruk ağabeyine son bir kez baktı, “Görüşmek üzere!” dedi elinde olmadan, Derman acı acı gülümsemekle yetindi sadece.
Onlar çıktıktan sonra saatlerce bağırarak ağladığı için fenalaştı ve arkasından yoğun bakıma alındı.
Doruk bilgisayarını eve getirdiğinden saklamadan haberleşebiliyordu diğerleriyle artık. Her şeyin hazır olduğunu, söylenen saatte, söylenen yerde olacaklarını yazıp bilgisayarı kapattı. Sabah çok erken çıkacaklardı. Gerekli her şeyi arabaya yüklemişti. Çocuklar babalarını gördükleri ve müjdeler duydukları için çok neşeliydiler. Amcaları sabah erken çıkacakları için erken uyumalarını söyleyince, itiraz etmeden yataklarına girdiler.
Doruk onlar uyuduktan sonra gelen telefonla ağabeyinin yoğun bakıma alındığını öğrendi. Tam zamanında gitmişlerdi onu görmeye. Oradan çıkabilmesi için dua etti ama bunun pek mümkün olmadığını biliyordu. Sabaha kadar ağlamaktan uyuyamadı ve saat gelince, çocukları uyandırıp, giydirdi. Karınlarını doyurdu. O kadar erken kalkmaya alışık olmadıkları için mızmızlanıyorlardı ama yine de yola çıkacakları için heyecanlıydılar.
Buluşma yerine vardıklarında güneş yeni yükselmeye başlamıştı. Doruk’un arabasındakileri gelen kamyonete taşıyıp, arabayı orada bıraktılar. Geçmişe dair son bağ olan araba arkalarında kalırken, sınırın geçiş yapabilecekleri bölgesine doğru yola çıkmışlardı.
Çocuklar ilk kez böyle büyük bir kamyonete bindikleri için heyecanlıydılar. Onları almaya gelen görevli de neşeli bir adam olduğu için ilk bir saat çocuklarla epeyce sohbet etti. Sınıra yaklaştıklarında ikisi de sabahın köründe kalktıkları için uykuya dalmışlardı. Çocuklar uyuyunca adam, pasaportları ve bilmesi gerekenleri Doruk’a aktardı. Sınırı geçtikleri yer açık arazide ve herhangi bir kontrol olmadığı için ülkeden kolayca ayrıldılar ve geçtikleri ülkenin hava alanına gitmek için yollarına devam ettiler. Pasaportlar ülkeden normal çıkış yapmışlar gibi düzenlendiği için bu havaalanında uçağa binip giderken sorun yaşamayacaklardı.
Havaalanına vardıklarında Doruk hiç bir şeyin geçmişte kalmadığını ve tüm ağırlığı ile gittiği her yere onunla geleceğini hissediyordu. Ağabeyinin çocukları için gösterdiği cesareti aklından çıkarmayacak ve aynısını o da yapacaktı. Önemli olan tek şey onlardı artık. Havaalanında yeniden uyanan çocuklar uçağa ilk kez binecekleri için çok heyecanlıydılar. Çok fazla eşyaları olduğu için kontrollerden geçmek biraz uzun sürdü. Çocukların özel durumları nedeniyle onlara ayrıcalık tanınıyordu ve herkesten önce uçağa alınmaları sağlandı.
Doruk bir an için yeğenleri ile neşeli bir tatile çıktıklarına inanmak istedi ama Derman’ın son hali gözlerinin önüne gelince, kalbi yeniden sıkışmaya başladı. Artık söylediği yalanlara kendi inanması gerekiyordu. Belki bir mucize olur Derman yoğun bakımdan çıkar ve iyileşirdi. O zaman gerçekten yanlarına gelir, çocukları ile yaşamaya devam eder, onların büyüdüğünü kendi gözleri ile görebilirdi. Uçak havalandığında çocuklar önce korkuya kapılsalar da yol boyu uçuşla ve uçaklarla ilgili sorular sorup durdular. Doruk’ta kafası dağılsın diye tüm dikkatini onlara vermeye çalışarak bu soruları cevapladı.
(devam edecek)
Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.