Hangi masal tatlı başlar? – Bölüm 24

Gerçekten bir masala mı dönmüştü Ayşegül’ün hikayesi, yoksa Ayşegül ve onu sevenler böyle olduğuna mı inandırıyorlardı kendini? Sorulacak çok soru vardı ama sormaktansa yaşamak tatlıydı daha çok sanki. Bazen anlamlandırmaktan yaşanılan hissedilmiyordu sanki. Aslında Ayşegül anlamlandırmadan yaşadığını fark ediyordu daha çok, öyle yapsa şimdiye dek çoktan ayrılmış olurdu evden. Anlamlandırmanın eşiğinde de mutluluğu sorgulamak istemiyordu şimdi. Hiç olmamıştı ki böylesi, seviyor, seviliyordu. Masalın kötü kahramanları geride kalmıştı çoktan. Hangi masal tatlı başlıyordu ki hem, ama tatlı bitiyordu sonuçta.

İşin güzeli artık Mesut’a da söylüyordu bunları. Hep kendi gibi olmuştu hayatı boyunca, başka türlü olmayı bilmiyordu. Kendi gibi olduğu için de herkesi kendi gibi sanmıştı bu da doğruydu ama normal, normalin dışına çıkana kadar normaldi ne yazık ki. Bir adım dışına çıkıp bakınca, ki Sema tam orada durmuştu hayatı buyunca, normal sanılanın normal olmadığı anlaşılıyordu galiba.

Normaline ait değildi başına gelenler evden ayrıldığından beri, ama şimdi olan normalleşsin istiyordu. Mesut gülüyordu onun bu kadar normal demesine ama anlıyordu da. Onun da normali değişmişti çünkü kazadan sonra, normalin değerini anlamıştı. Aşk, çiçek, böcek değildi onların sohbetleri artık, kendileri, hayatları, bakış açılarıydı daha çok. Bu daha da yakınlaştırıyordu ikisini birbirine. Hem kalpleri, hem akılları uyuşuyor, hem de birbirlerinden öğreniyorlardı. Zaten her şeyin sil baştan yazılacağı bir hayatı deneyimlemeye yelken açmıştı ve o hayat şimdi Mesut’la başlıyordu belki de.

Mesut’un da çok hoşuna gidiyordu bu konuşmalar, farklı ortamlarda ikisi de normalini tartamamıştı. Garip bir ortak yöndü ikisi için ve ikisinin normali bir diğerinin normalini sorgulatıyordu ister istemez. Birbirlerini tamamlıyorlardı her anlamda. Artı, eksi değillerdi ama bütünlenmiş hissediyorlardı bir şekilde.

Sema sessiz kalıyordu artık bu söylemlere, deneyimlememişti. Gülümser hanım adı gibi gülümsüyordu çünkü başlı başına bir duygu ya da koşul sürüklenmesi değildi belli ki ortaklıkları.

Altı ay böylece geçip gitti çabucak, Mesut, ortağının aile durumları yüzünden biraz öteledi İstanbul’a taşınma işini ama vazgeçmedi. Ayşegül sınav sonucunu alana kadar bekletti hayat sanki her şeyi onun için.

Ve büyük gün geldiğinde, geçmişte aldığı puana çok yakın bir puan aldığını görünce önce ağlama krizi geldi elinde olmadan. Tam o andaydı yine, sınavı kazanmış, hayatına istediği yönü çizeceği o büyük andaydı yeniden. Koşullar farklı, hatta o bile farklıydı ama işte geri almıştı hayatının en büyük hayal kırıklıklarından birini.

“Ne yapacaksın?” diye sordu Mesut, “Kararını verdin mi?”

“Verdim” dedi Ayşegül kararlı bir sesle, “Aşçı olacağım”

Tatlı bir kahkaha yükseldi Mesut’tan, “Zaten öylesin?”

“Değilim ama olacağım. Evet hayat bana seçim hakkımı verdi ama deneyim de biriktirdim. Üstelik seviyorum da, deneyim de bir haktı değil mi? O halde ikisini birleştirmeliyim. Gastronomi ve mutfak sanatları okuyacağım, sen de dişlerini mahvettiklerime bakarsın artık”

“O! Hiç bu açıdan düşünmemiştim. Harika bir iş birliği olacak desene!”

Sema hayal kırıklığını saklamamıştı her zaman ki haliyle “Delirdin mi sen? Puanın onca okulu tutarken zaten olduğun bir şeyi mi okuyacaksın?”

“Zaten olduğum şeyi diplomayla taçlandıracağım bu farklı bir şey” dedi Ayşegül.

“Hakkını doğru kullandığını düşünmüyorum”

“Geçmişte elimde bir kazanım yoktu değil mi, sadece hevesim vardı. Ama şimdi deneyimim var, kazanımım var, seviyorum ben bu işi! Düşünsene misal kimya okuyup, yine bu mesleği de seçebilirdim, ya da başka bir şey. Yani aslında sevdiğim bir şeye zorlama gibi gözükse de sahip olmuşum, şimdi de okuma şansım geri geldi.”

“Haklı” dedi Gülümser hanım, “Amaç üniversite okumaktı değil mi, ikiniz de bilmediğiniz alanları seçiyordunuz o sırada, ayrıca daha genç ve bilgisizdiniz. Ama bu defa bilinçli bir seçim yapıyor Ayşegül, belki de ikinci şansın nedeni budur”

“İkiniz bir oldunuz ama ben ikna olmadım” dese de Sema, Ayşegül tercihlerini İstanbul’da alanı ile ilgili olan bölümlere kullandı ve ilk tercihine de kabul edildi.

Mesut’un ortağı hayatını düzene koyunca da, zaten yapılmış planlar, yeniden yer arayışı ile birlikte hızlıca hayata geçti. Mesut’un önceden gelip seçtiği yerlerden çok daha iyisi çıkmıştı karşılarına. Konu iş yeri ile bitmiyordu tabi, bir de yaşam alanı gerekiyordu. Ortak da olsalar Mesut’un ortağı ile bir yaşam alanı paylaşmaya niyeti yoktu ki ortağı da aynı fikirdeydi. İstanbul kapıları yeniden açılınca Mesut sık sık gelmeye başladı yeniden. Ofis kiralandı, eşyalar seçildi. Ayşegül süreçlere vakti olduğunca dahil oldu, ortakla tanıştı.

Sema ve Gülümser hanımın Mesut’un olduğu bir dönemde ziyarete gelmeleri ise tam bir şenliğe dönüştü. Mesut ve ortağı İstanbul’daydı, Sema ve Gülümser hanım da öyle. Planlı değildi ama denk geldi ve Ayşegül için bu harikaydı. Henüz otelde kalan iki ortak Gülümser hanım önderliğinde, evde ağırlandılar. Tam bir tanışma partisi yaşandı. Mesut alıcı gözüyle incelendi, Ayşegül ve Mesut’un arasındaki bağ gözle görünür oldu.

Gülümser hanım yapmayacağım dese de Mesut’u bir anne edasıyla sıkıştırdı tatlı tatlı. Nerede oturacaktı? Planları nelerdi? Burada bir düzen kurmak maddi olarak ne kadar sarsıcı olacaktı? Askerliğini yapmış mıydı? Soruların yönünün bir niyet taraması olduğunu yeterince açık olunca, Mesut nazikçe gülümsedi ve tutacağı evi tek kişilik planlamadığını söyleyince herkesin yüzüne yayılan gülümseme görülmeye değerdi.

“Annemi görüyor musun sen?” diye güldü Sema daha ortaklar çıkar çıkmaz.

Gülümser hanım tatlı tatlı gülümsemekle yetindi, Ayşegül pespembe oldu.

Sema evin içinde düğünümüz var diye dört dönerken, ortağın da hiç fena olmadığını söyleyince, Gülümser hanımın yüzündeki gülümseme önce silindi, sonra kahkahayı bastı ister istemez.

“Dur bakalım sen bir! Herkes kendi masalını yaşayacak” demekle yetindi sadece.

Mesut, söylediğinin bilincinde mesaj yazmıştı hemen, “Babamlar da gelmek istiyor!”

“Bize mi?” diye yazdı Ayşegül tüm saflığıyla.

“Gülümser teyzeler de buradayken dedi babam. Yani sonuçta seni de merak ediyorlar.”

“Tabi gelsinler, ben restoranı da ayarlarım, yemek yeriz beraber.”

“Harika olur”

Annesi uyuyunca, kapıyı çalma gereği bile duymadan daldı Sema odasına. Ayşegül’ü elinde telefon gülümserken bulunca, kaptı telefonu ve yeniden dansa başladı odasına. O kadar sesli hareket ediyordu ki, Gülümser hanım bir şey oldu sanıp çıkıp geldi yanlarına. Ayşegül daha ağzını açamadan ona da okutuldu mesajlar.

“A!” dedi Gülümser hanım, “Hazırlıklara başlayalım yarın! Ben liste yapayım”

“Ayşegül e bir de elbise alalım” dedi Sema

Ana kız planları yaparken gülümseyerek izledi onları Ayşegül ne itiraz etti, ne dahil oldu sözle ama zaten sorgulamayacağına karar vermişti çoktan. Mutlu olmak yetiyordu ona, hiç olmadığı kadar mutlu. Bu odanın içinde hoplayıp zıplayan arkadaşı ile annesiydi onun ailesi gerçekte. Belki de hep öyle olmuştu ama o anlamamıştı. Bir aile kuracak diye zıplıyorlardı şimdi birlikte. Onun için mutlu oluyorlardı, hiç çıkarları da yoktu üstelik. Her şey kendiliğinden ve kolayca akıyordu sanki gözlerinin önünde, aslında onun etrafında olup bitiyor, hatta ona oluyordu ama gülümsemekten başka bir şey yapamıyordu nedense.

“Hayal kurmayı unutmuşsun sen!” dedi Sema annesine odası gidince, yatağın içine girip, arkadaşının yanına yerleşti.

Ayşegül gülümsemeye devam edince, “Aptal aptal gülümseyip durma ya, senin yerine zıplamaktan yoruldum” diye dürttü onu.

“Ne diyeceğimi bilmiyorum ki! Çok güzel” diye döküldü Ayşegül’ün dudaklarından, “Hayal kurmayı bilsem de bu kadarını hayal edemezdim herhalde!”

“Başına gelenlerin benim hayalimi de aştığını kabul ediyorum ama bir şey diyeyim mi? O evdeki Ayşegül’ün başına asla gelmeyecekti bunlar!”

İkisinin birden gözleri doldu, ikisi de seçimler yapmasa olmayacaktı bunlar, şimdi bu odada yan yana mutlu ve sıcacık hissetmeyecekler, belki hâlâ dertlerini ve çaresizliklerini paylaşıyor olacaklardı sadece.

Mesut’un zaten sınavı beklediği gerçekti ama kuracağı evi ikisi için kurmayı planladığı, konuyu zaten ailesi ile çoktan konuştuğu, aile geldikten sonra açığa çıktı. Gülümser hanım sürprizi bozmuştu biraz ama hiç önemli değildi. Restoran yerine ilk önce eve gelmeyi seçmişlerdi çünkü bu bir tanışma değil, Gülümser hanımdan Ayşegül’ü isteme olarak hesaplanmıştı gerçekte.

Mesut’un annesi, babasına fırsat vermeden açıkladı gelir gelmez konuyu ama zaten Mesut’un elindeki çikolata ve çiçek konuşmuştu daha kapıdan girerken. Yüzükler çıktı, parmaklara takıldı ertesi gün restoranda yemek kararı alındı. Kutlama olacaktı. Gelmişken eve de hep beraber bakılacaktı tabi.

(devam edecek)

Yorum bırakın