Kayıt Dışı – Bölüm 1

Şeyda mesleğinin üçüncü yılındaydı, yaşadığı şehirde basılan yerel bir gazetede haber muhabiri olarak çalışıyordu. Son bir buçuk yılda şehirde gelişen gizemli olayları araştırması için görevlendirildiğinde çok heyecanlanmıştı. Polisin de takibinde olan olay, bir kaç cinayetten sonra kamuoyuna da yansımış, yazı işleri müdürü de olayı takip edip haber dizisi yapması için onu görevlendirmişti. Henüz mesleğinde yeni olmasına rağmen olaylara farklı bakışı ve olay örüntülerini doğru okuma yeteneği ile öne çıkmayı başarmıştı. Polis dedektifi ile ilk görüşmeye gittiğinde, adam ona fazla bilgi vermek istememiş, sıradan acemi bir gazeteci gibi davranarak geçiştirmişti. Zaten basına açılmasını istemedikleri bir konu olduğundan yerel bir gazeteden gelmiş yeni yetme bir gazeteciyi önemseyecek değildi.

Ancak Şeyda ondan edindiği bilgilerle yetinmeyip, kendi araştırmasını yapmaya başlayınca polisin ulaşamadığı bazı bilgilere erişmeyi başarmış, bunları yazı işleri müdürü ile paylaştıktan sonra, birlikte polise gidip paylaşmışlardı.

Bu dosyanın içine tam olarak dahil olması da bu başarısı ile başladı. Olay zincirini takip edip, polisin fark etmediği detayları görmeye başlaması ile polis dedektifinin de ona bakışı değişmeye başladı. Polisin henüz kamuoyuna açıklanmasını istemediği kısımlar asla onay almadan gazetede yayınlanmayacak ama ortak bir bilgi havuzu üzerinden olay sonuçlanana kadar birlikte çalışacaklardı. Olay şimdilik yerel polisin kontrolünde olsa da yavaş yavaş büyüyen arka planı,  teşkilatın daha üst seviyelerine ve ulusal güvenlik birimlerine de yansıyacağa benziyordu.

Şeyda hayatının haberini yaptığının farkındaydı, yazı işleri müdürünün de onu desteklemesi ile kısa sürede polisle iş birliği ilerlerdi ve yazı dizisinin temelleri atıldı. Yapılan anlaşmaya uygun olarak polis teşkilatının onayı alınmadan hiç bir detay gazetede yer almayacaktı.

Sonunda altı yedi aylık yoğun bir iz sürme operasyonun ardından karanlık perdeler yavaş yavaş açılıp, olayın göründüğünden daha büyük olduğu ve bazı isimlere dokunduğu ortaya çıkınca, başından beri olayı takip eden dedektif de daha üst bir görevlendirme ile İstanbul’a çağrıldı ama başından beri bilgi paylaşımı yaptığı gazeteci Şeyda ile bağlantıları hiç kopmadı.

Olayın ilk ayağı tamamen çözüldükten ve polis dedektifinin onayı geldikten sonra ilk olarak yerel gazetenin yapması da ulusal basında ilgiyle karşılandı. Adı sanı duyulmamış bir gazeteci tarafından yazılan haber dizisi öyle büyük ilgi çekti ki, arka planı çözülmeye hala devam eden olay sonunda televizyonlara kadar taşındı. Elbette ulusal basın devreye girince Şeyda’nın haberleri gölgede kalmaya başladı ama meslek hayatının en önemli atılımını yaptığı ve kendi adıyla birlikte gazetenin adını da duyurduğu için çok mutluydu. Adının her yerde anılmaması polis dedektifinin de uyarısı ile sağlanmıştı aslında, henüz tam kapanmamış sadece bir ayağı tamamlanmış olan bu dosyanın arkasında Şeyda’nın da adının geçmesi, onu bir hedef haline getirebilirdi. Olayın uzantılarının bazı bilinen isimlere dokunması ve bu isimlerin etrafında dönen ve yavaş yavaş açığa çıkan olayların büyüklüğü camiada Şeyda’nın daha başlamadan silinmesine neden olabilirdi. Tabi sadece Şeyda’nın değil gazetenin de zor duruma sokulmaması gerekiyordu. Olay bu aşamadan sonra ulusal gazetelere bırakıldı ve Şeyda yazı işleri müdürünün onayı ile diziyi sona erdirdi. Onlar bir kuyuya taş atmış, teşkilat ve ulusal medyada gerisini getiriyordu.

O sabah çalıştığı gazetenin kapısından girerken yüzüne yerleşem koca gülümseme henüz silinmemişti. Evden çıkmadan sabah haberlerinde dinledikleri, onların çözümünü başlattığı olaylar zincirinin ne kadar büyük olduğunu gözler önüne seriyordu. Böyle bir olayın çözülmesinde katkısı olduğu için kendiyle o kadar gurur duymuştu ki, evden gazeteye yürürken kendini yola yeni çıkmış bir gazeteci değil de büyük olayları kovalayan bir dedektif gibi hissediyordu.

Sabah haberlerini izleyen tek kişi elbette o değildi, daha ofise adımını atar atmaz

“Şeyda geliyor.” fısıltıları kulağına kadar ulaştı, masaların yanından geçerken arkadaşları onu tebrik ediyor, bu olayların bu kadarla kalmayacağını söylüyorlardı.

Çantasını her zamanki yerine bırakmadan önce haber müdürünün herkesi bastıran gür sesi duyuldu

“Şeyda ! Buraya gel.”

“Bak,” dedi editör. “Artık yerel bir haber değil olanlar.”

Biri elini omzuna koydu.

“Helal olsun,” dedi. “Bu kadar büyüyeceğini tahmin etmemiştik.”

Şeyda’nın yüzündeki gülümseme artık kendinin bile kontrol edemediği kadar büyümüştü. Arka arkaya bir kaç kanalda haberin işlenişini izlediler. Kendi isimleri geçmiyor olsa da basin dünyasında haberi başlatan gazete ve ismi çoktan duyulmuştu. Aylardır polisle büyük gizlilik içinde yürütülen çalışmanın meyveleri eninde sonunda ellerine ulaşacaktı.

“Polis ne diyor?” diye sordu Şeyda, “Yeni bir haber var mı?”

Haber müdürü gözünü ekrandan ayırmadan omuz silkti.

“Resmî açıklama yapmadılar. Ama emniyet teyit etti. Zaten onaylı olmasa buraya düşmezdi. Artık işin içinde değiliz bundan sonrasını bizde ulusal medyadan takip edeceğiz ama senin ki bu işin peşini bırakmayacak belli. Şimdilik basının önüne çıkmıyor ama polis dedektifi olarak adı çoktan ülkenin dört yanında duyuldu.”

Şeyda başını salladı.

“Peşini bırakacağını sanmıyorum.” dedi, “İstanbul’dan geri döneceğini de, bu işten sonra ona daha iyi bir ünvan verirler artık!”

Editör güldü.

“Bitmediğini sen biliyorsun, biz biliyoruz. Ama dışarıdan bakan için iş tamam. Şimdilik tüm bilgiler basına verilmiyor, yakında çıkar kokusu”

Herkes işine dağılınca o da kendi masasına geçti. Bilgisayarı açtı. Gelen kutusu doluydu. Tanımadığı numaralardan mesajlar, eski kaynaklardan kısa tebrikler, bir iki tanıdık gazeteciden “nasıl oldu” soruları. Hepsine kısa bir göz gezdirtikten sonra elineki diğer dosyalara odaklandı. Bu büyük işten sonra sıradan yerel haberler artık tat vermiyor olsa bile işi buydu. Ayrıca öğrenmişti ki küçük görünen haberlerin ardından bile büyük olaylar çıkabiliyordu. O yüzden ona verilen her iş önemliydi.

Öğleden sonra polis dedektifinden kısa bir mesaj geldi.

“Katkın olmasaydı bu kadar hızlı ilerlemezdi. Sağ ol.”

O kadar uzun süre birlikte çalışmışlardı ki artık bu mesleki ilişkiden arkadaşlığa dönüşmüştü.

“İşimd yazdı” Şeyda. “Ben işimi yaptım.”

Akşamüstü gazete yine kalabalıktı. Bu kez sessiz bir kalabalık. İnsanlar işine dönmüş, ama göz ucuyla ona bakıyordu. Bir iki kişi yanına gelip kısa kısa konuştu. Uzatmadılar. Küçük gazetenin büyük gazetecisi olmak sadece takdir sağlamıyordu elbette, yıllardır görev yapan pek çok arkadaşı böyle bir haberi o yakaladığı için biraz buruktular aynı zamanda.  Yine de büyük medya kuruluşlarındaki tatsız rekabet burada belirgin değildi. Herkes işini yapıp, birbirinin arkasını kollar ve bir gün daha büyük işler yapmanın hayaliyle çalışmaya devam ederlerdi. Şeyda onlara göre şanslıydı daha üçüncü yılında böyle bir habere imza atmayı başarmıştı. Ama kendisi bunun şans işi olmadığını biliyordu, bu işe gerçekten gönül vermişti ve olayları çözme becerisi doğuştan gelen bir özellikti. Çocukluğundan beri en sevdiği şey biririlerinin görmediği şeyleri fark edip ortaya çıkarmak. Bu mesleği de o yüzden seçmişti, onu bu kadar tatmin edecek başka bir iş düşünemiyordu bile.

Eve dönerken annesinin sipariş listesini almak için markete uğradı. Ne kadar büyük gazeteci olursa olsun, anne ve babasıyla yaşıyor ve evdeki görevlerini de ihmal etmemesi gerekiyordu. Babası onun bu mesleği seçmesini pek istememişti, kızlara göre olmadığını düşünüyordu ama son başarılarından sonra gözlerindeki gururu gizlemiyor, yine de dikkatli olması gerektiğini hatırlatıyordu. Annesi ise kızının daha büyük işlere imza atacağından emindi bud aha başlangıçtı ve yakında herkes Şeyda’nın adını öğrenecekti.

(devam edecek)

Yorum bırakın