Manolya ve Şahin’in boşanmasının ardından geçen yedi yılda, Manolya hariç hiç birinin hayatı daha iyiye gitmemişti. Aykut sonunda karısının başka biriyle birlikte olduğunu anlayınca büyük bir öfke krizi yaşamış, avukatlık avantajını kullanarak kolayca boşanmıştı. Ortada bir çocuk olduğu için velayet konusunda epeyce kapışmışlar, sonunda Sedef düzenli gelir karşılığında çocuğu Aykut’a vermeyi kabul etmişti. Sedef’te önce annesinin evine dönmüş, ardından kısa bir süre sonra, zaten ilişkisi olan adamla yeniden evlenmişti. Aykut çocuğu ile bekar bir baba olarak yaşıyordu artık ve Sedef’ten kurtulmanın hayatından bir yük eksiltmiş olduğunu fark ediyordu. Zaten annesiyle çok derin ilişkileri olmayan çocukları başta biraz bocalasa da, babasının ve onun ailesinin ona sağladığı konfor ve sevgi çemberinde kalmaya kolayca alıştı.
Şahin, Aykut’un boşanma sürecinde de uzak kalmayı tercih etti, sadece üzüldüğünü belirtmekle yetindi. Onun aksine Aykut hiç değilse çocuğuna gerçek bir baba olabiliyordu. O ise, oğlunu sadece haftada bir gün almaya başlamıştı. Tuna artık iyice büyüdüğü ve yaşadığı evde mutlu olduğu için, gerçek babası ile vakit geçirmek için çok da istekli olmuyordu. Manolya ile evlendiklerinde sahip olduğu ve sahip olacağını sandığı tüm hayat avuçlarından kayıp gitmişti. Mutsuz ve başarılı bir avukattı artık sadece, dostları ve kendi kurduğu bir ailesi yoktu. Kimse için vazgeçilmez ve iyi biri olamamıştı.
Manolya uzun süre herkese karşı duvarlarını koruduktan sonra bir kaç yıl önce okula gelen bir erkek sınıf öğretmeniyle başlayan arkadaşlığının dostluğa dönmek üzere olduğunu hissediyordu. Erkek sınıf öğretmenine fazla rastlanmadığı için önce şaşıran veliler sonrasında Yakup isimli bu öğretmenin çocuklar üzerinde kurduğu sağlam duruşu ve bağı gerçekten çok sevdiler. Manolya gibi idealist ve yenilikçi bir öğretmenle tanışmak da aynı ölçüde Yakup öğretmen için çok güzel bir deneyim olmuştu. Birlikte pek çok proje geliştirip, okul müfredatına yenilikler eklediler. Herkes ikisinin yaptığı her işin daha başından iyi olacağına inanıyordu artık.
Yakup öğretmen de Manolya gibi orta sınıf bir aileden geliyordu. Anne ve babası hayattaydı ve onlarla ve kardeşleri ile güçlü bağları vardı. Çocukları en az Manolya kadar çok seviyor, mesleğine de en az onun kadar saygı duyuyordu. Birlikte çalışmak için uzun zamanlar geçirdikçe sohbetler ister istemez özel hayatlara geliyor, birden bire olmasa da ikisi de birbirlerine hayatlarından bahsediyorlardı. Yakup öğretmen daha önce bir kez nişanlanmıştı. Ailesinin çevresinden bir kızdı. Bir süre sonra ikisinin arasında derin uçurumlar olduğunu fark eden Yakup öğretmen, kızın da kendisinin da daha büyük bir hataya sürüklenmemesi için nişanı bozmak istemiş ama kız ve ailesi çok sert tepkiler vermişlerdi. Kızı beğenmediğini ya da aşağı gördüğü hissine kapılmışlar, Yakup ne kadar farklı olduklarını anlatmaya çalışsa da, ailesini de onu da epeyce üzmüşlerdi. Anne ve babası kendi buldukları bir kız yüzünden yaşananlardan sonra Yakup’un evlenmesi için üzerine gitmekten vazgeçmişler o da rahat etmişti.
O da Manolya gibi Mersin’li değildi, okula gelince burada yeni bir hayat kurmuş, lojmanlar dolu olduğundan okula yakın bir ev kiralamıştı. Projelere ayırdıkları zamanlar çoğalınca okul saatler dışında da vakit geçirmeye başlamışlar, bu da arkadaşlıklarını daha da ilerletmişti.
Yakup Manolya’yı tanıdığı günden beri hoşlanıyordu ama kendi geçmişinden gelen travmaları olduğundan duygularını bastırmayı seçiyordu. Ancak zamanla onu daha iyi tanıdıkça, neredeyse ruh ikizi olduklarına inanma aşamasına gelmişti. Yine de Manolya’nın detayına girmeden anlattığı geçmişi ve bunun sonucunda yükselttiği belli olan duvarlarını çarçabuk indiremeyeceğini anlamıştı. Zaten hayatında işi dışında bir odak noktası olmadığı, Manolya ile de bu nedenle daha çok vakit geçirebildiğinden acele etmiyordu.
Manolya’da Hülya dışında ilk kez birinin kendine bu kadar yakınlaşmasına izin veriyor, kendisi de hayret ediyordu. Yakup çok iyi bir iş ortağıydı, uyumluydu, hemen hemen aynı düşüncelere ve hayallere sahip olduklarından, aralarında iş konusunda hemen hiç bir anlaşmazlık olmuyor. Biri bir fikir ortaya atınca aralarında hemen heyecanlı bir beyin fırtınası başlayıp, sonunda ortaya harika sonuçlar çıkıyordu.
Hatice hanım, Yakup’u oraya gönderirken, Manolya ile iyi bir ikili olacaklarını zaten sezmişti ama henüz okulda kimse Yakup’un, Hatice hanım aracılığı ile geldiğini bilmiyordu. Yakup istememişti böyle olmasını. Hatice hanım ve Yakup’un babası uzaktan akrabaydılar. Bu okula gelmeden önce vakfın başka bir okulunda görev yapmış, onu da Hatice hanım ayarlamıştı. Ancak Yakup’un idealistliği, çalıştığı okulun müdürüne fazla gelince, Yakup, önünün kesildiğini hissetmiş, durumdan biraz Hatice hanıma bahsedince de bu okula gelişi ayarlanmıştı. O okulda yönetim kurulundan birinin akrabası olduğu bilindiğinden de işleri zorlaşmış, başarıları, sanki torpilli olduğundan abartılıyor dedikoduları dolaşmıştı. O yüzden buraya gelirken kendini ispat edebilmek için yönetimle bağlantısının bilinmemesini özellikle talep etmişti.
Tanışmalarından yedi sekiz ay sonra, Hatice hanım okula ziyarete geldiğinde, Manolya’nın da onun aracılığı ile geldiğini öğrenmiş ve çok şaşırmıştı. Yakup istemediği için Hatice hanım özellikle onu tanıyor gibi yapmadığından aralarındaki bağ açığa çıkmamıştı. Manolya’nın özel hayatı hakkında bir şeyler öğrenmeye de ilk o zaman başlamıştı. Konu Hatice hanımı nereden tanıdığına gelince, Manolya süreci yüzeysel olarak ona bahsetmiş, onun sayesinde burada başladığını minnetle anlatmıştı. Sonrasında Yakup ve Hatice hanım başka bir mesele için telefonda görüştüklerinde, Hatice hanım Manolya’nın nasıl iyi bir insan ve öğretmen olduğundan ona uzun uzun bahsetmişti. Yakup’un duvarlarını yıkan ilk aşama buydu. Hatice hanımın bu kadar övdüğü öğretmeni daha iyi tanımak istemiş, sonunda ortak projelerle de istediğine ulaşmıştı.
Manolya başlarda ona karşı da o kadar kapalıydı ki, Hülya öğretmen onu ziyarete geldiğinde ikisinin arasını yapabileceğini bile düşünmüştü. Tabi bundan ikisine de hiç bahsetmeden sadece tanıştırmakla yetinmiş, gelirse devamı zaten ikisinin adımları ile gelir sanmıştı.
Aradan bunca yıl geçtikten sonra ise artık dostluğun eşiğindeydiler. Eşiğindeydiler çünkü Manolya duvarlarını henüz indirebiliyordu. Bu kasıtlı olarak kontrol ettiği bir şey değildi. Birinin ona düşündüğünden fazla yakınlaştığını hissederse, çeşitli bahanelerle uzak duruyor, araya zaman koyuyor bir sonraki adımın atılmasına asla izin vermiyordu. Ancak Yakup’ta nasıl olduysa böyle işlememişti. Onunla beraberken kendini konulara kaptırıyor, duvar, korunma iç güdüsü, travmatik tepkiler hepsi buharlaşıp gidiyordu. İş dışında da çok iyi anlaşıyorlardı. İkisi de evcimen ve sakin insanlardı. Kalabalıkları, gösterişi, karmaşayı sevmiyorlardı. Başardıkları onca işe rağmen diğer insanlara karşı mütevazı ve nazik tavırlarından en ufak bir değişim olmuyordu.
Manolya’nın aklı yavaş yavaş onu Şahin ile kıyaslamaya başlayınca, geldiği noktayı ancak fark edebildi. Bir iş arkadaşını neden Şahin ile kıyaslasındı ki. Bu farkına varış, elinde olmadan Yakup’a da farklı gözlerle bakmasına neden oldu. Aslında hayatında bulabileceği en uyumlu dosta sahip olmuş gibi gözüküyordu. Birlikte geçirdikleri son bir kaç yılda, ondan olumsuz hiç bir tavır, davranış görmemiş ve hissetmemişti. Her zaman son derece nazik ve Manolya’nın sınırlarına saygılıydı. Çocuklarla öyle güzel bağlar kuruyordu ki, daha okulun bahçesine girer girmez, öğrencileri etrafını sarıyordu. Çoğunlukla sınıf öğretmenlerini ikinci anne gibi algılayan çocuklar, onu da ikinci baba yerine koyuyorlardı belli ki. Teneffüsler de öğretmenler odasında olmak yerine çocukları ile vakit geçiriyordu. Diğer sınıftaki çocuklar, öğrencileri ile her oyunu oynayıp, çok da eğlenen bu öğretmene gıpta ile bakıyorlardı. İkinci anneler de evdeki anneler kadar koruyucu ve disiplinliydi. Bir süre sonra Manolya, onun çocuklarla bağ kurma şeklini kendine model almaya başlayınca, teneffüslerde çocuklarla oynayan iki öğretmen olmaya başladı. Bu da bahçe nöbetlerini zaten sevmeyen diğer öğretmenleri büyük bir dertten kurtardı çünkü artık tüm bahçe nöbetlerine ikisinin adı yazılmaya başlandı. Teneffüs öğretmenlerine çıkan adları yüzünden çocuklar daha bahçeye ulaşmadan geliyorlar mı diye onları takibe başlıyordu.
(devam edecek)