Manolya – Bölüm 32

“Saygı ve sevgi olmadan adının ne tür bir anlam yüklenmesini istiyorsun? Aramızda nasıl bir denge oluşacağını düşündüğünü anlayamıyorum!”

“Hayatından silinmemiş eski bir tanıdık bile olamaz mıyım? Arada biri ‘Nasılsın?’ diyebileceğimiz biri.”

“Bir tanıdık olmayacak kadar yakınımındın benim. Bu en azından iyi geçirdiğimiz ya da benim iyi geçirdiğimizi sandığımız zamanlarımıza saygısızlık olur. Yaşananlar hiç bir zaman aklımızdan silinmeyecek Şahin, bunu sen de biliyorsun. Kendin söyledin artık hayatının amacı olması gereken bir oğlun var. Ben de hayatımı sensiz olarak yeniden kurabildim. Şimdi tek istediğim, boşanmak ve kurduğum hayata devam etmek”

“Bensiz!” dedi Şahin, “Bunu demek istiyorsun ama kibarlığından söyleyemiyorsun sanırım!”

Manolya cevap vermedi ama bakışları onayladığını belli ediyordu. Sevildiği zamanlarda bu bakışların nasıl olduğunu çok iyi biliyordu Şahin ve bu masaya oturduğundan beri o bakışların içinde aradığının olmadığını anlamıştı.

“O halde çok pişman olduğumu bilmeni istiyorum sadece!” dedi donuklaşarak, “Çaresiz ve üzgün olduğumu da! Senin yaşadıkların… Sana yaşattıklarımın yanında bu hiç bir şey değil biliyorum ama yine söylemek istedim”

“Bana söyleyebilirdin!” dedi Manolya elinde olmadan.

Bu kez susma sırası Şahin’e gelmişti ama Manolya konuşmaya devam ederken bunu yapıp günü noktalamak istemiyordu.

“Haklısın, yaptığım hatanın sonuçlarını düşünebilecek kadar aklım olsaydı, söylerdim! Ama aptalın biriymişim!”

“Yanılıyorsun, sen sadece bana yakalandığın için bunu bir hata olarak görüyorsun. Eğer o gün Sedef’e hiç gelmemiş olsaydım her şey olduğu gibi devam ediyor olacak ve sen yaptıklarını bir hata olarak görmeyecektin. Hata gördüğün kısım yaptıkların değil bu yüzden, bana yakalanmış olman!”

Şahin başını öne eğdi bu kez, haklıydı karısı, eğer Manolya olanlara hiç şahitlik etmemiş ya da görmemiş olsa şimdi büyük ihtimalle ikili hayatına devam ediyor olacaktı.

“Gerçekten berbat bir adamım ben!” diyebildi, “Buraya gelecek yüzü kendimden nasıl bulabildim bilmiyorum!”

“Bu konuşmayı yapmasaydık, nasıl olacağını, ne söyleyebileceğimizi sadece aklımızda yazıyor olarak devam edecektik. Ama şimdi ikimizde gerçek olarak buradayız ve söylediklerimiz ortada. Yani artık dönüp düşünecek herhangi bir şey kalmadı.”

“Doğru” dedi Şahin, “En azından bana bu fırsatı vermeyi kabul ederek, biraz da olsa değerli olduğumu hissettirdin aslında. Bu kadarı ile yetinmeliyim değil mi? Zaten istediğimin bu olduğunu söyledim.”

“Ben artık seninle hesaplaşmıyorum Şahin, kararımı verdim ve bu sandığın gibi öfkeyle, hırsla alınmadı. Düşünecek çok uzun bir zamanım oldu. Artık eminim.”

“Tamam!” dedi Şahin, “Daha fazla vaktini almak istemiyorum! Boşanma ile ilgili bir sorun çıkarmayacağım ve sana istediğin her şeyi vereceğim”

“Hiç bir şey istemiyorum!”

“Neden bana bağırıp, çağırmıyorsun Manolya? Neden hesap sormuyorsun?”

“Neden işini kolaylaştırayım?”

“Ne işi?”

“Kendini bir hata yaptığına inandırmaya çalışıyorsun. Bir hata değil seçim yaptın. Sonucu ikimiz de etkileyen bir seçim. Ben de bir seçim yapıyorum şimdi. Seninle ortak herhangi bir konum yok, hatta çektiğin acı veya pişmanlıkların da benim konum değil, bundan sonra ne yapacağın da! Bu konuşmanın yaratacağı hissi bende bilmek istedim. İtiraf ediyorum. Belki de kararımdan daha emin olmak istedim bilmiyorum.”

“Hiç bir etkim kalmadı değil mi?”

“Hayır kalmadı… Kalmamış! Bu da benim açımdan oldukça iyi bir sonuç. Sen de kendi başına halletmelisin. Eminim kısa zamanda çözeceksin, kendini bir umut olduğuna ikna ederek oyalamana gerek kalmadı artık.”

Şahin yutkundu, sona gelmişti.

“Belki bir gün..” diyerek sustu önce, “Belki bir gün, ben de kendimi affedebilirim!”

Kafeden birlikte kalktılar. Kapının önünde bu kez tokalaşarak vedalaştılar. Şahin dönüp karısına sımsıkı sarılmamak için kendini zor tutuyordu. Son bir kez onu kollarında hissetmek, kokusunu duymak ve güven veren sıcaklığını yaşamak için neler vermezdi. Manolya ise sarsılmış ama güçlü hissediyordu kendini. Ne kadar kararlı da olsa bu anı yaşamaktan korkmuştu, kendine yenik düşmekten, içinde bir yerlerde hâlâ Şahin’e dönmek isteyen bir kadınla yüzleşeceğinden korkmuştu. Onun güçlü alanına kapılıp, yenilmekten korkmuştu ama bunun olmayacağını da kendine ispatlamak zorundaydı. Ve başarmıştı. Şahin’e kararlarının arkasında duran bir rolü oynamamıştı. Her zaman ki kadar dürüst ve doğaldı. Kendinden hiç bir şey eksilmemişti. Şimdi içinde kocaman bir rahatlık oluşuyordu yürürken, her adıma daha da hafifliyor, arkasında bıraktığı artık eski kocası olan adam ve ona dair her şeyden aklanıyordu.

Şahin eve döndüğünde çok sessizdi, devam eden günlerde de öyle. Oğlunu yine görmeye gidiyor ama onun dışında kimseyle neredeyse hiç konuşmuyordu. Hayatında hiç bu kadar büyük kaybetmemişti. Sadece Manolya’yı değil, kendine dair kocaman bir şeyi de kaybetmişti. Geriye kalan yarımdan bile az olan varlığıyla oğluna iyi bir baba olmaktan başka yolu yoktu artık.

Boşanma kısa sürede gerçekleşti. Süreç boyunca Şahin bir daha Manolya’ya ulaşmaya çalışmadı. Artık nerede olduğunu, nasıl ulaşacağını bildiği halde ulaşamazdı üstelik. Bu onu bulmaya çalıştığı dönemdeki hâlinden de beter bir durumdu.

Manolya boşandıktan sonra tüm kayıtlarında soyadını güncelledi. Artık babasının soyadını taşıyordu. İnsanlar onun neden kocasıyla olmadığını öğrenmişler, soru sormayı bırakmışlardı. Aradan geçen yıllar hiç olmamış gibi anne ve babasının biricik Manolya’sı olarak çok istediğini mesleğinde ilerliyordu. Kendini sürekli geliştirdiği ve tüm enerjisini işine verdiği için öğrencileri, iş arkadaşları onu seviyordu. Kendi bildiğini herkesle paylaşıyor, tek başına ilerleyip, insanları ezip geçmek gibi hırslar taşımıyordu.

Boşandığı duyulduktan bir süre sonra çevresinden onu birileriyle tanıştırmak isteyenler oldu ama hiç birini kabul etmedi. Kimseyle arkadaşlık seviyesinin ötesine geçmek istemiyordu artık, kadın veya erkek kimse onun etrafına ördüğü duvarları aşamıyordu. En yakın arkadaşı onca desteğine rağmen hâlâ işin aslını bilmeyen ve hiç de sormayan Hülya öğretmendi. Okullar kapanınca gelip Manolya’da bir kaç gün kalıyor, sahilde bir şehirde yaşamanın avantajlarını değerlendiriyorlardı. Hatice hanım Manolya’yı kendi okullarına aldırdığına çok memnundu. Yıllar sonra onu kendi yerinde görmek istediğini sürekli vurguluyordu. Bir kaç yıl sonra Manolya müdür yardımcılığına terfi etti, artık sadece alanıyla ilgili değil, okulun idari yapısında da etkili oluyordu. Çok mutluydu. Geçmişi aklından tamamen silmişti. Kalbi arada bir sızlasa da aklı kalbiyle iş birliği yapmadığı için çabucak atlatıyordu.

Şahin işinden ve oğlundan başka bir hayatı olmadan yaşamaya devam ediyordu. Eski sosyalliği, neşesi kalmamıştı. Çok iyi bir avukat olmuştu, karizmasının gücünü sadece mahkeme salonlarında kullanıyor, salondan çıktığı andan itibaren az konuşan, az gülen bir ciddiyete bürünüyordu.

Sedef kocasından umduğunu bulamayınca, yeni arkadaş grubundan birine ilgi duymaya başlamış, onunla bir kaç kez gizlice buluşmuştu. Çocukları okul çağına gelmiş olmasına rağmen hâlâ ikisi de yurt dışına gidip yerleşmekten bahsetmiyorlardı. Büyük hayallerle aldıkları evleri, kapısında kilitle kalmıştı. Aykut, umduğu gibi Şahin’e hiç yaklaşamamış, bürodaki herhangi birinden farksız olarak çalışmaya devam ediyordu, oda başarılı bir avukattı, Şahin hırsla önündeki fırsatları, parlama şansını elinden almıyordu. Aslında birbirlerine benzemişlerdi, ikisi de çocukları ve işlerinden başka bir şeyle mutlu olamıyorlardı artık. Acı olan bu benzerliği hiç paylaşamıyor olmalarıydı. Sedef zengin ve kocasından ilgi görmeyen kadın rolünü kendince oynarken, Aykut çocuklarının geleceği için yatırımlar, davalar ve kendi ailesi ile meşguldü.

Bir kaç yıl sonra Burcu yeni ş yerinden tanıştığı bir adamla evlenmeye karar verdi. Adamın da iki tane kızı vardı ve o da bir süre önce eşinden ayrılmıştı. Tuna ilkokula başlamıştı, babasıyla her hafta birden çok kere görüşüyor olsa da, annesinin evlenmek istediği adamı da seviyordu. Birden bire hayatına iki yeni oyun arkadaşı eklenmesinden memnun gözüküyordu. Kızlar ondan bir kaç yaş büyük oldukları için ablalık iç güdülerini kolayca ona akıtmaya başladılar. Anneleri onları terk edip gittiği için Burcu’nun uyumlu ve sakin yapısından etkileniyorlardı. Şahin başta çok bocalayıp, oğlunu almayı düşünse de onun yeni ve mutlu bir aileye kavuşacağını hissetmeye başlayınca bu evliliği onaylamak zorunda kaldı. Diğer adam gerçekten de Şahin’den on kat daha iyi bir babaydı ve daha şimdiden ne olursa olsun Tuna’nın yanında ve kalbinde olmayı başarmıştı.

(devam edecek)

Yorum bırakın