İlk dönemin sonuna gelindiğince, Manolya okula ve öğrencilere, öğrenci ve veliler de ona alışmıştı. Okul başvurunda evli olduğu gözüktüğünden, insanlar hayatları daha yakından kesiştikçe onun neden kocası ile olmadığını merak etmeye başladılar. Mesafeli bir yapısı olduğu için başlarda kimse sormaya cesaret edemezken zaman ilerledikçe doğrudan soranlar olmaya başladı. Artık boşanmanın vakti gelmişti ona göre. Bunca zaman her şeye geri dönüp yeniden sarsılmamak için beklemişti ama artık Şahin’in soyadından da kurtulup, tamamen kendisi olarak devam etmek istiyordu.
Şahin almayı hiç istemediği boşanma davası bildirimini alınca odasının kapısını kilitleyip bir süre duygusal karmaşasını bastırmaya çalıştı. Manolya sonunda son kararını vermişti demek ve bunca zaman ona ulaşmadan sessizce beklemek Şahin’in şimdi yeniden sorguladığı bir konu haline gelmişti. Zaten biliyordu bunun olacağını, karısının ortada bir başkasından olan çocuğu varken asla geri gelmeyeceğini biliyordu ama bilmek ve kabullenmek aynı şey değildi.
Annesi karısını bulup boşanma gerçekleşmeden bir kez daha konuşması gerektiğini söyledi haberi duyunca. Nasıl bu kadar soğukkanlı ve sabırlı olabildiğine inanamıyordu. Yeniden bir başlangıç olmasa bile karısı ondan gelecek bir açıklamayı, bir adımı hak ediyordu. Böyle zaten dünden razıymış gibi bir imaj yaratması Manolya’yı daha da kötü hissettirmiş olmalıydı. Ona yazdığı cevapsız mesajlardan annesine bahsetmedi. Kendini bunlarla anlamsızca savunmak istemiyordu.
Yeniden okula gidip Hülya öğretmeni buldu. Hülya öğretmen, Manolya’nın boşanmak için harekete geçtiğini zaten biliyordu. Hatice hanım onu hiç araya sokmadan işi halledecek bir avukat bulmasına yardımcı olmuştu. İki kadın da detaylar konusunda Manolya’yı sorgulamadan sadece rica ettiği konularda destek olmaya çalışıyorlardı. Manolya aslında yıllar boyu iyi arkadaşı sandığı Sedef’ten bu tavrı hiç görmediğini de anlıyordu yavaş yavaş. İnsanları suçlamayı bırakmıştı artık, bu çok yorucu bir ruh hali yaratıyordu. Şimdi olaylara daha salim bir kafayla dışarıdan bakabiliyordu. Bu onları affettiği ya da bir kapı araladığı anlamına gelmiyordu aksine yaşadıklarından bir şeyler öğreniyordu. Bedeli biraz ağır bir öğrenme olmuştu ama olmuştu artık. Bu huylarını babasından aldığını biliyordu. Osman bey her zaman sakin bir yaklaşım sergilemişti hayata annesinin heyecanlı yaklaşımlarını da her zaman o dengelerdi. Büyüdükçe Manolya’da ona eşlik etmeye başlamış ve farkında olmadan babasından çok şey öğrenmişti.
Şahin, Hülya öğretmene karısı ile doğrudan konuşmak zorunda olduğunu söyledi. Onun karısı ile görüştüğünü tahmin ettiğini de ekledi. Manolya güvenmediği kimsenin evinde kalmazdı ve Hülya öğretmenin ketumluğu da zaten bu güvenin nedenini gösteriyordu.
“Karınızla konuşmak istiyorsanız beni aracı yapmamalısınız o halde!” dedi Hülya öğretmen.
“Peki ama ona nasıl ulaşacağım!”
“Ulaşmanızı isteseydi, o zaten size ulaşırdı, yeriniz ve adresiniz belli değil mi?”
“Evet!” dedi Şahin, bu genç öğretmenin karşısında böyle güvenle konuşması biraz kibrini tetiklese de kendinde hakim oldu.
“Evet ama belki bir yuvanın kurtulma ihtimalinin önünde duruyorsunuz şu an!” dedi Şahin.
“Hayır durmuyorum, çünkü aranızdaki engel ben değilim” diye yanıt verdi Hülya öğretmen.
Şahin çaresiz gittikten sonra, Manolya’yı aradı hemen Hülya öğretmen.
“Seni bu duruma soktuğum için üzgünüm” dedi Manolya. Şahin’in neler söyleyeceğini, neden bunca zaman sessizce beklediğini tahmin edebiliyordu. Kocasıydı. Onunla ilk tanıştıklarında da aynı soğukkanlı sabrı göstermiş, Manolya’yı da en çok onun bu ısrarsız ama istikrarlı tutumu etkilemişti.
“Bir konuşsanız belki gerçekten iyi olur!” dedi Hülya öğretmen, “Bana samimi gözüktü!”
“Bana da yıllarca öyle gözüktü!” dedi içinden Manolya ama bunu dile getirmedi. Şahin’in insanlara kolayca güven veren doğal, samimi bir tavrı vardı. İkna edici ve sakin bir tutum sergiliyordu. Belki de bunun arkasına sakladığı başarma hırsı onu bu kadar sabırlı hale getiriyordu. Evlendikten sonra aldıkları o büyük davada, Manolya kocasının farklı bir yüzünü de keşfetmeye başlamıştı. Yine de bu hırsı yıkıcı görmediği için faydalı ve hayranlık uyandırıcı olarak nitelemişti, ta ki olayların yönü değişene değin.
Her şeye bu tavrı ile kolayca sahip olabilen biriydi Şahin. Bu samimi olmadığını göstermiyordu ama kontrollü bir hesap içinde olması ilişkileri bir satranç tahtasına sürüklemesine neden oluyordu. Analiz ediyor ve adım atıyordu. Evliliğin bu analizci ve hesapçı tutumla yürümeyeceğini ikisine de acı acı öğretmişti. Evliliği evlilik yapan şey toplumun ona yüklediği anlam, kutsallık değildi, evliliği evlilik yapan doğal bir saygı ve sevgi ortamında yaşanabilmesiydi. İki kişinin arasında ortak yaratılan bir saygı ve sevgi ortamı herkes için değişken olabilirdi. İnsanlar farklı yapıdalardı çünkü ama şekli ne olursa olsun bu ikili olmak zorundaydı. Şahin kendi satranç tahtasında insanları piyonlaştırdığı için evliliği de aynı kefeye koymuş ve yanlış hamleler yapmıştı.
Oysa Manolya yaşadığı yeri ve birlikte olduğu insanı doğrudan yuva olarak değerlendirmişti Tıpkı büyüdüğü ev gibi. Ailelerin bir arada yaşadığı her ev yuva değildi. Orayı yuva yapan o evdeki insanlar ve aralarında kurulan dengeydi. Bu onların iyi veya kötü insan olmaları ile ilgili de değildi, yürek her zaman iyi insanları sevmiyordu. Sadece seviyordu. Denge, sevenin de sevilenin de ortak bir zeminde anlaşabilmelerinden ibaretti. Kabul etmek ya da etmemek, saygı duymak ya da duymamak, güven vermek ya da vermemek, anlamak veya anlamamak, yargılamak veya yargılamamak. Bu karşılıklı olmadığı zaman sevgi tek başına bir evi yuva yapmıyordu maalesef. Tıpkı bir bardaktaki su gibi, bir taraf boşluk bir taraftan su oluyordu. Hangisinin daha çok olduğu değildi önemli olan ikisinin bir bardağın içinde uyumlu olmasıydı. Biri arttığında biri eksilebilirdi ama denge bozulmazdı. Hep bir bardak kadar olurlardı. Bir bütün.
“Bin yıldır yaşıyor gibi konuşuyorsun bazen!” demişti kurs grubundaki arkadaşlarından biri, “Senin yaşında birinin bu kadar olgun olması pek rastlanan bir şey değil!”
Tabi özel hayatından bahsettiği için değil, Manolya’nın yaklaşımlarını ifade etmesinden kaynaklanıyordu bu yorumlar.
“Çok düşünüyorsun küçüğüm!” demişti bir başkası, “Hayat bu kadar düşünerek vakit harcanacak kadar uzun değil! Karşına çıkan fırsatları görmen ve değerlendirmen için düşüncelerinin seyrek ve berrak olması gerek!”
Manolya, Hülya öğretmenle konuştuktan sonra Şahin’e son bir konuşma hakkı vermenin doğru olup olmayacağını düşünmeye başladı. Onun nedenlerini, nasıllarını, pişmanlıklarını ya da şimdi ne istediğini bilmeye ihtiyacı var mıydı gerçekten? Sonunda olgun tarafı baskın çıktı ya da belki de bastırmak için çaba sarf ettiği, olanlara rağmen içinde bir yerlerde sessizce bekleyen hasreti. Belki de gerçekten bu kadar düşünmemesi gerekiyordu. Zaten kararını vermiş, kendine istediği hayatı kurmuştu. Şahin şimdi ortaya çıkıp bunların hangisini yıkabilirdi? Yıkamayacağını görmeye de ihtiyacı vardı ayrıca.
Okuldan çıkıp, zaten uzak olmayan lojmana varınca kanepeye oturup onun numarasını çevirdi. Telefonu değiştirmiş, rehberini silmişti ama kocasının telefonunu hatırlıyordu.
Şahin, Hülya öğretmenin yanından çaresizce ayrıldıktan bir saat kadar sonra gelen bilinmeyen numara aramasını açmaya gönüllü değildi ama bir avukat olduğu için önemli bir mesele olabileceğini düşünerek açtı.
“Merhaba Şahin!” diyen Manolya’nın sesini duyunca, öyle büyük bir şok ve mutluluğu bir arada yaşadı ki belki de hayatında ilk defa kekeleyerek konuştu.
Kocasının ses tonundan onun halini az çok tahmin eden Manolya, “Benimle konuşmak istediğini söylemişsin!” dedi doğrudan.
“Neredesin?” dedi Şahin hemen, “Bu senin numaran mı?”
“Evet bu yeni numaram, Mersin’e taşındım, artık burada çalışıyorum!”
“Seninle yüz yüze konuşmak istiyorum!”
“Olur buraya geldiğinde ararsan bir kahve içeriz!” dedi Manolya kendinden bile beklemediği büyük bir sakinlikle.
“Tamam!” dedi Şahin, “Hemen geleceğim!” diye devam etti sesi titreyerek. Titreyen sadece sesi değil, tüm bedeniydi. Yanlış bir şey söylememek için lafı uzatmadı, “Aramana ve sesini duyduğuma sevindim!” diye tamamlayabildi sadece.
“Gelince ararsın!” diyerek kapattı Manolya’da telefonu. İkisi de kapanan telefona bakarak kaldılar bir süre. Manolya onu son bir kez daha görüp, dinleyerek içinde kalanları serbest bırakacağına, Şahin ise karısını tekrar kazanmak için bir umut olduğuna inanıyordu o sırada.
(devam edecek)