Manolya – Bölüm 28

Manolya ertesi gün, erkenden kalkıp, bir telefon operatörüne ait bir bayiye gitti. Hattını iptal ettirip yeni bir hat almak istediğini söyledi. Hattın açılması bir kaç gün süreceği için eski hattına devam edecek, sonra geçmişiyle köprü olan rehberinden tamamen kurtulacaktı. Acı ve çaresizlik hissi yerini giderek yükselen bir hırsa bırakıyordu. Yeniden var olduğunu hissetmek için elinden geleni yapacaktı. Hatice hanım ve Hülya’ya bir kaç güne aktif olacak yeni hattının numarasını gönderdi.

Yüz yüze başlayacağı kursun tarihi gelene kadar, neredeyse misafirhaneden hiç ayrılmadan internet üzerinden aldığı kursu tamamladı. Kurs ilerledikçe, zihninde mesleği ile ilgili yeni fikirler oluşmaya başlıyordu.

“İşte yeni Manolya, yeni bir hayat!” diyordu sürekli kendine. Yeni hattı devreye girdiği için artık telefonunu sessizde tutmuyordu. Şimdilik ayrıldığı okuldaki tanıdıklarına yeni numarasını vermemesini Hülya’dan rica etmişti. En azından telefondan her bildirim ya da çağrı sesi yükseldiğinde yüreği huzursuzlukla dolmuyordu artık.

Yaz nedeniyle yüz yüze başladığı kursa katılım fazla değildi, yedi sekiz kişilik küçük bir bilgisayar sınıfında olacaklardı. İlk gün tanışma ve kısa teorik bir giriş ile geçti. Kursa devam edenlerin bir kısmı emekli olup, kendine yeni bir uğraş arayanlardı. Sınıftaki genç sayısı azınlıkta olduğundan, yaşça büyük olanlar onlarla hızlıca kaynaşmayı seçtiler. Bu kurslarda sadece bir şeyler öğrenmiyorlar, eski aktif yaşamlarında olduğu gibi sosyalleşme imkanı da buluyorlardı. Manolya’nın sıcak ve sakin yapısı sınıfta hemen kendini gösterdi. Bir tanesinin torunu Manolya’nın başlayacağı okulda eğitim görüyordu. Aralarda ona uzun uzun okulu anlattı.

Haftada üç gün olan kurs Manolya’nın hayatına nihayet renkli bir sayfa açmıştı. Hem yani tanıştığı insanlar, hem öğrendikleri onu yeniden eski haline geri taşımaya başlamıştı. Elbette özellikle geceleri yine olanların zihnindeki yansımalarıyla mücadele ediyordu ama hayata dair umudun içinde yeniden filizlendiğini hissediyordu artık.

Kurstaki grup arasındaki arkadaşlık ilerledikçe, onun bir misafirhanede kalıyor olmasına ve tek başına yabancı bir şehre gelmiş olmasına üzülen orta yaşın üzerindeki grup, kendi aralarındaki yaptıkları etkinliklere onu da davet etmeye başladılar. Sadece kurslarla değil, gezilerle, toplantılarla hayatlarına renk katmaya devam ediyorlardı. Gruplarında Manolya ile yaşıt kimse yoktu ama onun her yaşa hitap edebilen tavrı ve genç enerjisini çok sevmişlerdi. Görmüş geçirmiş insanlar olduklarından, onun hayatından konuşmak istemiyor olduğunu belli eden çizgilerini de aşmıyor, meraklı sorular sormuyorlardı. Kendileri de bıkmışlardı böyle şeylerden. Hayatı olduğu gibi ve yaşandığı anda hissetmeyi seviyorlardı. Manolya’nın da aradığı tam olarak bu olduğundan, grupla bazı etkinlik ve toplantılara katılmayı kabul etti. Lojmanda geçen üç haftadan sonra yeni başlayacağı okuldan arayıp, onun oturacağı lojmanın boşaldığını haber verdiler. Zaten eşyalı olan lojmanlar olduğundan herhangi bir şey almasına da gerek yoktu. Çarçabuk toparlanıp, hayatına toprak olacak bu yeni eve geçiverdi. Misafirhanenin küçücük odasında zaman geçirdikten sonra bir oda bir salon olan bu ev ona kocaman bir alan gibi gözükmüştü. Sürekli dışarıdan yemek yediği için ilk iş olarak buz dolabını doldurdu. Bir evin çatısı her zaman emanet bir odada yaşamaktan daha huzur vericiydi.

Sedef’in bebeğinin gece uyanmaları azalınca, yatağı bakıcının odasına taşınmış. Anne ve babası da Sedef’in surat asmalarından alındıkları için kendi evlerine dönmüşlerdi. Buna en çok Aykut sevinmişti tabi, en azından hayatları eski düzenine yakın daha sakin bir sürece yeniden geçmişti Hamilelik ve lohusalık döneminde evde kapalı kalmaktan çok sıkılan Sedef’te bir an önce aldığı kiloları vermek için bir spor salonuna yazılmış, eski sosyal hayatına da bir miktar döndüğü için sağa sola emir verme veya saldırma tavrını da biraz yumuşatmıştı. Yine de karı kocanın arasındaki bağlılık ve iletişim, eskisi gibi değildi ve ikisi de bunun farkındalardı. İlk çocuğun olduğu dönemlerde böyle şeylerin yaşanmasının normal olduğunu işittiklerinden şimdilik görmeze geliyorlardı.

Şahin, Burcu ile yeniden yüz yüze konuşarak aralarındaki ilişki için bir denge kurmaya karar vermişlerdi. Artık birlikte olmayacaklardı, Şahin hem ihtiyaçlarını karşılayacak hem de Tuna onunla yalnız dışarı çıkma yaşına gelene kadar gelip oğluyla haftada bir kaç gün vakit geçirecekti. Burcu’nun özel hayatına Tuna’ya olumsuz yansımadığı sürece hiç karışmayacaktı. Burcu bunu büyük bir memnuniyetle kabul etti. Ona başka bir iş bulunmuştu, o yokken çocuğa bakması için bir bakıcı da ayarlanıyordu. Bakıcı başlar, başlamaz yeni işine gidecekti. Şahin ona söylemese de, çocuğunu görmeye, onun işte olduğu saatleri seçmeyi planlıyordu. Şahin’in anne ve babası onun bu kararına karşı çıkmadılar. Tuna’nın torunları olduğunu kabul ediyorlar ama onu Burcu’nun evinde ziyaret etmek istemiyorlardı. Bu yüzden Şahin, Burcu işe başlayınca bakıcısı ile birlikte arada sırada onu babaannesi ve dedesinin evine getirecekti. Medeni bir şekilde boşanmış karı kocalar gibi davranacaklardı kısaca ve bu şimdilik herkesin içini rahatlatan bir karardı.

Şahin, karısından umudunu kesmeye çalışsa da yapamıyor, o da aynı Manolya gibi kendini işlere daha çok vererek bu süreci atlatmaya çalışıyordu. Ofisteki herkesle arasına keskin mesafeler koymuştu. Artık herkes, patron çalışan ilişkisi içinde davranıyor, o eski güzel sohbetler, buluşmaların hiç biri gerçekleşmiyordu. Aykut en azından hâlâ büroda kaldığı için dışarıdan bu duruma şikayet etmiyor ama Şahin’in dostluğunu kaybetmiş olduğu için içten içe hırslanıyordu. Karısını suçluyordu daha çok, onun en yakın arkadaşına yapmayı göze aldığı bu ihanet yüzünden şimdi hepsi birbirinden uzaklaşmıştı. Aykut kendi en yakın arkadaşına yardım ediyordu sadece, Manolya’yı sevse de, onun dostu Şahin’di. O yüzden olanlarda kendini Sedef kadar suçlu görmüyordu. Bir yolunu bulup yeniden Şahin ile arasını düzeltmeye niyeti vardı ama şimdilik bunu nasıl yapacağını bilemiyordu. Bundan sonra ailecek görüşmeler olmayacağından eskisi gibi erkek erkeğe dostluğun kapılarını aralamanın bir yolunu bulmalıydı. Şahin’in sırrını sakladığı için onu cezalandırmış olmasını haksız buluyordu. Eninde sonunda düştüğü bu hatadan dönecekti. Asıl suçlu kendisiydi, Aykut’ta karısının gazıyla, çizmeyi aşmıştı biraz. Hepsi suçluydu ve görünüşe göre hepsi kaybetmişti.

Zaman hızlıca akıp geçmeye başlamıştı yeniden, Manolya kurs ve kurs arkadaşları ile artık daha iyi vakit geçiriyor, yeniden kendine ait bir ortama kavuşmuş olmanın rahatlığını yaşıyordu. İki kurstan öğrendikleri ile çoktan başlayacağı sınıfta uygulayacağı etkinlikleri programlamıştı. Okulların açılmasından yirmi gün önce yeni okuluna başlayınca, yeni fikirlerini ve programlarını hemen kendi zümresi ve yöneticileri ile paylaştı. Okullarına yeni gelen bu genç ve heyecanlı öğretmenle tanışmak hepsini memnun etmişti. Ayrıca Hatice hanımın torpili ile geldiği bilindiği için ona biraz daha farklı davranıyorlardı. Artık geceleri eskisi kadar ağlamıyor, geçmiş hikayesi ile bağı olmayan tek arkadaşı Hülya dışına da kimseyle haberleşmiyordu. Şahin onun hattını değiştirdiğinden habersiz, kriz anlarında bir kaç kez daha mesaj atmış olsa da, cevapsızlığı, Manolya’nın onu hayatından silme isteği ile ilgili olduğunu düşünüyor üzerine gidip bir de telefon açmayı denemiyordu.

O da Aykut gibi okulların açılmasına yakın, öğretmenlerin işe başlamasından önce bir kaç kez okula gitmiş, Manolya’yı uzaktan da olsa görmeyi ummuştu. Henüz aklına Manolya’nın şehri terk etmiş olduğu gelmediğinden, bir şekilde onu görebileceğini düşünüyordu ama bir kaç kez okulun önünde beklemesine rağmen, umduğunu bulamadı. Sonunda bununla yetinemeyeceğini anlayınca okula girip, müdür ile görüştü ve karısının bir kaç ay önce istifa edip, gittiğini öğrendi. Müdür onun başka bir şehre gitmek istediğini biliyor ama şimdi nerede olduğunu bilmiyordu. Okuldan bir kaç arkadaşı ona ulaşmaya çalışmış olsa da, hattın kullanılmadığı mesajını almışlardı. Ona ulaşma umudunun iyice tükendiğini anlayan Şahin’in yüreğindeki sızı iyice büyüdü duyduklarıyla. Ancak müdürün odasından çıkmadan, Manolya’nın ayrılmadan önce Hülya isimli bir öğretmenin evinde kaldığını öğrenince, hemen onunla konuşmaya karar verdi. Manolya evinde kalacak kadar bu kadına güvendiyse, mutlaka karısının yerini de biliyor olmalıydı.

(devam edecek)

Yorum bırakın