Manolya – Bölüm 26

Hatice hanım, Manolya’nın Mersin’e geçtiğinde geçici olarak kalabilmesi için bir de misafirhane ayarlamıştı. Daha sonra vakfın şehir dışından gelen öğretmenler için ayarladığı lojmanlardan birine geçebilecekti. Lojmanlar çok konforlu olmasa da tek başına yaşayanlar için bir oda bir salondan ibaret dairlere sahipti. Manolya bu kadarının ona yetip, artacağını söyleyince Hatice hanım ayarlamaya çalışacağını söyleyip kapatmıştı.

“Allah yardım ediyor temiz kalbinize hocam!” dedi Hülya, “İnşallah her şey gönlünüzce olur!”

Manolya başvuru işlemlerini yapmak için hemen Mersin’e bir otobüs bileti aldı. O kadar heyecanlanıp, mutlu olmuştu ki, yüreğindeki ağırlık bir nebze olsun hafiflemişti.

Sedef bebeğin doğumundan sonra çok rahatlayacağını zannederken, ilgi dolu hastane günlerinden sonra eve geçince pek umduğunu bulamadı. Bebeği her iki saatte bir emzirmesi gerekiyordu. Yatılı bakıcıları olsa da, emzireceği için bebek onların odasındaydı. Keyfe ve rahatlığa alışmış olan Sedef için gece uykularının bölünmesi işkence gibi geliyordu. Aykut karısının uyanamayacağını bildiğinden her emzirmeden sonra saati kuruyor, karısını uyandırıp, bebeği göğsünde doğru tutabilmesi için çaba harcıyordu. Şahin’in de gelmediği büroya dönmesi gerektiğinden sonunda Sedef’in bakıcı ile uyumasının daha iyi olacağına karar verdiler. Kocasından ayrı uyumaya gönlü razı olmasa da Sedef bebek için bu yeni düzene uyum sağlamak zorunda kaldı. Bu arada bebeğin doğumu ile geri gelen annesi ve babasının sürekli evde olup, bebekle ilgili her şeye karışmalarından da iyice bunalmaya başlamıştı. Manolya’nın tatlı ve sakinleştirici arkadaşlığına çok ihtiyacı vardı.

Manolya Mersin’e doğru yola çıkarken, Şahin de Burcu ile konuşmayı ertelemenin bir faydası olmayacağına karar vermiş uzun bir aradan sonra telefon edip, evine gitmişti. Burcu olanlardan sonra ortalıkta görünmesinin doğru olmadığına inandığı için izne ayrılmış, Şahin’den haber bekliyordu. Arayınca, neşe ve sevgi dolu bir sesle hemen gelmesini söylemiş ama o gelene kadar duyacaklarından korktuğu için endişeyle beklemişti.

“Tuna’dan vazgeçmemi mi istiyorsun?” dedi şaşkın bir ifadeyle Şahin’in söylediklerini duyunca. Bir evlilik teklifi beklemiyordu ama Şahin’in çocuklarını ondan temelli almak isteyeceğini de hiç düşünmemişti.

Şahin, bürodan ayrılmasını, çocuğu da bir daha hiç arayıp sormamasını istiyordu. Tabi karşılığında ev, araba, yeni bir iş ve bir miktar da para teklif ediyordu, bir de sözleşme imzalaması gerekiyordu bunlara sahip olmak için.

Daha iki hafta önce sevgiyle kucaklaşırken, Şahin’in onu tüm hayatından silme yolunu seçmesinin şokuna girmişti.

“Anlamıyorum, neden böyle olması gerekiyor?” dedi Şahin ilk sorusuna başını sallayarak yanıt verince, “O ikimizin çocuğu, ben büyütebilirim. Onun sorumluluklarını alman yeterli, benimle evlenmeni ya da başka bir şey beklemiyorum ki? Evli olduğunu zaten biliyordum başından. Çocuğu da sen istediğin için doğurdum biliyorsun. Bir sürü risk aldım ben! Şimdi çocuğu da sana verip, gözünün önünden kaybolmamı teklif ediyorsun bana?”

“Karımı seviyorum!” dedi Şahin sakin bir sesle, “Seninle bağlantılı kaldığım sürece bana asla geri dönmez!”

Burcu gerilmişti iyice, “Sana döneceğini mi sanıyorsun? Bir çocuğun olacak, hem de başkasından! Üstelik oğlumuzu annesiz bırakmış olacaksın!”

“Onu en iyi koşullarda büyüteceğim merak etme!”

Burcu, Sedef gibi değildi, oğlunu seviyordu, anne olmak onu mutlu etmişti ve Şahin ile yaşadıklarının kalıcı olmadığını bilse de bu teklif gerçekten çok ağır gelmişti.

“Hayır!” dedi gözleri dolarak, “Onu sana vermeyi kabul etmiyorum! Haklarını korumak için de gerekirse yasal yollara başvurabileceğimi biliyorsun.”

Şahin, uyuyan oğluna baktı göz ucuyla. Burcu’nun söylediklerinde samimi olduğunu biliyordu.

“Tamam!” dedi durgun bir sesle, “İkimiz de bir kez daha düşünelim o zaman!” diyerek kalktı, Tuna’yı eğilip alnından öptü ve ayrıldı evden.

Çocuk kimde kalırsa kalsın anne ve babasıyla birlikte büyüyemeyecekti. Burcu’da kalırsa, babasından mahrum olmadan yaşayabilirdi ama bu çözüm Manolya’ya giden tüm yolları kapatıyordu.

Manolya alışık olmadığı Mersin sıcağı ile karşılaşınca biraz sersemledi ama misafirhaneye yerleşip, okulla hemen konuşmaya gitti. Hatice hanım zaten her şeyi ayarlamıştı. Ancak tüm öğretmen başvuruları alınmadığı ve boşalacak olan lojmanlar için zaman olduğundan hemen bir daire vermeleri mümkün değildi. Misafirhane ücreti çok yüksek olmasa da Manolya’nın günlük ücret ödemesi gerektiğinden biraz bocaladı ama evden aldığı para ve mücevherlerin yeteceğini düşününce ikna oldu. Şahin ona her zaman değerli şeyler almıştı. Onları bir an önce paraya çevirip, gözünün önünden kaldırmak daha iyi hissettirecekti. Okuldan sonra Hülya’yı arayıp olanları anlattı. Bu süreçte ona destek olan ve haberleştiği tek arkadaşı oydu. Okuldaki diğer iş arkadaşlarına onun bildiği detayların hiç birini anlatmamış, Hülya’da çoğunu bilmese de sırrını saklamıştı.

Şahin’den boşanması gerekiyordu. Onunla ve her şeyle yüzleşmeye hazır olmadığı için bir girişimde bulunmuyordu ama eninde sonunda olması gereken buydu. Okulların açılmasına henüz iki ay vardı. Geri dönse Hülya’dan başka kalacak yeri yoktu ve burada da bir misafirhane de vakit geçirmek zorundaydı. Gidip kendine bir kaç kitap aldı, belki de bu süre yalnız kalıp kafasını toparlamasına ve biraz da şehri tanımasına fayda sağlayacaktı. Sedef’in doğum yapmış olduğunu tahmin ediyordu ama onun adını bile aklından geçirse, yüreğinde kocaman bir sancı oluştuğu için hemen başka şeyler düşünmeye çalışıyordu. En yakınındaki insanlardan zarar görmüştü. Kandırılmış, aptal yerine konmuş ve gerçek sandığı her şeyi birer yalan olduğu ile yüzleşmek zorunda kalmıştı. Kalan hayatının maddi olarak evli olduğu dönemki gibi geçmeyecek olması umurunda değildi. Zaten öyle bir hayattan gelmişti ama asıl zenginlik saydığı sevdiklerinden gelenlerle yaşamak çok zordu. Hava çok sıcak olduğundan kitaplarını alıp misafirhaneye geri döndü. Dönerken Hatice hanımı da aramış, bilgi vermiş ve yeniden teşekkür etmişti. Hatice hanım sık sık vakıf okullarını da ziyaret ettiğinden yeniden görüşme imkanları olacaktı.

Sedef, Aykut’a Manolya’yı aramak istediğini ama açmayacağından korktuğunu söylüyordu. Bunca zamandır nerede ne yaptığından haberleri yoktu. Aykut karısının zor geçen lohusalık döneminde arkadaşının yanında olup yükünü biraz hafifletmesini çok isterdi ama o haplarla çocuğunun olmasının önüne geçen biriyle Manolya’nın bir daha asla görüşmeyeceğinden emindi.

Sedef en azından nerede, ne yaptığını öğren diye tutturunca, Aykut, Şahin’e söylemeden Manolya’nın çalıştığı okula uğradı. Okul zaten tatil olduğundan öğretmenlerin hiç biri okulda değildi. İdari çalışanlar, Manolya öğretmenin ayrıldığını söylediler ama hiç biri nereye gittiğini bilmiyordu.

Şahin Burcu ile konuştuktan bir kaç gün sonra yeniden büroya dönmüş, kendini sadece işlere vererek, özellikle Aykut ile iş dışında bir konu konuşmamaya başlamıştı. Sadece bir kaç kez bebeği sormuş, Aykut’un da yakın davranmasına fırsat vermeden dönüp odasına girmişti. Aykut evde karısının sızlanmaları, ofiste Şahin’in soğuk ve duyarsız tavırları arasında kendini iyice sıkışmış hissediyordu. Yıllardır süregelen dostlukları ve Manolya ve Şahin ile ailece kurdukları tüm o bağlar Manolya’nın gidişi ile son bulmuş, neredeyse evliliği bile çekilmez bir duruma gelmişti. Sedef’ten ayrı, kayınvalidesi ve kayınpederinin de sürekli onlarda olması sinirini bozuyordu. Evde yalnız kalıp kafa dinlemek mümkün değildi. Çocuğu ile istediği gibi zaman geçiremiyor sürekli, “Öyle tutma!” “Öyle yapma!” diye uyarılar alıyordu. Dertleşecek kimse kalmamıştı. Üstelik Şahin’in tavırları uzun vadede beklentilerinin artık suya düştüğünü de gösteriyordu. Planladıkları gibi çocuklarını yurt dışında okutmak için aldıkları eve geçmek ve orada yeni bir hayata başlamak eskisi kadar cazip gelmemeye başlamıştı.

(devam edecek)

Yorum bırakın