Şoförün verdiği mendillerle yüzünü sildi, hava kararmaya başlamıştı. Hayatında ilk defa kendini bu kadar yalnız ve güvensiz hissediyordu. Gidecek hiç bir yeri yoktu ve ne yapmak istediğini bilmiyordu. Yardımına sığınacağı en iyi arkadaşı da yoktu artık. Şahin ilk aradığında sessize aldığı telefonunu çıkardı. Okulda birlikte çalıştığı ve iyi anlaştığı bir arkadaşını arayacaktı. Telefonun ekranına bakınca, Şahin ve Sedef’in defalarca aradığını gördü.
Şahin eve gelip, ortalığın halini görünce, karısının bir şeyleri öğrendiğini anlamış hemen Sedef’i aramıştı. Sedef önce bunun mümkün olamayacağını düşünse de, Aykut, onlar konuşurken dışarıdan duydukları sesi hatırlatmış, koşarak dışarı çıkıp, yerdeki yassı kadayıf tepsisini görünce, Manolya’nın geldiğini ve konuştuklarını duymuş olabileceğini tahmin etmişti ve hemen Şahin’i arayıp haber verdiler. Evdeki kadın zaten Şahin’e, karısının Sedef’e kendi elleriyle yassı kadayıf hazırlayıp götürmek için evden çıktığını anlatmıştı. Hemen çıkıp Sedeflere gitti, ne konuşmuşlardı, karısı ne duymuştu, saat kaçtaydı?
Sedef ve Aykut onun hakkında söyledikleri olumsuzluklara değinmeden kendi aralarında gizli bir sohbet yaptıklarını, Manolya’nın o anda bahçenin dışında olup, onları duyacağını bilmelerinin imkansız olduğunu söylediler. Evet tepsinin düşüşünü duymuşlardı ama kimin aklına gelirdi böyle bir şey. Milyonda bir olacak bir şey olmuştu.
“Çenenizi tutsaydınız olmazdı!” dedi Şahin sinirle.
“Sen uçkurunu tutsaydın olmazdı asıl!” dedi Sedef dayanamayıp, zaten hamile olduğundan duygularını da kontrol edemiyordu. Aykut, Şahin sayesinde edindiklerini bildiğinden daha temkinli konuşuyordu.
Şahin, Sedef’e ters ters baktı ama bir şey söylemeden kalktı.
“Ne yapacaksın?” dedi Aykut.
“Bizi görmüş de olabilir büyük ihtimalle! Artık ne söylesem de onu ikna edemem!”
Sedef, Şahin’e öfkeli olduğundan onlarla kapıya kadar gitmedi. Zaten evlerini almışlardı, ne yapacaktı, “Satın! Paramı geri verin!” mi diyecekti? Onun yüzünden en yakın arkadaşına bir sürü şey yapmıştı. Ne söylediyse yapmışlardı. O para haklarıydı.
“Keşke başından onunla konuşup ayrılsaydın!” dedi Aykut temkinli bir sesle.
“Boşanmak mı?” dedi Şahin, “Ben karımı seviyorum!”
İşler büyüdükten sonra kadroları artırırken işe aldıkları, Burcu ile çok zaman geçirmişlerdi. Burcu, geceler boyu çalıştıklarında bile “Benim işim bitti” diye çekip, gitmemiş, onlarla beraber kalmıştı. İnsanlar uzun saatler ve zamanlar birbirleriyle kapalı bir ortamda çalışınca ister istemez yakınlaşıyorlardı. Gece geç saatlerde tek başına gitmesin diye Şahin onu evine bırakmaya başlamış, bir gece evin önüne geldiklerinde Burcu onun dudaklarına yapışınca kendini kontrol edememişti. Sonrasında devam etmiş, sonunda Burcu hamile kaldığını söyleyince, Şahin bir süre tereddüt ettikten sonra bebeği doğurmasını istediğini söylemişti. Neden böyle yaptığını kendisi de bilmiyordu. Karısı yıllardır çocuk isterken, onu aldattığı kadına bu konuda gösterdiği anlayış Aykut’u da çok şaşırtmıştı.
“Dostum bu çocuk isteyerek olmadı ama oldu işte, ne yapayım, kendi çocuğumun katili mi olayım?” diye cevap vermişti.
Tüm bu olanları saklamaları karşılığı da Sedef ve Aykut’a yurt dışında almayı çok istedikleri o ev için kaynak sağlayacağını söyleyince de, Aykut’un çenesi hemen kapanmıştı. Sedef’in seçimlerini tartışmaya bile gerek yoktu. Kocası gelip ona her şeyi anlattığında, arkadaşının düştüğü durum yerine kendi durumunu düşünüp, parayı kabul etme fikrini onaylamıştı. Nasıla Manolya’nın haberi olmayacaktı. Bir süre sonra onların da çocukları olacak, herkes mutlu olduğu hayatı yaşamaya devam edecekti. Şahin sonuna kadar Burcu ile olmayı zaten düşünmüyordu ama çocuğuna sahip çıkmaya ve desteklemeye kararlıydı. Aklında davadan başka bir şey olmadığından bu konu üzerinde uzun uzun kafa yormak istemiyordu. Ayrıca Burcu çocuğu zaten doğurmak istiyordu. Aptal değildi, Şahin’in ondan eninden sonunda bıkacağını biliyordu ama bir çocuk olursa onun sayesinde hayatının sonuna kadar Şahin’den maddi destek görmeye devam ederdi. Şahin’de Burcu’ya “Doğurma!” derse, karısına söylemekle tehdit edeceğini bildiğinden, onun bu planının farkında değilmiş gibi yapmış, bir an önce mesele tatlıya bağlansın diye, çocuğu istediğini söylemişti. Manolya bilmediği sürece hayatının düzenini bozacak bir durum olmayacağını var saymıştı. Aykut, Sedef ve Burcu’nun karısının aksine, para ile satın alınabilecek insanlar olduğunu öğreneli çok olmuştu.
Ancak işler Şahin’in planladığı şekilde gitmemiş, Sedef ve Aykut’un ayak üzeri bahçede konuşmaları, artık şans mı, kader mi bilinmez o anda orada olmaması gereken Manolya’nın kulağına tüm gerçeği fısıldamıştı.
Manolya’nın evden çıkışının da anlattığı üzere ne kadarını duymuş olursa olsun onları asla affetmeyeceğini bilecek kadar tanıyordu karısını. Hayatına tanıdığı en düzgün insanı parayla satın alabildiği salaklar yüzünden kaybediyordu şimdi.
“Nereye gidecek?” demişti Sedef konuşmanın başında, “Bizden başka görüştüğü doğru dürüst kimse yok, Sultan teyzeler de artık hayatta değil!”
“Geri döner o zaman!” demişti Aykut hemen ama Sedef onun geri dönmeyeceğini biliyordu.
“Kesinlikle dönmez!” diye bağlamıştı konuşmayı. Şahin, Sedefle aynı fikirdeydi, kesinlikle dönmezdi geri.
Manolya telefondaki cevapsız aramaları boş verip, okuldan arasının iyi olduğu yeni başlayan bir öğretmeni aradı. Onun bekar yaşadığını biliyordu. Bu güne kadar özel hayatını herkesten gizlemiş, kimseyle bir şey paylaşmamıştı. Mahremiyete inanıyordu ama şimdi gece olurken kalacak bir yere ihtiyacı vardı. En azından sabaha kadar düşünebilmek için.
Hülya, iş arkadaşının bir gece kalma isteğini mutlulukla karşıladı. Telefonda bir şey sormadı ama Manolya’nın elinde valiz, gözleri ağlamaktan şişmiş geldiğini görünce, işlerin hiç yolunda gitmediğini anladı. Okula başladığından beri ona her konuda destek olan Manolya’yı hem seviyor, hem de saygı duyuyordu.
Ona evinde ailesi geldiğinde kaldığı boş odayı verdi ve hiç bir şey sormadı. Manolya geceyi güvende olacağı bir çatı altında geçireceği için biraz rahatlamıştı. Hülya’ya teşekkür edip, sunduğu ikramlıklardan bir kaç parça aldı ve sessizce odaya kapandı. Valizi hiç açmadan kapının yanına bıraktı. Para ve mücevherler dışında içine ne itiştirdiğini bile hatırlamıyordu zaten.
Yatağa üzerindekilerle uzanıp, sabaha kadar hem ağladı, hem düşündü durdu.
Şahin de eve dönmüş, çalışan kadını göndermiş, o da sessizliğe gömülmüştü. Ne yapacağını bilmiyordu. Burcu’dan çocuğa ömür boyu bakma vaadiyle hemen ayrılabilirdi ama Manolya’ya kendini affettirmesi imkansızdı.
Sabah işe gitme saati gelince, Hülya gelip, hafifçe Manolya’nın kaldığı odanın kapısını tıklattı.
“Okula gelecek misin, yoksa hasta olduğunu mu söyleyeyim?”
“Geleceğim!” dedi Manolya yataktan doğruldu ve kapıyı açtı, Hülya onun yüzünde daha da yorgunlaşan ifadeyi görünce üzüldü ama yine bir şey sormadı.
“Kahvaltı hazırladım haydi gel!” diyerek mutfağa gitti. Manolya’da peşinden gidip, sessizce masaya oturdu. Bir bardak çayla bir parça peynirden başka bir şey yemedi.
“Bir şey sormadığın ve beni evine kabul ettiğin için teşekkür ederim!” diye mırıldandı sadece
“Manolya hocam ne kadar isterseniz kalabilirsiniz!” dedi Hülya, “Yapabileceğim başka bir şey varsa?”
“Teşekkür ederim, bir duş alabilir miyim? Berbat haldeyim!” dedi Manolya ve sonra banyoya girip ılık bir duş aldı, odaya geçip valizi açtı ve en az kırışanlardan bir kaç parça giysi seçip giyindi. Birlikte okula gittiler.
İlk dersten sonra müdürün yanına gidip, bu sene son senesi olduğunu söyledi. Okulların kapanmasına iki hafta vardı. Eğer bu iki hafta içinde sınıfını devredebileceği bir öğretmen varsa, hemen ayrılmak istiyordu.
Müdür kapıdan girip, onun halini görünce yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu zaten anlamıştı. O da yapabileceği bir şey olup olmadığını sordu önce. Manolya olmadığını söyleyince de, iki hafta sağlık raporu alarak dönemi tamamlayabileceğini ama gerekmiyorsa okuldan ayrılmasına razı olmadığını söyledi. Manolya hayatında bazı değişiklikler olduğunu ve bu şehirden ayrılacağını söyleyince de şans dilemekten başka elinden bir şey gelmedi. Bu günü tamamladıktan sonra yarın ona sağlık raporu alabilmesi için yarım gün üzün verebileceğini, raporun başladığı günden itibaren de izne ayrılıp, sonra da okulla ilişiğini kesebileceğini üzülerek ifade etti Müdür.
Bir sonraki arada, Manolya Hülya’dan bir kaç gün daha kalmasının mümkün olup olmadığı sordu, o da severek kabul edince, zar zor günü tamamladı. Akşam Hülya ile birlikte yeniden eve döndüler. Şahin aramayı bırakmıştı, Sedef’te artık yüzü olmadığı için aramıyordu. Aykut, Şahin ile karısının arasını yaparlarsa, Şahin’in onlara daha fazla imkan sağlayacağını düşünüyordu ama karısı hamileliğinin son evrelerinde olduğundan onu strese sokmak istemiyordu.
Sedef “Bu iş buraya kadar!” demişti en son, “Daha fazla dahil olmak istemiyorum, Şahin kendi pisliğini kendi temizlesin, bu bizim sorunumuz değil!”
(devam edecek)