Şahin henüz hamilelik başlamadığı için, karısına eşlik ederek, Aykut ve Sedef’in doğacak çocuklarına hediyeler almaya başlamıştı. O kadar güzel seçimler yapıyordu ki, Manolya kendi çocuklarına yapacakları için şimdiden heyecanlanıyor ve kocasına hayranlık duyuyordu. Şahin çok iyi bir koca olmuştu ve harika da bir baba olacaktı, buna hiç şüphesi yoktu.
Sedef’in aş ermeleri başlayınca, tabi biraz da nazla abarttığı için, herkes istediklerini yapmak için seferber olmuştu. O da sevdiği ne varsa herkese siparişler veriyor, doktor kontrolüne rağmen de kilo olarak alması gerekenden fazlasını alıyordu. Bir yandan vücudu bozuldu diye dert yanarken, bir yandan da iştahla ısmarladığı siparişleri yiyordu. Manolya’da arkadaşına sevdiği şeylerden yapıp götürmeye başlamıştı. Her yapılanı büyük bir keyifle yiyor olmasını seyretmek hoşuna gidiyor, kendisi çok iştahlı olmasa da bazen onun hevesine kapılıp o da ipin ucunu kaçırıyordu.
Şahinlerin aldığı dava bitmese de artık sona gelmiş, kazandıkları kesinleşmişti. O yüzden Aykut karısı ile olabildiğince çok zaman geçirmek için mesai saatlerini epeyce azaltmış, Şahin’de arkadaşı bu süreçte rahat etsin diye ona düşen işleri de üstlenmişti. Nasılsa bir süre sonra sıra onlara gelecek, Aykut’a da gelecekti.
Manolya kocasının bu özverisine de hayranlık ve sevgi duyuyor ama “Unutma o zamanda bebekleri küçük olacak, umduğum gibi olmayabilir!” diyerek onu uyarıyordu.
“Olsun!” diyordu Şahin, “Ben karımın yanında olmak için gerekirse büroyu kapatır gelirim!”
Manolya artık rüyalarında bile bebekleri olduğunu görüyor, heyecanla hamile kalacağı o günü bekliyordu. Bu arada Sedef’in de doğumuna üç aydan az zaman kalmıştı. Manolya’da doğumdan sonra, onun verdiği hapları kullanmasına rağmen henüz bir gelişme olmamıştı ama doğum kontrol haplarını bıraktıktan sonra da biraz zaman geçmesi gerektiğini hesaplayıp, endişelenmiyordu. Nasılsa en hayırlı zamanda olacaktı. Hem böylece arkadaşına da destek oluyor, bir bebeğin hazırlık sürecine şahitlik ediyordu.
Sedef iyice kilo aldığı ve havalar yeniden ısınmaya başladığı için pek bir yere çıkmıyordu. Annesini çok geldiği için biraz küstürmüş. Onlar da doğuma kadar karı koca yeniden gezmeye karar vermişlerdi. Normal zamanda gezip tozduğu arkadaşları da kendi eğlencelerine devam ettikleri için kocası ve Manolya ile zaman geçirebiliyordu. Manolya gündüzleri çalışsa da, Şahin işlerini yaparken mutlaka arkadaşına uğruyor, kendi yapamadıysa da sevdiği bir şeyleri alıp götürüyordu.
Sedef uzun zamandır çocukluklarında yedikleri bir tatlıyı sayıklıyordu. Yassı kadayıf. Nereden aklına düşmüşse, durup durup, “Bir bulamadık şu tatlıyı!” diyordu. Manolyaların okulunda da çocuğunun okul parasını çıkartmak için öğretmenlerle diğer velilere, mantı, sarma gibi şeyler yapıp satan bir veli vardı. Evde çalışan kadınlar, annesi, Manolya ev tarifleri ile tatlıyı kendileri yapmalarına rağmen, niyeyse o hazır alınan yassı kadayıfın tadını bir türlü veremiyordu Sedef’e.
Kadıncağız kendiliğinden bir gün gelip, yassı kadayıf da yapıp satacağını söyleyince, Manolya hemen heyecanla sipariş verdi. Arkadaşının hamile olduğunu, bu tatlıya aş erdiğini ama kendileri deneyip, bir türlü onu o lezzete ikna edemediklerini anlattı. Kadıncağız da Manolya’yı zaten çok sevdiği için “Bir de ben yapayım!” diyerek gitti. Okula haftada bir gün sipariş dağıtmaya geldiği için haftaya gelirken şerbetsiz hâlini getirecek, onlar da şerbetini yapıp afiyetle müstakbel anneye yedireceklerdi. O akşam heyecanla kocasına yassı kadayıfı bulduğunu anlattı, haftaya gelene kadar Sedef’e ve Aykut’a söylemek yasaktı. Sürpriz yapacaktı. Şahin karısının arkadaşının bu isteğini, heyecanla yerine getirme çabasına gülümseyerek karşılık vererek, söylemeyeceğine yemin etti. Zaten bu hafta çok işi vardı, arada geç de gelebilirdi. Aykut bebek odası için gelecek eşyaları karşılamak ve yerleştirmek için evde daha çok zaman geçirecekti.
“Korkuyorum ki bebek olunca hiç gelmeyecek!” diyordu Şahin.
Manolya’da, “Seni uyarmıştım!” diyerek gülüyordu kocasına.
Yassı kadayıf siparişi verilen kadın, hamile birinin aş erdiğini duyunca içine sinmemiş, bir hafta dolmadan cumadan Manolya’nın siparişini getirmişti. Manolya, hayatında bir tatlıya kavuştuğuna bu kadar sevineceğini hiç düşünmezdi. O akşam hemen Sedef’e götürmek istediğinden, son iki dersi beden eğitimi öğretmenine teslim edip erkenden eve gitti. Şerbetleyip götürürse hemen yer diye düşündüğünden, çabucak mutfağa girdi. Rahmetli annesi de yassı kadayıfı sık yapardı. O zamanlar mahallelerde olan fırınlarda veya yufkacılarda kolayca bulunurdu. Herkes belli ki hazırının tadını severdi ki, kimse hamurunu evde yapmaya kalkışmıyordu. Hemen annesinden gördüğü gibi şerbeti hazırlamaya başladı. Çabucak kaynatıp, tatlıya döküp, koşa koşa Sedeflere gidecekti. Şahin zaten geç geleceğini söylediği için sorun yoktu. Sedef’in tatlıyı yerken ki yüz ifadesini göreceği aklına geldikçe kendi kendine gülümseyip duruyordu. O da aşerecek miydi acaba, kim bilir canı neler çekecekti.
Şerbeti cam fırın tepsisine serdiği kadayıfların üzerine güzelce döktü ama sonra hatırladı ki annesi üzerine ceviz koyardı. Hemen dolaplardan paketi açılmamış bir iç ceviz buldu ve hafifçe kırıp tek tek üzerlerine serpti. Bu günün hatırası olsun diye şerbetin çekmesini ve biraz soğumasını beklerken, fotoğraflarını çekti, Sedef’i de yerken çekecek sonra arkadaşına bir albüm hazırlayıp gönderecekti. Yıllar sonra ikisinin de çocukları büyüdüğünde bu fotoğraflara bakıp, güleceklerdi belki. Çocuklarına da göstereceklerdi.
“Annen sana hamileyken, yassı kadayıf aşermişti!” diyecekti Sarp’a. Doğacak bebeğin adının Sarp olmasına karar verilmişti sonunda. Aslında herkes bir isim söylemiş ama tabi ki sonunda Sedef’in seçtiği isim olmuştu. Sarp’ın odasına hazır mobilyalar yerine ısmarlama masif mobilyalar yaptırılmıştı. Tabi hemen odasında yatacak değildi ama yine de hazır olması iyiydi. Manolya’da öyle yapacaktı. Sarp doğduktan sonra yatılı kalacak olan bakıcı, doğumdan bir ay önce gelecekti. Sedef normal doğum istemiyordu ama doktoru o zaman karar vereceklerini söyleyip, normal doğuma yönlendirmeye uğraşıyordu.
“Sanki o doğuracak!” diyordu Sedef. Bu süreçte de herkese her istediğini yaptırmaya alıştığı için doktorda istediğini yapsın istiyordu. Manolya onu kendisi ve bebek için en doğrusunun normal doğum olduğuna ikna etmeye uğraşsa da Sedef, Sedef’ti.
Tatlılar şerbetini çekmeye başlayınca, uygun mu diye arkadaşını aramayı düşündü ama sonra sürpriz olmaz diye vazgeçti. Zaten hemen her gün iş çıkışı uğruyordu bu gün sadece bir saat daha erken gidecekti.
Tepsiyi güzelce sitreç filmle sardıktan sonra heyecanla evden çıktı. Zaten yakın oturuyorlardı. Sedef havalar ısındığından beri kendini bahçeye atmıştı zaten karnı şiş olduğundan evin üzerine üzerine geldiğini söylüyordu. Aslında gezip, tozmaya alışık olduğundan onu sıkan durağan bir hayata geçmesi ve hareket özgürlüğünün kısıtlanmasıydı ama kimse yüzüne vurmuyordu.
Elinde tepsi hızlı hızlı yürürken, Sedef’lerin evinin önünde duran arabanın kocasının arabasına benzediğini düşündü. Yaklaşınca da arabayı tanıdı. Şahin’de mi gelmişti, gelse Manolya’ya haber verirdi mutlaka. Acaba bir şey mi olmuştu? Endişeyle adımlarını hızlandırdı. Bahçe duvarına yaklaştığında bahçeden gelen sesleri işitti. Bir şey olduğu endişesi taşıdığı için ister istemez durup seslere kulak kabarttı.
“Ne zaman gidecek bu?” diyordu Sedef’in sesi.
“Gider şimdi Manolya’nın gelme saati yaklaşıyor!” diye yanıtladı Aykut’un sesi.
Kendinden bahsedildiğini duyunca acaba ona bir sürpriz mi hazırlıyorlar diye düşündü, eğer öyleyse şimdi kapıya giderse sürpriz bozulacaktı. Tamam da niye durup dururken sürpriz yapsınlardı. Doğum günü veya özel bir günde değillerdi. Merak ettiği için dinlemeye devam etti.
“Vallahi iyice sapıttılar, Manolya’ya yakalanacak böyle giderse bizim de başımızı yakacak!” dedi Sedef gergin bir tonla.
Manolya iyice meraklandı. Sürpriz olsa niye yakalanınca başları yansındı. Neler oluyordu böyle?
“Giderler şimdi. Manolya’nın gelmesine daha bir saat var, rahat ol karıcığım. Bu fedakarlığı yapmasak yurt dışında istediğin o evi nasıl alacaktık?”
“Ya!” dedi Sedef bu sefer sesini yumuşatarak, “Vallahi Manolya’ya daha diyemedim!”
“Niye? Nasıl aldığımızı nereden bilecek, bebek doğup gidip gelmeye başladığımızda nasılsa duyacak, bence bir an önce söyle!”
“Evet, bu gün söyleyeyim!” dedi Sedef.
Manolya’nın iyice aklı karışmıştı.
(devam edecek)