Manolya – Bölüm 15

Şahin ve Manolya’nın evlilikleri ikinci yılına girdiğinde, Manolya, artık bebek sahibi olmaya daha yakın oldukları için çok mutluydu. Bu arada Aykut dışındaki diğer arkadaşları bürodan ayrılmış, kendilerine göre farklı yollar belirlemişlerdi. Büroda artık Şahin yönetici pozisyonunda, babası zamanından kalan diğer avukatlar ve Aykut vardı. Birlikte bir yılı devirdikleri için herkes birbirine alışmış, yoğun olsa da sistemli bir iş planı oturtmuşlardı. Şahin’in babasından devraldıkları müşterilerin yanına, bir yıl içinde gösterdikleri performanslarla yeni müşteriler de kazanmışlardı. Bu kazanımlar, Manolya ve Sedef’in evine gelir olarak geri dönüyordu. Artık sadece varlıklı ailelerden gelen kocalara değil, kendi varlıklarını yaratan kocalara sahiptiler. Sedef için bundan daha iyi bir şey olamazdı. Aykut’la ilişkileri çok iyi gidiyordu. Birbirlerine de benzediklerinden aralarında bir uyuşmazlık çıkmadan yaşayabiliyorlardı. Manolya ve Şahin cephesinde de ilk günkü romantizm, nezaket hiç eksilmemişti. Şahin ne kadar yoğun olursa olsun, karısına yakın ilgi ve alaka gösteriyor, onu mutlu edecek şeyleri gerçekleştirmek için çabasını sürdürüyordu. Aynı şekilde Manolya’da kocasını mutlu etmek için elinden geleni yapıyordu. Sohbetleri, aşkları eksilmeden sürüyordu. Manolya için tek eksikleri bir bebekti. O da artık öğretmenliğe iyice alışmış, başladığı okula sunduğu yeni projelerle kendini kabul ettirmişti. Genç bir öğretmenin bu idealist ve yenilikçi yaklaşımları okul yönetimini, dolayısıyla velileri de memnun ediyor, başarılı dönüşler alıyorlardı.

Manolya, Sedef’ten aldığı hapları kullanmaya devam ediyordu ama bıraktıktan altı ay sonra ancak hamile kalındığını bildiği için bir buçuk yılın sonunda hapları bırakmak istediğini kocasına söyledi. Böylece karar vermiş oldukları iki yıl dolmuş olacaktı. Şahin giderek artan sorumlulukları ve henüz başarılı geçen sadece bir yıl olmasından dolayı bir çocuğa babalık etmeye hazır hissetmediğini söyledi. Karısını da üzmek istemiyordu. Hapları hiç değilse iki yıl dolduktan sonra bırakırsa bir altı ay daha kazanmış olabilirlerdi. Manolya, kocasının bu isteğine itiraz etmedi. Zaten ne kadar yoğun ve sorumluluk sahibi olduğunu biliyordu. Bir bebekleri olduğunda sürekli işine odaklı bir baba olmak istemiyordu. Buna da hakkı vardı. Böylece haplara altı ay daha devam etmeye karar verdi. Sedef’te artık çalışmaya hiç gönlü olmadığından onunla birlikte hamile kalmanın ikisi içinde daha iyi bir süreç olduğunu düşündü. Aynı yerde çalışan kocaları, aynı oranda yoğundu zaten. Böylece bebekleri aynı dönemde birlikte büyütebilirler, birbirlerine de destek olurlardı. Hem çocuklar aynı yaşta olurlarsa, yalnız da kalmamış olurlar. Manolya ve Sedef gibi eski ve sağlam bir arkadaşlıkları olurdu.

Bu arada Sultan hanımın sağlığı ikinci gidişlerinden sonra iyice bozulduğundan, Osman bey kendisi toparlanır toparlanmaz karısını alıp geri dönmüştü. Karısının onca iyileşmeden sonra, tekrar sağlığından olmasının sorumlusu olarak kendisini görüyordu. Doktor kontrolünde de pek olumlu şeyler duymadılar Sultan hanım, süreci başa döndürmekle kalmayıp, eskisinden de daha kötü bir hale getirmişti kendini.

Manolya annesinin haline çok üzülmekle kalmayıp, bir de babasının rahatsızlığını sakladıklarını öğrenince iyice canı sıkılmıştı. En güzeli ikisinin de burada, gözünün önünde kalmasıydı. Babasının zaten yaşı vardı, normal bir rahatsızlık hissetmesi bile Sultan hanımın kocası için çabalamasını tetikliyordu. İkisi de daha fazla yorulmasın diye tüm itirazlarına aldırmadan eve yardımcı olacak bir kadın tuttu. İkisi oturup sohbetler edip, kendilerini yormadan yaşayacaklar, kadın da yapılması gereken her işi yapacaktı. Ama işler pek Manolya’nın planladığı gibi gitmedi. Zar zor kabul ettirip, eve soktuğu kadın, Sultan hanımın rahat durmayıp, işlere ortak olması ve bütün iyi niyetiyle kadını el üzerinde tutması nedeniyle, ev sahibine dönüşmüştü. Manolya’nın doğrudan farkında olmadığı bu sürece, Osman bey uyarıp haber vermişti.

“Kızım annen kadına öyle bir davranıyor ki, sanki ev sahibi o, annen çalışmaya gelmiş. Kadının da canına minnet ama suçlamıyorum annen yapıyor. Kadın çalışırken kahve yapıp hadi gel biraz da sohbet edelim diyor mesela, sonra akşama kadar karşılıklı oturup muhabbet ediyorlar. Ben de sıkıldığım için bahçeye çıkıp oradaki işlerle ilgilenmeye çalışıyorum. Kadın işe başlıyor, annen bu sefer yoruldun gel otur diyor. Kadın ne seviyorsa evde onlar pişiyor artık. Öyle bir hale geldi ki, kadın sevmiyor diye evdeki eşyaların yerini değiştiriyoruz. Bütün düzen alt üst oldu. Annene sorsan kadından çok memnun, kadın da annenden memnun tabi, nerede bulacak böyle rahat evi.”

Manolya, babasını dinlerken üzülse de hiç şaşırmamıştı. Böyle biriydi annesi. İnsanca ve sevecen tavrıyla, kadına acıyordu muhtemelen. Osman bey, Sultan hanım kadını oturttukça, kadının hayatındaki zorlukları anlatıp durduğunu, karısının da kadına acıyıp yardım etmeye çalıştığını da anlatmıştı. Kocam şöyle yaptı, akrabalar doluştu yorgunum diye geliyordu sabahları, Sultan hanım da o zaman şu işleri yapma gel otur diye kadını oturuyordu. Akşam olup işler bitmeyince de kadın çıkar çıkmaz kendi başına geçiyor, Osman bey niye böyle yaptığını sorunca da, yazık baksana kadının yaşadıklarına diyordu.

Aslında, kadının parasını Manolya ödüyor ve ailesine onları kırmayacak şekilde destek olmasa, Osman beyin de dediği gibi, kadının durumu onların durumundan çok daha iyiydi. Aylık geliri bile Osman beyin maaşının üç katıydı neredeyse. Kadın da Sultan hanımın yumuşak karnını öğrenmiş, keyfine bakıp evine gidiyor, parasını da tıkır tıkır alıyordu.

“Kızım biz kadınla falan yapamıyoruz!” dedi sonunda Osman bey, “Annende bu huy varken, kadınla dinleneceği yerde, kadını dinlendiriyor. Yetmiyor, şükür hayatımızda bir derdimiz yokken, bir de kadının dertlerine üzülüp, o gidince bana anlatıyor dövünerek. Bir de sonunda ne yapsak diyor.”

Manolya gülümsüyordu babasını dinlerken ama acı bir gülümsemeydi bu. Dünya tatlısı annesiydi sonuçta anlatılan ve onu bütün bunları yaparken hayal edebiliyordu. Sonunda annesi ile konuşup, gelen kadını işten çıkardı ve annesine de onu işten çıkarma sebeplerini tek tek anlatıp, “Bak bunu da sen yaptın böyle!” diye ekledi. Bir kadın daha tutacaktı ama aynılarını ona da yaparsa, kadın onun yüzünden yine işinden olacaktı.

Böyle söyleyince Sultan hanım bir şey diyemedi. Kızının haklı olduğunu biliyordu. Tabi bunları anlatan kocası olduğu için de biraz içerlemişti. Gerçi Osman bey kızına ne söylediyse aynılarını ona da söylemişti ama yine de Manolya’ya şikayet edilmiş gibi hissedip, gönül koymuştu. Osman bey karısını bir kez daha üzdüğü için iyice üzülmüş, yeni yardımcı kadın başladıktan sonra günlerce onun gönlünü almaya çalışmıştı. Sultan hanım bir iki gün çocuk gibi surat assa da, güzel kalbi hemen yumuşamış kocasını affetmişti. Tüm uyarılara rağmen kadına yine aynı davranmaya başlayınca, Osman bey bu defa kızının söylediklerini hatırlatmış, o da geri çekilmişti. Kadın son altı aydır çalışıyor ve Sultan hanım da, hizmet almaya alışmaya başlıyordu. Osman bey olmasa yine başa dönerdi ama kocası sürekli ona hatırlattığı için bir şey diyemiyordu.

İkinci kadının sorumluluğu almasına rağmen Sultan hanımın sağlığında bir düzelme olmamıştı. Artık o kadar yüklenmişti ki kendine, vücut neredeyse toparlanmak bile istemiyordu. Manolya annesinin sağlığı yerindeyken, torununu sevebilmesini de çok istese de, kocasının gerekçelerine ikna olduğu için altı ayı göze almıştı. Zaten eğitim dönemi içinde hamile kalıp, yaz tatilinde doğuracak şekilde planlama yapması gerekiyordu. Henüz birinci sınıf okuttuğundan daha ilk seneden çocuklarını yarı yolda bırakmak istemiyordu.

(devam edecek)

Yorum bırakın